Nisa Eser | Giz

Nisa Eser | Giz

Nisa Eser “Giz” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Nisa Eser | Giz

Paltosunun sağ cebinden sigarasıyla çakmağını hışımla çıkardı. Gergin olduğu zamanlarda sabırsızlanır ve sadece yalnız kalmak isterdi. Dudaklarını büzüştürüp sigarasına sol eliyle siper etti. Hafif rüzgâr ve sağanak yağmur yüzünden çakmak bir türlü yanmak bilmedi. Her sönüşünde daha çok sinirleniyor ve sabırsız bir şekilde tekrar deniyordu. Sonunda rüzgâra ardını dönmeyi akıl edebildi. Bir iki kere daha denedikten sonra yaktı sigarasını. Elleriyle sardığı tütünü içine çekip bıraktı. Duman, gecenin karanlığına karışıp gitti. Hızlı adımlarla evin önünden uzaklaşmaya başladı. Çelimsiz vücudu her adım atışında sallanıyordu sanki. Başındaki şapkaya inat yüzüne inen her yağmur tanesi sinirini yumuşatmaya yaramıyordu. Oysaki yağmuru çok severdi. Hele ki yağmurlu havalarda beş yaşındaki çocuk misali yürüyüp koşmaya bayılırdı. Fakat bu yağmur onu sakinleştiremiyordu. Ellerini cebine sokmuştu ve sokak lambalarına baka baka yürüdü. Nereye gideceğini bilmez bir halde ayaklarına verdi ipleri.

Oturduğu ev şehrin merkezine yakındı. Her gün işe gitmek için beklediği dolmuş durağına doğru yöneldi. Adımları yavaşlamıştı sanki. Siniri birazcık geçmişti. Yarım saat önce evinde yaşadığı hengâmeden kaçıyordu önceden olduğu gibi. Ama bu sefer farklıydı. Sanki evden adımını attığı andan itibaren onu boğazından tutan bir ipi de koparmıştı. Bir miktar özgür hissediyordu. Bir miktar da savunmasız… Yüzüne nazlı nazlı düşen yağmur damlaları onu sakinleştirmeyi başarmıştı. Fakat bu sefer de ağır bir melankolinin içine düşürmüştü. Ağlamak ve saatlerce birine sarılmak istiyordu. Tutuyordu kendini. Hislerini ve duygularını içindeki en derin kuyuya atıp üzerine yüzlerce kilit vuruyordu. Böyle zamanlarda olmadık hayaller icat eder ve ne gariptir ki orada da en hüzünlü adam olup çıkıverirdi. Mutluluğun tarifini bilmezdi hiç, birinin gözlerindeki her şeyi anlar ama kendini hiçe sayardı.

Gitgide ağırlaşan adımları onu otobüs durağının önüne getirdi. Durakta kimse yoktu gecenin bu saatinde, son otobüs kalkalı iki saat oluyordu. Arada bir mahalle aralarına giden minibüsler geçiyordu. Fakat durağın az ilerisinde uzun paltosunun yakasını kaldırmış ve ellerini cebine koymuş siyah bir gölge vardı. Ya da dolmuş gözleriyle adamın yüzünü seçemiyordu. Gidip tepkisizce oturdu dudaktaki banka. Yağmurdan ayrı kaldığına bir miktar üzüldü. Sonra onu da unutup hayaller kuramaya daldı. Hayalinde sevdiğini sandığı insanlar vardı hep. Bir türlü gerçekten sevdiğine emin olamadığı insanlar… Biliyordu ki, sevmek şu dünyanın en kolay aynı zamanda da en meşakkatli işiydi. Kendinden biliyordu bunu. Sözde seveni çoktu, anlayanı yok! Sevmek onun için anlaşılmaktı. Sevmek onun için anlayış atfeden bakışlar, gülüşler, serzenişlerdi.

 Hayallere daldı bir müddet. Ardından, kalkıp yürümek istedi. Ayaklarında mecal kalmadığını anlayınca kös kös oturmaya devam etti bankta. Etrafını seyre dalıp unutmaya çalıştı. Bazen hızlı bazen yavaş geçen arabalar, çukurda birikmiş suyu durağın içine sıçratıyorlardı. Karşı tarafta ki binaların ışıkları tek tek sönüyor ve çocukların uyumama naraları bir zaman sonra susuyordu. Sahi bir çocuk için geç uyumak ne demekti? Büyük olmaya mı çalışıyorlardı yoksa büyüklerin gece geç saatlerde yattığını görüp onlar gibi mi hissetmeye çalışıyorlardı. Gecenin sessizliğini bir çocuk narası daha dağıttı. Açık kalan pencereden gelen “Uyumak istemiyorum anne!” çığlığı tüm sokağı inletti. Etrafı seyretmekten vazgeçip tekrardan hayal kurmayı denedi ama önceden kulak ardı ettiği gürültü buna izin vermiyordu. Tekrar etrafı seyre daldığında durağın ilerisindeki siyah gölgenin hala orada olduğunu fark etti. Gözyaşlarını silip sağ tarafına doğru dikkatlice baktı. Çizilmiş ve kirlenmiş camdan yine göremedi. Bu sefer de ayağa kalkıp baktı. Onu tanımıştı. Her sabah aynı otobüse binip ondan önce indiği adamdı. Onunla göz göze gelmemişti hiç. Nerede çalıştığını, nerede oturduğunu, adını, sanını sormaya cesaret edememişti bu yüzden. Korkmuştu biraz, olamayan sessizlik büyüsünün bozulacağından. 

Kimsesizliği fırsat bilip onunla konuşmak istedi. Yanına yaklaştı usul usul. Bir bebek emeklemesi gibi yavaş gittiğini hissediyordu çünkü bacakları hem çelimsiz hem de yorgundu. Yabancının bir metre uzağında durup onu birkaç saniye kadar seyretme fırsatı buldu. Kendisinden az kilolu ve az uzun olan bu adamı git gide merak ediyordu. Duruşu ve yürüyüşünde asil bir insan modeli vardı. Aniden onunla yan yana gelmekten korktuğunu hissetti. Bu yabancının ona kendini değersiz ve yalnız olduğunu hissettiklerinden korktu. Ardını dönüp gitmeye niyetlendi ama yabancı çoktan durumu fark etmişti.

“Bir sorun mu var?”

“Hayır. Sadece yürümek istediğim yolu değiştirdim. Hepsi bu kadar.”

“Anladım.”

Yabancının sesinde farklı bir tını vardı. Herkesi kendisine bağlayan bir tınıydı bu. Yine gitmek istedi oradan. Yapamadı. Yabancının yüzünü seyre daldı. Sarı sokak lambası daha da netleştiriyordu. Bembeyaz teni vardı bu yabancının. Kaşları kalemle çizilmiş gibiydi. Üçgen misali duran çenesini yanakları ovalleştiriyordu. Simsiyah gözleriyle kendinden emin ve delici bakışlar atıyordu etrafa. Onu seyrederken kendi acizliğini gördü. Yabancının simsiyah gözleri bağırıyordu sanki “Sen bir hiçsin!” diye. Hiç kelimesi bile bu dünyada bir şey olmanın ispatıydı oysaki. Bu değersiz hissiyat niye? Arkasına bakmadan koşmak istiyordu. Bu sefer hâkimiyeti bacaklarından almak ve kendi istediğini yapmak istiyordu. Yapamadı. Bir direk gibi çakılı kaldı yabancının karşısında. Etraftaki çocuk naraları susmuştu, arabalar su sıçratmıyordu ufak çukurlardan. Sessizliğin sesini duyabiliyordu ikisi de. Yabancının delici gözleri üzerinde durdu. Hemen bakışlarını yere indirdi. Tok sesiyle tekrar lafa girdi yabancı.

“İyi misiniz?”

Ne cevap verecekti ki bu soruya? “ İçimde kahrolası bir put var ve ne kadar gülsem, sevsem, ağlasam, mutlu olsam, sevilsem, hüzünlensem, gözlerimden umut saçılsa da sürekli ama sürekli değersizliğimi haykırıyor. Hiçbir şeyi hak etmediğime inandırıyor beni. İnsanların beni sadece işlerine geldiği gibi kullandıklarına ve saf yerine koyduklarına inancım artıyor. İçimdeki o put susmak bilmiyor yabancı. Yemek yerken, yürürken, şu içerken, bir tartışmanın ortasında, alış-veriş yaparken, insanlara boş boş bakarken bile susmuyor. Susturamıyorum içimdeki o pespaye putu. Ben İbrahim olamıyorum yabancı. Putları devirip suçu en büyük putun üzerine yıkamıyorum. Çünkü hissediyorum ki o en büyük putun ta kendisiyim. Boynuna asılan balta benim de sonum olacak. İbrahim olmayı, içimdeki Nemrut’a meydan okumayı o kadar çok isterdim ki anlatamam. Sorun da bu işte anlatamıyorum. Okuduğum onca kitap hissettiğim çoğu hisse tercüman olamıyor. Hislerimi anlatamadıkça hissizlik hissi oturuyor kalbimin başköşesine. Sonra sevememekten korkuyorum. Bir insanı olduğu gibi sevememekten. Hissizliğin beni bu uçuruma sürüklemesinden korkuyorum. Ya ben çok güzel saklıyorum içimi ya da bu insanlar fazla umursamaz yabancı. Gün geçtikçe, doludizgin yalnızlığıma koşuyorum. Ayağım takılıp yere düşsem dizlerim, avuç içlerim kanasa yine de kalkar devam ederim. İnsanlık bitmiş… Onunla birlikte beni de gömmüşler sanki yabancı. İnsanlarla konuşurken onları sıkma düşüncemden de çok yoruldum. Hem sıkılırsa sıkılsın, sıkılırsa bir bahaneyle gider zaten değil mi yabancı? Bu düşünceyle hayatımı zincire vurmaktan vazgeçmem lazım. Ama bazen de öyle zamanlar oluyor ki unutuyorum her şeyi. Sadece yaptığım o işe soyunuyorum. Her şeyimle o uğraşın oluyorum. O zamanlar soğuğun kokusunu yeni alan sıcaktan çıkmış insanlara dönüyorum. Soğuğun kokusu olur mu hiç deme bana yabancı. Yoksa da bu seferlik benim için var olsun…” diyemezdi ya. Yoksa demeli miydi? Bir çırpıda hislerini aktarmayı denemeli miydi? Hayır. Onu da yapamadı. İki cümle döküldü donmuş dudaklarından.

“İyiyim. Teşekkür ederim.”

Yabancı teskin edici bir bakış attıktan sonra düdük çalarak gelen minibüse el kaldırdı. Boş minibüsün en arka koltuğuna oturdu. Minibüs ise düdük çalarak yoluna devam etti.

Hayır, dedi içinden. Bu fırsatı kaçırmamalı, ona her şeyi anlatmalı… Telaşla minibüsün ardından koşmaya başladı. Bir tazı misali koşan çelimsiz bacaklarına hayretle bakarak hem koşuyor hem de minibüsün ardından bağırıyordu. Adrenalin patlaması yaşıyordu adeta. Biraz daha zorlasa kendini, minibüsten hızlı gideceğine inanıyordu. Nihayet durdu minibüs. Otomatik kapı açılınca nefes nefese baktı şoföre.  Kendini toparlamaya çalıştı bir müddet. Şoför ona hayretle bakarken sordu,

“Hayırdır delikanlı?”

“Az önce binen yolcu için durdurdum sizi. Onunla konuşmam gerek.”

Şoför ona hala hayretle bakıyor ve onu anlamaya çalışıyordu. Neredeyse tüm vücuduyla arka tarafa dönmüş onu izliyordu. Kan ter içinde kalmıştı, nefesini toparladıktan sonra minibüse göz attı. Hiç kimse yoktu. Sarı lambaları yanan loş minibüsün içi bomboştu. Hayret ve korkuyla şoföre döndü.

“Az önce bindi. Benden biraz uzun, siyah saçlı ve orta kilolu bir adamdı!”

“Az önce arabama kimse binmedi delikanlı. Sana düdük çaldım oralı olmadın.”

“Yanılıyorsunuz, binmiş olmalı. Gözlerimle gördüm bindi!”

Şoför bir ona bakıyor bir de boş minibüsüne bakıyordu. Hafiften sinirlenmeye başlamıştı bile. La havle çekip önüne döndü. Minibüsü çalıştırıp hızla uzaklaştı sokaktan.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz