Yunus Çinçin | Ausgang: Çıkış Yollarını Aydınlatan Bir Roman

Yunus Çinçin | Ausgang: Çıkış Yollarını Aydınlatan Bir Roman

Yunus Çinçin “Ausgang: Çıkış Yollarını Aydınlatan Bir Roman” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Yunus Çinçin | Ausgang: Çıkış Yollarını Aydınlatan Bir Roman

“ne istiyordum hayattan
bunu soruyorum kendime zamanlı zamansız
geçmişi canlandıran sihirbazsın
diyor bana tanımadığınız biri
elimde bir film makinesi
ne düşüyorsa gönlümden
onu buluyorum görüntüde
birbirine doğru koşan iki kişiyi
bazı anlar bazı yaşları bekliyor doğrusu”
                   

Serkan Türk’ün “Ausgang” adlı kitabı; özgün ve yaratıcı kurgusuyla, şiirsel dili ve anlatımıyla, alışılmışın sınırlarını zorlayan anlatım tekniğiyle, ele alınan konuların çeşitliliğiyle, tarihle ilgili verilen bilgilerle, bahsi geçen yazarlar, şairler, filmler ve şarkılarla, ülke ve dünya meselelerine duyarlı yaklaşımıyla oldukça başarılı bir ilk roman.

Türk, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan romanı “Ausgang”da işlediği konuları; suya atılan taşın suda yarattığı halkalar gibi birbirini takip eden ve etkileyen, merkezinde insanlık ve dünyanın olduğu, yerelden evrensele; bireyden topluma genişleyen halkalar gibi birbirini kapsayıp bütünleyecek şekilde ele alıyor. Romanın etkisi, bir merkezden çıkıp büyüyen halkalar gibi okundukça artıyor ve okuru her boyutuyla sarıp sarmalıyor.

Arkeolog Hami Pazarlı ve Fransız sevgilisi, Hami Pazarlı’nın annesi ve babası; Onnik Efendi ve sevgilisi Hranuş; kör, küçük kız Nahrin; fotoğrafçının kızı Karin; Sıdıka ve eşi İsmet, Sıdıka’nın annesi ve babası; Hacer ve babası; Azize ve kocası; müzisyen gençler; Hami Pazarlı’nın Bütünanne’si ve büyükbabası, Bulgaristan göçmeni Hasan; 6-7 Eylül Olayları’na karışmış İbrahim; yaralı köpek, Hami Pazarlı’nın örümceği, yavru köpek, yedi yüz yıllık zeytin ağacı, şehirler, sınırlar, evler, tarihi mekânlar, ada, deniz romanda bir bütünün parçaları gibi, ülkemizin çok kültürlülüğünü, doğanın, hayatın çok renkliliğini, çok sesliliğini yansıtıyorlar.

Romanda, yolları kesişen tüm kahramanlar; İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir.” sözünü doğrularcasına, aynı coğrafyanın farklı bölgelerinde ve farklı zamanlarda yaşadıkları zorluklara, sıkıntılara, kayıplara, travmalara rağmen bir çıkış yolu bulmaya, umudu yeşertmeye, insan kalmaya çalışıyorlar. Bizler de okur olarak yazarın romanında anlattığı insan hikâyeleriyle, kahramanların yaşadıklarıyla, yüzleştikleriyle bir yapbozu tamamlar gibi; insanın, insanlığın ve dünyanın içinde bulunduğu durumu derinlemesine anlıyor ve kitap bittiğinde insana, insanlığa, dünyaya ait büyük resmi görüp insanlık için çıkışın ne olduğunu seziyoruz.

Ausgang, Serkan Türk’ün yazımın başına aldığım şiiriyle başlayıp kahramanın İstanbul’dan, iki yıl önce geldiği Gökçeada’ya (İmroz) tekrar gelişi, adada daha önce de kaldığı otele yerleşmesi, adada geçirdiği süre içerisinde hem adadaki yaşantısını hem de geçmişte yaşadıklarını ikinci tekil kişi ağzından anlatmasıyla devam ediyor.

İsmi romanda sadece bir yerde geçen kahramanın anlattıklarını okurken geçmişinde ve benliğinde yaptığı kazılara eşlik ediyoruz. Hami Pazarlı, bir yandan yeniden geldiği adada Fransız sevgilisiyle iki yıl önce yaşadıklarını hatırlarken bir yandan da adanın doğasına, tarihi dokusuna ilişkin bilgi ve gözlemlerini; doğadaki canlılarla ilişkisini anılar eşliğinde, şiirsel bir dille anlatıyor.

“Bu adayı seviyorum. asırlar önce bu adada sadece bir hayvan türü yaşarmış, biliyor muydun? Yalnız hayvanların yaşadığı bu kocaman ada, o zaman dünyanın en uygar yerlerinden biriydi muhtemelen. İnsan ehlileştirdiğini sanıyor dünyayı.”(s.14)

Hami Pazarlı, adada gezip zaman zaman geçmiş günleri hatırlayıp kendiyle ve yaşadıklarıyla yüzleşirken bir yandan yanında getirdiği günlüğü okur. Hami Pazarlı, köksüz bir nilüfere benzettiği Onnik Efendi’nin günlüğünü okudukça onun hakkında daha fazla fikir sahibi olur. Onnik Efendi, genç adamın yaşamının bir parçası haline gelir.  

“Kim bilir belki de yazıya dökülmüş bir yaşamda bulurdun kaderinin panzehirini.” (s.30)

 Hami Pazarlı, kaldığı otelde kahvaltı ederken bir televizyon kanalındaki gündüz programında, programa katılan Hacer’in hayat hikâyesini dinler. Katıldığı programda anlattıklarıyla Hacer de romana dâhil olur.

“Yoksulun fukranın yeri bellidir. En aşağı işleri yaparlar. Orada çakılı kalırlar. Çıkış yolunu bulmakta zorlanırlar. Babam belki de çıkış yolunu bulamadı da ondan gelemedi dedim anneme. Almancasını buldum Sevgi’nin sözlüğünde. Ausgang.” (s.32)

Hami Pazarlı, Onnik Efendi, Hacer ve romanın diğer kahramanları, yaşadıkları ve tanıklık ettikleri olaylarla ülkemizin ve dünyanın yakın tarihinin bir panoramasını sunarlar bizlere.  Çok katmanlı bir roman olan Ausgang’da; “savaş, siyaset, toplumsal şiddet, bireysel silahlanma, terör, asimilasyon, spordaki şiddet, etnik milliyetçilik, anadil, linç kültürü, kadına şiddet, çevre kirliliği, hayvan katliamları, nesli tükenen hayvanlar, ormanların yok edilmesi, çarpık kentleşme, tarihi dokuların tahrip edilmesi, toplumsal ve kültürel yozlaşma, faili meçhul cinayetler” gibi pek çok sorun kahramanların yaşadıkları olaylar eşliğinde ele alınır.

“İster sarılar kazansın, ister yeşiller, hepsi bir bütün renge bürüyemiyorlar bu yurdu. Bu ülke her dönem kendi zencisini yaratmakta pek mahir.”(s.37)

“Binaları yıkıyor, arsaları açıyorlar. Ağaçları yerinden   söküyorlar. Bunca mazi, harabelerin altında kalıyor, yazık.”(s.42)

“Bu sokaklarda bir süre sonra yükselecek binalar, her yeri değiştirecek. Bir yerin yerlisi olmak, tarih; bir yerin yabancısına dönüşmek, zorunluluk olacak. Şimdi makineler yapıyor bu büyük değişimi. Önceden savaşlarla iktidarlar yapardı aynı işi. Yeryüzü   büyük süngüler görmüş bu yüzden. Doğdukları yerde ölemeyenlerin hep bir gözü açık olsa gerek.”(s.42-43)

“Doymak bilmeyen toprak, sulandıkça sulandı da bitmedi kan isteği. Ateşkes kalıcı olur umarım. Şunun şurasında kaç yıl önceydi oysa, isteyen istediği gibi geçip gidiyordu ülkeden ülkeye. Şimdi hepimiz bir kafesin içinde kanat çırpıyoruz.” (s.64)

Romanda sadece yaşama dair olumsuzluklar anlatılmaz. Hami Pazarlı’yla Fransız sevgilisi arasındaki aşk, iç burkan ve yürek dağlayan bir seyir izlese de Hami Pazarlı’nın sevgilisine sadakati içimizi ısıtır, aşka ve insana dair umutlarımızı yeşertir. Yine Onnik Efendi’nin sevgilisi Hranuş’a duyduğu aşk bir vefa örneği olarak romandaki yerini alır ve kalplerimizi yumuşatır.

Romandaki güzellikler aşkla sınırlı kalmaz. Hacer, yaşadığı her türlü olumsuzluğa rağmen umudunu yitirmez ve babasına ulaşmaya,  bulamadığını düşündüğü çıkış yolunu ona göstermeye çalışır. Sıdıka ve ailesinin, yaşadığı büyük travmadan sonra Onnik Efendiyi sahiplenmeleri, onun fiziksel ve ruhsal yaralarını sarmaları ve Onnik Efendiyle Sıdıka’nın dost olmaları insanımıza güvenimizi tazeler.

 “6-7 Eylül Olayları”na katılıp insanları darp eden İbrahim’in yaralı bir köpeği ölümden kurtarıp geçmişte yaptıklarından pişman olduğunu belirtmesi; Hami Pazarlı’nın yedi yüzyıllık zeytin ağacıyla bağ kurması; Onnik Efendi’nin kapısına bırakılan köpek yavrusunu koruyup kollaması, sevgiyi, merhameti, cana saygıyı, empatiyi bizlere yeniden hatırlatır.

Romanda, Hami Pazarlı’nın sen diliyle konuşturulması gibi edebi metinlerde pek alışık olmadığımız bir anlatımı başarıyla gerçekleştirmiş yazar. Bunun yanında, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan “Uyurgezer Bir Gölge” adlı öykü kitabındaki “Köpek” adlı öyküsünü ve şiir kitaplarından bazı şiirleri eserine alarak postmodern anlatı tekniklerinden metinlerarasılığı ustaca kullanmış. Yazar, romanında anlattığı konulara uygun ve bazıları kendi şiirlerinden alınan etkileyici epigraflar, alıntılar kullanarak romanının içeriğini daha da zenginleştirmiş.

“Parka gittiğim vakit

Sorardım ağaçların hatırını.”

                                Muzaffer Tayyip Uslu

 “sen sarıl diye gelinir dünyaya

boynunu bükük bırakmam çiçeklerin.”

                                                      Serkan Türk

“Kalbin arzuladığı yere giden bütün yollar uzundur.”

                                                               Joseph Conrad

 “balkonlar evlerin kirpikleri değil mi

zaman zaman açılıp kapanan sokağa

yine de gözlerini severim evlerin

bir pencere ne çok yalnızlıktır aslında”

                                         Serkan Türk

“Ölüm; kapının önünde ne çok ayakkabı!”

                                                                Kadir Aydemir

“Şehrin en güzel manzarasına /mezarlar bakar sevgilim,”

                                                                        Onur Şahin

Serkan Türk, romanında her ne kadar ülkemizde ve dünyada yaşanan olumsuzluklardan söz etse de Mevlana’nın Mesnevi’sindeki bir hikâyede bahsi geçen istiridyenin içine giren ve kendisini rahatsız eden bir kum tanesini inciye dönüştürmesi gibi,  olumsuzlukları olumluya, çirkinlikleri güzelliğe dönüştürmeyi ustaca başarıyor. Hami Pazarlı, Onnik Efendi’nin yaşadığı her türlü olumsuzluğa, acıya rağmen içinde büyüttüğü umudu ve yaşama sevincini daha da yeşertmek üzere Onnik Efendi’den devralıyor.  Yazar Serkan Türk,   romanı  “ Ausgang”la umudumuzu; iyiye, doğruya, güzele olan inancımızı tazeleyerek bizlere çıkışı sezdiriyor.

Çok zengin bir içeriğe sahip olan, şiir tadında okunan bu güzel romanı okumanızı tavsiye ederek yazımı Türk’ün romanının sonuna eklediği güzel şiiriyle bitiriyorum.

“Ne buluyordum hayatta
gam keder biraz ömrün perişanlığını
atlar dağ başlarından ovalara
demek isterdim kuş sürüleri bahçelerde
binalar hep binalar betondu hapishanemiz
hepsi muamma bu beklemelerin
koşan bacaklar yürüyen bacaklar kırılan bacaklar
yorulan gönlümüz kalacak aklımızda
biraz da geleceğin iskeletidir hüzün”

Serkan Türk, Ausgang, Yitik Ülke Yayınları, İstanbul, 2020

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz