Hatice Yıldırım | Şehrin Turuncu Saçlı D/evleri

Hatice Yıldırım | Şehrin Turuncu Saçlı D/evleri

Hatice Yıldırım “Şehrin turuncu Saçlı D/evleri” adlı denemesiyle Edebiyat Daima’da

Hatice Yıldırım | Şehrin Turuncu Saçlı D/evleri

Çatı katları… Ülkenin geneline yayılmış olan, cebi delik ama hayalleri yüksekteki kesimin bir dönem kaldığı basık, bunaltıcı çatı katlarından bahsediyorum. Fakirlik ve dertlerin güya hammadde gibi işlenerek elmasa dönüştürüldüğü, fikrin yoğrularak edebi eser haline geldiği bu çatı katları için ülkece sempati beslediğimiz su götürmez. Ama konu benim çatı katına gelince işler biraz değişiyor.

Dışarıya bakan tek pencerenin salonda olması size iyiye alamet gibi görünebilir. Hatta bulmuş da bunuyor diye düşünüp ağzımın payını vermek isteyenleriniz bile çıkabilir. Oysa olay, kaderin: “Yüzünde sinek var.” deyip bir tane patlatmasından başka bir şey değil. Yediğin tokada canın yanarken sineğin gerçek olmamasına sevinesin tutar ya hani! İşte öyle bir durum. Neden mi böyle söylüyorum? Anlatayım efendim, anlatayım. İşten eve yorgun argın geldikten sonra –ki öyle evlere hep yorgun argın gelinir- tüm can sıkıntımı, dışarıda görmeyi umduğum güzel manzaraya bakarak boşaltmak ve rahatlamak istiyorum. Çünkü evlerin içi de insanın göğüs kafesinin içi gibidir. Derdinizi kederinizi of deyip dışarı salasınız gelir. İşte böyle zamanlarda, bir de elime enerji içeceği hüviyeti yüklediğim bir “Karadeniz çayı” almışsam, başkalarının dünyasını temsil eden pencereye yaklaşıp perdeyi aralamak en umut vadeden seçenektir. İşte tam da o sırada, şak diye iner kaderin eli. Ne göreyim, önümde tupturuncu bir deniz… Sanki beni ve anlata anlata eskittiğim dertlerimi artık görmek istemiyormuş gibi arkasını dönmüş onlarca ev… Evlerin sırtı olan çatılardan bahsediyorum efendim. İçlerinde paylaşılan mutluluk ve huzurun benim hayatıma sırtını dönmesi, bir çatıyı çatı olmaktan çıkarıp umut taşıyan bakışlar için hususi olarak dikilmiş bir korkuluk haline getiriyor. Her akşam üzeri, acaba bu sefer bizim turuncu kasvet dağları yerinden kaybolmuş mudur diyorum ama ne gezer! Bana inat o betondan devler, avucundakini göstermek istemeyen kıskanç çocuklar gibi yamuluyor, büzüştükçe içine kapanıyor ve beni kiremit soğukluğundaki derisiyle karşı karşıya bırakıyor. Oysa ne güzel olurdu görebilsem akşam yorgunluğunu bir babanın, sofrayı hazırlarken etrafında koşuşan çocuklara söylenen annenin telaşını; ya da birbirine tebessüm eden ihtiyar karıkocanın sallanan koltuklarından çıkan gıcırtıya kulak misafiri olsaydım. Herhangi bir kare paylaşsaydı bu çatılar benimle, yalnızlığımı unutturacak, sıcak, her anında insan kokan mini minnacık bir kare… Ama olur mu hiç? Kaç güneş devirdik karşılıklı, bu hasis çatılar bir kere olsun bana içlerini açmadılar.

Sahi, bir evin en sevilebilecek yeri neresidir hiç düşündünüz mü? Bana sorarsanız efendim, pencereleridir derim. Çünkü pencerelerde her daim hayat vardır. Ya bir çiçek, ya bir kuş, ya bir insanla… Ama o canlılık hep vardır. Oysa donuk turuncu rengiyle somurtan bu çatılar, bana bir dilencinin diğerini küçümsemesini andırıyor. Evlerin en çok unutulan, göz ardı edilen bölümleriyken, tutup asık suratıyla bana burun kıvırıyor. 

Gökyüzünün turuncu tarlaları… Asıl komik olan bu soğuk nevale rengin de bana kafayı takmış olması. Önceki kiracıdan kalan kanepeler, bilin bakalım ne renk? Tabii ki turuncu! İnanabiliyor musunuz? Can sıkıntısıyla perdeyi kapatıp yüzümü odanın içine çeviriyorum ve havuç rengi kanepelerin bana dil çıkardığını görüyorum. Başkalarının hayatlarını benimkinden ayıran, dışarının tüm mesafelerini ve uzaklığını bana koca bir sırt şekliyle ima eden bu uyuz renk, içeride şakacı ama daha sevimli bir suratla karşımda sırıtıyor. Ölür müsün öldürür müsün? Neyse efendim işte dışarda soğuk, içeride benim evim olması hasebiyle sıcacık gülümseyen bu yanardöner renk, bir süredir zihnimi hayli meşgul ediyor. İster istemez soruyor insan: Yoksa kötü olacağı baştan anlaşılıp yarım bırakılmış bir masalın şanssız kişisi miyim?

Gökyüzünde, turuncu bir tarlanın ortasına kondurulmuş kız kulesinde yaşayan, koltukları havuçtan bir külkedisi gibiyim. Bu kadar turuncuya bakılırsa, belki de içimde biraz tavşanlık da vardır. Çizmeli tavşan, koşarken merdivenlerde sihirli lambasını düşürmüş; bunu gören konuşan ayna cadıya elma yerine havuç yedirmiş. Havuca alerjisi olan cadı yüz yıl uykuya dalınca sanırım ben de yanlışlıkla ormanda yolumu kaybedip bu turuncu saçlı beton devlerin arasından geçerek bizim çatı katına gelmişim. Yoksa bu yaşadığımın başka bir açıklaması olamaz. Neyse efendim, masalımızın sonuna gelirken şunun haberini de vereyim: Gökten üç turuncu elma düşmüş, biri evlerin mutsuz çatılarına, biri bacadan hooop benim salona, diğeri de…  Diğerini bilmiyorum ama umarım bu hikâyeyi okuyanın başına değildir.

(Not: Tanrı sizi turuncudan, çatı katlarından ve yalnızlıktan korusun.)

1 comment
Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

1 Comment

  • Efebakan
    13 Haziran 2021, 20:30

    Güzel bir paylaşım olmuş ellerinize emeğinize Kaleminize sağlık yazılarınızın devamını bekliyoruz sizide korusun 👍

    REPLY

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz