Muhammet Erdevir | Mehmet Berk Yaltırık’la Korku Edebiyatına Dair Söyleşi

Muhammet Erdevir | Mehmet Berk Yaltırık’la Korku Edebiyatına Dair Söyleşi

Muhammet Erdevir, Mehmet Berk Yaltırık’la “korku” ve “korku edebiyatı”na dair söyleşti

  • Sizi korku edebiyatına yönelten neydi?
    • Kendi aile büyüklerimden dinlediğim anlatılar ve hikâyeler ile televizyonda 90’larda meşhur olan paranormal içerikli programlar, korku sineması kuşakları etkili oldu. Bununla birlikte özellikle korku üzerine yazılmış kitaplar yazmayı hayal ederdim, yazıya daha yatkındım.
  • Korkunun kökenine inelim. İnsanlar kendilerini rahatsız eden durumlardan kaçarken neden korku filmi izler veya korku edebiyatı ürünlerini okumak ister? Burada nasıl bir mekanizma görüyorsunuz?
    • Kısmen heyecan ve adrenalin duygusu. İnsanlar inanmasa bile ürkünç hikâyeler anlatırken veya dinlerken oradaki karakterle kendini özdeşleştirir, birkaç dakikalığına kendi hayatından ve dünyasından uzaklaşır. Bu nedenle korku içerikleri izlemekten, heyecan yaşamaktan keyif alıyoruz.
  • Korkularımız kişiliğimizin oluşumunda ne derecede etkili oluyor?
    • Pek uzmanı olduğum bir konu değil ama kanaatim, hem şahsi hem de toplumsal mizacımızı oluşturduğu yönünde. Çünkü çoğu zaman kişisel travmalarımız kadar topluma mâl olmuş travmalar, kültürel hususiyetler, inanışlar, âdetler ve kabuller, kuşaklar boyu süregelen alışkanlıklar kendini gösteriyor. Gözüme çarpanlar bunlar oluyor.
  • Korkunun, insanın savunma mekanizmasının çok önemli bir parçası olduğu düşünülür. Korkma duygusunun hayatta kalma dürtüsüyle ilgili olduğu söylenir. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
    • Hem hayatta kalma hem de varlığını devam ettirme dürtüsüyle alakalı sanırım. Ancak günümüzde biraz önce söylediğim gibi adrenalin ve heyecan arayışı da devreye giriyor, artık eğlence boyutu da var gibi.
  • Korkularımızı bilinçaltımız mı biçimlendiriyor yoksa dış dünyanın gerçekliği mi?
    • Gerçek yaşam ve insanları kurgudakilerden daha korkutucu bulmuşumdur. Birbirlerini beslediklerini, birbirlerinin sebebi olduklarını düşünüyorum.
  • Fantastik edebiyatın en önemli kaynağı nedir sizce?
    • Hayal gücü ve tasavvur. Hem okuyanın, izleyenin hem de ortaya çıktığı toplumun, kültürünün hayal gücü ve tasavvuru.
  • Türk kültürü korku edebiyatı açısından verimli bir kaynak mı?
    • Hayli verimli bir kaynak. Bozkırlardan taşıdıklarımız da, eski toplumlardan kalan korkular da harmanlanmış. Kırsal bölgelerdeki kısa kısa anlatılardan hareketle öyküler yazıyorum. Halkbilim makaleleri ve tezlerini okudukça yeni yeni konular, ilhamlar buluyorum.
  • Halk kültüründe korku ögesine en çok rastlanan yöre hangisi?
    • Anadolu da Trakya da bahsettiğim anlatı zenginliğinden nasibini almış. Ben daha çok Trakya yöresini araştırdığım için buradaki cin söylencelerine, hayalet gelin rivayetlerine denk geldiğim, bu bölgedeki inanışları yazdığım için çalışmalarımda burası daha çok ön plana çıkıyor.
  • Ceyhanlısınız, Adana yöresi ve Çukurova’nın yazarlığınıza katkısı ne ölçüde oldu?
    • Tarihi ve kültürel izleri yazdıklarımda mevcut. Küçüklüğümde dinlediğim kısa kısa söylentiler, inanışlar, bir yanıyla iskân öncesi dönemin konargöçer hatıralarının etkisi, hem konu olarak hem de biçim olarak burayı da ilham kaynaklarım arasına ekledi.
  • Mesela Ceyhan’da Yılan Kalesi var, orayla ilgili efsaneleri anımsıyor musunuz?
    • Ben daha çok “Şahmaran Kalesi” şeklinde duyardım. Halk arasında hala bu isim dolaşıyor zannediyorum. Kalenin avlusundaki kuyunun, en yaygın rivayetteki Camsab’ın düştüğü kuyu olduğunu söylerlerdi. Kalenin etrafı yılanlarla dolup taştığından bu ismi aldığı da yine duyduğum bir başka söylentiydi.
  • Türk mitolojisini korku ögeleri bakımından zengin buluyor musunuz?
    • Kesinlikle. Anadolu inanışları kadar Asya’ya uzanan bozkırlar ve ormanlarda, vadilerde de sayısız inanç ve motif söz konusu. Farklı bir ilham kapısı aralıyor yazmak ve deşelemek isteyenlere.
  • Yerel kültürden beslenen bir korku atmosferi kurgulamak zor gelmedi mi? Sizi neler zorladı bu konuda?
    • Halk belleğindeki söylence ve inanışlar, tarihî olgular ve ürperti veren mekânlar zaten göz önündeydi. Bunları bir araya getirip korku edebiyatı alanında öyküler, romanlar yazmak için kendi kurgu süzgecimden geçirdikten sonra ana malzemem hazırdı. Tek zorluk ürettikten sonra karşılaşılan önyargılar oldu ama çalışmalarımı devam ettirdim, ilgimi ve çabamı yitirmedim.
  • Yerli korku edebiyatı üretirken karşılaştığınız zorluklar neler?
    • Bunu Youtube kanalımda (SonGulyabani-Mehmet Berk Yaltırık) anlattığım bir videom var (https://www.youtube.com/watch?v=jM3QWKIBdwk) . Orada uzun uzadıya değinmiştim. Ancak özetlenmem istenirse tek belirteceğim zorluk, okur alışkanlıkları olurdu sanırım. Yerli fantastik, korku vb. gibi yeni yeni yahut eskiden beri varsa çok fazla ürün verilmemiş alanlarda, okur bazı önyargılara yahut alışkın olmadığı bir tarzı okumanın kısmi zorluğuna kapılarak hiç şans vermeye biliyor. Yine de önümüzdeki yıllarda bu alışma sürecinin, yadırgamaların geride kalacağını düşünüyorum.
  • Etkilenme endişesi taşıyor musunuz? Dracula veya cadılık gibi Batılı korku ögelerinin kaleminizi etkilemesi sizin için bir sorun olur mu?
    • Herhangi bir endişe taşımıyorum, aksine farklı ögelerin bir araya gelmesiyle yeni ilhamlar bulabileceğimi, tarzımı geliştirebileceğimi, beni farklı konu arayışlarına yönlendirebileceğini düşünüyorum.
  • Korku edebiyatında fantastik ögeler kadar mizahi ögeler de kendine yer buluyor. Mizah sizin kaleminizi nasıl etkiliyor?
    • Mizaç olarak esprili, lafını sakınmayan insanlarız. Dolayısıyla kendi kültürümden hikâyeler çıkarırken, karakterlerimi oluşturmada bizim tepkilerimizi, alışkanlıklarımızı yansıtmaya çalışıyorum. O yüzden mizah ve mizah geleneği de ilgi alanlarımdan birini oluşturuyor. Bir de mizahla korku alakasız gibi görünse de aslında bir dirsek teması söz konusu. Keskin bir alaycılık ve beklenilmeyen yerden vurmak açısından dinamikleri (birbirlerine zıt olsalar da) hep benzer geliyor bana. Ayrıca mizahi türde yazılmış eserleri, yazıları okumayı da seviyorum.
  • Eserlerinizin sinemaya çekilmesini ister misiniz?
    • İsterdim. “Filme uyarlanır” diye düşünerek yazmasam da, elimde olmadan bazen yazarken film karesi izliyormuş gibi hissediyorum.
  • Sizce Türkiye’de korku filmlerinin diğer türlere göre nispeten yavaş gelişmesinin teknik eksiklikler dışında başlıca sebepleri neler?
    • Farklı arayışları ve türleri denemeye cesaret edilememesi. Bunda da maddi kaygılar ve garanticilik baskın geliyor diye tahmin ediyorum. Yoksa ister plazada geçen bir psikolojik gerilim, ister metropolle taşranın sınırında bir yerleşimde geçen seri katil hikâyesi, ister dünyamıza yabancı bir unsurun kırsalda gizlenişi, ister hortlak, alkarısı gibi yerel ve şamanî arka plana sahip fantastik varlıklar gayet işlenebilir. Ben eserlerimde vampir temasını işlediğimden ilk başlarda yadırganıyordum. Bugün yazdıklarımı okuyanlar, konuyla ilgili folklor araştırmalarına dayanan makalelerimden de haberdar. Farklı unsurlar iyi işlendiği sürece insanlara hitap edecektir diye düşünüyorum.
  • Yedikuleli Mansur adlı eserinizin temeli olduğunu söylediğiniz “Kanlı Pençe” adlı öykünüzde tarihi olayların ve kişilerin gerçek dünyadan alındığını belirtmiştiniz. Ana kişilerden biri olan Kara Şaban Ağa’nın zorbalardan beklenenin aksine merhametli ve sevdalı bir kişilik içinde betimlendiğini görüyoruz. Zorbalık ve kabadayılıkla vicdan ve merhamet bir tezat oluşturmuyor mu?
    • Maffios yani yerel ahlak, yerel hukuk ve yerel otorite değerlerine sahip topluluklar ve bireylerde, sözlü bir ahlak vurgusu söz konusu. Delikanlılık vb. alt kültür kodlarıyla tanımlanıyor bazı uygulamalar, hareket motivasyonları buraya dayanıyor. Dolayısıyla şiddet taşıyana dönmesin diye nasıl bir “racon” şemsiyesi oluşturulmuş ve altına sığınılmışsa, aynı şekilde bıçağının hakkıyla kazananlar, kendilerini merhamet ve vicdan doğrultusunda yol alıyormuş gibi lanse edebiliyorlar.
  • Yine Yedikuleli Mansur’dan gidelim. Korkusuzluğu ve cesaretiyle öne çıkan Ayı Osman’ın kendini feda etmesi güç ve fedakârlık arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor. Fedakâr yapabilmek için belli oranda güç sahibi olmak gerekiyor mu?
    • Bir güç gerektiriyor ama bu maddi değil, daha manevi bir güç söz konusu. Bu güç; karşılık beklemeksizin birine yapılan iyilik, büyüklük, ödül beklenmeden ifa edilen, sergilenen yiğitlik. Sokak alt kültürlerinde birinin bu şekilde davranması, zorlu kabul ediliyor ve saygı duyulmaya başlanıyor.
  • Istrancalı Abdülharis Paşa kitabınızda olay örgüsü iki koldan ilerliyor. Hem günümüz anlatısı var hem de 17. yüzyıla gidiyoruz. Bu çok katmanlılık yazarı zorlayan bir unsur değil mi?
    • Zorlayıcı ama hayli keyifli bir yolculuk. Eski ve yeni dünyayı karşı karşıya getireceğim bir romanda, bunu bir-iki bölümde layıkıyla aktaramaya bilirdim. Bu nedenle zorlanmak pahasına da olsa iki ayrı hikâyenin çatışması üzerine inşa ettim kurgumu.
  • Istrancalı Abdülharis Paşa kitabında şarkılara da yer vermişsiniz. Müzik ve edebiyat ilişkisi bağlamında bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
    • Kitap tarihin iki ayrı dönemini (yeni olan bile neredeyse 20 yıl öncesi) içeriyordu. Bu nedenle okuyucunun adapte olabilmesi, zaman geçişlerini tüketilen kültür nesneleri üzerinden fark edebilmesi için sıklıkla şarkılara, türkülere başvurdum. Tarih nosyonu olmayan yahut türküleri internette aratmaktan imtina edecek okur için gereksiz bir detay olsa da, fark edebilecek okurun daha da keyif alabilmesi için dâhil ettiğim ayrıntılardan. Farklı anlatılar, yeni yeni anlatıları doğurduğu gibi, bir ilham sonucu ortaya çıkmış müzikler de farklı ilhamları doğurabiliyorlar. Türkülerin yakılma hikâyeleri, ana hikâyenin içindeki yan hikâyeciklere, başka yaşamlara taşıyabiliyor bizi, böyle düşünüyorum. Yazarken şahsen kurgumun geçtiği dönem ve coğrafyaya dair müzikleri daha sık dinliyorum bu yüzden. Oradaki insanlar gibi hissedebilmeye, hissettiklerimi eserlerime, karakterlerime, anlattıklarıma yansıtmaya gayret gösteriyorum.
  • Katkılar: Zübeyde Güllüce, Uğur Karabürk
Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz