Çağlar Sarıtaş | Herkesin Kamburları, Kamburların da Bir Sebebi Vardır Elbet

Çağlar Sarıtaş | Herkesin Kamburları, Kamburların da Bir Sebebi Vardır Elbet

Çağlar Sarıtaş, Recep Kayalı’nın Kamburuma Üç Sebep adlı öykü kitabına değindiği yazısıyla Edebiyat Daima’da: “Herkesin Kamburları, Kamburların da Bir Sebebi Vardır Elbet”

Çağlar Sarıtaş | Herkesin Kamburları, Kamburların da Bir Sebebi Vardır Elbet

Recep Kayalı “Dip” ve “Taşın Dediği” adlı öykü kitaplarının ardından “Kamburuma Üç Sebep” ile öykü yolculuğuna emin adımlarla devam ediyor. Recep Kayalı’nın öykü kitabı “Öyküler hediye gibidir. Öylece çıkar gelir.” notu ve imzası ile elime ulaştı. 8 öyküden oluşan kitabı bitirdiğinizde kitabın adı ne de güzel yer ediyor zihinlerde.

Daha ilk öyküden derin bir vicdan muhasebesi ile baş başa bırakıyor okurunu Recep Kayalı. Kamburluk sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da insan yaşamında var olan bir olgu. Kayalı öykülerinde kamburları ile hayatlarına devam eden, giderek silikleşen acı hatıralarını bir yumru gibi boğazlarında taşıyan, yutkundukça acı hatıraları ile yüzleşen kahramanlara da yer veriyor hikâyelerinde. Bizlere de toplum tarafından dışlanan, ötekileştirilen hatta insanlar tarafından ucube olarak görülen kahramanların penceresinden bakmak düşüyor. Her ne kadar öykülerde kambur, ucube, cellat gibi karakterler yer alsa da özde anlatılmak istenen eninde sonunda hepimizin insan olduğu ve insan olarak kalabilmenin yolunun insanları ötekileştirmeden, dışlamadan, zayıf gördüklerimize merhamet kisvesi altında kibirle bakmadan onları kabullenmek olduğu gösteriliyor.

Recep Kayalı på Twitter: "Palto/Yaz. Harika bir sayı oldu. Herkese tavsiye  ediyorum. Bol öykü bol güzellik… "
Recep Kayalı

 Hepimizin görünen ya da görünmeyen, belki kendimizden bile sakladığımız kamburları var elbette. Kayalı öykülerinde her insanın kendi gerçekliği içinde bunun farkında olmasını anlattığı karakterlerin bizden farksız olmadığının ayrımına varmamızı istiyor bir bakıma. Öykülerini anlatırken sıradan olmayan insanları, sıradan olmayanlar sınıfına bizlerin dâhil ettiğini aslında onlarında bizim gibi sıradan hayatları olduğunu dikkatimize sunuyor.

 Kamburuma Üç Sebep adlı öyküde babasının kamburu ile dalga geçen okul arkadaşlarından dolayı utanç duyan kızına utancını yenmesi için mitolojik ve masalsı hikâyeler anlatan yüreği sevgi yüklü bir baba anlatılıyor. Kızı utanç duygusunu yenip anlatılan hikâyelerle babası ile gurur duyuyor.

 “… Kızımın utancıyla büyüyor kambur. Kocaman bir seyahat balonu oluyor gözümde. Evleri, o evlerdeki yasları, insanları, otomobilleri, otobüsleri, ucu jiletten keskin, sarhoş kuşları öldüren dağları yüklüyorlar şekilsiz sırtıma…”

 Gökte Uçan Hüma Kuşu adlı öyküde engelli doğan, yürüyemeyen ve konuşamayan kızına sıkı sıkıya bağlanıp hem çocuğuna hem de kendine umut aşılayan bir baba anlatılıyor. Baba kız arasındaki gönül köprüsü birbirlerini anlamalarına ve iletişim kurabilmelerine imkân tanıyor. Ne kadar doktorlar bunun mümkün olmadığını söylese de baba kız arasındaki güçlü bağ kızının babası ile zaman zaman konuşabilmesine kapı aralıyor.

 Persona Non Grata adlı öyküde içine kapanık, derin bakışları ve suskunlukları olan bir babanın beklenmedik bir anda balkondan atlayarak intihar etmesi ile dehşet ve üzüntünün ötesinde derin bir utanç hisseden bir genç anlatılıyor. Babasının intiharı ile derin bir boşluğa sürüklenen genç kendini şiire veriyor. Yazdığı şiirlerin eşi benzeri olmadığını düşünüyor. Bir bakıma var olma savaşı veriyor hayata karşı şiirlerle.

 “…Yok sayılmak konusunda iyiyim. Vapura binip dönüyorum evime. İçimdeki hayvan o dergi ofisinde baş gösterdi. Görünür olmak adına tırmaladı beni. Dışımdaki insan yeni fark etti onu. Var olduğumu ilan etmeliyim herkese. Ellerim, yüzüm, sözlerim var benim. Bunu bilsin insanlar…”

Varlığını kanıtlama güdüsü ile hareket eden genç şair bu duygunun ezilmişliği ile her yere gönderir şiirlerini fakat onu fark eden olmaz ve sonunda içindeki hayvanı dışarı çıkarır.

“…Bütün gece havlıyorum. Evlerin ışıkları yanıyor. Salyalar akıyor ağzımdan. Küfürler duyuyorum…”

Kör Kuyulardan Çıkarılan “Hikâye” de totaliter devlet anlayışına karşı bir başkaldırı göze çarpıyor. Bu başkaldırı eleştirel bir yaklaşımla semboller aracılığıyla ele alınıyor. İnfaz köyüne getirilen mahkûmlar önce halkın tepkisi ile karşılaşır. Mahkûmların ne suç işlediklerini bilmeyen halk mahkûmlara beddualar eder. Fakat infazlarını seyrettikten sonra da bu insanlar için merhamet gözyaşları dökerler. Mahkûmlar idam edilmeden önce halk kin ve nefretlerini kusar. “…stres atmaya gelen halkımız, vatanseverlik kisvesi altında hayata, zamlara, vergilere, kısaca aklınıza gelebilecek her şeye olan öfkelerini mahkûmdan çıkarıyorlardı…” İdamları çocuklarının izlemesi yasaktır fakat gizlice idamı izleyen çocukları cellat fark eder ve yanlarına gider, çocuklar bir anda ne yapacağını bilmez halde donup kalırlar. Cellat çocuklardan birinin babasıdır. Çocuk dehşete kapılır annesi babasını bir kahraman olarak anlatmıştır ona. Fakat babasının cellat olması çocuğunun kafasını kurcalar.

“…Bir insan başka bir insanı öldürdüğünde ölüm cezasına çarptırılan aşağılık bir suçlu olurken onu öldüren kişi nasıl oluyor da adaleti sağlayan bir kahraman olabiliyordu…”

Çocuk ileride otoriteye karşı ayaklandığında o da idam cezasına çarptırılır ve celladı da babası olur.

Pandora - Kamburuma Üç Sebep - Recep Kayalı - Kitap - ISBN 9786057931993
Kamburuma Üç Sebep

 Önce Dağlar Kar Tutar adlı öyküde babası tarafından çocuk yaşta terk edilen ve uzun süredir babasını görmeyen ve babasının ölüm haberini almasıyla ne yapacağını bilemeyen bir evlat anlatılıyor. Annesinin ısrarı üzerine cenazeye giden karakter üvey kardeşinde eksik kalan yönlerini görünce köksüzlüğünü derinden derine hissediyor. Çünkü babasının onları terk etmesi ile bir yanı hep eksik kalmıştır. Hikâyenin sonunda babasının mezarı başında ne yapacağını bilemeden mezarı yumruklar, vurduğu yerden bir koku sızar, bu koku onu rahatlatır.

 Çürüyen Gölgeler Sonatı, Barnabas İncili’nden bir bölüm ile başlıyor.

“Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi: Doğduğum gün yok olsun, ‘Bir oğul doğdu’ denen gece yok olsun!” ( Eyüp 3: 1-5)

Bu hikâyede sirkte çalışan ucube görünümlü, yüzünde derin yaralar olan Eyüp anlatılıyor. Sirkteki gösterilerin sonunda yüzünde maske ile sahneye çıkan Eyüp maskesini indirerek izleyicileri dehşete düşürür. Sirk sahibinden Başkan satın alır Eyüp’ü ve evinin etrafında bekçilik yaptırarak insanlara korku salar. Bir gün kalabalık artar Eyüp’ten korkmayan bir kız ona yaklaşır, Eyüp ne yapacağını bilemez bir haldeyken kafasına taş gelir ve kalabalığa engel olamaz. Kalabalığı ekip araçları dağıtır ve halk Başkana olan tepkilerini yeterince gösteremez. Hikâye düşündürücü bir sonla biter.

“…Kasaba halkı son kanlı sabahına uyandı o gün. Elleri bağlanan Eyüp ayna karşısında geçirdi ömrünü. Başkan ölünce heykelini diktiler kasabaya. Ülkeyi gezen sirkler buralara bir daha uğramaz oldu.”

Son iki hikâye birer üçleme olarak çıkıyor karşımıza: “Fikret Üçlemesi” ve “Kenan Üçlemesi”. Bu hikâyelerde Kayalı, Fikret’in ve Kenan’ın hayatlarından üç farklı dönemi aktarıyor okuyucuya.

Fikret kanseri yendikten sonra avlanmayı bırakır fakat köylülerin ısrarı üzerine ava çıkar. Domuzu avlar ama yavrularını avlamaya vicdanı el vermez. İkinci bölümde gençliğinin bir kısmını yatılı Kur’an Kursu’nda geçiren Fikret’in yaşadığı bunalım ele alınıyor. Üçüncü bölümde ise Fikret’in çocukluğunda arkadaşlarıyla oyun oynadıktan sonra sırt üstü uzanıp gökyüzünü seyretmesi, yüzüstü dönmesi ile sararan otların kokusunu aklını başından alması, esen rüzgâr ile ruhunun rahatlaması anlatılıyor. Fikret bu kokuyu ömrü boyunca taşır ve bu kokuyu duyduğunda huzur bulur.

Kenan uyku problemi yaşayan bir çocuktur ve ömrü boyunca bu problemi beraberinde taşır. Çocukluğunda rüyasında bir kuzuyla konuşur, bir el başını okşar ve avucuna hurma bırakır. Uyandığında hurma avucundadır. Peygamber Efendimizin Kenan’ın rüyasına gelmesi anlatılmıştır. İkinci bölümde Postane Memuru olan Kenan’ın eşini ve çocuğunu bir kazada kaybetmesi silik birer anı olarak anlatılır. Bu kazada Kenan da kolunu kaybetmiştir. Anne ve babası ile sofrada bağdaş kurup yemek yerken kolunu utanarak sofranın altına saklar. Aslında onu etkileyen kolunu gördükçe hatırına düşen kazadır. Son bölümde Emekli olan Postane Memuru Kenan’ın rutine bağlanan hayatı anlatılıyor. Günün sonunda evine döndüğünde peşinden gelen köpeği içeri alır ve hikâye sona erer.

Kayalı öykülerinde mitolojik ve masalsı unsurlara, kurgusal düzleme, distopik toplum eleştirisine yer veriyor. Akıcı bir dille anlatılan öyküler bir solukta okunacak türden. Dili sade ve akıcı olmasının yanında alışmamış bağdaştırmalara yer vermesi ve özenli sözcük seçimi ile karşılıyor okuru.

Her öyküde çevremizde yer alan fakat farkında olmadığımız ya da görmek istemediğimiz, ötekileştirdiğimiz karakterleri görünür kılıyor bizlere Kayalı. Büyük bir dikkatle okunup çevremizdeki insanlara farklı bakış açısı geliştirmemizi sağlayan öyküleri keyifle okudum. Sizler de bu hissiyatı yakalamak istiyorsanız mutlaka okumanız gereken bir öykü kitabı.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz