Muhammet Erdevir | Öykücü Nisa Eser’le Söyleşi

Muhammet Erdevir | Öykücü Nisa Eser’le Söyleşi

Nisa Eser 2000 doğumlu, Yozgat – Sorgunlu genç bir öykücü. İlk kitabı “Gassal” mart ayında İki Nokta Kitabevinden çıktı. Halen Kırıkkale Üniversitesinde çocuk gelişimi bölümünde birinci sınıf öğrencisi. Altı çocuklu bir ailenin son çocuğu olan Eser, ilkokul ve ortaokulda oldukça içine kapanık bir çocukluk geçirmiş. Altıncı sınıftayken antrenörü de olacak fen bilgisi öğretmeninin teşvikiyle tekvandoya başlamış. Bu alanda kendini geliştirmiş ve millî sporcu olmayı başarmış. Nisa Eser’in öyküsü köyden başlayıp millî sporculuğa kadar uzandığı için de kıymetli. Öyküye nasıl başladı, edebiyatla arasındaki ilişki nasıl doğdu? Bu gibi soruları da ben sordum, o anlattı.

  • Öykü yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

Öykü yazmaya 2017’de başladım. Lisenin son yıllarında. Biri ya da birilerinden ilham alıp yazmadım açıkçası. Sadece daha önceden ufak bir yazma geçmişim vardı. Şiir hatta ilköğretimdeyken kendimce hikâyeler de yazardım. Okulun panosundaki afişte bir yarışma gördüm. Lise dönemim biraz sıkıntılı geçti zaten. Bir gün TİMAV Liseler Arası Hikâye Yarışması’nın duyurusunu gördüm. Dedim içimden, kazansan ne olur kazanmasan ne olur Nisa gönder bir hikâye. Yazdım, gönderdim hemen. Ama o üç sayfalık hikâyeyi yazarken hissettim ki, yazmak benim için gerçekten önemli. Hani bir insanı çok özlersin, kendi içinde bu özlemi geriye atarsın hep. O insanı gördükten sonra boynuna atlayıp sarılasın gelir ya, işte o misal… Sonra o yarışmadan mansiyon ödülü aldım. Bilmiyorum belki de ödül almasaydım o günden sonra da hiç yazmayacaktım. Çünkü başka önceliklerim vardı.

  • Neden öykü?

Belli bir sebebi yok aslında. O dönemde merhum Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili roman yarışması da vardı. Hikâyenin bana kattığı duyguyla katılmaya karar verdim. Birkaç kitap okudum, araştırmalar yaptım. Fakat anladım ki sadece Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını bilmek yetmiyor, onun temas edip iletişimde bulunduğu insanların da hayatını tanımak gerekiyordu. Elimi ne tarafa atsam oradan başka hayatlar, başka hikâyeler çıkıyordu. Hem buna vaktim yoktu, hem de korkmuştum biraz. Sonuçta Muhsin Yazıcıoğlu, kıymetli bir insan. Onun hakkında yanlış şeyler yazmak istemedim. Ardından o başladığım romanı bıraktım. Belki kafamda kurguladığım bir roman olsaydı bu kadar korkmazdım ama hal böyle olunca havlu atmak düştü bana da. Hem benim yaşım daha çok genç. İllaki roman yazarım. Zamana bırakmak gerek.

  • Roman dosyası bir girişim olarak kaldı o zaman. Başka türlerde çalışmalarınız var mı?

Arada şiir yazdığım oluyor ama genellikle deneme ve öykü yazıyorum.

  • Öykü yazma noktasında size rehberlik eden, etkilendiğiniz yazarlar kimler?

Mustafa Kutlu’yu severim. Onun yanında Stefan Zweig, Tarık Tufan, Vasconcelos, Kafka, Hasan Ali Toptaş, John Steinbeck, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Çehov, İsmet Özel, Necip Fazıl Kısakürek. Aklıma gelmeyen daha niceleri… Okumaktan zevk aldığım ve bana bir şeyler katacağını düşündüğüm yazarlar.

  • Peki, sizi en çok etkileyen öyküler hangileri?

Lise yıllarımda Kutlu’nun Uzun Hikâye’sini, Tarık Tufan’ın Hayal Meyal’ini ve Kekeme Çocuklar Korosu’nu sevmiştim. Son zamanlarda da Stefan Zweing’in Korku adlı hikâyesinden etkilendim.  Dediğim gibi ben daha çok yeniyim. Daha nice güzel yazarlar, hikâyeler vardır ama okuduklarım arasında beni etkileyenler bunlar.

  • Öykü düşünceleri nasıl oluşuyor?

Çoğu yazar gelecekten esinlenir. Daha iyi bir hayat, daha umut dolu şeyler… Ben daha çok geçmişimden esinleniyorum. Geleceğimizi bana göre geçmiş belirliyor. Çünkü geçmişi kimse bir kalemde silip atamaz. Bir de ben, yaşadığım şeyleri unutsam da onun bana hissettirdiklerini unutamıyorum. Bu his tekrar karşıma çıktığında da yeni bir hikâye doğuyor. Bir çocuğun, bir kadının ya da kamburu çıkmış bir babanın sokakta yürüyüşü bakmasını bilene çok şey çağrıştırıyor.

  • Geçmişimden esinleniyorum dediniz. Geçmişe sık sık dönmek insana fazladan yük yüklemiyor mu?

Geçmişe ne gözle baktığınız önemli aslında. Ben geçmişten ilham ve güç alıyorum. Beni daha ileriye götürdüğünü düşünüyorum. Bu yüzden yük olmaktan ziyade benim için bir fırsat olarak görüyorum

  • İlk kitabınız “Gassal”. “Gassal”ın hazırlık ve yayın sürecini anlatır mısınız mısınız?

Bir kitabım olsun diye hiç hayal kurmamıştım aslında. Yazarlığı kitap çıkarmaktan ibaret görmüyorum çünkü. Piyasada çok saçma kitaplar var. Garip olan şu ki onların okuyucu kitlesi büyük… Bu beni çok üzüyor ve kızdırıyor. Dediğim gibi kitap odaklı yazmadım hiç. Olaylar aniden gelişti. Mehmet Hoca’m kitaplaştıralım dedi. Yaşımın küçük olmasından dolayı çok korktum ve hala da korkuyorum. İçimdeki o kötü his hiç gitmedi. Kitaptaki çoğu hikâye Üç Tuğ Medya’da, birkaçı da Yazarperest’te yayımlanmış hikâyeler. Bunları topladık ve ortaya böyle bir eser çıktı.

  • Ben de kendi kitaplarıma öyküleri alırken yayımlanmış olmasına dikkat ederim. Öykünün yayımlanması, okurla buluşması ne anlama geliyor?

Yazara küçük de olsa özgüven veriyor. Daha önce yayınlanıp küçük bir kitle de olsa okurla buluşması aşağı yukarı ne tür eleştiriler geleceğini sezdiriyor yazara. Elbette yeni hikâyeler de okur için bambaşka heyecanlar. Yeni hikâyelerin olması da şart.

  • Kitaba ismini veren “Gassal” öyküsü, ölümün bildik ve tanıdık yüzüne farklı açılardan yaklaşıyor. Genç bir öykücü için ölüm ne ifade ediyor?

Biliyoruz ki inancımıza göre ölüm bir son değil başlangıçtır. Kasvetli ve korkutucu olması o gerçeğin var olduğunu değiştirmez. Ben bu gerçeği vurgulamak istedim. Peygamber Efendimiz de bizlere sık sık kabir ziyaretleri yapmamızı söyler çünkü bu gerçeğin hatırlamamız ve ona göre bir hayat yaşamamız gerekir.

  • “Öğretmen Demek” adlı öyküde öğretmenlik mesleğine farklı bir açıdan yaklaşıyorsunuz. Olumsuz bir öğretmen tipi Sadık. Sizde iz bırakan böyle öğretmenler var mıydı?

Bu çok vahim bir durum ama bu hikâye gerçek bir hikâye. Başkarakter benim ve Melike şu anda en yakın dostlarımdan. Vahim bir durum dedim çünkü hiç unutamadım ve öğretmen kelimesi bende ciddi manada başka bir boyuta taşındı. Lise yıllarım da dâhil olmak üzere iyi diyebileceğim öğretmen sayısı bir elin beş parmağını geçmez sanırım. Belki de ben çok şey bekledim bilemem… Taşrada aile seviyesi bellidir. Ailenin çocuk üzerindeki ilgi seviyesi bellidir. Öğretmen ve öğretmen adayları bunun bilincinde olarak bu beldelere gelmeli. Aile şefkati göremeyen ya da herhangi bir duygudan yoksun bir öğrencinin o duyguyu arayacağı ilk yer okuldur. Her öğretmen için geçerli: Ön yargılı olunmaması gerekir.

  • Anladığım kadarıyla yaşanmışlıklar da geniş yer tutuyor öykülerinizde. Başka öykülerde bu türden izdüşümler var mı?

Evet var. “Pembe Gelinlik” öyküm yaşanmış bir olay. Aslında yazdığım her hikâyede benden bir parça var. Her kurguda geçmişimin izdüşümü var. “Genç Gelin Gülnaz Nine” adlı hikâyem ise lisedeki edebiyat hocamın hayatından esinlenerek yazdığım bir hikâye.

  • Özellikle “İkinci Bahar” ve “Necide” adlı öykülerde mahalle kültürünün etkilerini görüyoruz. Sizin için mahalle ne demek?

Mahalle ve komşuluk benim özlemini çektiğim bir şey. Sevgi, saygı, merhamet, umut, özgürlük, samimiyet, büyük bir aile… Daha nice güzellikler ifade ediyor bende.

  • Mahallenin çok güzel çağrışımları var, evet. Tam da şunu sormalı: Mahalle nasıl değişiyor, yazmaya başladığınızdan beri mahallenizde değişen şeyler oldu mu?

Açıkçası biz belli bir mahallede oturmadık. Çok ev değiştirdik. Mahalle özlemim de buradan geliyor sanırım. Bir yere alışmadan başka bir yere gitmek insanı hem fiziksel hem de ruhsal bir yorgunluğa itiyor.

  • Öykülerin genelinde bir taşra havası var. Bir öykücü için taşrada yaşamak nasıl bir şey?

Altı yedi yıllık bir spor geçmişim var. Marmaris’e, Alanya’ya, Trabzon’a daha adını ve hatıratını unuttuğum birçok şehre maçlara gittik. Her döndüğümüzde de yere diz çöküp toprağı öpesim geldi. Ben memleketimi çok seviyorum. Bir insan memleketini sevmeli zaten, yoksa aldığı nefes bile sıkıntı veriyor insana. Taşra, Neşet Ertaş, Musa Eroğlu, Abdal, yer, gök, tarla… Bunlar hep güzel şeyler. Bulunması zor tatlar, hevesler, umutlar… Kıymetinin bilinmesi gerek.

  • Sporculuk geçmişim var dediniz. Sporcu olmak, farklı şehirlere gitmek, sık sık yeni deneyimlerle yaşamı zenginleştirmek kaleminizi etkiliyor mu?

Evet etkiledi. Duygularımı çok zenginleştirdim. Başka hayatların, çeşit çeşit insanların, karakterlerin, yaşamların var olduğunu öğrendim. Bakış açımı genişletti bu küçük seyahatler. Bu sayede kalemim de değişti.

  • Taşra hep olumsuzluklarla kodlanmış. Peki, taşranın sizi besleyen yönleri neler?

Gökyüzünü hayal edin. Bir plazanın balkonundan bakmak var, bir de güzelim yeşilliğin üzerine yatıp, ağaç dallarına konmuş kuşların cıvıltıları ve ağaçlarla yaprakların hışırtılarını dinleyerek bakmak… Hangisi daha cazip geliyor size? Her yerin olumlu ve olumsuz yönleri var elbette. İnsan bulunduğu yeri seviyorsa olumlu yönden bakmayı bilmeli. Dağı, taşı, toprağı, kedisi, köpeği, en çok da insanı besliyor beni. Karakter sıkıntısı çektiğim zaman sokağa çıkıp insanların gözlerinin içine bakmak ve nasıl bir hayat yaşadıklarını merak etmek heyecanlandırıyor ruhumu.

  • “Gassal”daki öykülerin genelinde klasik olay öyküsü çizgisinde bir anlatım görülüyor. Öyküde bir yenilik arayışınız var mı?

Elbette var. Fakat acelem yok. Okudukça ve zamanla yerine oturacağını düşünüyorum.  Cemil Meriç’in “Kitap, zekâyı kibarlaştırır.” diye bir sözü vardır. Ne kadar çok kitap o kadar çok medeniyet, o kadar kibar zekâ ve o kadar çok oturmuş kalem diyorum ben de.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz