Nisa Eser | Meyus

Nisa Eser | Meyus

Nisa Eser “Meyus” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Nisa Eser | Meyus

“Ne zaman gelecek Sami?”

“Birazdan burada olur teyze.”

“Aman gecikmesin, anam kaçtır adını sayıklıyor. Arayın, yoklayın mola vermeden gelsin köye.”

“Tamam teyze arattırırım bir daha merak etme sen. Geç otur dinlen biraz.”

Omuzlarındaki kocaman yükle oturdu gıcırdayan kanepenin bir köşesine Hatice. Oturuş şekli annesinin laflarını getirdi aklına. ‘Peygamber efendimiz sofraya böyle otururmuş ki tam doymayayım diye. Bizim dinimiz anlayış dini çocuklar. Sofradan hiçbir zaman tam doyarak kalkmayın…’ Kendi oturuşuna uzun ve gururluca bir bakış attı. Gözyaşlarıyla birlikte sanki anıları da bir bir akıp gidiyordu zihninden. Annesini kaybetmenin korkusu gelip oturmuştu yüreğine. Başı sıkıştığında, yüreği daraldığında, şehrin gürültüsünden bunaldığında kaçıp geleceği; başını koyacağı bir anne dizi olmayacaktı artık. O diz öyle bir şeydi ki, fiziken rahatsız ama ruhen huzur dolu ediyordu insanı. Bunun yokluğunu iliklerine kadar hissetmekten korkuyordu işte.

Yaklaşık bir haftadır elden ayaktan kesilmişti. Ölümün ağırlığını üzerinde hissetmiş, küçük oğlu Sami’yi uzak memleketten yanına çağırmıştı. Günlerdir eve eşi, dostu, akrabası geliyor ve akbaba misali onun ölümünü bekliyorlardı. Özellikle de yaşlılar, sonlarının böyle olacağını kendilerine itiraf edemedikleri için bu huzursuz ortamda olmadık konular açıyorlar ve çok kalmadan kendi köşelerine çekiliyorlardı. Torunlarının ellerinde bir kuran, dudakları kımıldıyor; gözyaşları istemsizce ayetlerin arasına karışıyordu. Kimisine az harçlık vermiş, kimisini az sevmiş, kimisine küfürler etmiş, kimisini de dövmüş olan bu kadın fersiz ve umutsuz bir şekilde yatıyordu içerdeki çekyatta. Bu okunan kuranlar ve gözyaşları neyin nesiydi? Fakat Allah bu dar vakitte insanoğlunun yüreğine öyle bir ferahlık veriyordu ki, bu ferahlık ölüm döşeğinde yatan kişinin sadece iyi yönlerini anımsatıyor ve belirsiz bir merhamet duygusu hissettiriyordu.

Oturduğu yerden gelip geçenlere bakıyordu. Kimisinin kıymalısı bitmiş, kimisinin ayranı yetmemiş, kimisi tuvalet arıyor, kimisi ona bakmaktan kaçınıyordu. Tüm bu sessiz kargaşanın içinde gözleri mavi kapının bitişiğindeki askıya takıldı. Annesinin hırkası, tesbihi, çiçekli fistanı ve hacdan aldığı mavi çantası duruyordu hiçbir şey olmamış gibi. Mavi çantanın arkasında “Gülbeyaz Şahin” yazıyor ve içinde de tıklım tıkış doldurulmuş ilaç kutuları gözüküyordu. Bir müddet boş boş baktı askıya. Sonra kaşlarını çattı. Gözlerinden yine anılar süzülüyordu. Sizi siz yapan kişi orada yatıyor ve siz bir şey yokmuş gibi askıda durmaya devam ediyorsunuz, diye geçirdi içinden. Ardından bu gereksiz düşüncenin vahametine kapılıp gözlerini başka yere çevirdi. Bir müddet sonra evde kaldığı her saniye ona işkence gibi geldi, cenaze evi havasından kurtulmak için aşağı inip bahçeye gitti.

Bahçeye indiğinde, birkaç yıl önce Sami’nin diktiği elma ağaçlarının altlarının yaş olduğunu fark etti. Oğlunun sulayabileceğini geçirdi içinden. Terliklerini çıkarıp toprağa yalın ayak basmak istedi. Daha taşsız bir yer aradı gözleri. İlerideki ceviz ağacının altının hem serin, hem de temiz olduğunu gördü. Ağır ağır ilerledi. Buğulu gözlerinden ağaçları pek anlayamıyordu ama kokuları onu cezbediyordu. Burnunun çok iyi koku alması onu çoğu konuda bir sıfır öne çıkarıyordu. Yanından geçtiği ağacın erik olduğunu anladı. Başını kaldırıp Camız eriklerinden bir tane aldı. Hiç iştahı olmamasına rağmen ısırıp tadına baktı. Dişleri kamaştı. Ceviz ağacının altına gidip oturdu. Aklına yine annesi gelmişti. Ne kadar çok kaçsa da düşünmekten, en ufak bir şey onu hatırlatıyordu.

Küçükken Sami ile ceviz yapraklarından cadı süpürgesi yaptıklarını anımsadı. Onlar yapraklarla oynarken anneleri de yere düşen yaprakları bir oyuğun içinde ezip, akşam olunca saçlarına kına yakardı. Koskoca bir gün tüm ev ceviz yaprağı kokardı. Sami de kendisi de hiç hazzetmezdi bu kokudan. Ama ertesi gün annelerinin güneşte kızıllaşan saçlarını görünce hayran hayran bakarlardı. Hatice’nin hatırladığı her anıda gözyaşları birer birer süzülüyordu gözlerinden. Kimsenin olmamasını medet bilip daha derinden ağlamaya başladı. Sarsılıyordu adeta. Toprak bile onu rahatlatamamıştı. Tıkalı olmasına rağmen burnuna gelen kokuları görmezden geliyordu. Güzellikleri hissetmek istemiyor, acı çekmeyi umut sanıyordu. O anlık onun umudu ağlamaktı. Kimsesizliğini ağlayarak dindirebileceğini zannediyordu.

Hatice ceviz ağacının altında hissizce otururken bir anda evden gelen uğultu yükselmeye başladı. Biri acı bir çığlık attı. Ardından ağlama sesleri koro halinde yükseldi. İçine acı bir kor düştü o anda. Hiç sönmeyecek bir kordu bu. Terliklerini dahi ayağına geçirmeden eve doğru koşmaya başladı. Gözlerinden sadece gözyaşı değil korku ve endişe de saçılıyordu etrafa. Ayaklarını kanatan dikenleri ve taşları hissetmiyordu. Yüzüne çarpan ağaçları titreyen elleriyle itiyordu. Bahçenin kapısını açarken tüm vücudunu korku sarmıştı. Avludaki gözlerin üzerinde olduğunu hissetti bir an. Ve avlu kapısının gıcırtıyla açılışını gördü. Elinde valiz, sırtında çantasıyla Sami girdi içeri. Hatice ne tarafa gideceğini şaştı. Durdu avlunun tam orta yerinde. Gözlerine kuyunun önündeki ufak çaplı bahçe takıldı. Maydanozlar yeni çıkmış. Marullar çok büyümüş. Soğanlar orta boydaydı. Dere otları marulların boyunu geçmişti. Hatice içinden bu uyumsuzluğa bir açıklama getiremedi. Sami’nin ve avludakilerin onu izlediğini fark etti. Toparlanıp kardeşine doğru bir adım attı. Bir eliyle gözlerini silerken diğer eliyle de belini tuttu. Evden derin bir çığlık daha geldi. Oğlunun sesiydi bu. Sami’ye korku dolu bir bakış atıp eve doğru koştu. Kalabalığı yarıp annesinin yattığı odaya girdi. Oğlunu annesine sarılmış ağlarken buldu. Olduğu yere yığılıp kaldı Hatice. Ölümün onlara bu kadar alıştırarak gelmesine rağmen kaldıramadı bacakları bu acıyı. Ruhu istemiyordu bu hayatı, sürurlu bir düş içinde yüzerken bu bilinmezliği istemiyordu.

Gözleri şişmiş bir halde Sami de içeri girdi. Annesine bakmadan ablasının omzundan tutup yanına çömeldi. Hatice Sami’ye bakıp donuk bir ifadeyle konuştu.

“Gördün mü kapının arkasındaki eşyalarını. Nasıl öksüz kaldılar şimdi. Bir de kuyunun önündeki orantısız bahçe var. Onu ne yapacağız hiç bilmiyorum Sami…”

Ne diyeceğini bilemedi Sami. Sarıldı Hatice’ye.

“Sularız ablacım. Hepsi aynı boyda olur merak etme sen…”

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz