Yunus Çinçin | Sait Faik’in Sığındığı Ada: Yazmak

Yunus Çinçin | Sait Faik’in Sığındığı Ada: Yazmak

Yunus Çinçin “Sait Faik’in Sığındığı Ada: Yazmak” adlı incelemesiyle Edebiyat Daima’da.

Yunus Çinçin | Sait Faik’in Sığındığı Ada: Yazmak

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım. (s.73)

Bu sözlerle biter Sait Faik’in “Haritada Bir Nokta” * adlı hikâyesi. Hikâye biterken Sait Faik’in hiç bitmeyecek hikâyesi başlar. Sait Faik, pek çok yazar/şair gibi hassas, duyarlı bir insandır. Doğaya, doğadaki canlılara, çevresine; hayatları zorluklarla, geçim sıkıntısıyla sürüp giden balıkçılara, emekçi insanlara; dostlarına içtenlikle ve büyük bir duyarlılıkla yaklaşır. Yazarın bu duyarlı kişiliğine bir de yaşadığı karaciğer rahatsızlığı (siroz) eklenince Sait Faik; yaşamında karşılaştığı haksızlıklara, çelişkilere, anlamsızlıklara; yokluğa, yoksulluğa; insanların hırslarına, acımasızlıklarına kayıtsız kalamayışının verdiği hiddet ve hırsla, kendi kendini yer. Şahit olduğu onca olumsuzluk ve haksızlık karşısında hiçbir şey yapmadan duramaz, yazarın içi içini yer. Yaşadığı ve şahit olduğu olaylar, Sait Faik’i içine düştüğü çaresizlik içinde en iyi yaptığı şeye, yazmaya yöneltir. Kaleme sarılır ve kâğıda döker içine attıklarını, kendisine dert edindiklerini. İçinde büyüyen hırs ve hiddet birbirinden güzel hikâyelere dönüşür.

Konstantin Efendi ve ada sakinlerinin adadaki kuşları ve bitki örtüsünü hiç acımadan katledişlerine, bu katliama çocukları da alet etmelerine şahit olur yazar. Gördüklerine, yaşadıklarına duyarsız kalamaz , “Son Kuşlar”ı* yazar Sait Faik ve büyük bir hassasiyetle uyarır dost bildiği insanları:

“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.” (s.7)

Sait Faik, “Barba Antimos”* adlı hikâyesinde,  ülser nedeniyle gitgide güçten düşüp iş göremez hale gelen duvarcı ustası Barba Antimos’ un yaşamını ve çektiği sıkıntıları anlatır büyük bir incelikle ve içtenlikle. “Gün Ola Harman Ola”* adlı hikâyesinde, kahramanın boya sandığı ustası kör Mercan Usta’yla dostluğundan bahseder yazar. Mercan Usta’nın ceviz ağacından yaptığı boya sandıklarının özelliklerini anlattırır kahramanına. Sait Faik,” Ağıt”* adlı hikâyesinde, ıstakoz avcısı Apostol Efendi’nin zorluklarla sürdürdüğü yaşantısını ve bir ıstakoz avında son bulan hayatını gözler önüne serer kahraman anlatıcının şahitliği ve anlatımıyla. Yazarın yazdığı hikâye, Apostol Efendi’nin ölümüne yakılan ağıttır.

Yazar, hikâyelerinden birinde kendini de dâhil eder hikâyelerinde anlattığı kahramanlarının hayatlarına. Hayatının son günlerini hayal ettiği adadaki insanlarla geçirip dünya telaşından, insani hırslardan, kötülükten uzak, huzurlu ölmeyi ister. Sait Faik, insanların içlerindeki hırs denen doymak bilmez hayvanı tanımakta, insanların dinmek bilmez telaşlarını bilmektedir. Gördüklerini yazmak hem mutlu eder hem yorup yıpratır yazarı. Yeryüzünde, bütün bu keşmekeşten azade bir mekânın olmadığını bilen yazar, bu hayalini, öyküsündeki adaya giden bir kahraman olarak da olsa gerçekleştirmek ister. Kurtuluşu ve huzuru yazıda ve hikâyesindeki hayali adada bulmaya çalışır.

“Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam, gözüm hemen bir ada arar; Haritada bir ada görmeyeyim. İçimdeki dostluklar, sevgiler, bir karıncalanmadır başlayıverir.” (s.65)

Orada, dört tarafı suyla çevrili yerde insanların büyük, sağlam dostluklar, sağlam adaleler, namuslu günler ve gecelerle birbirlerine sokulmalarını, yardımlaşmalarını buyuran rüzgârlar, fırtınalar, deniz canavarları, kayaları günlerce haftalarca döven dalgalara ancak tabiatın buyurduğu şekilde yaşanabileceğini; sıkı ve sağlam adalelerin çelimsizlere yardım için; keskin aklın daha kör, daha mülayim, daha gürültüsüz ve yavaş akla, hatta akılsıza arkadaşlık için verildiğini; çorbanın çorbasızlarla taksim edilmek için mis gibi koktuğunu öğreten, belki de öğretmeden öyle iyi, öyle mübarek anadan doğulduğunu hayal ettiren bir düşünceyle haritalardaki maviliğin ortasında, kocaman kıtaların kenarındaki büyük denizlerin bir tarafına kondurulmuş adalara bakar, kurar dururdum.

Bir gece, ansızın bir motor katranlı bir iskeleye yanaşır, ışıkları kan portakalı kırmızılığında yanan haritadaki nokta adaya çıkıveriririm.”(s.66)

Yazar, “Haritada Bir Nokta” adlı hikâyesindeki kendisiyle özdeşleştirdiği kahramanını, haritadaki nokta, adaya çıkararak ölmeden önce kurmaca dünyasında da olsa yazma hırsı ve isteği de dâhil her türlü insani ve dünyevi hırstan, telaştan, kaygıdan uzakta, ailesiyle ve ada halkıyla yaşatmaya çalışır.

“İşte çocukluğumun ve ilk gençliğimin haritalarındaki adalar beni, sonunda bir gün özlediğim adaya tesadüfen bırakıverdiler. Yaşım orta yaşı bulmuştu ama nihayet asıl yuvama dönmüştüm. Sanki on dört yaşında sarışın bir oğlanken basıp gitmiştim. Bir motor beni alıp büyük şehirlere götürmüştü. Yaşamıştım. Cebim para görmüştü. Kadın görmüştüm. Şehvet tatmıştım. Kumar görmüştüm. Hırsızlık, mahpushane görmüştüm. Kerhane görmüştüm. Yankesicilerle, hırsızlarla arkadaşlık etmiştim. Sulanmışlar, sulanmıştım. Aç yatmıştım. Para çalmıştım. Irza geçmiştim. Sevmiş sevilmemiştim. İşte bitkin, işte yorgun, işte hepsini hepsini yitirmiş, gittiğim motorla yine geri dönmüştüm.(s.68)

Şimdi namuslu insanların arasında başım önüme eğilmiş, gülmeden, eğlenmeden, müsamaha dolu, kötülüğü göz kırpışından anlayınca cesaretten canavar kesilecek bir insan haliyle sessiz, sakin, ağzına vur lokmasını al bir halde balığa çıkacak, iyiliklere hasret duya duya ömrümün sonunu, burada kesik bir son nefesle bahtiyar bitirecektim…

Sait Faik’in her türlü insani istek ve beklentiden uzak olmak isteyen “Haritada Bir Nokta” adlı hikâyesinin kahramanı, yazmamak için diretir ve dış dünyanın keşmekeşinden ve insani hırslardan kaçmak için türlü uğraşlar bulur kendine.

“Niyetim yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım. On kuruşa kahve, yirmi kuruşluk Köylü sigarası içecektim. Kaybettiğim her şeyi; insanlığı, cesareti, sıhhati, iyiliği, safveti, dostluğu, alın terini, sessizliği yeniden bulacak; belki yeniden bir adam olmasam bile bir temiz hayatın içinde hayran, meyus ve mahcup ölümü bekleyecektim. Aklıma ara sıra esen yazı yazmak arzusunu, arzusunu değil kötü huyunu, bu tek kötü huyu muvaffakiyetler, şöhretler düşünmeden, ”Düşünürsem Allah canımı alsın!” düşüncesiyle yeniden bulabilirsem, kalemsiz kâğıtsız dağlara fırlayacak, balığa çıkacaktım. Yazmayacaktım.”(s.69)

Adada mesut bir şekilde yaşayan öykü kahramanı, ne kadar çabalasa, görmezden, duymazdan gelse de insanların hırslarından, bencilliklerinden, kötülüklerinden kaçamaz.

“Onların arasına seyirci sıfatıyla sessizce karışarak oldukça mesut yaşadım. Şehre bile inmiyordum. Her şey tahayyül ettiğim gibiydi. Yalnız pay meselesinde çirkin hadiseler geçtiğini işitiyor, onu da duymamazlığa geliyordum.(s.70)

Hikâyenin kahramanı, balıktan dönen bir kayıktaki balıkçıların yakaladıkları para etmeyen on beş dülger balığını aralarında paylaşmalarına şahit olur. Yedi balıkçıdan hiçbiri, yakalanan balıklardan pay almak için kendilerine yardım edip kayığı temizleyen, adaya dışarıdan gelmiş zayıf, sarı, hastalıklı adama,  on beş dülger balığından birini bile vermez. Bu durumdan rahatsız olup şahit olduğu adaletsizliğe, bencilliğe, hırsa, kötülüğe tahammül edemeyen kahraman, kendi kendine verdiği sözü tutamaz; şahit olduğu olumsuzluğu, insanların adaletsizliklerini, bencilliklerini, hırslarını, kötülüklerini yazmak üzere yeniden kaleme, kâğıda sarılır; çareyi yazmakta bulur.

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım. (s.73)

Sait Faik’in hikâye kahramanı; tıpkı, Sisyphos’un çıkarmaya çalıştığı tepede asla durmayacak kocaman kayayı, elleriyle iterek,  sonsuza dek bir tepenin yüksek noktasına çıkarmaya Hades tarafından mahkûm edilmesi gibi, durmadan kaçmaya çalıştığı kötülüğe kendince karşı durmak için, yazmaya mahkûm olur. “Haritada Bir Nokta” adlı hikâyenin kahramanı da yazarı gibi dünyanın ve insanların kötü yanlarına ve kendi dünya ağrısına çare olsun diye yazmaya sarılır. Yazmak, hikâyenin kahramanının kaçamadığı gerçeği olur.  Sait Faik’in ve hikâye kahramanının yazdıklarıyla, insanlar, biraz daha sıyrılırlar kötülüklerinden, bencilliklerinden, hırslarından; dünya tüm canlılar için, daha yaşanılası, daha güzel bir hal alır. Sait Faik’in eserlerini her okuduğumuzda, doğaya, insana, geleceğe olan inancımızı tazeleyen o sesi duyarız yazarın yazdığı satırlarda. Sait Faik’i göremesek de o bize seslenmeye devam eder tutkuyla yazdığı eserlerinden; insana, doğaya, geleceğe dair yüreğinde besleyip büyüttüğü umutla:

“…Hişt hişt!

Hişt hişt!

Hişt Hişt!” ** (s.82)

*Abasıyanık, Sait Faik, Son Kuşlar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak,2017,İstanbul   

*Abasıyanık, Sait Faik, Âlem Dağ’da Var Bir Yılan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ekim,2012,İstanbul 

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz