Deniz Kara Kavalcı | “Tanrı’nın Sağ Eli”: Michael Haneke “Beyaz Bant”

Deniz Kara Kavalcı | “Tanrı’nın Sağ Eli”: Michael Haneke “Beyaz Bant”

Deniz Kara Kavalcı, ünlü yönetmen Michael Haneke’nin Beyaz Bant filmini yazdı: “Tanrı’nın Sağ Eli”: Michael Haneke “Beyaz Bant”

Deniz Kara Kavalcı | “Tanrı’nın Sağ Eli”: Michael Haneke “Beyaz Bant”

“Beyaz Bant” 2009 yapımı, Michael Haneke’nın yazıp yönettiği, siyah-beyaz bir Alman yapımı. Neden siyah-beyaz olduğuna gelince; Haneke bu durumu şöyle izah ediyor: “Genellikle tarih filmleri izlediğimde, hikâyenin doğru olduğunu bilmeme rağmen inanmakta zorlanıyorum. Bunun nedeni; görsel hafızamda bu zamanların gerek var olan videolar, gerekse resimlerden dolayı zihnimde siyah beyaz ile ilişkilendirilmiş olması. Başka şekilde hayal etmem nasıl mümkün olabilir? Ayrıca siyah beyazı seviyorum ve bu fırsatı bir neden olduğu zaman kaçırmam.”

Kabul ediyorum, siyah-beyazın büyüsü başka ancak burada görüntü yönetmeni Christian Berger’ın da hakkını teslim etmeli; zira şahane iş çıkarmış.

Karanlık bir perdeden yaşlı anlatıcının sesiyle başlar film… I. Dünya Savaşı arefesinde sıradan bir Alman köyü; gizemli bir dizi olay (kaza, ölüm, işkence) ve köy halkının bu olaylar karşısındaki tuhaf soğukkanlılığı. Baskı, şiddet, bağnazlık üçgeninde cereyan eden insan öyküleri. Anlatıcı konumundaki köyün öğretmeni tarafsız gözlemlerini aktarırken, onun ifadesi yaşananların gizemini izleyicinin gözünde daha da büyütüyor.

Michael Haneke’nın “Beyaz Bant” filminde vurguladığı düşünce: Alman çocukların ahlaki olarak Nazizm’e yatkın oluşunun nedeninin XX. yüzyılın ilk yarısında verilen aile eğitimi olduğu. Yönetmen, sağlıksız insan etkileşimlerinin kötücül duygulara kaynaklık ettiğinin altını kalın kalın çiziyor. Bu da akıllara Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi’nde Lord Henry’e söylettiği şu sözleri getiriyor: “Bir kişiliği bozmak istiyorsan, ıslah et.”

II. Dünya Savaşı sırasında kötülüğün şahikasının “faşizm” olduğunu deneyimliyor dünya. Haneke, nasyonel sosyalizme zemin hazırlayan o gayrı ahlaki arka planı, sinemayı aracı kılarak sorgulatıyor izleyiciye. İnsani duygularını kurban eden toplumun nasıl yozlaştığını, gelecekte bir çok acının yaşanmasında başrolü oynayacak neslin nasıl yetiştiğini gösteriyor. Evet, diyebiliriz ki Haneke’nın yaptığı bir Alman kültürü eleştirisidir. Protestan ahlakıyla harmanlanan eğitimin içerisinde erkeklerin kadınlara, baronun çiftçilere, ebeveynlerin çocuklara uyguladığı şiddet, taciz, sömürü olayları itina ile gizlense de yok olmuyor; öfkeyi büyütüp, intikam ateşini körüklüyor.

Haneke’nın senaryosunu örtük mesajlarla, görünmez imgelerle donattığı filminde çocuklar büyüklerinden etik mutlakiyetçilik, katılık ve duygusal şiddet üzerine ‘saklı’ dersler alıyor.

– “Kapıların ardında olan, kapıların ardında kalır.”

Filme hakim genel atmosfer gaddarlıktan türeyen telaşsız bir gerilim… Doktorun, sevgilisi olan ebeyi zehirli sözlerle terk etmesi, onu kadınlığından utandırması, eşinin baronun yüzüne onu değil bir başkasını sevdiğini söylemesi, polisin sorgu esnasında küçük bakıcı kızın suratına öfkeyle bağırması ve pederin çocuklarını beyaz renkte bir “saflık” bandı takmaya zorlaması hasta bir kültürün ürettiği gaddarlığın ayrı ayrı örneklerini gözler önüne seriyor.

– “En temel düzeyde, burada endişelendiğimiz tek şey maddi varlıklarımız ve cinsel dürtülerimizdir. Hayatlarımızda gerçekten çok fazla şey yok”.

Otorite, disiplin, ceza yoluyla küçük ruhlara nakış nakış işlenen ağır kötücül duygular, gelecekte bir neslin dönüşümünün de fitilini ateşliyor. Kollarına masumiyeti hatırlatması için beyaz bantlar takılarak ‘işaretlenen’ çocuklarda bu hareketin bulduğu yankı; şiddet, nefret ve kötülük oluyor. Böylece terbiye (!) edilen çocuklar aynı yollardan ilerlemeyi seçiyorlar. Gelecekte farklı ırklarda-inançlarda insanları sarı bantla işaretleme yoluna giden de bu doğrultuda yetiştirilen çocuklardan başkası değil. Ekilen ne ise biçilen de o oluyor anlayacağınız. Toplumlar elbirliği ile kendi canavarlarını yaratıyor.

-“Tanrıya beni öldürmesi için bir şans verdim. Ama öldürmedi. Sanırım benden memnun.”

Sevginin yerine itaati koyan, cezalandırmayı temel alan, gücün disiplinle ifade edilip, ispatlandığı, dünyanın karanlık zamanlarına zemin hazırlayan bu bağnaz yapı; çocukların kollarına ya da saçlarına taktıkları beyaz bantla aslında onların küçük-güçsüz omuzlarına nasıl ağır bir yük yüklediğinin farkında bile değildi.

-“Hangisi daha beter bilmiyorum; yokluğunuz mu, geri dönüşünüz mü?” Babaları böyle söylüyor, okul sonrası oyuna dalıp eve geç gelen çocuklara. Acımasız, kanatıcı, yaralayıcı ses tonuyla…

Kişi ancak -belli bir bilinç düzeyine ulaşınca- sınırlarının ve zaaflarının farkına varır ve bu farkındalıkla özgürleşir, iradesini hakkıyla kullanabilir. Davranışlarımızın şekillenmesinde etkili olan faktörleri bilmek, yaşadığımız toplumun kodlarının farkına varmamızı sağlar. Böylece hayatın içinde bir şekilde muhatap olduğumuz insanları bilinçli bir şekilde seçebilir, karşılaştığımız otorite figürlerinin otoritelerinin sınırlarını çizebiliriz. -Tümü için olmasa da- yetişkinler için bu mümkündür. Peki ya hayatı henüz deneyimleyemeye başlayan çocuklar?

Psikologların terapilerine başlarken ettiği kelamı hatırlayalım: “Çocukluğunuza inelim”. Haneke tam olarak bunu yapıyor; Nazizmi besleyen köklere iniyor ve otoriteye duyulan kör sadakati sorguluyor. Adeta bir tarihsel antropolojik kazı yürütüyor.

Bir röportajında; filmin yalnızca faşizm hakkında değil, aynı zamanda “yolsuzlaşmış ülkülerin evrensel problemi” hakkında olduğunu vurguluyor. Siyasi ya da dini bir ilke veya ülküyü mutlaklık statüsüne çıkarmanın insanlığı faşizme ve terörizme nasıl sürüklediğini bir bir buluyoruz kurduğu örüntünün içinde. Bir kez daha içselleştiriyoruz ki “faşizm kötülüğün şahikasıdır.”

Ne diyordu İbni Rüşd: “Her lider toplumun ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkar. Liderler sadece toplumun iradesinin tek bir kişiye yansımasıdır.”

(Yale Üniversitesi’nden psikolog Dr. Stanley Milgram’ın insanların otoriteye nasıl boyun eğdiklerini anlamak amacıyla yaptığı Milgram deneyi konuya bilimsel bir bakıştır. Bu deneyin kilit noktası, deneklerin şahsi vicdanlarıyla çelişen unsurların varlığına karşı otoriteye nasıl boyun eğdiklerini gösterebilmektir. Başka bir deyişle Milgram’ın deneyi; kişilerin şahsi görüş, düşünce ve vicdanlarına rağmen otoritenin emirlerini yerine getirmeye olan yatkınlıklarını analiz etmektir.  Stanley Milgram bu deneyi ve sonuçlarını açıkladığı “Obedience” isimli bir de belgesel çekmiştir. Sosyal psikolojiye meraklı okurların filmin konusuyla ilişkisi bakımından ilgisini çekeceğini düşünüyorum.)



2 comments
Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

2 Comments

  • Zafer Yücel
    3 Mart 2021, 21:16

    Çok güzel bir inceleme olmuş tebrik ederim

    REPLY
  • Eren DOĞAN
    10 Mart 2021, 14:31

    Çok açıklayıcı ve nitelikli bir inceleme olmuş. Tebrik ederim.

    REPLY

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayçaerdura ayça erdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur Birgül Yangın Aslanoğlu birgülyangınaslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar bulutun gözyaşı burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz denizkarakavalcı Deniz Kara Kavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emel koşar emelkoşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eray sarıçam eraysarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkuttokman erkut tokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem haticetarkandoğanay Hatice Tarkan Doğanay Hatice Yıldırım haticeyıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale laleşeydagülsoy lale şeyda gülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet Muhammet Erdevir muhammeterdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye Saniye Kısakürek saniyekısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur uğurkarabürk Uğur Karabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler çakıroğlu çağ çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz