İsmail Kılınç | “Belki”nin Peşinde

İsmail Kılınç | “Belki”nin Peşinde

İsmail Kılınç “‘Belki’nin Peşinde” adlı denemesiyle Edebiyat Daima’da.

İsmail Kılınç | “Belki”nin Peşinde

Gün bugün… Hazır sezon finali vermişken diziler ve futbolun tadı kaçmışken saldırmanın tam vaktidir. Yaz dizileri gibi bir yazı yazmak isterdim. Kimin kelimesi kimin cebinde belli olmasın. Yazmanın bir de bu tarafı var tabi. Alıp devşirdiğimiz kelimelerin yazarıyız. Sahi yazar mıyız?

Aradan asırlar geçse kendimizi sınadığımız davaların sorgulamalarını yapacağız. Ama samimiyetin uğramadığı şehirlerde mesken tutacak halimiz yok. Deprem götürsün o şehirleri, sel alsın. Felaketler bazen ak-pak bir temizliğe gebedir. Sırf samimiyet sevdasına “zalim” olmaya talibiz.

Eleştiri… Ne güzel bir m/eziyet!.. İsmet Özel, “Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu!” derken eleştirilmeyi göze almıştı. Hala eleştiriliyor, eleştirilecek. İşin ehli eleştirince eleştiri bir sanata dönüşür. “Beni de eleştirse!” dersiniz içinizden. Bu eleştirilerde yok etme saldırısı değil, var etme hassasiyeti vardır. “Yapıcı eleştiri” demişler buna. Biz de öyle diyelim. O zaman aksi ne oluyor? Tabiî ki “yıkıcı eleştiri”. Ne diyordu şair? “Harabat ehlini hor görme zakir/ Defineye malik viraneler var.” Gel de bu mısraları dizilerin yeni sezonunu bekleyen zevata anlat!

Taşınacak su demiştik. Gene diyoruz. Taşımaya talibiz. İyi şeyler yapmak için yaratıldığımız düşüncesinden hareket ediyoruz. Ahkâm kesmenin fıtratlara işlediği bir dönemde tevazudan yanayız. Ancak bir özdeyişte “Fazla tevazu vasat kişilerden nasihat dinlemenize sebep olur.” diyor. Dinliyoruz. Ya da duyuyoruz. Dinlemek başka bir durum. Kulak ardı ediyoruz. Çünkü eleştirinin yapıcısına ne kadar âşık isek yıkıcısına da o kadar düşmanız. Ancak bizim düşmanlığımız savaş içermez. Kıyıdan kıyıdan selam verip yürümek üzerinedir. Koşmaya yeltendiğimiz gün gelirse gene tevazudan yana olacağımız bilinmelidir.

Fason işlerle uğraşıyoruz mesela. Bir de neydi, çiçek-böcek işleri…Neyle uğraştığının bile farkına varmayan zat-ı muhteremlerden alıyoruz bu eleştirileri. Bir de “benim hayatım roman”cılar var. Siz yazın, ben yaşıyorum tavrı… Bilmem hangi derginin bilmem hangi sayısında çıkan yazınız, sizde ne kadar davaya dönüşüyorsa, karşı taraf için o kadar önemsiz oluyor. Siz ne kadar değirmen olursanız olun, onların gözünde ipe un seriyorsunuz. Ve evet, en kadim sancıdır bu: Anlaşılmamak. Öyle bir çiçeklenirsiniz ki bazen, baharlar kıskanır. Görülmez. Görülmesin. Ağlamaklı bir ruh haliyle kaleme alınmadı bu yazı.

Mevzuyu evirip çevirelim. Kişisel bir manifesto olduğu anlaşılsın. “Meselelerimiz” üzerine yoğunlaşıp gene kendi bildiğimizi okuyalım. Ya da yazalım. Goethe “Dünya hassas kalpler için cehennem gibidir.” demiş. Önce bu cümlenin karşısında saygıyla eğilelim. Nitekim cümlelerin karşısında geçip saatlerce hayran olma gibi bir hâlimiz var. İşte bu cümle de bize cehennemde olduğumuzun en güzel ifadelerinden birisidir. Pek tabiî gerçek cehennemi basite indirgeyecek kadar seküler değiliz. Ancak dünyanın da bir “cehennem hâli” var. Goethe’nin Faust’ta yaşadığı “arayış”ı düşününce bu cümleyi kurmasını da makul görmek lazım. En başta “cümle”den başladık ama güzel cümleler, ayrıntıları hisseden insanların işi… Yani yazma kaygısının merkezinde ayrıntı sevdası yatıyor. Bu da bir gerçeğe işaret ediyor: Bakmak ve görmek. Bakma ile görme arasındaki farkı kişisel gelişimcilere bırakalım. Çok açıklandı; anlaşılmadı, o ayrı…

Biz, kalemi kutsal sayanlar diyoruz ki bu kadar hızlı ve hazlı bir çağda sakin bir ruha kavuşuyoruz: herkesin yaptığını sandığı ama gözyaşlarına boğulana kadar kavuşamadıklarına, “kendi”mize… Bahsettiğimiz bir anlamda “öz”e dönüş. Bazen olduğumuza, bazen olmak istediğimize ama kendimize… Uzaklara dalma hali, sadece sanat filmlerine has değil. Daldığımız ütopik diyarlar kelimeler dönüşüyor. Türküler dinleyip duygu talimi yaparken bir anda kalem buluyoruz elimizde. Evet, örnek olsun diye söyleyelim: “Türkü de bir meseledir.”

Yaradılış fıtratını hissediyoruz söz gelimi… İçimizde kök salmış bir ağaç gibi hüznün sefasını sürüyoruz. “Hüznün sefasını sürmek” konusunu Goethe’nin cümlesindeki “hassas kalpler”e bırakıyoruz. Bazı zamanlarda arabesk olduğumuzun bilincindeyiz. TRT değiliz ki yasaklayalım ağlamaklı ve isyankâr tavrımızı. Popüler kültüre düşmanlığımız doğrudur. Hatta popüler kültüre mâl olmuş nice saçmalık için bile hüzne gark oluyoruz zaman zaman. En kutsal konuların sakız yapıldığı günlerde yorum yapmayışımız, kafa yormamaktan değil, yazma zamanını beklemektendir. Kavga hâlindeyiz: Betonlaşma ile, bireyselleşme ile, materyalleşme ile, “değer”sizleşme ile, davasızlaşma ile… Biz edebî ve ebedî olana müptela oldukça duygu mâbedlerimize saldırıyorlar. Basit cümleler, basit dedikodular, basit bağımlılıklar kanserden daha etkili bir hastalık diyoruz. Haykırasımız geliyor, “Ey insanoğlu, kitapları koklamak diye bir haz var, farkında mısın?” Cevap alamayacağız; hüzünleniyoruz. Ve evet, bir gerçek de şu: “Hüzün de bir meseledir.”

Bazı zamanlarda “kalıcılığımız”la dalga geçiliyor. Tek bir cevabımız oluyor/olacak: Tebessüm… “Kalıcılık tanrıçaları”  ve “senden olmaz”cılar sarıyor etrafımızı. Öyle güzel toprak atıyorlar ki üstünüze, şaşırıp kalıyorsunuz. Üstat bildiklerinizin bile ellerinde kürekler var. Ben oldum-sen öldün tavrıyla yaşam sürüyorlar. Kim karar veriyor, neye göre karar veriyor? Cevap yok. Herkes kendi kurallarının taliplisi. “İyi yazar değilsin!” diyenlere “Hiç iyi yazar olmayacağız!” diyoruz. Direnişimizin sloganını böyle belirledik. Yolda olmanın delisiyiz. Biz nerede miyiz? Yerel yayınlarda birkaç yazısı yayınlanıp kendine “yazar” diyenler ile “ben oldum” diyenler arasında bir yerlerdeyiz.  Basitleşmemek ve bencilleşmemek derdindeyiz. Tebessümün silah olduğu bir savaş halindeyiz. Bizi tanıyan bilecek: “Tebessüm de bir meseledir.”

Meselesizler ile yolumuz kesişmeyecek. Ürettiklerinden fazla tüketenleri ciddiye almayacağız. Ölene kadar talebe olacağız. Talep ettiklerimizin içinde işimize ve içimize yarayanlar olacak. “Estağfurullah”ı diline pelesenk eden insanları sırtımızda taşıyacağız. Yönümüzü çevirdiğimiz her yerde “mânâ” arayacağız. Neşet Ertaş’ı rakı masasına meze yapanlara inat onun “Türkmen Abdal”lığıyla gururlanacak, “Garip”liğiyle hüzünleneceğiz. Sezai Karakoç’u ideolojilere kurban etmeyeceğiz. Atsız’ı “günün şartları” için değil anlamak için seveceğiz. Arada kaldığımızda Cemil Meriç’ten dem vuracağız. Ne Necip Fazıl’ı ne de Nazım Hikmet’i körü körüne savunacağız. Mevzubahis sanat olduğunda holiganlaşmak cinayettir. Kalem ve gönül kıranlarla muhabbetimiz ol-ma-ya-cak. Dolduğumuzu anladığımız an üretmek için saatler, günler, aylar harcayacağız. Çünkü “Yazmak da bir meseledir.”

Yazmak davasına yoldaş olanlara selam olsun! Ayrıntıları hissediyoruz. Yanılışlarımızdan hisse kapıyoruz. Mesela bugün hissemize “büyük konuşmalar” düşmüş. Bağışlanmak diliyoruz kalem ehlinden. Ateşlerin ataları kıvılcımlardır. Bir kıvılcım olmak için çabalıyoruz. Başarır mıyız? Belki… Yazının baştan sona derdi de buydu zaten: “Belki”de gizli olan umutlar… Son “mesele”mizi de “belki” yapalım. Ne kaybederiz?

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz