Tuğçe Kozan | Görünen Her Zaman Gerçeği Görünmez Kılar!

Tuğçe Kozan | Görünen Her Zaman Gerçeği Görünmez Kılar!

Tuğçe Kozan “Görünen Her Zaman Gerçeği Görünmez Kılar” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Tuğçe Kozan | Görünen Her Zaman Gerçeği Görünmez Kılar!

Önce adından başlamalı. Etrafımıza dikkatli bir şekilde baktığımızda “Görünmeyen” aslında her daim gizemli olan ve merak edilendir. Gözle görülemeyen kimi şeylerin varlığı sürekli tartışılır durur. Aynı noktadan insanlara baktığımızda ise herkesin görüneninin ardında gizlediği görünmeyen arzuları, korkuları, günahları ve hırsları olduğunu su götürmez bir gerçektir. Her insanın içinde gizlediği ayrı bir kimliği olduğuna inanırım. Çünkü herkesin bir mahremi vardır ve o mahrem ancak gizli kimlikte yaşayabilir.

“İnsan kendini yalnızca insanda tanır” der Goethe. Bu söz bana gerçek insandan daha çok romanlardaki karakterleri anımsatır. Yazarların romanlarda oluşturduğu karakterler, okuyucuya kendini görme, bulma, tanıma tek kelimeyle içselleştirme olanağı verir. Çünkü bir roman karakteri engellemelere maruz kalmadan (yazar bilinçli bir sansür uygulamıyorsa) çok dürüst ve açık bir şekilde bize gizlediği kimliğini dolayısıyla mahremini gösterebilir.

Bu yazıya bahse konu olan kitapta bizleri böyle gizli bir kimliğin görünmeyenleriyle baş başa bırakıyor. Paul Auster’ın 2009 yılında Amerika’da, 2010 yılında da Seçkin Selvi çevirisiyle Can Yayınlarından Türkiye’de yayımlanan romanı “Görünmeyen” karakteri Adam Walker’ın mahremine okuyucuyu sürükleyen bir kitap. Okurun bir gizeme sürüklenmesinin özellikle yazarın arzusu olduğu çok açık. Yazar demişken, Paul Auster 20. ve 21. yüzyılın yaşayan en önemli postmodern roman yazarlarından birisidir. Modern dönem sonrası gelen yeni bir dönemi işaret etmek için kullanılan postmodernizm, günümüzde edebiyat çalışmaları arasında söylem olarak en çok bahsedilen akımdır. Postmodernizm özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında her türlü teknolojik ve bilimsel ilerlemeyi insanlığın hizmetine sunmayı amaçlayan modernizmin karşısına; geri plana attığı insanın psikolojik, sosyal ve duygusal bir varlık olduğu gerçeğiyle çıkan bir kuramdır. 1945 sonrası hayatın her alanında kullanılmaya başlayan postmodern söylemi edebiyatta da yerini almış ve özellikle 1960 sonrası üretilen eserlerin postmodern edebiyat ürünü olduğu kabul edilmiştir. Bu ayrımı ortaya koyan en belirgin farklılık ise dil ve üslupta görülen değişim ve romanda zamanın sadece ileriye giden akışının kırılıp düzensiz bir hal almasıdır. Bununla birlikte önceden beri ‘metin’ olarak adlandırılan roman postmodern edebiyatta ‘anlatı’ adını almıştır. Postmodern yazarların çoğunun Amerikalı olması bu türün Amerikan kökenli olduğunu düşündürtse de Avrupa’da Umberto Eco, Italo Calvinove, Milan Kundera, Peter Handke gibi Türkiye’de de Oğuz Atay, İhsan Oktay Anar, Orhan Pamuk, Hasan Ali Toptaş gibi öne çıkan temsilcileri vardır.

Ancak Amerika özelinde konuşacak olursak Paul Auster ilk akla gelen postmodern yazardır.  Bir tesadüfle gelişen olaylar, babalık, kimlik sorunu, yalnızlık ve göçebelik gibi temaları işlemesi ve devamlı bir arayış içinde olan günümüz bireyinin ruh dünyasına yapıtlarında yer vermesi Auster’a postmodernist kimliği kazandıran unsurlardır. Postmodern edebi eserlerde herkes için geçerli kesin bir gerçeklikten bahsedilemez. Paul Auster’de en başta kendi hayatından esinlendiği yapıtlarında gerçek ile kurguyu başarılı bir şekilde harmanlayarak okuyucuya salt gerçekliği sunmak yerine şüphesini canlı tutarak bir belirsizliğe sürükler. Bunları çağdaş dünya sorunları ile ilişkilendirerek veriyor olması da postmodern edebiyat içerisinde yerini sağlamlaştırmakta, tüm dünyada eserleri merakla beklenen bir yazar olmasını sağlamaktadır. Yazarın bugün sayısı yirmiyi aşan romanı, şiirleri, senaryo çalışmaları, makale ve otobiyografik eserleri bulunmaktadır. Ayrıca, 2006 yılında İspanya’nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü’nü edebiyat dalında kazanmıştır.

Yazarın temsilcisi olduğu edebiyat akımı ve yapıtlarında işlediği temalar hakkında bilgi sahibi olmak “Görünmeyen” romanını bizler için daha anlaşılır kılacaktır. Çünkü kitabın arka kapak yazısında da yer verildiği gibi “ABD’nin en yaratıcı yazarlarından biri” tanımını sonuna kadar hak ettiğini gösterdiği bu romanında okuyucu sona ulaştığında dahi gerçekle kurgu arasındaki belirsizliği netleştiremiyor. Görünmeyen yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için diğer kitaplarında olmayan ve bilinmeyen bir yönünü gözler önüne serip sermediği ile ilgili bir fikrim yok ancak gerçek hayatıyla çokça benzerlikler barındırdığı görülmektedir. Özellikle ana karakter Adam Walker Auster’dan izler taşır. Öyle ki bir demecinde Auster “şayet yazdığı bütün kitaplar tek bir ciltte toplanırsa ortaya çıkacak bu eserin onun hayatını her yönüyle ortaya koyan bir kitap olacağını” dile getirmiştir. Paul Auster’ın kendisi Columbia Üniversitesi’nden mezundur ve karakterimiz Adam Walker da Columbia Üniversitesi’nde edebiyat öğrencisidir ve Fransızcadan şiir çevirileri yapmaktadır. Buna benzer şekilde Auster, üniversiteden mezun olduktan sonra bir süre Paris’te yaşamış sonra Amerika’ya geri dönmüştür. Adam Walker’da çok kısa bir süre olsa da aynı şekilde Paris’te yaşar ve sonra Amerika’ya geri döner. Bir diğer önemli benzerlik ise Vietnam Savaşı’na karşı olduğunu defalarca yineleyen Paul Auster gibi, Adam Walker da Vietnam’da savaşacağına hapse girmeyi yeğlediğini söyler.

Görünmeyen’e geri dönecek olursak; kitap üniversite öğrencisi genç şairimiz Adam Walker’ın “Onun elini ilk kez 1967 baharında sıktım” cümlesi ile başlıyor. Elini sıktığı kişi ise bir partide alakasız bir şekilde yanına gelen, soruları ve konuşmasıyla Walker’ı etkisi altına alan Columbia Üniversitesi Siyasal Bilimler profesörü Rudolf Born ve beraberindeki ilginç sevgilisi Margot. Genç şairimizin hayatı bu tesadüfi tanışma sonrasında hiç tahmin etmediği bir yöne doğru savruluyor. Aralarında cinselliğe dayalı başlayan ilişki, roman ilerledikçe Walker’ın ablası ile Born’un üvey kızını da içine alan çarpık, sarsıcı, karmaşık gibi görünen ancak okudukça netleşen ilişkiler ve olaylar ağına dönüşmeye başlar.

Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk üç bölümde Walker’ın hayatındaki ilkbahar, yaz ve sonbahar diye ayrılan üç döneme tanık oluyoruz. Dördüncü ve son bölümde ise Rudolf ve üvey kızı Cecile arasındaki tuhaf ilişkinin ve  Cecile’in anılarındaki Walker’ın peşine düşüyoruz. Her bölümü birbirinden farklı kılan önemli detay ise anlatıcıların sürekli değişmesidir. Paul Auster’in “yazmak” ve “yazarlık” üzerine hünerlerini sergilediği romanın ilk bölümü günlük tarzında Adam Walker’ın ağzından anı türünde yazılan bir roman iken, ikinci bölümde Walker kendi mahremini yani görünmeyen tarafını açtığı bölümü yazar arkadaşı James Freeman’a gönderir ve anlatıcıyı değiştir der. Okuyucu sonraki bölümleri üçüncü tekil şahıs ağzından anlatılan bir roman okumaya başlar. Araya giren Adam Walker’in mektupları ve Cecile Juin’in günlüğü ile anlatım kimi okuyucu için karışık bir hal alabilir. Bu nedenle çok ara vermeden okunması tavsiye ederim. Çünkü özellikle diyaloglar arası geçişlerde bir orkestra da müzik aletlerinin seslerinin birbirine karışması gibi kimin konuştuğu anlaşılmayabilir.

Kitabın asıl vurgu yaptığı “Görünmeyen” noktasına gelecek olursak karakterlerden profesör sadece profesör değildir, Walker da aslında basit bir üniversite öğrencisi olmayıp özellikle Freeman tarafından anlatılan yaz bölümünde ablasıyla olan ensest ilişkisiyle tutkuları ve arzuları olan bir adam olduğunu gösterir. Yazarın bu ilişkiyi anlatırken kimi zaman rahatsız edici üslupta kurduğu cümleleri çok cesur bulduğumu söylemek istiyorum. Rahatsızlığımın da yaşadığımız toplumda bu konuda istismar haberlerine çok maruz kalmamızla ilgili olduğunu düşünüyorum. Aslında yazarın burada anlatıcıyı değiştirmesi bile çok anlamlı, çünkü görünen hayatımızı anlatmakta zorluk çekmesek de, derinimizdeki gizli kimliğimizi üçüncü şahısmışız gibi anlatmak her zaman daha kolaydır. Kitabı bitirdikten sonra anlatılanların gerçek olup olmadığı benim için bir soru işaretiydi, neye inanacağını okuyucuya bırakmış yazar. Özellikle son otuz sayfayı bu netleştirme heyecanıyla okuyup benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilir, bu otuz sayfayı neden okudum ne gerek vardı diyebilirsiniz. Kitabın adı gibi gerçek “görünmeyen” bir gizem. Zaten bir yerde Walker Günlüğüne şunu not ediyor “Dünya’nın varlığından kuşku duyulmaz; çünkü görülebiliyor…”

Görünmeyen ciddiyetle okunacak; özellikle kullanılan teknikler açısından yazar olma niyetindekilerin okuduğunda çok şey öğreneceği bir kitap. Her tesadüfün sadece tesadüf olmadığı; zaman zaman yaşamla, arzularımız ve ruhumuzla yapmaktan kaçtığımız hesaplaşmalar gizlenmiş sayfa aralarına. Belki de hayatımızın en büyük çabası görünmeyen gerçeklerden kaçıp, görüneni gerçek kılma uğraşı. Ya da hayatımız nasıl olması gerekiyorsa öyle… Umuyorum günün birinde herkes kendi gerçeğini yaşayacak kadar cesur olur.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz