Ersin Kartal | Yorgun Bir Hayatın Şiiri: Nilgün Marmara

Ersin Kartal | Yorgun Bir Hayatın Şiiri: Nilgün Marmara

Ersin Kartal “Yorgun Bir Hayatın Şiiri: Nilgün Marmara” adlı incelemesiyle Edebiyat Daima’da.

Ersin Kartal | Yorgun Bir Hayatın Şiiri: Nilgün Marmara

“Bir teneffüs daha yaşasaydı tabiattan tahtaya kalkacaktı.”

13 Şubat 1958 de İstanbul/Moda’da dünyaya gelen Nilgün, Balkan göçmeni Perihan Hanım ile Plevneli muhasebe müdürü Fikri Marmara’nın iki kızından birisidir.

Ortaokul ve liseyi Kadıköy maarif kolejinde okudu. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde başladı ancak siyasi sebepler sonucu burada eğitimine devam edemeyip tekrar sınava girmek zorunda kaldı. Şairliğinin ve geri kalan hayatının şekillenmesinde büyük etkisi olan Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı ve “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” Tezi ile 1985’te mezun oldu.

Edebiyatının yanında birçok işte de çalıştı. Önceleri Marmaris’te bir tatil köyünde çalışan Nilgün, sonra Ulusoy’da yönetici sekreterliği yaptı. Kısa süren bu yönetici sekreterliği sonrasında bir reklam şirketinde metin yazarı olarak işe girdi. Ancak ilk iş gününde bir cenaze ilanı yazması istenince akşamına işten ayrıldı. Daha sonra Bebek’teki Mısır Konsolosluğu’nda çalışmaya başlayan Marmara ilk haftasından sonra buradan da ayrıldı.

Belirli işlerde uzun süreli tutunamayan Nilgün, 1982’de arkadaş ortamında tanıştığı Endüstri Mühendisi Kaan Önal ile evlendi. Daha sonraları eşinin işleri sebebiyle 16 ay Libya’da yaşamak zorunda kaldı. Burada kendisini dinleme fırsatı bulan Marmara, kimsenin bilmediği şiirlerini daktiloya çekmeye başladı.

SYLVİA PLATH VE NİLGÜN MARMARA

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” Tezi ile mezun olan Marmara;  Sylvia ile meşgul olduğu bu dönem boyunca şiiri ve hayatı geri dönülmez bir yola sapmaya başlamıştı çoktan. Ruhsal sağlığı sektede olmasına rağmen Plath’ın şiir ve yazılarında işlediği intihar temasını yavaş yavaş kendi şiirlerinde işlemeye başlamıştı.

“Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” kitabında, Sylvia Plath’ın intiharı ile ilgili “Kadınların toplumsal bir hastalığının bir sonucu olan perişanlığının kurbanı olmuştur. Plath’ın narin, incinebilir ruhani varlığı ve her şeyin sürekli kirlenişinin iç karatıcı bir şekilde farkında oluşu, onu ölüme sürüklemiştir.”(1) Derken aslında kendi içerisindeki besleği ölüm isteğine de su vermekteydi belki de.

Sylvia Plath’ın henüz 30 yaşındayken çocuklarının başucuna çörekler koyduktan sonra fırının gazını açarak intihar etmiştir. Nilgün Marmara’nın da henüz 29 yaşında çeşitli haplar aldıktan sonra kendi isteği ile Kızıltoprak’taki evlerinden kendini arka bahçeye bırakması; aslında iç dünyaları ve hayata karşı olan sonsuz yorgunlukları ile bu kadınların bir yerlerde nasıl olup da birbirleriyle iletişime geçtiklerinin acı bir kanıtıdır.

“ALDIRMA 128!”

Şair Ece Ayhan “Meçhul Öğrenci Anıtı” şiirinde “Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında”(2) diyerek anmıştı Nilgün Marmara’yı. Ece Ayhan’a göre “Uç’talık” yani “Marjinallik” Marmara’yı temsil eder. Bu marjinalliği ve Amerikan Caz Çağı’na olan hayranlığından dolayı; Ece ve arkadaşları ona başka bir edebi mitik figürün ismini, Fitzgerald’ın eşinin ismi olan “Zelda” ismini verirler.

Nilgün Marmara’nın bu edebiyat ortamına girmesini sağlayan isim, şair Cemal Süreya’dır. Okuduğu bölüm dolayısıyla Anglosakson şiiri konusunda donanımlı olan Marmara; bu toplantılarda şair arkadaşları ile sık sık şiir üzerine tartışmalarda bulunmuştur.

Bu edebiyat meclisinde kimler yoktur ki. Kızıltoprak’taki evleri dönemin en gözde şair ver yazarlarına ev sahipliği yapmıştır uzun bir dönem. Ece Ayhan’dan Cemal Süreya’ya, İlhan Berk’ten Fazıl Hüsnü’ye, Cihat Burak, Turgut Uyar, Edip Cansever ve dönemin genç şairlerinden; Seyhan Erözçelik, Orhan Alkaya, Lale Müldür,  Günseli İnal, Cezmi Ersöz ve Küçük İskender bu isimlerden bazılarıdır.

Böylesine zengin bir ortamda şiirlerini kimseye açmaz Nilgün. Onları adeta mahremi gibi saklar. Ancak sonraları birkaç şiirini Cemal Süreya’ya göndermeye başlar. Hatta bu şiirlerden bazıları Şiir Atı Dergisinde de yayınlanır. Ama hayatta olduğu süre içinde şiirleri o kadar da ses getirmez.

MARMARA’NIN ŞİİRİ’NİN TÜRK EDEBİYATI’NDAKİ YERİ

“… Hiç kimse onun şiir yazığını o sıralarda bilmiyordu. Çevresindeki usta şairlerden ya da yeni nesil şairlerden hiçbiri onun sayfalar dolusu şiir yazdığını, dille uğraştığını bilmiyordu. ’dosyalar dolusu iki yüz elli şiirim var’ dediği zaman olduğum yerde donakalmıştım. Boğaziçi Üniversitesi’nin bahçesindeydik…” (3)

(Günseli İnal)

Nilgün Marmara’nın şiiri bilinen şiir kalıplarının hiç birine tam olarak sığmayan, hiç birini tam olarak ne dolduran ne de taşıran bir şiirdir. Tamamen öyle olmamakla birlikte; onun şiirini, düşsel düzlemde kız kardeşi sayabileceğimiz Sylvia Plath’ın Gizdökümcü şiir kategorisinde ele alabiliriz.

Gizdökümcü şiir için Nilgün Marmara, “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” kitabında şöyle demiştir;

Gizdökümcü türün tanımlayıcı özelliği, kendini aklama peşinde olan şairin yeraltına inmesidir. Aslında bu genel nitelik, insanların bilincindeki sebebi belirsiz korkuları irdeleyen tüm sanat eserleri için geçerlidir aynı zamanda.”(4)

Şiirinde kendi içine yolculuklarda bulunan ve kendi hayatı hakkında sürekli olarak ipuçları sunan Marmara, genel olarak hayata karşı ölüm temalı şiirleri konu olarak seçmiştir kendisine.

Gittikçe soğuduğumu fark ediyorum ve bu bana hiç de sevinç vermiyor. Çünkü özün soğuması çok tehlikeli, başkalarıyla olan ilişkiyi yalıma veriyor, unutulan ben başkayı yakarak yeniden doğacakmış gibi… Tersine devinimi, Phoenix’in.”(5)

Özellikle ömrünün son günlerinde yazdığı şiirlerde ölüm fikri artık tamamen kendini göstermeye başlamış ve git gide o yaşama sevincinin eksikliği, şiirlerinde tabiri caiz ise bayrak açmıştır.

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden.”(6)

Kitaplarının hiç biri O hayattayken basılmamıştır. İntiharı öncesinde kocası Kağan Önal’a bıraktığı mektupta, sadece daktiloya çekilmiş şiirlerini arzu ederse yayına verebileceğini yazmıştı.

Bu yüzden Daktiloya Çekilmiş Şiirler dışındaki kitaplarını okurken, aslında onun hiç bir zaman okuyucu ile buluşacağını bilmediği yazılarıyla ve kendisi ile baş başa olduğu o anlarda yanında beliriveriyoruz. Zaten okur da bunun farkında olsun diye kitaplarının önsöz ve arka kapaklarında defaatle bu duruma değiniliyor. 

ÖLÜMÜ VE SONRASI: “CEZMİ ÇOK HASTAYIM…”

Nilgün, Cezmi Ersöz’ün de bir yazısında belirttiği üzere 20’li yaşlarından bu yana intihara meyilli ve bunu düşünen bir kız idi. Özellikle yaşamının son anlarında Manik Depresyon teşhisi konulan Marmara, daha çok kendi içene kapanmış ve o edebiyat toplanmalarından bile zevk almaz hale gelmişti. İçinde bulunduğu bu depresif çıkmazdan kurtulması için yazma ve okumaya ara vermesi gerektiği söylense de, o daha çok yazmaya ve okumaya yönelmişti.

Hatta bu depresif hallerinin ve kendi içine yaptığı bu ıssız yolculukların başlangıcı üniversite zamanında kendisini “Umutsuzlar Merdiveni” olarak dışa vurur. Okul arkadaşlarının anlattıklarına göre; Nilgün, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Filolojisinde öğrenciyken derslere pek girmez ve bu merdivende garip bir ‘kuş’ olarak tüneyerek kendisini dinlermiş. Kocaman kanatları yüzünden uçamayan bir Albatros gibi…

Bu kendini dinlemeler ve hayata karşı ölüm düşünceleri Nilgün’ü git gide sona yaklaştıran etkenler olarak büyüyüp duruyordu. Sürekli düşünmek ona ağır gelmeye başlıyordu. Ve bir gün düşünmekten vazgeçti. Henüz 29 yaşındayken Kızıltoprak’taki evlerinin penceresinden kedisini sonsuzluğa bıraktı. Bir tek çığlık dahi atmadan, sessiz bir protesto olarak son verdi yaşamına.

            “Yaslı yüreğimin utangaç itirafı, ben sizi sevmekten öldüm bayım.”

  • ECE AYHAN – 128 NİLGÜN MARMARA

“Önce, Nilgün Marmara’yı herkesinki gibi değil de kendine özgü ve çok değişik morumsu renkte bir giysiyle, bir öğrenci olarak düşündüğümü söyleyeceğim. Ama derslere pek girmeyen ve Umutsuzlar Merdiveni’nde oturmayı seçen çok tuhaf bir öğrenci; daha doğrusu benzersiz bir öğrenci olarak düşündüğümü söyleyeceğim. Sırası belki önlerdedir ama o arkalarda bulunmayı sever. Her zaman da sınıfı geçmiştir. Ve sanki aynı sınıftayız ve belki de aynı sıradayız. Nilgün Marmara ile 1987 Ekim’inin 13’ünde, kendisi daha 28 29 yaşında gencecikken İstanbul’da, Kızıltoprak’ta, en ufak bir çığlık dahi atmadan korkunç ölümünden sonra da! Herhangi bir ikirciğe düşmeden, hiç çekinmeden şunu diyorum; “Bir teneffüs daha yaşasaydı tabiattan tahtaya kalkacaktı.” O nedenle de yazımın başlığını şiirdeki gibi “128 Nilgün Marmara” koydum.”

  • CEMAL SÜREYA – GÜNLER

“Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik, hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi. Baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim; bugün ortaya çıkıyor. ”(841. Gün)

Ölümünün ardından birçok kalemden bu şekilde anmalar yapılırken, Nilgün hakkında dedikodular da çıkmaya başlamıştı.

Yakın olduğu ve evine giren çıkan birçok isim ile aşk iddiaları ortaya atılmıştı. Bazıları Nilgün Marmara’nın ölümünden beş sene sonra Kadıköy’deki otel odasından atlayarak intihar eden Kaan İnce’nin; bazıları ise Mina Urgan’ın Nilgün Marmara’dan seneler sonra; 1995’te kimilerine göre intihar olan bir trafik kazasında ölen oğlu Mustafa Irgat’ın sevgilisi olduğunu iddia etti. Yakın arkadaşı ve bir dönem Kızıltoprak’taki o evde toplandıkları Ece Ayhan da dedikoduların merkezinde idi tabii. Bu iddialar hakkında Haydar Ergülen ve yine yakın arkadaşlarından olan Cezmi Ersöz şöyle demişlerdir; 

  • HAYDAR ERGÜLEN – DÜNYAYLA YARALI BİR İNSAN

“Nilgün, ‘dünyayla yaralı’ bir insandı ama kaç kuşaktır okuyan, yazan, duyan, hisseden, düşünen hemen herkes dünyayla yaralı sayılır bence. Ona yakıştırılan kimi şeyleri, onu tanıyanlardan, arkadaşlarından, ilk kitabı ‘Daktiloya Çekilmiş Şiirler’i Kağan’dan sonra ilk okuyan, bu kitabı ve Metinler’i ilk yayınlayan kişi olarak, dehşetle duyuyorum, okuyorum. Tanımadıkları bir insanın hatırasına hürmetsizlik edenleri okur ya da yazar olsalar anlamam ya, onu tanıdıkları halde hürmetsizlik edenleri hiç bağışlayamam. ”

  • CEZMİ ERSÖZ – “CEZMİ ÇOK HASTAYIM”

“Nilgün’ün bir takım dedikodularla yıpratılmasına göz yumamam. Nilgün olayında Ece Ayhan’a büyük haksızlık yapıldı. Nilgün, Ayhan’ı çok severdi ve dostlukları büyüktü. 20’li yaşlarından itibaren intiharı düşünüyordu. Bu ara İskenderiye’ye gitti ama mutlu olamadı. Döndüğünde bana dedi ki; ‘ Cezmi, düşlerimin İskenderiye’sini bulamadım.’ Yüzünde ölüm ifadesi vardı son zamanlarında. Tedavi için gittiği psikiyatrisi taciz etti onu; o durum daha çok yıktı. Alkol ile birlikte antidepresan alıyordu. Bahariye’de karşılaştık; yanında eşi vardı. Kulağıma “Cezmi çok hastayım.” Dedi. Biyolojik hastalık algıladım. Ama çökmüş vaziyetteydi. 3 4 ay sonra intihar etti.”

“KUŞ KOYSUNLAR YOLUNA” ONA AİT DEĞİL

 “Bir karga bir kediyi öldüresiye oyuna davet ediyordu.

Hep böyle mi bu?

Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum.

Dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına

Aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!

Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.

Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına,

Niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına,

Niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

‘Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’

Bir çocuk demiş…”

Nilgün Marmara ile özdeşleşmiş olan “Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” dizesinin aslında ona ait olmadığı bizzat, Kocası Kağan Önal tarafından paylaşılan bir bilgidir. Bu dizenin aslında anonim bir halk tabiri olduğu ve Nilgün Marmara’nın, şiirinde bu bölümü tırnak içerisinde kullanarak buna vurgu yaptığını belirtmiştir. Neyse ki daha güzel ve onunla daha özdeşleşecek birçok dizesi vardır.

Nilgün Marmara; gerek şiirleri ve düz yazılarıyla, gerekse de marjinal hayat düşüncesi ve yaşayışıyla Türk Edebiyatı’nın o mihenk kaldırımlarına kendisini bir kuş gibi kondurmayı başaran bir isimdir. Edebiyatımızdaki kadın eli eksikliğini bir nebze olsun azaltmış olduğu için kendisini bir kez daha anıyorum.  Ve intihar mektubundaki şu dizeleri ile baş başa bırakıyorum sizleri;

      “ P.S. 1- Cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!

        P.S. 2- Kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.

        P.S. 3- Sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.”

Kaynakça

  1. Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi / Nilgün Marmara sayfa: 37.
  2. Bütün Yort Savul’lar! / Ece Ayhan sayfa: 123.
  3. Dünyaya yaralı bir edebiyatçı: Nilgün Marmara – Fikriyat Gazetesi
  4. Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi / Nilgün Marmara sayfa: 19.
  5. Kâğıtlar / Nilgün Marmara – sayfa: 69
  6. Kuş Koysunlar Yoluna şiiri / Nilgün Marmara
Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz