Perver Nakçi | İmtihan/Mahrumiyet

Perver Nakçi | İmtihan/Mahrumiyet

Perver Nakçi “İmtihan/Mahrumiyet” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Perver Nakçi | İmtihan/Mahrumiyet

Anne/siz

Para/sız

Ev/siz

Din/siz

Çocuk/suz

Araba/sız

Denge/siz

Eğitim/siz

Kültür/süz

Amaç/sız

Vatan/sız

Şuur/suz

Biz/siz

Düşünce/siz

Sağlık/sız

Dil/siz

Kol/suz

Kadın

Erkek

Çocuk/yetişkin

Vs.

Her şey herkeste değildir, çünkü herkes bir şey/lerden mahrumdur. Kendi yoksunluğunu örtbas ederek, parmağıyla gösterdiği bir başka insanın isminin önüne, işaretsiz sıfatlar koyar insan. Şu’suz, bu’suz kişi… Sekizinci sınıfta okuyan bir öğrencinin, kendi sınıfının seviyesindeki sınavı unutarak; birinci sınıfta okuyan bir öğrencinin sınav kâğıdını görünce; ‘Bu çok ‘kolay’ bir sınav, sen de buna sınav mı diyorsun?’ diye bir yanlışa düşmesi ya da tam tersi; birinci sınıf seviyesinde bir öğrencinin sekizinci sınıf seviyesindeki bir sınav için ‘zor’ demesi gibi. Herkes ‘kendince’ bir sınavdadır.

Sayısal mı zor, sözel mi, sekizinci sınıf mı zor, birinci sınıf mı; annesini kaybeden birinin imtihanı mı zor, annesi hayatta olanın mı; zenginin mi, fakirin mi; müminin mi, kâfirin mi; kolunu, bacağını kaybedenin mi imtihanı zor, fiziksel engeli olmayanın mı;  evladıyla yaşayanın mı, evladını kaybedenin mi imtihanı zor? Cevap hep ‘bana/sana göre’ olacaktır. Fakat imtihan olan ya da imtihanı yapan biz değiliz. Mümkündür ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir. (Bakara/216)

‘İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanır!’ (Kıyamet/36) O zaman her insan imtihandadır. Zor olan imtihan değil; hangi imtihanda olduğunun farkında olmaktır.

Fiziki âlemde var olan mahrumiyetlerde ararız imtihanı, orada olduğunu zannederiz. Bir eli yağda bir eli balda olanın, imtihan edilmediğini düşünürüz. Maddi ve fiziksel varlık halinde iken, yoksunluğu sadece ‘gider ve sağlık’ kısmında hesaplar ve eğer bir kayıp yoksa kendimizi günün kazananı ilan ederiz. Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz. (Tekasür/8) Şimdi bir daha soracak olursak, bir şeyde varlıklı olmanın mı imtihanı zor, yokluğuyla yaşamak mı zor diye, en azından, bu tek soruluk imtihanın cevabı zor değil.

Bazıları neden daha ağır imtihan ediliyor sorusu, kişinin kendi imtihanının farkında olmadığının göstergesidir. Çünkü imtihanlar ağır değildir. Allah, hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. (Bakara/286) Fakat insan, insana yükler ve insan, insanın cehennemini bu dünyaya taşır. Görme eylemindeki noksanlıktan sebep, birbirlerinin yüzüne bakarken hep eksiklikler görürler. Var olanı görme gibi bir kolaylık varken, yokluğun peşi sıra sıfatlar dizer, ağıtlar yakarlar. Vay şu yokluk, vay bu yokluk diye dimağlarındaki kelimelere yenilerini eklerler. Evet, bu hataya bir peygamber dahi düşebilir. Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. O kul, hemen onu öldürdü. Mûsâ, “Bir can karşılığı olmadan temiz bir çocuğa kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!” dedi. (Kehf/74) Hızır (a.s); “O çocuk ise, onun anne ve babası inanmış kimselerdi. Eğer çocuk yaşarsa onları azdırmasından ve inkâra sürüklemesinden korktuk.” (Kehf/80) burda bir evladın ölmesiyle, yokluktaki hikmeti görmek için farklı bakmak gerektiğini hatırlatıyor. Tabii burada öldürme eylemini kendi başına yapmadığı da bir diğer ifade de; Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur. (Kehf/82) şeklinde belirtiyor.

Bir anne, yaratıcısına göre, vakti geldiğinde çocuksuz olarak ‘tam’ bir şekilde hayatına devam edecektir. Bir evlat, hayat yolculuğunun bir dönemecinde babasız kalacaktır ya da hayatında babasıyla hiç tanışmayacaktır. Takdir-i ilahidir olanlar… Biri kolsuz ‘tam’dır, biri kollu ama engellidir. And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir. (A’raf/179) Yaratıcının bakışıyla bakmak gerekir yaratılanlara. Ona göre bazıları gözü olan körler ve kulağı işiten sağırlardır. Hatta daha ileri boyutta, insan şeklinde, hayvanlardan da aşağı bir seviyede varlıklarını sürdürüyorlar…

Mahrumiyetlerin imtihanı ağır değil; ağır olan inancın gramajıdır. İnancın ağırlığı ne kadar fazlaysa, diğer kefede o denli ağır bir imtihan olur, daha doğrusu şöyle söyleyecek olursak; kişi, imtihan olduğunun o kadar farkında olur. İmtihan sadece yokluktaki sabır diye düşünülmesin; varlıktaki şükrü hatırlamak, perdeleri aralayarak; varlığın, mülkün gerçek sahibini kavramak çok daha zordur.

İnsan denilen varlık her tekiyle mahrumdur bir şey/lerden. Kiminin mahrumiyeti aşikâr kimininki gizli… Biz hep aşikâr olanda arıyoruz mahrumiyeti ve devamındaki imtihanı.

İmtihan ağır değil; ağır olan hayatı ölmeye ve yaşamaya değer kılacak anlam ve inancın mahiyeti/ne olduğudur. Bir evlat, makam-mevki, karı-koca, mal-mülk, sağlık, vs. ise; yokluklarında yaşamın yaşanmaya değer bir tarafı kalmaz. Uğruna ölüm göze alınır, fakat yaşanmaz.

De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler. De ki: Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” (Tevbe/52)

Sağlam bir manevi inançta anlam bulan yaşama amacı için, hem ölüm hem yaşam göze alınır. Ve böyle bir inanç uğruna kişi ölüme koşarken, yaşamak bir imtihan halini alır. Elden ayaktan düşen bir yaşlının yaşamak için sebebi kalmamışken, inanç elinden tutar, bu hayata tutunmasına vesile olur. Ya da tam tersi, bu hayatta her türlü zevki tatmış, dünyadan alacağını almış, edebi, sanatsal en büyük ödülleri elde etmiş bir insanın, tutunacak inancı yoksa hayatın zirve noktasında ipini çekmesi an meselesidir. Ötesi bir anlam kalmamıştır kendisi için.

Bir savaşta esir düşen, karnında düşman askerinin çocuğunu taşıyan Müslüman bir kadın, inancı için yaşamı göze alır. Bilir çünkü bu imtihan yeryüzünde hep inançlı Müslümanların payıdır. İnançtan yoksun, etiket altında yaşayan sözde Müslümanlar ise, imtihan edilmediğini, başıboş yaşadığını ve bu şekilde Cennet’ten paylandığını sanır.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz