Sevda Sezer Gülle | The Mask

Sevda Sezer Gülle | The Mask

Sevda Sezer Gülle “The Mask” adlı denemesiyle Edebiyat Daima’da.

Sevda Sezer Gülle | The Mask

“Aslında ben şu an gülümsüyorum ama sen göremiyorsun!” 

 “Kötü hastalık” diyerek ismini söylemeyi ağızlara bile yakıştıramadığımız kocaman derdi, küçücük omuzlarında taşımak zorunda olan bir kız çocuğu… 

Hayatlarımıza bir anda giriveren ve sağlıklı oluşumuza kalben şükredemediğimiz için onu asla anlayamayacağımız sebepleriyle birlikte, neredeyse her anını geçirmek zorunda olduğu maskesi yüzünde fotoğraf çekmeye çalışırken bir anda, hiç hazırlıklı olmadığımız bir zamanda, böyle söyleyivermişti. On bir yaşında Özdemir Asaf şiirlerini ezbere bilen bir çocuğun yaşından büyük laflar etmesine şaşırmamayı, o konuştukça anlamıştım. Onun ve aynı hastalığı yaşayan tüm çocukların yanında takmam gereken maskeden sonra fark etmiştim ilk defa ifadesiz olmanın ne demek olduğunu. Gözler kalbin aynası bile olsa, yüzdeki gülümsemeyi de görmek istiyordu bakışların sahipleri.

Defalarca denedim aynanın karşısında. Çocuklarla birlikte çektiğimiz etkinlik fotoğraflarında mutlu olduğumuza dair emare aradım. Aslında olması gerektiği kadar buruk bir sevinçle muyluyduk. Ya yeterince gülümseyemiyor ya da öyle olduğumu söylediğim halde bunu gösterebilecek kadar hissedemiyordum belki de. Hem yaptığım bez bebekler bile dudak çizgileri olmadığında gülümsemiyor ve gözlerindeki ışıltıya rağmen suratlarını asıyorlardı. Hayata 5-0 yorularak başlayan çocukların en çok gülmeye, korkmadan endişelenmeden özgürce kahkahalar atmaya, birbirlerini maskeler takmadan duymaya ihtiyaçları yok muydu peki?

Zamanın Donduğu Gözler

En çok onların vardı.

Eski Yeşilçam filmlerinde gözlerle meramın anlatıldığı sahneler geliyor aklıma. Başrollerini Fatma Girik ve Sadri Alışık’ın oynadığı “Menekşe Gözler”” filmi mesela. Ağzını maskeyle kapatsak bile gözlerindeki hüznü, sevinci, çaresizliği ya da sevgiyi okuyabildiğimiz bir oyunculuk. Ki filmde söylenen o gözlerde vefa olmadığını, yalan söylediği sitemini içeren muhteşem şarkısı da görünenin ilanı değil midir?

 Konuşmasalar bile su gibi akıp gider sahneler. Gerçekten hissedilen duygunun, gözlere yansıdığı zamanlar yaşanmıştı demek ki bir zamanlar deriz. Sonra da inanmak isteriz zamanın gözlerle donduğu, geçmişin yorgunluklarının bir kenarda unutulduğu anların yaşandığına. Uyandırılasıya kadar…

Ya da hiç uyanmamacasına. Umutlu umutsuzluk misali şahit olmayı dileriz sahici ve samimi duyguların henüz nesilleri tükenmediğine.

Onlar ve gözleri; gidilemeyen köyler, emekli olunca yerleşilecek Ege sahili hayali kadar uzakta değillerdir belki de. İçine bakınca sesini duymadan da kalbiyle konuşanlar ve bunu hiç yaşamadan nefes aldığını zannedenler bir gün bir yerde mutlaka karşılaşacaktır. İnanalım o güne. 

Sesini Duyuramamak: Sesimi Duyuyor musunuz?

Anlaşılmak ve anlatabilmek için mutlaka muhatabının ağzını ve mimik hareketlerini görmesi gerekenler var birde; işitme engeli olanlar. İşaret dilinde el hareketleri kadar önemlidir muhatabının dudaklarını okumak. Maske burada gerçek ihtiyaç sahipleri için bir iletişimsizliğe yol açıyor derken neyse ki işitme engeli olanlar düşünülerek ağız kısmı şeffaf maskeler üretilmeye başlanacakmış. 

Peki ya sesini duyuramamak! Duyma engeli bulunanlar bunu kendi dünyalarında her daim yaşarken bizler bunu yaşamaya başladığımız andan itibaren ne hissediyoruz? Fiziksel özür dışında bir bez parçasının ağzın üzerinde durması biyolojik bir ses kısıklığına neden olabilirken sadece, pek çok kere o olmadan da ‘beni duyan var mı? ‘ dediğimiz olmamış mıdır hiç? Öyle olmasa kalabalıkların içinde bu kadar çok yalnızlaşan ve insan dışındaki her türlü canlı cansız varlığa sığınan bir tür haline gelebilir miydik? Ne çok soru ve ne kadar fazla bilinmezlik! Ya da bilmezden gelmelik diyelim.

Aksini düşünen varsa, biz hem duyup hem işitiyorduk ta ki maskeler ifadelerimizi örtesiye kadar diyen varsa elbette o konuşsun, tüm sesler kesilsin, algılar açılsın ve hepimiz maskesiz bir şekilde dikkat kesilelim. Maske kulakları kapatıp idrak kabiliyetini tıkamıyorsa tabii.

 Sosyal mesafe var bir de… 

 Asansörde karşılaştığımız ve bilmem kaç numarada oturduğunu hiç bilmediğimiz komşumuz olduğu rivayet edilen kişiye günaydın dememek için asansör aynasında saçını düzeltmek gibi mesela. Konuşma var mı? Yok. Toplu taşıma araçlarında kulakları dışarıya kapatan kulaklıklar, akşam sohbet etmek yerine hep birlikte Survivor seyredip reklam aralarında Instagram sayfalarında gezinmek, aynı evin içinde birbirine uzak yaşamlar üzerinden mecburi genetik yakınlıklar kurmak gibi yapay ilişkilerimizin hepsi birer durum trajedisi de değil bu durumda! 

Kabul edelim, mesafe hayatımıza girmeseydi de hayatlarımız güllük gülistanlık değildi. Birbirine değerek acısını alması evla olan insanoğlu, uzun zamandır ruhsal olarak kopardığı bağını eser miktarda kalan dirsek temasından da muaf geçirmeye meyyal artık. Ve sanırım birbirine kıyı olmayı, birbirinde şifa bulmayı dileyenler dışındakilerin hariç büyük bir kesin de iç yangını değil bu araya çizilen sınırlar. 

Soyut maskeler… 

Yıkanabilir maskeler, her sabah uyanıp gece yatasıya kadar çoğu kez takmak zorunda kaldığımız maskelerden ne kadar farklı acaba?

Sesli düşünüyorum:

Aslında yapmak istemediğin bir şeyi yapmak zorunda bırakılınca ‘istekliymiş gibi yap ‘yüz maskesini takar içimizden de fena halde saydırırız. İyi rol yapamıyorsak ve karşımızdaki hal dilinden anlayacak kadar dikkatliyse sahici olmadığımızı da anlar. Peki, bu bir şeyi değiştirir mi? Çoğu kez hayır.

Çark döndüğü sürece bu naylon duygu hali ciddi bir sorun değildir. Mühim olan gönüllü ya da gönülsüz sana reva görülene itaat etmendir. Sen bile iman etmişken hak ettiğine, hangi yoldan çıkmış senin itikadına zeval getirebilir?

 Hiç kimse. Hiç!

Görünmeyen Maskeler

Sosyal medya gizemlerinin, başka başka kişiler olmanın maskelenmiş hallerinden bir hali de buna dâhil edilebilir. İfadesiz, yazı karakterine bürünmüş kimliği dışındaki esas oğlanlar ve esas kızlar diyarı. Bu aslında ‘benim’ derken bile sahte bir ismin maskesi altında onunla bütünleşmek. Jim Carrey’in “The Mask” filminde olduğu gibi, seçilen bir maske yüze takılır ve bambaşka biri haline dönüşülür. Bu sefer dönüşüm insanın kendine doğru olandır ve zamane yaratıklığının en üstün gücü de bu sayılabilir. Bunlar görünmez maskelerdir. En azından bizler görünmediğini, bu konuda Oscarlık performans falan sahnelediğimizi zannederiz.

Çok Gizli Kişiler ve Gizemleri

Ünlü Venedik maskelerinin tarihçesinde ilk başlarda en çok sınıfsal ayrımlar anlaşılmasın diye takıldığı daha sonraları ise yapılan her türlü ahlaksızlığa kılıf olarak kullanıldığı anlatılır. Canının istediğini kınanma endişesi olmadan yapmak için bir çeşit kimlik gizleyici anlayacağınız. Bu ise somut bir maskedir.

Batman, Süpermen ya da Örümcek Adam’ın taktıkları gibi. Sadece onlar fantastik kahramanlarımızdır. Birde saygıyla andığımız emekçi abimiz Zoro var düşmanlarının göğsüne imzasını Z harfi şeklinde atan. Ama o kahramanlığını üstün güçlerine değil alnının terine borçludur. Ya da bizim diyarlardan sayılabilecek Ali baba ve kırk haramiler.

Maske, yapılması mubah olmayanın farkında olanın bir nevi kendini saklama çabasıdır. İlginçtir ki, sakladığının faş edilmesi sonrası bahanesi de genelde adalet dağıtmaktır. 

Hâsılı, tüm bu anlatılanlardan sonra diyebiliriz ki yeni bir şeyle karşı karşıya değiliz. Görünmeyen görünür kılındı sadece. Aleniyi pek sevmiyoruz biliyorum ama belki de bu sonrası için travmalar dışında belleğimize ‘açık ve net olma ‘ gibi durumlarında kaydedecektir.

Polyanna’yı bile tinere başlatacak kadar umut mu? Umutlu umutsuzluk demiştim ama başlarda unutmayın lütfen!

Bitirmeden önce bir süre daha takmamız gereken maskelerin evraka diyerek bulduğum birkaç iyi tarafını da halka hizmet, hayır kapısına vesile niyetine paylaşıyorum baylar bayanlar.

1-Yolda yürümeyi bilmeden felsefesini yapmaya çalışanlar üzerinize üzerinize yürüyorsa kaldırımın size ayrılan yönünde, rahat rahat maskenin altında söylenebilirsiniz. Kimse duymuyor merak etmeyin. 

2-Sonra kadınlar maske altı ruj /kapatıcı masraflarından arttırdıklarıyla bir sene köşeye para atabilirlerse bir ihtimal çeyrek altın, yok o çok zor hadi bilemediniz gram altın falan alabilirler. Gençler bilmez, hatta sürreal de gelebilir ama zamanında her ay tek maaştan bir bilezik aldığımız günlerden geliyoruz biz. Dalga geçmeyelim lütfen. Siz de post modern yıllarda tik tok videosu çekiyorsunuz, biz bir şey diyor muyuz? 

3-En güzeli de gürültünün fazla olduğu ve insan kalabalığının bol olduğu her yerde bağıra bağıra şarkı söyleyebilirsiniz. “Rap yaşamdır.” sloganı burada pek işe yaramıyor yalnız tecrübeyle sabit. Ezhel’den “İmkânsız” şarkısı bizzat denendi. Maske altı nefessiz kalmadan da söylenecek şarkılarımız var şükürler olsun.

Unutmadan

Bir sivil itaatsizlik örneği olarak maskeyi, dirseğe takmak gibi vasıfsızlıkla karıştırarak aynileştirmeyelim yalnız. Bu tipler otoriteye karşı olma derslerinin pratiğini Gandhi’den öğrenip kitabını da H. David Thoreau’dan okumuş olsaydı protest tavrın şekilden ibaret olmadığını da belki anlayabilirlerdi. Aşırılık, önemsemediğin kendi hayatının bedelini bir başkasına, belki de en sevdiğine ödetmek değil onu yaşatmaya çalışmaktı.

Her şeyi soktuğumuz burnumuzu daha fazla inatlaşmadan maskenin altında tutarak devam etmek şu an için en ciddi önlem olarak önümüzde duruyorsa , “mış” gibi yaparak bir ömür boyu taktığımız görünmez maskeleri düşünerek şikâyet etmemek de bir seçenek. (Aşağıdaki linki tıklıyoruz) 

Ya da farz edin, güçlülere karşı ezilenlerin tarafında yer almış Spiderman sizsiniz ve o maskeyi takmanız gerekiyor.

Kurtarılacak greyfurt gibi bir dünya var ve siz beklenen kişisiniz.

Şimdi oldu işte süper kahramanlar.

Yeter bu tek perde oyun

Yeter oynamıyorum artık

Mış gibi miş gibi

Severmiş gibi

Yaşarmış gibi

Kopan sayfalar geri gelirmiş gibi…

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz