Muhammet Erdevir | Prelüt

Muhammet Erdevir | Prelüt

Muhammet Erdevir “Prelüt” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Muhammet Erdevir | Prelüt

bilmem şimdi anlar mısın acımı
duyar mısın hüznümü yüreğinde” *

Tekrar tekrar öldürdüm içimdeki hevesi, tekrar tekrar dirildi ve dünyaya her gelişinde seni diledi.

Sayılarla ilgili dersler: Önce yediler, sonra sekizler. Sonra, sonra sen. Yedilerin sekizlerin ardından gelen. Döngülerin dönmediği, acıların kıyamet olduğu günlerde gelip ruhumu tazeleyen. Sayıların ve saymaların sonunda, her şey bitti denilen yerde bir dayanak, bir direnç. Her şey tamam derken uzun susuşlar, kayboluşlar. Ardına saklanmışsın bitimsiz sessizliklerin. Gidip gelmişsin, gidip gelmişsin ve gidip…

Eylül. Sıcak. Asfalt eriyor. Camlar açık. Sararmış kupkuru tarlalar uzanıyor yolun iki yanında. Aynı arabadayız, Allah’ın hemen her günü aynı rutine gidiyoruz. Arka koltukta oturmuş, bana bakıyorsun. Bana baktığını biliyorum. Gözüm aynaya kayıyor. Gözlerin. Saçların savruluyor arabanın açık camlarından giren rüzgârda, hem de nasıl savruluyor! Her gün tekrar ediyor bu, her gün. Her gün gözlerine maruz bırakıyorsun beni. Her gün saçlarının kıvrımlarında oradan oraya çarpıp duruyor yüreğim. Yapmasa diyorum, yapmasa. Yapma, ne olur yapma!.. İçimde boğuluyor sesim. Kalbimin delice çarpışı susturuyor mantığımın itirazlarını. Tahammül edilebilir mi durmaksızın buna? Gözlerini görmesem ölürdüm; gözlerini gördüm, öldüm.

Çektiğim acı yönünden varlığın da bir yokluğun da, diyorsun. Haklısın. Ne varlığım geçmişi değiştirebilir ne de yokluğum yarınımızı kurtarabilir. Sende acı, bende çaresizlik ve dört duvar arasında üstümüze yağan kesif karanlık. Yokluğa yiğitlik olmuyor: Yoksun. Yokum.

“Artık üzülme, ben alıştım dualarımda bile seni istememeye.” demiştin bana uzun konuşmaların sonunda. Ben bu cümleyi duyduktan sonra için için nasıl yandım, yüreğim nasıl dağlandı… Ama yaşadığım acının seninki yanında bir hiç olduğunu da biliyorum. Ben bir hiçim zaten. Senin yokluğundan ibaret bir hiç.

“Küçük bir et parçasından ne farkı var kalbim seni istemezse?” demiştim sana. Kalbimi, kalbimin o sıcak ve yaşam dolu atışlarını seni sevmeye bağlamıştım bir kere. Şahdamarım kalbinin üstünde atıyordu ve varlığım, senin nefesinle canlılığını sürdürüyordu.

Rutinimizin içinde tehlikeler büyüyordu, engeller, tuzaklar, çirkinlikler. Kendimce seni korumalıyım diyordum. Kem gözlerden, kem sözlerden, kem yüreklilerden korumalıyım. Anlamayacaklar, yargılayacaklar, suçlayacaklardı. Çamurları bulaşacaktı bakışlarından, sözleri çirkef çirkef akacaktı üzerimize. Kendimden geçmiştim ama sana zarar gelmesine engel olamayacaktım. Şimdiden engel olayım diyordum. Kaçıyordum. Bir kaçış ki mevcut ateşten daha büyük bir ateşe… Tehlikelerden korumak için gönül kuşumu kafese koyup hapsediyordum. Yaşayacak ama suskun bir tutsak olarak. Yaşayacak ama seher nağmelerini söylemeyecek bir daha bana. Neşeli sesiyle şakımayacak günümün aydınlığı. Ayakları yerden kesiliyordu her sabah, istemeye istemeye zorla yere basacak. Ve bunları ben yapacağım. Seni korumak için… İşte o gün bugündür sen şarkılara sığınıyorsun sabah olmak bilmezken. Gece keskin bıçak ve ele geçmiyor o karmaşada tan yerinin ucu. Ben şiir şiir dokuyorum uzaklığın muhtemel tüm hecelerini. Nasılsa o beklenen sabah ahirete kaldı, emaneti teslim edene kadar gelmeyecek…

Geliyor ve gidiyorsun. Yollar uzuyor. Asfalt kavruluyor güneşte. Ben kavruluyorum. Her sabah huzur, her akşam tarifsiz firak. “Seni dilemek, istemek, beklemek imtihanım.” demiştin. Seni dilemek, istemek, beklemek bütün bütün rüyalarım. En derin kuyularla sınasınlar beni, gözlerinin ışığı yeter umuda tutunmaya. Tayfun olup kabarsa denizler, tufan olup inse gök ne kıymeti var? Ben biliyorum bileceğimi. Neye tutunacağımı, nereye sığınacağımı, sükûnu nerede bulacağımı… Sınasınlar beni, lime lime etsinler. Sen varsın, biliyorum varsın, şükür ki varsın.

“Yakınında değilim ama hep burada, yanındayım.” diyorsun şeker şerbet sesinle. Allah’ım, ne büyük mutluluk bir fani için! Bu ânın tadını bir süre çıkarıp sesleniyorum sana:

“Hiç olmazsa kalbim kalbine değiyor çarparken.” diye var gücümle bağırıyorum sana. Ayaklarım yere basmıyor. Öyle bir gerçekliğin içindeyim ki gerçek olduğuna inanmakta zorlanıyorum. Zaten sen de “Sakinleş ne olur.” diyorsun uzaklara bakarak. “Sakinleş ki beni de sakinleştir.”

Bilsem kavuşacağım, ölsem yeri. Ama bunu söylemiyorum sana.

Pusulalar allak bullak. Birbirine karışmış vaziyette tüm o çokbilmiş rotalar, akıl küpü yol tarifleri. Oysa evimin yönü bile sana bakıyor. Hangi pencereyi açsam rüzgâr kokunu taşıyor. Sana sığındım bunca zaman. Çünkü yaşamak için başka bir yol bilmiyordum.

Eski bir fotoğraf buldum bir gün. Yedi yıl mı geçmiş aradan sekiz mi? Ömür dedikleri aslında ömre sığmayacak, ömrü karartacak pişmanlıklar manzumesi. O fotoğrafa ne çok baktım! Gözlerine, ellerine, gülümseyen yüzüne… Saatlerce! Çok düşündüm uykuyu uzaklara gönderip kendi yalnızlığımda: Ömrüm boyunca uzağına düşmek ve kavuşmak için ölmeyi beklemekten başka ne var elimde? Ne gelir bu aciz ellerimden sana ulaşmak için? Belki bir gün, belki ahirette… Şüphesiz ahirette.

“Biliyor muydun?”

“Biliyordum.”

“Peki, neden?”

“…”

Yanımda olmasan da gönlümde yürüdün. Fersah fersah mesafeler aştı ismin içimde. Ne fırtınalar ne kasırgalar atlattı. Nice yanlış limandan döndü, liman sandığı kaç kayalıkta son anda ışığınla yolunu ve yerini buldu. Sonra geldin. Sözcükler döküldü dilinden. O sözler şiir olsa böyle incelikle yazamazdı hiçbir şair. Rüyalar bile böyle güzel olamazdı.

Uzak denizleri geçip sakin limanların hayaliyle sözlerine, sesine, varlığına… Varlığın kim bilir kaç kapıyı açar, kaç yarayı iyileştirir, kaç savaşa son verir? Kim bilir nasıl güzel bir şeydir varlığın? Ben bilemem. Bakınca bana “Ama nasıl yanmış yüreği!” diyecekler, sana baktıkça “Ama nasıl yanmış yüreği!” dedikleri gibi. Beni bırakma. O yangının nerede sona ereceğini kimse kestiremez senden başka. Beni bırakma.

İsmin gönlümün zirvelerini mesken tutmuş yalnız ve benzersiz bir çiçek. Gönlümün bağına mahsus bir özge zambak. Ah o bağın muttasıl kanayan yaralarına! Çiçekledin kalbimi tek sözünle, gönlümün göğü gönendi, şehla tebessümlerin içimin güneşi oldu. Şimdi bahçem talan, gülzâr harap. Uzun, kırık, yorgun kaldırımların sonunda tek bir gül, işte tüm hazinesi o bahçenin bu son gül. Fırtına yaklaşıyor, alevden kanatlarıyla Anka konacak bu bahçeye. Her yeri küle çevirecek. Korkuyorum bahçenin o son gülünün de bir avuç küle dönmesinden.

Bazı acılar öyle kuvvetlidir ki yaraların kapanmasını engeller. Yaraya düşen elmas tozu hükmünde bazı gerçekler… Yaranın içinde, daima kanatıyor. Bünye onu ne eritebiliyor ne de dışarı atabiliyor. İyileşmeyecek, kapanmayacak yaralar var. Bazı şiirleri bitirmek mümkün değil, bazı şarkılar hep yarım. Öbür yarım eksik, eksik öbür yarın. Kaç duvar var aramızda, kaç engel koyduk o kısacık mesafeye? Çok yakıyor, çok, çok… Öyle yakıyor ki yaş olup yürüyor gözüme, “Ah!” olup dilime geliyor kendime karşı. Bir insan niye ah eder kendine? Bir ince sızı, bir kara duman olarak dolaşıp duran o derin acıdan başka bunu ne yaptırabilir?

Güneşin nerede, diyor karanlığımı görenler. Sende kaldığını güneşimin, hiç bilmeyecekler. Gündüzün de gecenin de bir anlamı yok, olmayacak. Birbirinin taklidi bundan böyle takvimler… Hiçbir mevsim seni bana getirmeyecek. Eşiğinde ölmek istediğim o kapıyı hiç göremeyeceğim.

“Aktı köprünün altından nice sular, bu son

Gül yaktı sinemi; parçalandı dün, bugün, yarın.”

Hayata, umuda, kavuşmaya, sevgiye, vuslat dedikleri saadete her şey ve herkes dâhil; sen hariç.

Quae nocent docent. Yaralayan şeyler öğreticidir. Sensizliği talim ettim, öğrendim, gün be gün ezberledim uzaklığını. Yokluğunu hıfzeden bir yürekle gidiyorum bir pişmanlıktan bin meçhule. Kıvrım kıvrım dolanıp duran bu sonu olmayan yol, saçlarından siyah değil ama bahtım saçlarından da kara, anlıyorum.

* Ali Günvar

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz