İsmail Kılınç | Balta Dergisi Ekibiyle Söyleşi

İsmail Kılınç | Balta Dergisi Ekibiyle Söyleşi

İsmail Kılınç, Balta dergisi ekibiyle söyleşti

Edebiyat Daima olarak Türk edebiyatına hizmet eden ve bu anlamda mücadele veren bütün dergileri baş tâcı olarak görüyoruz. Ekim ayı itibarıyla 15. sayıya ulaşan Balta dergisi de yakından takip ettiğimiz dergilerden birisi… Editörlerimizden İsmail Kılınç, Balta Dergi ekibi Harun Bora Tunç, Denizhan Gültekin ve Fatma Dicle Karabınar ile bir araya gelerek söyleşi yaptı.

İsmail KILINÇ: Öncelikle söyleşimize zaman ayırdığınız için teşekkür etmek istiyorum. Derginin tanıtımını ilk gördüğüm andan itibaren hem ismi hem de sloganı dikkatimi çekmişti. Pek tabiî hem ismin hem sloganın menkıbevî bir tarafı var. Soruyu şöyle sorayım: “Balta” isminin ve “İçindeki putları devir!” sloganının değerler dünyamız açısından önemi nedir? İçinde bulunduğumuz çağı göz önüne alarak yorumlar mısınız?  

Harun Bora TUNÇBiz ilk olarak derginin ismi ve sloganıyla yola çıktık. Daha sonra manifesto oluştu. Manifestomuzla derginin niyetini tam olarak ortaya koyabildiğimizi düşünüyorum. Günümüzdeki değerler açısından değil de neticede her insanın topluma, çevresine ve kendine karşı kendi değer yargıları var. Biz çıkardığımız dergiyle en azından edebiyat camiasında bu duvarların yıkılabileceğini düşünüyoruz. Bu duvarlar nelerdir? Sözgelimi bir derginin ayakta kalabilmesi için bir taraf belirlemesi gerektiği, kendi dar kalıpları dışında hiçbir yazarın dergide yer almaya imkân bulamayacağı ya da kendisi gibi düşünmeyen insanlara hiçbir zaman ulaşamayacağı gibi… İşte biz bu duvarları yıkabileceğimizi düşünüyoruz. Bizim gibi düşünmeyen insanları da aramıza aldık ve bizim gibi düşünmeyen insanlara ulaşabildik. En azından kendi çabamızla, kısmen de olsa bu işi başarabildiğimizi düşünüyoruz. İlerleyen zamanlarda bu çemberi genişletme umudundayız.

Balta Dergisi

İsmail KILINÇDergi, davadır. Bunu, işin içinde olanlar daha iyi bilirler. Hiç uzatmadan sormak istiyorum. “Balta”nın davasını nasıl özetlersiniz?

Denizhan GÜLTEKİN: Yaklaşık bir yıl önce biz bu yola çıkarken -yanlış hatırlamıyorsam- beş kişiydik. Diğer arkadaşlarımız işleri veya okulları dolayısıyla başka yerlere gittiler. Şu an üç kişi derginin kemik kadrosunu oluşturuyor. Bu üç kişinin hâlâ aynı heyecanı içinde tuttuğunu düşünüyorum. Ayrıca ilk günkü özveriyle bu işi sürdürdüğümüz kanaatindeyim. Balta Dergi söylenmeyeni söylemeye, yazılmayanı yazmaya gayret ediyor. Dergimiz popüler kültür dişlisinin çarkları arasında vakur ama dik durmaya devam edecek.

İsmail KILINÇ: Balta’nın manifestosunda ya da takdim yazılarında metaforik göndermelere ve esprili bir üsluba rastlıyoruz. Nitekim bazı içerik yazılarında da aynı durum söz konusu… Kadronun da genelde gençlerden oluştuğunu düşünürsek sizin için mizaha da önem veren bir dergidir diyebilir miyiz? (Manifesto için tıklayınız: https://www.baltadergi.com/manifesto/ )

Harun Bora TUNÇ: Evet derginin kadrosu genelde gençlerden ve üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Ben de doktora öğrencisiyim. Onun dışında avukat ve öğretmen arkadaşlarımız var. Yer yer farklı meslek ve yaş gruplarından da yazı aldığımızı söyleyebilirim. Manifestoya gelince evet, mizahî bir dili var. Bunun birinci sebebi şu: Bence biraz gülmeye ihtiyacımız var. Her zaman ciddi olmuyor. Siyasetin ve ciddiyetin toplumun her alanına sirayet ettiği bir ortamda insanlar biraz da bunlardan kaçmak istiyor. Açıkçası bizler bunlardan kaçmak için böyle bir dergi çıkardık. Bizimle aynı hassasiyete sahip insanların yazdığımız manifestodan hoşlandığını söylemek mümkün… Manifestoda sık sık 90’lı yıllara gönderme yapmıştık. Eskiye dair de bir özlem var. Bunu şöyle yorumluyorum ben: Özellikle 2010’lardan itibaren sanatın her alanında (tv, edebiyat vs.) gerileme olduğunu görmekteyiz. Bugün arayış o kadar büyüdü ki 90’larda yapılan işlerin tekrar tekrar yapıldığını söylemek mümkün. O dönemin şarkıları bugünkü sanatçılar tarafından hâlâ söyleniyor ya da o dönemin filmleri tekrar tekrar çekiliyor. Biz de bunlara vurgu yapmak istedik. Manifestoyu sosyal medyada yayınladığımız ilk gün –daha dergi ortada yoktu- olumlu yorumlar aldık. Hatta birkaç takipçimiz “İstediğimiz dergi geliyor!” gibi yorumlar yapmıştı bu da çok hoşumuza gitmişti. Bu anlamda manifesto bizim hevesimizi arttırdı. Devamında da dergi geldi zaten.

İsmail KILINÇ: Balta, Isparta’da ortaya çıkmış bir dergi… Hem Isparta’da hem de ulusal bazda nasıl tepkilerle karşılaşıyorsunuz? Ortaya çıkan ürünün emeklerinize değdiğini düşünüyor musunuz?

Fatma Dicle KARABINAR: Denizhan’ın da dediği gibi taşrada olmanın zorluklarını yaşıyoruz. Ankara veya İstanbul gibi büyük kentlerde olsaydık daha kolay ilerleyebilirdik diye düşünüyorum. Biz, sosyal medyadan daha olumlu tepkiler alıyoruz. Isparta’dan istediğimiz tepkiyi maalesef alamıyoruz. Ekip olarak da Isparta’da geniş sayılmayız. Bizimle birlikte çalışmak için bugüne dek iki öğrenci ulaştı diye hatırlıyorum. Üniversiteden öğrenci olarak doğrudan ulaşan yok, bizim ulaştıklarımız var.

Balta Dergisi Sayı: 2 - Balta

Denizhan GÜLTEKİN: Bu cevaba ben de ekleme yapmak isterim.  Bizler okulda, üniversitemizin ücret talep etmeden desteklemesiyle güzel sanatlar fakültesinde her ay bir gün stand kuruyorduk. Orada amacımız dergi satmak değildi. Sadece insanlarda Balta’ya dair bir merak uyandırmaktı. O süreçte belki birkaç kişi, “Siz burada ne yapıyorsunuz?”, “Bir şey mi satıyorsunuz?” gibi sorular yönelttiler. Ancak, üniversitede gerek hocaların gerek öğrencilerin ilgisizliği bizi çok şaşırttı. Hatta Isparta’da kitap okunan bir mekânda “Böyle bir dergi mi var?” sorusuyla karşılaştık. Bu soru sorulduğunda dergiyi kurmamızın üzerinden bir yıl geçmişti. Yine başka kitap kafe tarzı bir mekâna dergiyi götürdük. Sadece okusun insanlar, Balta’yla tanışsın diye, bu sefer de işletmeci kabul etmedi, komik mazeretler uydurdu. Sanırım burada insanlar kültür-sanat alanında girişim olmamasına alışmış durumda. İkinci yılımızdayız, öğrenci kentindeyiz ama kentten çok sosyal medya üzerinden kent dışına daha çok hitap ediyoruz.

Harun Bora TUNÇ: Bu durumların bir de şu tarafı var. Birkaç kişiden yazı alıyoruz. Yazılar haliyle editör onayına sunulup inceleniyor. Yazıdaki hatalar söyleniyor ancak yazıyı gönderen hataların üzerine düşmüyor. Gerekli düzeltmeyi yapmıyor. Yazıyı yazan kişi, kendi yazısının üzerine düşmüyor. Buna bile dönüş yapılmıyor. Birçok Anadolu kentinde kültüre, sanata, edebiyata yoğun bir ilgi var ama bu eyleme dökülmüş değil. Biz kültür merkezi olmayan bir kentte kültür sanat dergisi çıkarıyoruz.

İsmail KILINÇHazır emekten bahsetmişken dergi ekibi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Harun Bora TUNÇ: Dergi fikri ilk olarak benden çıktı. Bunu, daha sonra imtiyaz sahibimiz Denizhan ile paylaştım. Hatta aramızda komik bir anıdır bir Tabzonspor-Malatyaspor maçı vardı ve –ben Trabzonsporluyum, Denizhan da Malatyasporlu- Malatyaspor bizi 5-0 yenmişti. Maçı izliyorduk. o ara yanımızda Fatma Dicle Karabınar, Mehmet Bağır, Soner Ataibiş, Zeynep Kaplan ve Metehan Tanyıldız vardı. Bahsettiğimiz bu altı kişinin hiçbirinin memleketi diğeriyle aynı değildi. Hatta birimiz sünni, diğerimiz caferî, bir diğerimiz alevî… Hiçbir ortak noktamız yoktu. Genellikle üniversite vasıtasıyla tanışmış insanlar olarak bir araya geldik. Dergi de böyle çıktı. Tarih öğretmenimiz vardı Soner Hocam, Mehmet, iletişim fakültesi mezunu, ben ve Fatma, İİBF’liyiz. Ben, siyaset bilimindeyim. Denizhan, sağlık yönetiminde. Yani hiçbir ortak noktamız yok sayılır. Çok da sorun yaşamadan bugüne kadar geldik. Umarım bundan sonra da yaşamayız.

Denizhan GÜLTEKİN: Ben de bir ekleme yapayım. Alper Şahin diye bir arkadaşımız var. Yine Tamer Sağcan abimiz var. Bayram Şafak ve Ümit arkadaşımız ve yeni editörümüz Hayriye Hanım var. Kendileriyle hiç yüz yüze görüşemedik ama onlar da dergi ekibinden yine her sayıda sağ olsunlar, bizimle birlikte emek veriyorlar. 

İsmail KILINÇ:  Öykü, şiir, deneme, gezi, söyleşi, inceleme gibi birçok ürüne yer verdiğinizi görüyorum. Hatta teknolojik bir imkân olarak karekod uygulamasıyla tüm bu eserlere yönelik müzik seçimleri önemli bir hizmet… Balta, bir kültür-edebiyat dergisi olduğuna göre amacı da yeni bir şeyler söylemektir. Bu anlamda üretilen-seçilen sanat metinlerinde hangi edebî oluşumlardan (dönem-sanatçı) destek alıyor, hangi yenilikler öngörüyorsunuz?

Harun Bora TUNÇ: Bir şeyin ne devamı ne de öncüsü olmak derdindeyiz. Biz amatör anlamda çıkan ve profesyonel olma amacı taşıyan ama hiçbir zaman da profesyonel olduğunu iddia etmeyecek bir ekibiz. Bu gelecekte de böyle olacak. Bu noktada seçici davranıyoruz. Karekod uygulamasında yazar arkadaşlarımız “Benim öyküm-şiirim-yazım okunurken şu müzik dinlensin!” gibi fikir beyan ederlerse yazısına o eserin karekodunu yerleştiriyoruz. Eğer onlar tercih etmezlerse ve bize bırakırlarsa başarılı bulduğumuz ama yeteri kadar ilgi görmeyen isimleri tercih ediyoruz. Bu noktada Denizhan, Alper ve Fatma’nın gerçekten önemli desteği oluyor. Keza daha önce Mehmet hocamın, Zeynep’in ve Soner’in desteği oluyordu. Bu noktada da seçici davranıyoruz. Ama dediğim gibi bizim içimizde ben oldum-ben yazarım-ben şairim- tamam benim kimseye ihtiyacım yok diyen olursa biz onunla çalışmıyoruz. Daha önce de böyle durumlar yaşadık. Kendi yazısıyla ilgili hata gördüğümüzde hatasını kabul etmeyenlerle daha önce yolumuzu ayırmak zorunda kaldık. Yarın da bu, bu şekilde olacak. Amatör ruhumuzu korumaya çalışan bir dergiyiz.

Balta Dergisi Sayı - 3 - Balta

İsmail KILINÇÖneri Baltası’ndan bahsetmek isterim. Sinema, sosyal medya hesapları, müzik ve kitap gibi birçok önerileriniz var. Bu önerilerinizi nasıl oluşturuyorsunuz. Bir kurul mu var yoksa bir kişinin ürünü mü?

Fatma Dicle KARABINAR: Bir kuruldan ziyade bizim watsapp grubumuz var. Kendi aramızda izlediğimiz filmlerden, sosyal medya sayfalarından, okuduğumuz kitaplardan beğendiğimiz şeyleri kenara not alıyoruz. Birbirimizle paylaşıp yazabildiklerimizi yazıyoruz. Bir anlamda birbirimize önerdiklerimizi okuyucularımıza da sunmuş oluyoruz.

İsmail KILINÇ: Sizlere yayınlatmak üzere yazı ve şiirler gönderiliyor. Bu eserleri seçerken zorlandığınız konular nelerdir? Yeni isimlere yer verme noktasında Balta başarılı bir dergi mi?

Denizhan GÜLTEKİN: Biz yeni ve heyecanlı kalemlere her zaman açık bir dergiyiz. Yazının niteliğinden ziyade teknik konuyu biraz aşmamız gerekiyor. Bize yazı gönderecek arkadaşlar kısaca kendilerini tanıtırlarsa mutlu olacağız. Bazen, e-postamıza yazı geliyor, yazıyı kimin yazdığı belli değil. Yazıyı okumaktan daha çok o kısım bizi yoruyor. Kısaca kendilerini tanıtır, yazdıkları yazıyla ilgili birkaç kelam ederlerse biz zaten yazıyla ilgili kendisine geri dönüş yapıyoruz. Düzeltilmesi gereken yerleri söylediğimizde tavır alanlar oluyor. Çok az kişi yazının üzerine düşüyor. Ama ısrarla düzeltme gönderdiğimizde azimle bu düzeltmeleri uygulayanların da hakkını teslim etmemiz gerekir.

Harun Bora TUNÇ: Bize daha önce editörlük noktasında destek olan Yeliz Ekşi, hakikaten bu noktada çok uğraş verdi. Amatör bir işin nitelikli bir hâle gelmesinde Yeliz Ekşi’nin çok desteği oldu. Şu an aramızda değil ama söyleşiyi okuyacaksa bu yolla ona teşekkür etmek isterim. Bir diğeri Emel Karayol. Hem dergimizde yazıyor hem de gelen yazıları didik didik ediyordu. O da şimdi başka bir dergide yazıyor, biz de beğenerek okuyoruz. Aykut Akgül vardı. Onun da bir şiir kitabı çıkmıştı, şiirlerimizi inceliyordu. Soner Ataibiş ve Metehan Tanyıldız da dergimize gelen şiirleri inceliyordu. Biz yine aynı hassasiyetle dergiye emek veriyoruz. Her zaman yeni yazarlara açığız. Bu noktada e-postamızdan yazar alımlarımız sürüyor.

İsmail KILINÇBen Edebiyat Daima ailesi adına bu keyifli söyleşiye zaman ayırdığınız içim çok teşekküre ediyorum. Balta’nın yolu açık, okuru bol olsun! Mücadelesini verdiğiniz her şey için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Harun Bora TUNÇ: Bizim için de keyifli bir söyleşi oldu. İlginiz için bizler teşekkür ederiz.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz