İsmail Kılınç | Cumhuriyet İdeolojisinin İzinde Bir Ütopya: Serbest İnsanlar Ülkesi’nde

İsmail Kılınç | Cumhuriyet İdeolojisinin İzinde Bir Ütopya: Serbest İnsanlar Ülkesi’nde

İsmail Kılınç, Ahmet Ağaoğlu’nun Mavi Gök Yayınlarınca yeniden yayına hazırlanan “Serbest İnsanlar Ülkesinde” adlı ütopik romanı üzerine yazdı.

İdeal bir toplum düzeni insanoğlu için her zaman vazgeçilmez bir istek olmuştur. Mevcut sistemlerdeki aksayan yönleri eleştirmek, onun yerine yaşanabilir/rüya gibi bir toplumsal düzen düşünüp tasarlamak, “ütopya” sözcüğüne karşılık gelmektedir. Platon’un Devlet (M.Ö. 375) adlı eserinden bu yana yeni ve kaliteli toplumsal düzen kaygıları artarak devam etmiş; bu artışın paralelinde birçok eser kaleme alınmıştır. Kaleme alınan her ütopya, beraberinde “karşı ütopya”ları da getirmiş eleştiri mahiyetinde “kabus” dolu eserler kaleme alınmıştır.

Başlıca ütopik eserler, bu literatürle ilgili olanların bildiği üzere Batı’da Thomas More’un Ütopya’sı; Tomasso Campanella’nın Güneş Ülkesi adlı eseri, Francis Bacon’ın Yeni Atlantis’idir. Doğu’da Platon’dan etkilenerek ütopyasını kuran Fârâbî ve Medînetü’l-Fâzıla (Faziletli Şehir)’sı başta olmak üzere İbn-i Tufeyl’in Hayy Bin Yakzan adlı romanı da örnek olarak gösterilebilir.

Türk edebiyatına geldiğimizde Cumhuriyetin ilanına kadar yayımlanan ütopik metinler İsmail Gaspıralı’nın (1851-1914) Darürrahat Müslümanları (1887-1889), Mehmet Murat’ın (1854-1917) Turfanda mı Yoksa Turfa mı? (1308/1891), Halide Edip Adıvar’ın (1884-1964) Yeni Turan (1912), Ali Kemal’in (1869- 1922) Fetret (1913) ve Müfide Ferit Tek’in (1892-1971) Aydemir (1918) adlı romanlarıdır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ahmet Ağaoğlu’nun (1869-1939) Serbest İnsanlar Ülkesi’nde (1930), Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun (1889-1974) • Canbaz Yumuşak, Peyami Safa’nın (1899-1961) Yalnızız (1951) adlı romanlarında ütopik izlekler görülebilmektedir.

Ütopya ve karşı ütopyalar ilerleyen süreçte artarak devam eder. Konuyu dağıtmamak adına bu yazıda ele alacağımız Serbest İnsanlar Ülkesi’ne geçebiliriz. Ancak kitap tanıtımına geçmeden önce Mavi Gök Yayınları’na bir parantez açmamız gerekmektedir. Zira bir milletin kültürüne, sanatına ve özelde edebiyatına yapılan her hizmet değerlidir. Eğer bu hizmet,  “yükselmek, ileri gitmek” ideali ve samimiyetiyle yapılıyorsa daha da değerlidir. Mavi Gök Yayınları, daha yeni bir yayınevi olmasına rağmen tozlu raflarda kalan birçok eseri yayına hazırladı. Tamu Kapısı Anıları, Tan Sesleri, Yüz Yıl İhtilâl ve Serbest İnsanlar Ülkesinde adlı eserleri modern dünyaya sunan yayınevi, daha birçok çalışmayla karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Aynı zamanda 3 Mayıs 2018’den beri Demlik Mecmua’yı çıkaran ekibin genel yayın yönetmeni Yavuz Selim Birtane… Editörler Oğuz Can Acar ve Engin Ersönmez; medya/okur temsilcisi Emir Can Aykar; yayın kurulu ise tüm bu saydığımız isimlerle beraber çalışan Doğan Pehlivan, Alperen Aşkar, Caner Akaydın, Engin Ersönmez ve Can Balcıdan oluşuyor. Yayın yapmak ve popüler olmak için “muhtelif ve muktedir destek”ler arandığı bir dönemde kendi çabalarıyla samimi bir mücadele veren Mavi Gök Yayınları ekibi, bizlere Hüseyin Nihâl Atsız’ın “Bize bir gençlik lazımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.” sözünü hatırlatmaktadır. Cehaletle olan savaşlarında nice zaferler diliyoruz.

Ahmet Ağaoğlu
Ahmet Ağaoğlu

Ahmet Ağaoğlu ile başlayalım. Ahmet Ağaoğlu, 1869 yılında Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Şuşa’da doğmuş. Üniversiteyi Fransa’da okumuş. O zamanlar Rusya İmparatorluğu sınırları içinde olan Azerbaycan’da Çarlık rejimine karşı çalışmaları nedeniyle uğradığı baskılar üzerine çoluk çocuğunu alıp 1909’da İstanbul’a göçmüş. Osmanlı döneminde “maarif müfettişliği”nden Afyonkarahisar milletvekilliğine, Cumhuriyet döneminde basın yayın genel müdürlüğünden Kars milletvekilliğine, önemli görevler yapmış. Her iki dönemde de üniversitede dersler vermiş. Verdiği dersler arasında Rusça, hukuk tarihi, anayasa hukuku, uygarlık tarihi gibi dersler var. İslamiyet’in çağdaşlaşması, Türkçülük, uygarlaşma üzerinde kafa yormuş; kalem oynatmış. Malta’ya sürüldüğü, gözden düştüğü dönemler de olmuş. 19 Mayıs 1938’de İstanbul’da dünyaya gözlerini kapatan Ahmet Ağaoğlu, ilk kadın hukukçularımızdan Süreyya Ağaoğlu’nun babasıdır.

Serbest İnsanlar Ülkesi’nde Ahmet Ağaoğlu’nun bir ütopya denemesidir. Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen eser ilk olarak Sanayi-i Nefîse Matbaası’nda 1930 yılında kitaplaşır. Yani eser, Cumhuriyet rejiminin emeklediği dönemlere denk gelir. Ağaoğlu, eserin ön sözünde amacını şu şekilde aktarır: “Bu âciz de bu milletin bir ferdi olmak sıfatıyla mezkûr hususiyetleri nasıl tasavvur ve telakki ettiğimi bu naçiz eserde yazmak istedim; yani cumhuriyetin manevî cepheden ideolojisini kendime göre kurmak cüretinde bulundum.” Eser, kısa yazılmış otuz altı bölümden oluşur. Esir bir ülkeden Serbest İnsanlar Ülkesi’ne yol alan bir kahramanın o ülkeye girişi ve zaman içerisinde yaşadığı şaşkınlıklar ve hayranlıklar ele alınır. Burada esir olarak gösterilen ülke aslında Osmanlı ülkesidir. Osmanlı’nın son dönemde yaşadığı sancıların sebebi, bir anlamda demokratikleşemeyen bir millete mâl edilir. Ancak Atatürk’ün bu esir ülkeyi kurtardığı konusuna da değinilir. Hatta ondan “Tanrı’nın Resulü” diye bahsedilir. Serbest İnsanlar Ülkesine’ne girmek için kahramanın dört soruya cevap vermesi gerekmektedir:

  1. Nefsine hâkim misin?
  2. Doğruyu sever misin?
  3. Hakikate tahammülün var mı?
  4. İzzet-i nefis sahibi misin?

Aslında eser, bu dört sorunun etrafında şekillenen yazılı-yazısız yasalar üzerine kurgulanmıştır. Bu eser, edebî açıdan değilse bile görüşleri açısından oldukça önemlidir. Çünkü önce “insan” olmanın şifreleri verilir. İnsanlığın mayasındaki tüm iyi huylar bir toplumu meydana getirirse o toplum için bilim, kültür, sanat, hoşgörü, demokrasi ve daha birçok güzellik beraberinde gelir. Bu eserde “aslında olması gereken Cumhuriyet ve demokrasi anlayışı”nı okuyacaksınız. Her ne kadar yazar ön sözde mütevazı davransa da editör Oğuzcan Acar eserle ilgili şu değerlendirmeyi yapar: “Serbest İnsanlar Ülkesi’nde, yalnızca bir insanın hayal dünyasını sergileme denemesi değil; bir milletin ideallerini ve tahayyül ettiklerini somutlaştırmak, iyileştirmek, kitlelere yaymak girişimidir.” Tozlu raflardan kurtarılan bu romandan birkaç tadımlık cümleyle yazımıza son verelim. Daha çok okuyucuyla buluşması ümidiyle…

“(…) istibdadın manevi köklerini ve izlerini kendi içlerinden söküp atmamış olan muhitler anarşi ile hürriyetsizlik arasında dolaşmak mecburiyetinde kalırlar ki bir cemaat için
akıbeti meçhul feci bir sersemliktir. İşte Serbest Ülke Yasası, cemaati bu feci sersemlikten korumak için yol gösterir. Bu yasanın hedefi istibdadın ruh ve kalplerdeki taht-u tacını yıkmak
ve yerine hürriyetin taht-u tacını kurmaktır.
” (s.20)


Ah bu nasıl ülke! Serbest olmak ne kadar zor bir iş imiş! Acaba alışabilecek miyim? Acaba hür olabilecek miyim? Evvelce bu iş ne kadar kolay gözüküyordu! Hâlbuki asıl müşküller sonrada imiş. Tarihin, ruhlar üzerinde bırakıp gitmiş olduğu izler vardır ki insanı esir eden asıl bunlar imiş. Şimdi bütün bu izleri birer birer çekip sökmek lazım imiş! Yalan söylememek, müdahene etmemek, cesur olmak, hakkı müdafaa etmek, korkmamak, dosdoğru söylemek… Bu ne ağır şartlar!” (s.29)

Hükümdar denilen bu adamın iradesi hâkimdir. Herkes ona itaat etmekle mükelleftir. Bu gibi memleketlerde vatandaşların refah ve saadetlerinden ziyade o tek adamın keyfi gözetilir. Binaenaleyh bu adam istediklerini -ehil olsun olmasın- nasbu azleder. Hatta burası ehliyetsizler için daha müsaittir. Zira kıymetler, ehliyetten ziyade kendini o tek şahsa beğendirmek meziyeti ile ölçülür. Entrika, dalkavukluk, gözdelere çatmak, hile ve desise bu usulün vasıtalarıdır. Bu suretle memleket işleri ehliyetsizlerin ellerinde kaldıktan başka memleketin umumi ahlâkı da bozulur. Genç nesil, muvaffak olmak için yol ararken gördüğü
misal ehliyet ve fazilet olmadığından ilme, fenne, ciddiyete, çalışkanlığa, doğruluğa kıymet vermez; bunların yerine sokulganlığa, dalkavukluğa, kurnazlığa, hile ve desiseye yanaşır.
Ve tabiatıyla gerek fertler ve gerek devlet gittikçe alçalır ve sonunda tamamen bozulur.
” (s.37)

Ona göre, millet denildiği zaman bir kütlenin içinde bulunan bütün fertler değil, o kütleyi
manevi hususiyetleriyle temsil eden şuurlu, münevver zümredir. Zira millete rehber olan, onun emel ve arzularına tercümanlık eden bu zümredir. Münevver zümre milletin adeta bir aynasıdır, millet ne ise o odur, o ne ise millet de odur.
” (s.75)

Künye: Ahmet Ağaoğlu, Serbest İnsanlar Ülkesinde, Mavi Gök Yay., İstanbul-2020

Yararlanılan Kaynaklar

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz