İsmail Kılınç | Numan Altuğ Öksüz’le “Ellerim Neden Siyah” Üzerine Söyleşi

İsmail Kılınç | Numan Altuğ Öksüz’le “Ellerim Neden Siyah” Üzerine Söyleşi

İsmail Kılınç, Öykücü Numan Altuğ Öksüz’le öykü kitabı “Ellerim Neden Siyah” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

İsmail Kılınç: İsmail Gaspıralı “Edebiyat, gıda-yı maneviyemizdir.” der. Bu sözün ne kadar yerinde bir söz olduğunu kıymetli eserler okudukça anlıyoruz. Yazarıyla o eser üzerine söyleşmek ise ayrı bir hazza işaret ediyor. Ayrıntılara gireceğiz tabii ki ama öncelikle bize edebiyat yolculuğunuzdan bahseder misiniz? İnsanların kâğıda, demire ve taşa kıymet verdiği çağda edebiyata sığınmanızı nasıl yorumlayalım?

Numan Altuğ Öksüz: Çocukluk, cennetimiz! Köyün göğünde hayal kurarak; taşa, toprağa, kuşlara bakıp şu dağın arkasında neler oluyor acaba diye düşünerek bir yolculuğa başladım. Yıllar geçti büyüdüm ama o dağın arkasını hep merak ettim. O dağın arkası bir insan, o dağın arkası bir olay yahut durum, o dağın arkası bir ülkü… Merak varsa dikkat artıyor ve insan anlatmak istiyor. “Ne ile anlatmalı?” diye sordum kendime. Bildiğim okumak ve yazmaktı. Yolculuğun adı edebiyat oldu. 2012 yılında ilk öyküm Mahalle Mektebi dergisinde yayımlandı. İlk göz ağrımdır, kıymetlidir Mahalle Mektebi. Daha sonra birçok dergide öykü yayımlayarak söylemek istediklerimi okurla paylaşma şansına eriştim. Şimdi dönüp bakınca epey zaman geçmiş, gitmiş.

Edebiyata sığınmak… Ne güzel bir tabir. Düşünen, hisseden insanın sanatın herhangi bir kolu ile yolu mutlaka kesişir. Çağımız insandan çok şey eksiltse de aklını ve kalbini pusula edinen bireylerin sayısının bir hayli fazla olduğunu düşünmekteyim. Metalaşan ve meta peşinden sürüklenenlere rağmen enseyi karartmıyoruz ve kaleme, kitaba sarılıyoruz. Galiba herkesin ihtiyacı ve mutluluğu elde ettiği şeyler farklı. Bizimkisi edebiyat. “Sığınmak” dedik başta, sığınacak bir limanımızın olması büyük mutluluk. 

İsmail Kılınç: Kitabınıza geçmeden önce modern öykü hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek isterim. Türk öykücülüğü sizce nereye evriliyor? İlk çeviriler ve ilk telif eserlerimizden bugüne kadar öykü bir devrim geçirdi diyebilir miyiz? Mesela öyküye olan ilginin arttığı kanaatindeyim. Öykünün serüvenini nasıl aktarmak istersiniz?

Numan Altuğ Öksüz: Evet, öykü -geçmişi hesaba katarak söylüyorum- bağımsızlığını ilan etti. Öykünün büyüyünce roman olmadığının anlaşıldığı, şiirin akrabası olarak açıklanmadığı bir dönemdeyiz. Bu da oldukça hoş tabii. Öyküye olan ilginin arttığı hususunda size katılıyorum. Telif eserlerin günden güne çoğalması, öykünün romana geçiş basamağı olarak algılanmaması, dergilerde öyküye gösterilen alaka ve okurun teveccühü bu söylemi destekliyor. Öykü başladığı yerin oldukça ötesinde bir yerde duruyor artık. Çağımızın zaman algısı düşünüldüğünde modern insanın ilgisinin öyküden yana durması ve kimi okurun “zamansızlık” şikâyetine bir merhem olması da bu genç türün avantajlarından biri olarak karşımıza çıkmakta.

İsmail Kılınç: “Ellerim Neden Siyah” 2019 yılında Ötüken Neşriyat’tan çıktı. Birçok dergide öykülerinizi okumuştuk. Bu, sizin ilk kitabınız. Tabi eser tek bir tema etrafında toplanmıyor. Ancak genelinde Türkiye’yi yakın zamanda etkileyen konuları sezmek mümkün… Bu eserde toplumsal hassasiyetleri ön plana aldığınızı söylesek doğru yapmış olur muyuz?

Numan Altuğ Öksüz: Kitaptaki öyküler tespit ettiğiniz gibi ortak bir tema etrafında şekillenmiyor ama bir kader ortaklığı söz konusu. İnsan odaklı, insanı toplumdaki yeri ile beraber ele aldığım öykülerimi bir araya getirmeye gayret ettiğimi belirtmeliyim. Her zaman söylerim: Dünyayı önemsiyorum. Dünya toz bulutundan bozma bir gezegen değil, üzerindeki her canlıyla bağımın olduğu büyük bir evren. İnsanımıza odaklanıyorum, onlarla konuşuyorum, okurun onları görmesini istiyorum. Yitip giden değerlerimizi özlüyorum, değişen ve değiştirilen mekânlarımızın yasını tutuyorum, doğanın tahrip edilişine ses vermeye çabalıyorum, okurun hafızasında bunların ölümsüzleşmesini temenni ediyorum. Elbette toplumsal hassasiyetlerim var ama hedefim insanın merkezde olmasıdır. Yani dağın arkası bu kitap için insandır. Yıkan, bozan, seven, koruyan, günaha koşan, ağlayan, ağlatan, affeden, güldüren, değiştiren… Siyaha ya da beyaza dair her ne varsa sebep olan biz insanlar değil miyiz?

Nujman Altuğ Öksüz
Numan Altuğ Öksüz

İsmail Kılınç: Siz dergiler demişken biraz da buradan ilerlemek isterim. Malumunuz dergiler Türk edebiyatının dinamik tarafı… Kitabınız çıktıktan sonra da öykü yayınına devam ediyorsunuz. Zannediyorum son öykünüzü Söğüt’te okumuştum. Dergiler yazar veya yazar adayları için bir okuldur. Nitekim sizin de editörü olduğunuz Edebice dergisi edebiyat dünyamızda çok kıymetli okullardan sadece birisi… Bir taraftan farklı dergilere metinler göndermek, bir taraftan bir derginin editörlüğünü yapmak bir taraftan da öğretmenlik yapmak sizi zorlamıyor mu? Zannediyorum yazma meselesi sadece “merak”tan öte davaya dönüşmüş. Ne dersiniz?

Numan Altuğ Öksüz: Sondan başlayayım. Evet, merakla başlayan yolculuk bir ülkü ve sorumluluk ile devam ediyor. Anadolu’nun ve diğer tüm Türk topraklarının gökleri öykümde olsun isterim. İlk kitabımızda Anadolu insanının hayatından kesitler sunduk. Belki gelecek kitaplarda Türk coğrafyasının acılarından, sevinçlerinden de bahsetmek kısmet olur. Dergiciliğe gelince… Edebice ailesi olarak titizlikle çıkardığımız dergimizi yirmi üç sayıdır okurla buluşturmaya gayret ediyoruz. Yenilenen ekibimiz genç ve dinamik. Herkes elinden gelenin fazlasını ortaya koyuyor. Söylemeden geçmek istemem, dergimizin çıkmasında ve kitlelere ulaşmasında aslan payı Yaşar Vural ve Sabit Bayar’a aittir. Ben ve diğer editör arkadaşlarım gelen eserleri değerlendirip yayımlanmaları için onay veriyoruz. Dosya konuları için ise tüm yayın kurulu ortak hareket ediyor. Editörlüğün benim açımdan zor olan tarafı gelen metinlerin kimi zaman oldukça problemli olmasıdır. Gerek yazım kuralları gerekse içerik olarak sorunlu metinleri art arda okumak ve yanıt yazmak zihni yoruyor. Ayrıca bu durum yazan bir kişiyi olumsuz şekilde etkiliyor. Tabii söylediğiniz gibi bir de mesleğimizin getirdiği görevleri yerine getirmek zorundayız. Okul dönüşleri zamanı verimli kullanmaya çalışıyorum. Okuma, öykü çalışma ve eser değerlendirme başlıklarını haftaya yayarak bugüne geldik. E tabii bir de yaşamak zorundayız. Umarım bu tempoyu devam ettirebilirim.

İsmail Kılınç: Tekrardan öykücülüğünüze dönmek istiyorum. Öykülerinizde sizin de belirttiğiniz üzere çocukluğunuzun izlerini görmek mümkün. Aslında 90 Kuşağı, doya doya çocukluk yaşayan son kuşaktı denilebilir. Öykülere can suyu veren “yaşanmışlık” duygusu, sanallaşan dünyada bir yapaylıkla karşı karşıyadır diyebilir miyiz? Yoksa her imkân, yenilikler mi getirecek?

Numan Altuğ Öksüz: Çocukluğumun geçtiği yıllar bariz şekilde kalemime yansıyor. İnsan özlediğini anmak istiyor herhalde. Çok sık anıp okuru sıkmak istemem. “Ellerim Neden Siyah?” kitabımızda yer alan öykülerin böyle bir ortaklığı var, doğrudur. Her imkân yenilik getirir elbet. Yapaylık olarak değerlendiremem, etkide bir azalma var diye düşünüyorum. Bu çağda öyle hızlı yaşıyoruz ki herhangi bir şeyi anlamlandıramadan diğeri gelip karşımıza kuruluyor. Kitapları da hızla tüketiyoruz. Okuduğumuz bir metnin üzerine düşünüp çıkarımlar yapıyor muyuz? Her dönem, içinde bulunduğumuz da dâhil, edebiyata bir şeyler katmıştır, katacaktır. Her çağda büyük eserler doğacak ve okurun kalbiyle bağ kuranlar ilelebet yaşayacaktır.

İsmail Kılınç: “Ellerim Neden Siyah?” ismini aynı adlı öyküden alıyor. Öykülerdeki alt metinlerin iletileri gerçekten çok kuvvetli… Benim dikkatimi en çok o çekmişti. Edebî metinler haz almanın ötesinde verdiği iletiler açısından da önemlidir diyebilir miyiz?

Numan Altuğ Öksüz: Teşekkür ederim. Burada yine okur devreye giriyor. Sadece haz almak için okuyanlar da var, metinleri irdeleyip zihnini beslemek için çabalayanlar da. Şahsen yazarların verdiği iletiler olmasa kitap okumak sadece boş vakitleri değerlendirmekten ibaret olur. Oysa okumak bilgiyle, duyguyla yola çıkıp insanın dönüşmesine katkı sunan değerli bir eylemdir. Haliyle yazarların metinlerindeki iletiler oldukça önemli. Yanlış hatırlamıyorsam Kafka’nın bir cümlesiydi: “Bizi ısıran kitaplar okumamız gerekiyor.” İnsanın ufkunu geliştirecek olan iletileri görüp zihin dünyasını geliştirmeye çabalamaktır. Bu da gerçek bir okurun tanımı oluyor.

İsmail Kılınç: Öykülerinizde “insan”ı merkeze aldığınızı belirttiniz. Evrenseli yakalayan birçok yazarda aslında bu anlayış hâkim. İnsan, dolmadan taşamaz. Birikiminiz özelikle dil anlamında öykülerinize yansımış durumda. Öyküye başlayanlar için olmazsa olmaz önerileriniz var mıdır?

Numan Altuğ Öksüz: Kalem tanıdığını anlatırken daha kuvvetli. Memleketinin insanından yola çıkan yazarlar bütün insanlığı kucaklayabilirler. Dostoyevski’nin Raskolnikov’u, Tolstoy’un Semyon’u, Tarık Buğra’nın Nahit’i, Atsız’ın Selim Pusat’ı, Peyami Safa’nın Samim’i, Aytmatov’un Cemile’si, Kazancakis’in Zorba’sı ve daha nicesi… Bu karakterlerle insanlığın kurduğu güçlü bir bağ var. Bu bağın üzerine düşündükçe yazarların kendi insanlarına sığındıklarında büyük metinlerin ortaya çıktığını görmekteyiz. Türkçem sağ olsun, her zaman var olsun! Ona gözüm gibi bakıyorum ve ona hizmet etmekten gurur duyuyorum. Haddim olmayarak öyküye başlayanlara tavsiyem bu harika dili, Türkçeyi, sevip ona sarılmalarıdır. Gerisi istemekle ilgili. Pes etmeden okuyarak, yazarak yolunu çizenler hedeflediklerine ulaşacaklardır.

İsmail Kılınç: Bu soruyu genel düşünmenizi isterim. Hangi kalemlere hayransınız? Sanatınıza kimler katkı sağladı? Mesela kuram, eleştiri, deneme deyince aklınıza kimler geliyor? Ya da öykülerinize akseden fikrî yapınızı kimler besledi?

Numan Altuğ Öksüz: Tarık Buğra, Peyami Safa, Hüseyin Nihal Atsız, Haldun Taner, Sait Faik, Ömer Seyfettin, Cengiz Dağcı, Cengiz Aytmatov, Tomris Uyar, Faik Baysal, Attila İlhan, Ahmet Hamdi Tanpınar ilk aklıma gelenler. Dili müthiş kullandıklarına şahidim. Her okuduğumda “Keşke!” demekten kendimi alamam. Tolstoy, Çehov ve Knut Hamsun, Peter Bischel… Çok var, çok olması da ayrıca güzel. Bu isimlerin yazdıklarıma katkıları büyüktür. Berna Moran, Yıldız Ecevit, Mehmet Tekin kuram ve incelemeleri ile birçok yazar gibi benim de önümü açmışlardır. Denemede ise Sabahattin Eyüboğlu ismi özellikle Mavi ve Kara kitabıyla aklıma kazınmıştır. Çok kıymetli isimleri andık. Tarık Buğra’yı en öne koymak isterim. Ona olan hayranlığım bambaşka bir boyuttadır. Sanatına, kişiliğine, fikrine sonsuz bir saygıyla yaklaşmaktayım.

İsmail Kılınç: Bu soruya nispeten cevap verdiniz ama farklı türlerde de yazmayı düşünüyor musunuz? Mesela hikâyeden romana atlamak –yanlış da olsa- edebî anlamda kendini gerçekleştirme gibi algılanır. Var mı böyle bir planınız? Ya da dilinizden algıladığım güçle soruyorum, şiir yazmayı düşünüyor musunuz?

Numan Altuğ Öksüz: Açıkçası öykü dışında bir türde yazmayı hiç düşünmedim. Uzun öyküler, kısa öyküler, küçürek öyküler yazıyorum. Anlatmak istediklerimi öykü türü ile okura ulaştırmak amacındayım. Romana belki diyebilirim ama bu geçiş değil anlatmak istediklerime uygun düşmesi ile alakalı olur. Hele hele şiire çok uzağım İsmail Bey. Şairlerin hışmından korkarım. J Şairler çok gergin. Espri yapıyorum, şair dostlar kızmasın. Sözün özü, öykücü olarak anılmak isterim.

İsmail Kılınç: Numan Bey, kendi adıma söyleşiden çok zevk aldım. Türk edebiyatına hizmet eden, bizim türkülerimizi söyleyen insanları okumaktan hep mutluluk duyacağız. Sizin bakışınızın da bu şekilde olduğu ve kaleminize yansıdığını düşünüyorum. Edebiyat Daima ailesi adına bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Nice öykülerinizde buluşmak ümidiyle… Kaleminiz kavi, kelamınız daim olsun!..

Numan Altuğ Öksüz: Ben de size ve Edebiyat Daima ailesine çok teşekkür ederim. Yolunuz, yolumuz açık olsun.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz