Gökhan Erdoğan | Bir İki Üç Beş Yedi On

Gökhan Erdoğan | Bir İki Üç Beş Yedi On

Gökhan Erdoğan “Bir İki Üç Beş Yedi On” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Gökhan Erdoğan | Bir İki Üç Beş Yedi On

Yorgun tekerlekler kaldırım taşlarının üzerinde gıcırdayarak ilerliyor. Bu ufak bir tatlı arabası, içinde sadece halka tatlılar var. Eski bir tepsinin içerisine koyulmuş arabanın içinde yolculuk ediyor. Arabamız,  tekerleklerin jantları da dâhil olmak üzere, demir yerleri beyaza boyanmış klasik bir tatlı arabası. Arabanın tekerleklerinin gıcırdayarak ilerlemesini sağlayan kişi ise saçları olabildiğince dökülmüş, kalanlar ise oldukça beyazlamış, dar yüzüne kıyasla büyük bir burnu olan zayıf, sakalları uzamayı yıllar önce bırakmış altmışlarında bir tatlıcı. Güneş sokağı acımasızca kavuruyor ama o dolaşmak zorunda çünkü evini geçindirmesi lazım. Yıllar önce çocuklarının hepsi ölmüş ve eşiyle beraber eski bir gecekonduda yaşıyorlar. Onlara para gerek, en azından karınlarının doyması gerek. “Açlık” diyor içinden tatlıcı “Açlık bu güneşten daha çok yakıyor insanı.” Bir an durup alnındaki terleri siliyor ve devam ediyor yoluna. “Tatlıcııııı” diye bağırıyor ama annelerinin elinden tutmuş çocuklar dışında kimse umursamıyor. Bazı çocuklar onu görünce hemen annelerini dürtüyorlar “Anne tatlı alalıııım.” diyorlar, bazen çocuklar annelerini ikna etmeyi başarıyorlar ve yaklaşıyorlar arabaya annelerinden bir adım önde olacak şekilde, heyecanla “Amca tatlı verebilir misin?” diyorlar amcaları onlara yumuşak bir ifadeyle “Tabii ki veririm.” diyor, çocuk sevinçle tatlıyı alıyor bir tane de anneye, sonra tatlıcı parayı alıyor ve herkes mutlu. Ama bazen tatlı alamayan anneleri görüyor tatlıcı üzülüyor “Keşke” diyor “Keşke hepsini dağıtabilseydim bu tatlıların.” kendisine kızıyor “Başka iş bulamadın mı be adam.”

Tekerlekler gıcırdıyor, tatlıcı yoluna devam ediyor. Bir sokak başı görüyor tatlıcı, ana yolun hemen yanında gölge bir sokak başı. Orada duruyor, içinden “Biraz burada satalım.” derken bir yandan elindeki, terini silmekten yıpranmış peçeteye bir daha terini siliyor ve biraz uzaktaki çöpe ağır adımlarla gidip atıp geliyor. Bir daha bağırıyor sonra “Tatlıcııııı” ne zaman bu şekilde bağırsa sokakta, çocuklarını hatırlıyor: Henüz otuzlarında uzun siyah saçları, tıraşlı yüzü, o zamanlar tatlı satarken giydiği beyaz gömleği, siyah bol pantolonu, beline taktığı mavi önlüğü ile hastanede heyecanla bekliyor. Uzun zamandır hamile olan güzeller güzeli eşi, tam tatlıya çıkacakken bir çığlık atıyor evden, o zaman anlıyor vaktin geldiğini hızla komşusuna koşuyor arabasıyla onları hastaneye götürmesini rica ediyor aceleyle arabaya atlayıp hastaneye varıyorlar. Erkek bir çocuk doğuyor, mutluluk egemen oluyor, ev neşeleniyor, yıllar geçiyor, bir çocuk daha oluyor oda erkek, ikisi de lise çağlarında beraber okula giderken araba çarpmasıyla ölüyorlar. Yıllardır süregelen dram başlıyor, bir daha çocuk olmuyor, adam her gün tatlıya çıkıyor, kadın delirmenin eşiğinde ev ve civarından uzağa gitmiyor.

İşte bunları anımsıyor tatlıcı ne zaman sokakta bağırsa. Bir grup genç geliyor çocuklarının öldüğü yaşlarda, bir tanesi “Amca bize dört tatlı verir misin?” deyip elini cebine atıyor, tatlıcı tatlıyı veriyor, gençler de tatlıcıya dört lira. Tatlıcı “Aman çocuklar” diyor “Arabalara dikkat edin.” gençler neden durduk yere böyle bir uyarıda bulunulduğunu anlamayarak garipseyen bakışlarla birbirlerine bakıp uzaklaşıyorlar. Onlar giderken tatlıcı arkalarından izliyor.

Saatler geçiyor o sokakta, tatlıcı kaldırımın kenarına çökmüş oturuyor. Pek kazanç olmadı bugün önlüğündeki bozuk paraları çıkartıp sayıyor “Bir, İki, Üç, Beş, Yedi, On.” güneş yavaş yavaş etkisini azaltınca kalkıp geldiği yoldan geri evine doğru ilerletmeye başlıyor arabayı. İçinden de yine sayıyor “Bir, İki, Üç, Beş, Yedi, On.”

Güneş batmadan eve dönmesi lazım, eşini daha fazla yalnız bırakmak istemiyor ama bugün elinde çok tatlı kaldı, üç beş kuruşla eve dönmeye de utanıyor, boynunu eğip, belki birileri gelir umuduyla sürmeye devam ediyor. Ama kimse gelmiyor. Evinin sokağına yakın bir yerde bir grup çocuk görüyor, onlara sesleniyor “Çocuklar gelin tatlı alın.” çocuklardan birisi “Ama bizim paramız yok.” diyor adam gülümsüyor, “Olsun gelin hepsi sizin.” çocuklar koşuyorlar ve adam tüm tatlıları bir poşete koyup çocuklara veriyor, verdikten sonra güneşi arkasına alıp evine doğru yürümeye devam ediyor, yürürken yine tekrarlıyor “Bir, İki, Üç, Beş, Yedi, On.”

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz