Sevda Sezer Gülle | Yüreğine Hoş Geldin

Sevda Sezer Gülle | Yüreğine Hoş Geldin

Sevda Sezer Gülle “Yüreğine Hoş Geldin” adlı denemesiyle Edebiyat Daima’da.

Sevda Sezer Gülle | Yüreğine Hoş Geldin

Biraz düşlerine eğil, orada bir şey bulacaksın
Hüsnü Arkan

Uzandığı yerden beyaz pamuk şekeri gibi görünen bulutları seyretmeyi ve olmasını istediği şeylere benzetmeyi çok seviyordu. Kahve fincanının üzerindeki telvenin oluşturduğu standart kalp ve doğan Ay gibi herkesin görebildiği şekilleri, genellikle aynı kurguyla görüyordu kendi göğünde. “Bulutlar yüklü, ha yağdı ha yağacak.” diyen şarkıya inat, yeni doğan güneşe salıncaklar kurup sallanırken hem de.

İşaret parmağını göğe kaldırarak çizdiği sınırlar, belleğinin ona oynadığı bir tür oyun gibiydi ve o bunun farkındaydı. Vicdanıydı aynı zamanda belleği, kalbiydi. Nasibine parmak uçlarıyla dokunmak, el yordamı ve göz kararıyla bulmaktı.

Yine de gönüllü bir yoldan çıkışla bu oyunun mızıkçısı ve oyunbozanı olmak istemiyordu. Aynı parmakla kek hamurunun dibini sıyırmak kadar lezzetli bir şeydi bu.(Hatta izlenmediğinden emin olduğu zamanlarda birden fazla parmakla) Kimsenin ortak olmasını istemediği damakta bırakılan mutlu son gibi bir şey.

Ok girmiş bir kalp, ‘bir ellerin bir ellerim  yeter’  tadında buluşan eller ,’Seni öpmek gökyüzünü öpmek gibi mavi bir şeydi’ diyerek ellerin birleştiği yerde başlayan ve devam eden şiirlerle birleşen dudaklar, sarılan bir anne, özlenen bir baba ya da gülümseyen çocuk yüzleri. En çok bunları görüyordu baktığı masmavi derinlikte. Bob Ross’un minik mutlu neşeli bulutları sanki tuvalinden firar ederek onun gökyüzüne yerleşiveriyordu. Kuşların kanat çırpıp, yıldızların mesken tuttuğu, balonların katına yükselip uçurtmaların salındığı yere. Düşlerin bitip gerçeklerin başlamasını umut ettiği o yer. Orası. Başının hemen üzeri. Hayallerinin gerçek olması için dualar ettiği…

Âlemin bana yaptığı ne kadar müthiş olursa olsun, benim bana yaptığım daha müthiştir. Oscar Wilde

“100 yıl yaşayıp bunun 20 yılını bitki gibi geçiren insanlardan” olmak asla ona göre değildi. Keşke’lerle hayata devam edemeyeceğini anladığı günden beri yazgısını başkasının ellerine bırakmamak için var gücüyle çabalıyordu. Sadece yarası olanın hikâyesi olurdu ve onun yaraları, kabuk bağlamasına bile izin verilmeyendi. Derken hayata yeterince kafa atıp isyan ederek didiştikten sonra bunun da bir çözüm olamayacağını anladı. Zaten yaşam denilen şey, biraz da bu anlam ve ruh geçişlerinden ibaret değil miydi?

Sonra aklına geldi.

“Adeta yaşanmış bir anın replikasının peşindeyim.” diyordu sevdiği bir yazar. Binlerce yıldan beri yapılan bir ekmeğin kokusunu, şimdi ve şu anda kendi elleriyle yüz yirmi günde ekşiterek yaptığı başka bir ekmekte alabilmek gibiydi mesela onun için bu cümle. Ya da çocukluğunun hiçbir yere gitmeyen mutsuzluklarını salçalı ekmek ve bisküvi arası lokum da yeniden bulmak gibi. Balonla bebeleri sevindirirken, bu yaşında bile olsa kendini de unutmamaktı. Hala biraz kırmızı rugan ayakkabı, bir o kadar da renkli boncuklardan bilezik demekti. Uçan kuşa hayretle bakmak, papatyayı her mevsimde sevmekti. Güvenmekti, inanmaktı, korunmak istemekti. Her çağında “küçücüğüm” kalmaya meyyal olmaktı. Yorgunluklarına rağmen, anladıklarıyla birlikte kalbindeki renkleri de kendisiyle birlikte büyütmekti. Bir demet çiçekti. Nergis, papatya ve tüm kır çiçekleri. Dünyanın tüm kederlerini tek başına yüklenemeyeceğini  artık biliyordu. O, kendi kaldırabileceği kadarından mesul ve kendi başarısıyla faydalı olabileceği kadarından mutluydu. Buydu sen olmak ve içinde bulduğun sendin, bunu içinde var edebilmişti.

“Solan güllerin kökleri yine toprakta
Yine dimdik ve tomurcuğa durmakta

Belki yorgun
Belki yenik
Belki yaralı
Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek…” 

Adnan Yücel

Kendi dünyasının toprağında büyüyen bir çiçekti. Gül, lavanta belki de boy vermekten son anda vazgeçen bir begonvil. Hemen yanında büyüyen mantarın kökündeki suyu emip, onu kurutarak kendi güzelliğine güzellik ekleyen hayalet orkidenin yamacına düşmüş gibiydi.

“İçini kurutmak” denilen şey bu muydu yoksa? Hani şarkıda “Sömürmedim illa” denilen yerin ters yöne girilmiş hali olan!

Kurumuş bir daldı. Kupkuru, suyu çekilmiş ve sert. Kalbin kırılırken çıkardığı ‘ çıt’ sesi gibi bir sesle ortadan ikiye kolaylıkla ayrılabilirdi.

Oysa o, aynen kalp gibi kırıla kırıla acıya tat veren güzelliğin peşine düşmüştü. Zamanı yaralarıyla ölçmeden, hüsranlarını, mutsuzluklarını, yalnızlığını, kimsesizliğini ve hatta öfkesini bile çiçekli dallara dönüştürecek umuduyla birlikte. Kaderinden kaçamamak diye bir şey varsa, bunun panzehiri hayata arada verilen ve içinde kavuşamamaların olmadığı kısa molalardı.

Mesela biraz çiçek, biraz deniz, daha fazla gökyüzü, emsali şarkılar, nisap miktarından fazla şiir, çokça da masal…

Bir İran masalında adamın biri peşine düşen Aslandan kaçarken yolun sonundaki  uçuruma kadar gelir. Geri dönse Aslan parçalayacak aşağı atlasa ölecek. Atlamayı seçer ve son anda bir dala tutunur. Dalın kenarını iştahla kemiren iki kemirgen görür. Aynı anda da yamacın kenarında  bir çift meyve vermiş Böğürtlen. Uzanıp böğürtleni koparır ve yer.

Bu hayatın kederini ömür boyu boynunda bir idam fermanı gibi taşımaktansa böğürtleni  koparıp yemektir yaşamak. Kuru dalın tomurcuklara ve çiçeklere dönüşmesini umut etmek ve sabırla meyvelerle bezenmesini beklemektir.

Savaş öncesinde, gezgin satıcılar ülkenin dört bir yanında dolaşıp bir şeyler satmaya çalışırlarken, özellikle yanık ve kesikleri iyileştir­diği sanılan iksiri elde etmek için geleneksel bir yöntem kullanırlar­dı. Dört tane ön, altı tane de arka ayağı olan bir kurbağa, dört tarafı ayna ile kaplı bir kutuya konurdu. Değişik açılardan görüntüsünü iz­leyen kurbağa hayretler içinde kalarak yağlı bir sıvı salgılardı. Bu sı­vı toplanır, 3721 gün bir söğüt dalı ile karıştırılarak yavaş yavaş kay­natılırdı. Sonuç bu harika iksirdi. Kendimle ilgili bir şeyler yazmak düşüncesi aynalı kutudaki kurbağayı anımsattı bana. Görüntüme uzun yıllar boyu değişik açı­lardan bakıp beğendiklerimi ve beğenmediklerimi ayırmalıydım. On ayaklı bir kurbağa olmayabilirim ancak, aynada gördüklerim sa­nırım kurbağa gibi yağlı sıvıya benzer bir şeyler salgılatacak bana. 

Akira Kurosawa –Kurbağa yağı satıcısı

Gözü gibi baktığı Begonvil onca verdiği fuşya çiçekten sonra kurumaya başlamışken, ihtiyacı olanlara doğru yer ve zamanda kavuşunca yeniden tomurcuk vermeye başlamış.

Haylaz bulutlar, dalından koparılmayı bekleyen böğürtlenler, kurbağa, iksir, masallar, mevsimini bekleyen papatya, ellerini uzatsan tutabileceğin gün, kayan yıldızlarla tutulan dilekler, rengârenk balonlar, pamuk şekeri…

Ve hoş bir melodi

Gözlerimi kapatıp
Rüyalar elimden tutup götürebilseydi
Yükselir, süzülürdüm yeni bir gökyüzünde
Kederlerimi unuturdum.
Aşkın ve umutların yeşerdiği, acının dindiği
Saraylar ve geceler yaratırdım.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz