Muhammet Erdevir | Hatırla O Mermer Kafesi

Muhammet Erdevir | Hatırla O Mermer Kafesi

Muhammet Erdevir “Hatırla O Mermer Kafesi” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Muhammet Erdevir | Hatırla O Mermer Kafesi

Sabah oluyor, herkes uykuda. Parmak uçlarıma basarak kendimi balkona atıyor, sana bakıyorum. Gün doğumuna doğru çevirdiğim yüzümde tatminkâr bir tebessüm. Yüreğimde incecik kan, tüm vücuduma az az sızan. Kan izlerinden bir harita: Dereler, çaylar, ırmaklar, göller ve denizler…

Solgun gülümseyişine tezat, gözlerinde çakmak çakmak çoğalıyor ışık. Nemli göğsün yaşamın ritmiyle inip kalkıyor ve ismime eşlik ediyor. Fısıldayarak hecelediğim sözcüklerimin her bir harfine bin şifre koyarak ses veriyorum sana eriyen zamana inat. Taşları dahi kavrulan bir memlekette sana serin düşler vaat ediyorum. Her şeyimizi alabileceklerini biliyorsun. Oysa düşler bizim. Düşleri, vuslatı, sonsuz sarılma ve öpüşleri bizden alamazlar. Gül rengi şarap, zambak kokusu, kekre ve buruk tadı aldığımız havanın… Hepsi bizim. Bizim olan bunca “az”lıkta ikimiz dışında hiç kimsenin idrak edemeyeceği bir “çok”luk genişleyip duruyor. Yalanım yok, düşlerim gerçek. Ama korkular başka, onlar için bir şey diyemem. Ben seni korktuklarından koruyabilirim de sen beni…

Günün ilk ışıkları üstüme düşerken sabahın uyarıcı ve temiz havasını çekiyorum ciğerlerime. O anda, tam senin de uyanmış olabileceğini düşünürken, bu ihtimalle yüzüm gülerken idrak ediyorum konumumu: Balkon tutsaklık demek. Kavuşamadan ulaşmaya çalıştığım bir düş âleminin ilk kapısıdır balkon. Ben hep kapılar, eşikler, sınır taşları önünde bekledim. Balkonda beklemek ne ki? Bir balkon, vahşi bir orman kadar vahşete gebe olsa da dönüşemez vahşi bir hayvana.

Uzun gecelerin, sıradağların, sarp kayalıkların ardından yazıyorum sana. Aramıza saf saf engeller dizilmiş. Sonra böyle kâğıttan kuşlarla ben sana… Sesim oraya kadar ulaşır mı; nefesim bu yolculuğa yeter mi; çaresizliğimden çare, umutsuzluğumdan umut doğar mı? Dahası sen bu hengâmede beni duyabilir misin? Sorular çoğul, cevaplar tekil. İster, düşler, beklersin. Ulaşmak için ellerini parçaladığın o yemişin tılsımı hiç ama hiç bozulmadı. Saatler yerinde sayıyor ama inan bozulmadı. Bazen durarak akar zamanın altın nehri.

Kendi karanlığını çoğaltan bitimsiz bir kavganın öznesiyim. Bu çatışmanın esrarını sıradan imgelere sarıp sarmalamak mümkün mü? Billur bir aynayı kirletmeden sırrına vakıf olmaya çalışıyorum. Ama tüm çabalarım boşa gidiyor sanki. Buna rağmen fark ediyorum ki seni anlamak için verdiğim çaba nispetinde büyüyor dünyamın zemini. Hayatım gün be gün bir kavgadan, karmaşadan, kararsızlıktan ibaret garip bir yumağa dönüşüyor. Bile isteye değil elbette, o kadarı fazla olur. Ama bilinçle, bilgiyle, bilerek… Kelimenin tüm anlamlarıyla garip: Kimsesiz ve ilginç. Fırlatılmış, atılmış, yok sayılmış, görmezden gelinmiş. Sözcüklere sarılınca da işte böyle bin sitemden damıtılmış birer cam damlasıyla yakıyorum içimi. İçimden eriyip geçen o cam damlasıyla beraber düşünüyorum: Bu dolaşık yumağın çözümü bu mudur acaba diye hangi ucunu çeksem daha da dolanıyorum. Kararlarım kararsızlığa, çözümlerim çözümsüzlüğe evriliyor daima. Dalgalandıkça durulurum diyordum ama bulanıklığım artıyor.

Anlamın değil konuşmanın tutkunu bir karanlık benimkisi. Öğüt vermenin, görev biçmenin, sınır çizmenin tutkunu. Tutkularına zincir vuramadıkça öfkelenen, hırçınlaşan, saldırganlaşan, pençeleri dışarıda dolaşmaya başlayan vahşi bir karanlık. Konuşmaları bir tıslamaya dönüşüyor: Dişlerinin arasından saçılıyor sözcükler. Peki, ben bu karanlıkla, bu kaosla, bu çözümsüzlükle karşında ne arıyorum? Sor bakalım, başka yol biliyor muyum? Öyle çok şiir okudum ki bir an şair oldum sandım. Ayıldım sonra: Şiirler beni sana ulaştırmak yerine aramıza mayınlar döşüyordu. Anladım. O mayınların her birinin üstüne basmak ve her defasında paramparça olmak zorundaydım. Bildim. Sana varmanın, sende var olmanın, sende “bir” olmanın yegâne yolu buysa anbean parçalanacaktım. Kabullendim. Yeter ki sesin yağmurla aşılasın çorak, kısır, verimsiz bulutlarımı. O yaşam öpücüğünün yanında parçalanmak küçük bir bedeldi. Ödedim.

Şiirlerden kaçtım kaçmasına ama hikâyelere tutunamadım. Ağaçların, kuş seslerinin, derelerin nehirlere kavuşmak için acele etmesinin hikâyelerini okusam da anlamıyorum. Ama her cümlenin bir hikâyesi var ve ben bu cümlelerin peşinden koşuyorum. Bitmeyen hikâyenin sırrını buldum: Cümlelerden doğuyor bitmeyen hikâyeler. Senin cümlelerinden… Bense müziğin dört mevsiminin peşindeyim: Chopin, Bach, Liszt, Schubert. İlkbahardan kışa kadar bin renkli atlas. Piyano tuşlarından yola çıkıp kemanın tellerinde son bulan bir buruk, bir eksik masal… “Hava civa!” diyorsun muhtemelen. Ben içine düştüğüm kördüğümü çözmek adına o sorunlar yumağından uzaklaştıkça sana yaklaşmıyorum ki. İnsanın kanadının olmasının en doğal sonucu ateşin etrafında deli divane olması ve sonunda kanatlarının… O ateşe o kadar yaklaşmayacaktım! Ama keşkeler zamanı çoktan geçti, geç kaldım. Şimdi yolun dönülmez noktasındayım.

Pencereden dışarı bak: Kar kuşu kovalıyor, kuş sakınıyor ayrılıktan. Beni o mermer kafese hapsetmeyecektin, ben sana süslü tuzaklar dilemedim zira. Yabancı bir rüzgâr uğradı öykümüze, düşleri alıp sürükledi huzurdan. Yüksek kaldırımlara mürekkep lekesi çalındı, alınyazısını kartona yapıştırdılar idam hükmünün tam altına. Kâğıt, bulut ve bülbülün mermer kafesiyle baş başa kaldı “umut” dedikleri kırılgan zaman. Sezgi, esrarlı sezgi, unutkan sezgi ki gücünü dinmeyen fırtınalardan alan bir fark edişti. Şimdi daima dönmeni bekliyor; tam da söz verdiğin gibi bir sabah ansızın, haber vermeden, hissettirmeden dönmeni.

Dolambaçlı sözler söylüyorum, farkındayım. Sanki her şey yeterince birbirine karışmamış gibi. Sanki limonlar zehirli dikenlerin ardında sararmıyormuş gibi. Sanki içtiğim suyun, yediğim ekmeğin, dişlediğim elmanın tadını alabiliyormuşum gibi. Yokluğunun bedeli bu: Limonların bile tadı yok. Bu tatsızlığı kaçtığım şiirler kuşatıyor, ben şiirden gemilerle sana yelken açıyorum. Öyküm şiire, şiirim bir masala, masalım kaybolmuş ulaklar kervanına dönüşüyor gözümü kapatınca. Şükür ki seni görebilmek için gözlerimi kapatmaya ihtiyacım yok. Gözlerim açıkken veya kapalıyken, hiç fark etmeksizin ben yüzünü, gözlerini, dudaklarının kıvrımını, gülüşünü görebiliyorum. Saçların daha siyah, gözlerin daha parlak, dudakların daha pembe olabiliyor radyodan güzel şarkılar yayılınca odama. Kırılgan da olsa umuttur bu, tutunacak daldır. İyi bilirsin o hissi. Hatırla, bana sen öğretmiştin.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz