Mehtap Nas | Belleğe Çapa Atmanın Hikâyesi Yahut Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Mehtap Nas | Belleğe Çapa Atmanın Hikâyesi Yahut Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Mehtap Nas “Belleğe Çapa Atmanın Hikâyesi Yahut Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Mehtap Nas | Belleğe Çapa Atmanın Hikâyesi Yahut Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Kimi zaman izlediğimiz sanat yapıtında veya okuduğumuz kurmacanın önümüze açtığı kelimeler ve çağrışımlar dünyasında kendi gerçekliğimizi yeniden üretmek isteriz. Hikâye kişilerinden biriyle özdeşim kurup yalnız olmadığımızı gördüğümüz de olur. Bir karakterin varoluş sancısına tanıklık ederken üzerimizdeki ağırlıkları bırakmak bir yana kendi otobiyografik belleğimize kazı yaptığımız da. Iain Reid yazarının 2016’da yayımlanan psikolojik gerilim türündeki romanı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum’u okurken ve geçen ay aynı isimle Charlie Kaufman tarafından sinemaya uyarlanan filmini izlerken önümüzde iki nehir gibi akıyor Jack’in hikâyesi. Ve bize âdeta, “Ne duruyorsun, sen de belleğine çapa at,” diyor.

Kitabın giriş paragrafı nizamiye kapısı âdeta: “Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum. Bir kere insanın aklına geldi mi bir daha gitmiyor bu düşünce. Sürekli hatırlanıyor. Zihinde oyalanıyor. Hayata hükmediyor. Yapabileceğim pek bir şey yok. İnanın bana. Kurtulamıyorum bir türlü. İstesem de istemesem de orada. Yemek yerken. Yatakta. Uyurken. Uyandığımda. Hep orada. Her an.”

“Bazen düşünceler gerçeğe eylemlerden daha yakındır. Her istediğini söyleyebilirsin, her istediğini yapabilirsin ama her istediğini düşünemezsin.”

Kitap boyunca leitmotif olarak gelen bu pasaj büyük resmi gösterir nitelikte. İlişkiler üzerine de kafa patlatan karakter bir yerde evlilik için şunu diyor: “Başarı oranı bu kadar düşük olmasına rağmen, insanların kitleler halinde denediği başka bir şey var mı?” Bunu diyen hayli yaşlanmış bir okul hademesi. Ömrünün son demlerinde geçmişini deşiyor, belleğin merdiveninden bodrum katına iniyor, yani ki bilinçaltına. Orada kendiyle ve ailesiyle yüzleşiyor. Gerçeklikten kopup kendini genç tahayyül ediyor, hayalinde sevdiği genç bir kadın yaratıyor ve onu ailesiyle tanıştırmak için çiftlik evine gidiyor. Yaşlı annesinin patolojik ruh dünyası (tırnak söken, saçlarını yolan, kulağında daima uğultu olan, uyku felci bir kadındır) bir yana Jack’in babasıyla arasındaki duvar, birbirlerine değememeleri, birbirleriyle tek kelime konuşmamalarından anlıyoruz ki Jack’in hayatının en gölgeli kısmı babası, Jack her ne yaparsa yapsın varlığını babasına ispat edememiş. Genç kadın bir ara elini yıkamaya gidiyor o sırada dikkatini celbeden merdivenden inip bodrum kapısını açıyor. Bodrum metaforunun psikolojide bilinçaltına tekabül ettiğini düşünürsek burada Jack’in yaptığı manzara resimleri ve bir hademeye ait formalar kadının dikkatini çekiyor. Tam da bu sahneyi ve kadının Jack’in eskiden kullandığı odayı baktığı sahne başkarakterin kendiyle ve geçmişiyle yüzleştiği yer. Hikâyenin omurgası tam da burada. Burada anlıyoruz ki sürekli araya giren, “Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum,” iç sesi ve ara ara görüntüyü kesen hademe aynı kişi. Tek başına yaşayan yaşlı bir hademe. Bütün olan biten onun zihninden geçenler. Çalıştığı yer olan okul onun çıkışsızlığı. Diyor ki, “Olmak istediğimiz kişi olamıyorsak, kim olduğumuzun bir önemi yok.” Kitap boyunca bir labirentteyiz. Anıların korkuyla kol kola verişini, geçmişten taşınan yorgunlukları, gerçekleşmemiş hayalleri okuyoruz.

Parçalanmış gerçekliğin hâkim olduğunu kitabın ortalarına doğru anlıyoruz. Romanın katmanlı yapısındaki gerilim, merakımızı sürekli diri tutuyor. Bir postmodern öğe olarak metinlerarasılığa başvuran kitapta bolca gönderge mevcut. Tolstoy’dan Thomas Bernhard’a birçok yazara selam veren satırlar var. Geçmişten bugüne taşınan yaralar, ilişkiler, hayaller ve yaşlanma üzerine düşündürten güçlü diyaloglar ve bolca iç monologlar mevcut kitapta. Ana karakter sürekli kendini gözden geçiriyor ve sonu gelmez öz sorgulamalarıyla her an baş başa.

Kitaba kuşbakışı baktığımızda odakta çocukluk travması kurtlanmış domuz üzerinden verilen Jack’in özkıyıma karar verdiği gün var.

Dutların diriltici tadıyla hayata sarılabilir miydi?

Varoluşçu psikolojiye teşne olanları ekrana çiviler nitelikteki bu film iki kanaldan akıyor. Biri başkarakterin kim’liği ve ne’liği üzerine yaptığı yolculuk. İkincisi ise Jack’in arkadaşı Luis ile beraber ailesinin çiftlik evine ve oradan kasabaya doğru yaptığı yolculuk. Her iki yolculukta da felsefî serpiştirmeleri, kimlik bunalımını ve kişilik parçaları arasındaki çatışmayı okumak mümkün.

Filmde, “Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum,” dış sesinin geldiği her yerde çağrışım trafiğime Kiarostami’nin Kirazın Tadı filmi takıldı. Karakterin, “Böyle gecelerde tek istediğim zihnimi bir lamba gibi söndürebilmek. Keşke bilgisayardaki gibi bir kapat tuşum olsa,” demesinden anladım ki her şeyi bitirmek istemesi aslında tam da her şeyi bitirmek istemesidir. Bu anlamda özkıyıma tevessül ederken attığı ip dala takılmayınca ağaca çıkmak zorunda kalan ve yüzüne değen dutların mestane tadıyla hayatın diriltici yanını iliklerine kadar hisseden karakter gibi olsun istedim Jack de. Veya Kirazın Tadı’ndaki karakter mezar çukuruna yattığında ortalığın birden kameralarla dolup yönetmenin görülmesi gibi bir ters köşe bekledim. Olmadı. Kar altında araba içinde bir ölüm düştü payına. Bu da filmde hâkim olan dört klostrofobik ortamdan birinin araba içi oluşunun boşuna olmadığına işaret.

Kimi nesnelerin hikâyeye görsel zenginlik oluşturmanın yanı sıra filmin anlatı formuna derinlik de katıyor. Çiftlik evinin üst katında Jack’in çocukken kullandığı odadaki DVD kutularının sırtındaki yazılar karakterin kişisel bellek aktarımı gibi: Ebediyen Üzüntü Veren Anılar, Unutulmaz Şanssızlıklar, Başarmak İçin Verilen Uğraşlar…

Aile içi atmosferi filmde muazzam verilmiş; müzik, ışık ve renk. Oldukça soğuk bir iklimde geçen ve yaşlılığın farklı evrelerine bir bilinç havuzundan diğerine sıçramalar yapan bu hikâyeye yakışan bir renk.

Kar tipisinin olduğu bir gece kasabaya evlerine yetişmeye çalışan iki kişinin dondurma almak için yol kenarında durması gibi tuhaflıkların olması, kadın karakterin hikâye boyunca üç farklı isimle zikredilmesi, kadın ve erkeğin meslek isimlerinin değişmesi tüm bunların yaşanmadığını, zihinde kurgulandığını faş ediyor.

“eve dönmek feci bir yalnızlık / ve başka bir gezegendesin / bir yabancısın / içinde bir boşlukla eve dönersin…”

Araba sekansında genç kadının okuduğu bu şiirden anlıyoruz ki eve dönmek kendine dönmektir ve kendine dönmenin baş edilmez yalnızlığı ile bu yalnızlığın götürdüğü anılar çukuruna gömülme hali karakteri heder ediyor.

Kelimelerin gücü mü, görüntünün büyüsü mü?

Kitap ile filmi mukayese edersek Jack karakterinin fiziksel portresi kitaptakinden çok başka. Hayal ile gerçek arasındaki bu hikâyenin önce romanını okuyup sonra filmini seyretmek parçadan bütüne vararak olmuşa ve hiç olmayacağa daha iyi intibak etmeyi sağlayabilir. Kelimelerle karakterin zihninden taşan bellek parçalarının gelgitlerini ve ailesinin nevrotik iç dünyalarına dair çokça done veren tutarsız diyalogları satırlarda kovaladıktan sonra filmini izlerken görüntünün, ışığın, hareketin ve sesin sunduğu imkanlarla hayal ile gerçek arasındaki yaşanmışlığa ait bu kesit zihnimizde daha çok netleşiyor. Parçalı birkaç hikâye iç içe girince zaman akışının tuhaf ilerlemesi ve mekânın da çoğu kez birbirine girmesi kaçınılmaz olan Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum’un kitabı okurdan çaba beklediği gibi filmi de efektif bir seyir talep ediyor izleyenden. Filmin finalitesi bana kalırsa kitaptaki sondan daha çarpıcıydı. Müzikal sahnesinde hademeye ödül verilmesi, zihindeki gerçeküstücülüğün zirve noktasıydı. Bu sekansta seyircilerin abartılı makyaj ve gülüşleri, alkış ve tebriklerinin sahteliğine vurgu gibiydi. Yaşlı hademe hızlıca donmak için kıyafetlerini soyup arabaya bindikten bir müddet sonra kamera uzak çekim yapınca kar altında kalan arabayla beraber hüzünlü bir manzara resmine dönüştü görüntü. Ama bir dakika, Jack’in babası soyut resimler seviyordu ve Jack’in yaptığı manzara resimlerini hiç de hüzünlü bulmuyordu değil mi!

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz