Hatice Yıldırım | Uçamayan Bornoz

Hatice Yıldırım | Uçamayan Bornoz

Hatice Yıldırım “Uçamayan Bornoz” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Hatice Yıldırım | Uçamayan Bornoz

Boğazım kurumuştu. Kitabı bitirme çabamın tam ortasında, yine uzandığım koltuğa uyuyakalmıştım. Salonun parlak ışığı, kirpiklerimden tutup göz kapaklarımı aşağıya çekiyor gibi canımı yakıyordu. Kulağıma gelen garip sesler olmasa, üzerime örttüğüm ince pikenin beni ısıtmayacağını bile bile, üşümeye başladığım gerçeğini kulak ardı ederek uykuma devam edebilirdim.

Sırtımdan boynuma doğru çıkan, karınca yürüyüşlü bir ürpertinin etkisi ile irkilerek doğruldum. Garip fısıltıların kaynağı sağ taraftaydı, emindim. Bir an yatak odama hırsızların girme ihtimali düşünerek donakaldım. Ama “Hayır, uyan!” dedim kendime. “Sen sekizinci katta oturuyorsun!” Merakıma sunabileceğim tutarlı bir sebep bulamamıştım. Cesaretimi toplayıp ayağa kalktım. Ev terliklerimi giymeye hiç niyetim yoktu. Ne kadar az ses çıkarırsam, kendimi o kadar Sherlock Holmes gibi hissedeceğimi düşünüyordum. Tuttum, çoraplarımı da çıkardım. Gayet temkinli yalın ayaklarla salondan çıkıp, koridoru da aynı “dans eden tüy” hafifliği ile geçerek odamın kapısına ulaştım.

Kapının aralık olmasını umuyordum. Çünkü tüm gizem senaryolarında kapı, içeriyi gözleyebilme imkânı sunan bir aralıkla açık bırakılır. Ama değildi. Canım acayip sıkıldı. Anlaşılan bu bir gizem kurgusu olmayacaktı. “Yoksa? Bilim kurgu muydu Allah’ım!” Uzaylılarla ilgili bir dizi eciş bücüş görüntü geçti gözümün önünden. Sessiz bir “Olamazzz!” edasıyla kafamı iki yana salladım. Neler düşünüyordum böyle! Hemen toparlanıp kulaklarımı kapıya dayadım. “Hey Allah’ım, şimdi içeriden ben çıksam ve kendi odamın kapısını dinleyen benle karşılaşsam ne olurdu?” Yok yok! Stephen King okumak bana hiç yaramamıştı. Zaten gevşek olan vidalarım gece olunca hepten yerinden oynamıştı.

Kulağım kapıda, hiç tanıdık gelmeyen seslerin kaynağını anlamaya çalışıyordum. İki ayrı ses duyuluyordu ve görünüşe bakılırsa baya eğleniyorlardı. Kalın olan ses birini taklit ediyor, ince olanı ise kapı gıcırtısından daha gevrek bir tonda kahkaha atıyordu. Hala rüya görmediğime emin olmak için pat diye odaya dalmak geçti içimden. “Gecenin ikisinde, yokluğumdan istifade ederek bensiz âlem yapanlar kimmiş görelim bakalım” diye düşündüm. Bu hızlı kararın peşinden attım elimi kapı koluna. Kolu hızla indirip kapıyı yittim. ‘İşte yakaladım sizi’ pozisyonunda bir duruşla açtığım kapı, savaş meydanında düşürdüğüm bir kalkan gibi beni savunmasız hissettirdi. İçeride kimseyi göremeyince, kapının önünde kala kalmıştım. Bakışlarımı tam bir hayal kırıklığı ile odanın içinde gezdirdim. Odada her şey bıraktığım gibi, eşyalar yerli yerindeydi. Yatağım, onun karşısındaki dolabım, pencerenin yanındaki ufak masa, dolabın yanındaki ayaklı askılık, asılı bornoz… Dur bir dakika! Bornozumu askılığa asmamıştım ki! Tedirgin adımlarla içeri girdim. Gözlerimi bornoza dikmiş, bir düşmana yaklaşan asker şüphesi ile yaklaşıyordum. Bornoz beyaz olsa, “Casper gibi uçuverecek” diye korkacaktım. Ama mavi hayalet diye bir şey yoktu. “Hayalet diye bir şey yoktu” diyerek düşüncemi düzelttim.

Yanına vardığımda iyice kendimle çeliştiğimi fark ettim. Bornoz titriyor muydu, ben mi kafayı yemeye başlamıştım? Gözlerim yanılmıyorsa kesin beynim yanılıyordu! “Ahhh! Ben daha fazla rol yapamayacağım.” diye bağıran bornoz kendini yere attı. Korkudan bir adım geriye zıplamış, kocaman gözlerle konuşan bornozumu izliyordum. Nefesimi de tutmuşum ama onu fark etmem on saniye kadar sürdü. Rengimin kireç gibi beyazladığını gören bornoz telaşlanarak “Efendim sakin olun! Korkmayın!” sözlerini tekrar edip duruyordu. On saniyenin sonunda gözlerimi kırpıştırıp, bir de taze nefes alarak kendimi toparladım.

Kaşlarımı çatmış, soran gözlerle bornozu izliyordum. Onun da az önceki tedirgin hali kaybolmuş; yerini, sosyetik kadınların abartılı el hareketleri ile kendilerini serinletmeye çalışmalarını andıran bir şımarıklığa bırakmıştı. Bir yandan elini(eli olmadığı için kolunu demem daha doğru olurdu), kafası olması gereken yerdeki boşluğa doğru aşağı yukarı sallıyor, bir yandan da “Ay, ben de kalpten gidecektim ayol! Gece gece ne korktum bilemezsin!” diye söyleniyordu. “Sen, konuşuyorsun?” diye kekeledim. Beni çok da umursuyor gibi görünmüyordu ama elini(kolunu) sallamayı bırakıp bana dönerek “Tabi ki konuşuyorum. Tek konuşanın siz insanlar olduğunu mu düşünüyorsun?” diye alaylı alaylı sordu. Bir bornozun, insanlara ait özellikleri taklit ederek bana kafa tutması canımı sıkmıştı. Ellerimi belime koyup olabildiğince heybetli görünmeye çalıştım. “Cansız bir varlığın akşam haberlerini sunduğu bir dünyada yaşamıyoruz biliyorsun ki!” dedim gülerek. Bu sefer ben de onunla alay etmiştim ve ödeşmiştik.  Yüzümdeki yamuk gülümseme ile attığım golü ilan ediyordum. O da ellerini(kollarını) beline koyarak bana doğru birkaç adım attı. Ayakları olmadığı için eteğinin ucu yerde sürünüyordu. Bu yakınlaşma içten içe paniklememe sebep oldu. Ama kuyruğu dik tutmalıydım. Bu ukala bornozun karşısında korktuğumu belli edemezdim.

Gözlerimi fark ettirmeden etrafta gezdiriyor, hemen bir fikir bulmak için bir ipucu arıyordum. En etkili dikkat dağıtma stratejisi olan ASSY’ye (Alakasız Soru Sorma Yöntemi) sığınmaya karar verdim. “ Sen neden havada uçmuyorsun? Resmen yere sürünüyorsun. Unutma ki hala benim bornozumsun ve seni daha dün yıkadım!” Bu beklemediği soru onu şaşırttı. Belirsiz bir ifadesizlikle sorumu anlamaya çalışıyordu. Bu halini görünce biraz olsun rahatlamıştım. İçimden ‘Zavallı şey, daha kadınların şeytana pabucu ters giydiren bir dile sahip olduklarından haberi yok’ diye geçirdim. Soruma canı sıkıldığını hiç de gizlemeyen bir tavırla ellerini belinden sertçe indirdi. “Sürünmüyorum bir kere, yürüyorum. Hem kuş muyum ben canım, öyle havada uçayım?” Onun bu çıkışına istemsizce güldüm. O ise kendisi ile dalga geçtiğimi düşünüp iyice sinirlenerek konuşmaya devam etti: “Ben de insanları akıllı bir varlık sanırdım. Ben bir insan bornozuysam tabii olarak yürürüm. Eğer bir uçak bornozu olsaydım, ancak o zaman uçabilirdim.” Mantık yürütmesindeki komikliğe artık çekinmeden gülmeye başlamıştım. “Durmuş konuşuyorsun diye seni dinliyorum. Uçakların bornozu olmaz ki! Hem nerde banyo yapacaklar? Gökyüzünde mi?” Neşem yerine gelmişti. Hiç duraksamadan devam ettim: “Yolculara ne diyecek, biraz gözlerinizi kapatın, banyo yapıyoruz şurada mı diyecek?” “Ya da pilota ‘beni az sağa çek de şu yağmurda duş alıp geleyim’ mi diyecek?”  Verdiğim her örnekte bir kahkaha atıyor ve kendi kendime bir hayli eğleniyordum. Her sorumla biraz daha sinirlenen bornozuma bakıp iyice keyiflenmiştim. En sonunda ellerimi dizlerime vura vura gülmeye başladım.

Ne olduysa o anda oldu. Dizlerime eğildiğim anda, kısa bir boşluktaymış hissi yaşadım ve hızla uyukladığım kanepeden yere yuvarlandım. Salon halısı ince olduğu için düşüşümü yumuşatamamıştı. Kollarım ve dizimin üstüne yere kapaklanmak beni hemen kendime getirdi. Yere değen yerlerim karıncalanmayla karışık bir acıyla zonkluyordu. Dirseklerimi ve diz kapaklarımı ovuşturarak toparlandım. Her şeyin bir rüya olmasına sevinmiştim. Bir ucu yere sarkan ince pikeyi hızla omuzlarıma attım. Topallayarak odama giderken kendime bir de söz verdim: Bir daha uyumadan önce Stephen King okumayacağım!

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz