Birgül Yangın Aslanoğlu | Tek Kalan Fincan’da Aradıklarımız

Birgül Yangın Aslanoğlu | Tek Kalan Fincan’da Aradıklarımız

B. Yangın Aslanoğlu “Tek Kalan Fincan’da Aradıklarımız” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da.

Birgül Yangın Aslanoğlu | Tek Kalan Fincan’da Aradıklarımız

“Bir de kalkacağım ki bir sabah
Bu ağaç artık başka bir ağaç
Şu ahbap çoktan değişmiş gitmiş
Bambaşka adamlar dolaşıyor şehirde…”

Adını daha evvel hiç duymadığım Selahattin Aldanır Aldemir’in Memleket Saat Ayarı’ndan alınan dizeleriyle başlıyor Tek Kalan Fincan kitabı. Merak edip hayatını araştırdığım Garip Hareketi çizgisindeki bu şairin hüzünlü hikâyesini de öğrenmiş oldum böylelikle.

Kapı yayınlarından çıkan Sevinç Çokum’un Tek Kalan Fincan adlı eseri, öykü ve otobiyografik unsurlar içeren bir anlatı. Eseri okurken yazar, kahvenizin şekeri oluyor, bir fincan kahve eşliğinde tadına doyulmaz bir ziyafet çekiyor temiz Türkçesi ve kelimeleriyle. Bizi alıp maziye götürüyor hem de eşyaların da bir ruhunun olduğu günlere. Tasarruf yıllarına,  her şeyin kıymetinin bilindiği, tüketim çılgınlığının olmadığı zamanlara. Her şeyden önce takvim yapraklarında kalmış eski İstanbul’a götürüyor bizleri. Ihlamur’da ulu bir erguvanın bir demet gülümsemesiyle buluşuveriyoruz. Yeşilin bayramı olan umutların dirildiği Hıdırellez’de taş taş üstüne masal evciklerinin beklentisini anlatırken yaşama isteğini buluyoruz. Emektar bir otomobile duyulan hürmet dile geliveriyor sonra.

Kimi zaman yazar izlediği ve etkilendiği filmleri anlatıyor tatlı tatlı. Ankara Ekspersi, Acı Hayat gibi. Bir balıkçının köhne ama huzur veren ortamı, şen sohbetlerle dile getirilirken eski bir saatçinin kahkahalar attıran esprileri de ekleniyor anılarına. Hele ki ayçiçeğinin aya benzediği için bu adı alması sonrasında gündöndü, güne bakan adını alması anlatılırken halk ağzından verdiği örnekler ne kadar bizden.

Tek Kalan Fincan da yazarın anılarını dinledikçe kendinizden de bir şeyler buluyorsunuz. Yıllar sonra eski bir arkadaşla görüşmenin heyecanını yaşayan yazar beni lise yıllarıma götürüverdi. Yatıya gelen arkadaşlarımla uyumamak için direnişimizi, sabaha kadar yaptığımız sohbetleri, “Uyudun mu?” “ Hayır, sen uyudun mu?” sözleri yüzümde bir tebessümle geliverdi aklıma.

Gazetelerin kese kâğıdına sarıldığı kıtlık yılları, anlatılırken kendini okutan kese kâğıtlarının, o zamanlar okuma açlığının yokluklarla beslendiğinin ne güzel bir örneğiydi aslında.

Lale Devri’nde bir rivayete göre 850’ye yakın lale yetiştirildiğini biliriz ama isimlerini bilmeyiz. Mahbube, Yegâne, Nize-i Rummani, Çelebi Lale ve daha nicesi. Yazarın güzel bir tespiti var bu hususta:

“Sen tut Anadolu’dan İngiltere’ye git adın diyelim ki “Yegâne” iken başka bir şey olsun. Biz de ise tam tersi. İthal edilen çiçek, meyve her neyse yabancı adıyla gelir ve tutunur bizden giden nesneler, İngilizcelerine veya Rumcalarına dönüşerek artık bir yerlerin malı olur. Hatta ithal edilmiş Türk mallarını yabancı adlarıyla buyur eder, yabancılaşmış etiketleri, markalarıyla bağrımıza basarız. Herhalde laleler de böyle oldu. Bu seneki renk cümbüşü lalelerin sonları, kim bilir nerelerden devşirilip satın alındı. Belki dünya tohum pazarlarının tekelleri haline gelen Hollanda’dan, İsrail’den yahut İngiltere’den… Adı Mahbube’ydi de diyelim ki “My Love” oldu. Yahut bizim zarafetinden olduğu kadar koskoca bir mana âleminden o adı alan Çelebi gitti “Gentle” veya “Elegant” oldu. Hoş yazara göre, lalenin adı değişmemiş sadece o kültür, o yaşam tarzı, o soyluluk o İstanbulluluk da kalmamış artık. Yeni nesil, ebrularda, çinilerde, tezhiplerde, şiirlerde, döşemelerde bahar gelince belediyenin diktiği alanlarda gördükleri lalenin anlamını bilmeden telefon kameralarına kaydediyor sadece görüntüsünü.”

Yazarın anılarından eserleri hakkında da bir şeyler yakalayıveriyorsunuz. Bir öğretmenini anlattığı anısında soyadının “Çerçioğlu” olduğunu duyunca aklıma hemen Lacivert Taşı adlı eseri geldi. Lacivert Taşı romanı bir çerçinin hayatını anlatıyordu yazar bu romanı dedesinin hayatından etkilenerek kaleme almıştı. Verimli toprakların olduğu, medeniyetlere beşiklik etmiş, göç yollarını üzerinde barındıran Mezopotomya, Lacivert Taşı’na ana mekânı olmuş. Aslında bir çerçinin ve ailesinin hayat hikâyesinin anlatıldığı Lacivert Taşı, Osmanlı’nın son yıllarını, cumhuriyetin filizlenişini, Anadolu coğrafyasını çok güzel anlatan bir roman. Sevinç Çokum, nasıl naif anlatmış o zor yılları. Ele aldığı karakterler nasıl temiz, güzel, koca yürekli insanlar. Okuyucuyu zaman zaman hüzünlendiren ama genelinde huzur veren bir roman. Halk hekimliğini, envai çeşit çiçekleri, şifa reçetelerini, özlü sözlerimizi, cenaze ve düğün geleneklerini daha neleri neleri barındırıyor bu roman. Anadolu’nun zengin kültürünü öyle güzel harmanlamış ki yazar, Osmanlı’nın çok uluslu yapısını göz önünde bulundurursak kardeşçe nasıl yaşanırı çok güzel anlatmış. Farklı etnik kökenlerden insanların bir arada güçlü bağlar kurmasının yanı sıra çerçisi ile Avrupa görmüş doktoru, nakkaşı, yazarı bir arada. İlimle, sanatla da zenginlik katmış yazar romana. Günümüzde görmeye hasret kaldığımız bir tablo vardı bu romanda. Hicret ve ailesini tanırken özümüze de bir yolculuk yapıyorduk.

Sonbaharın dönüşünü ifade eden ağızda çiğnerken kekremsi bir tat bırakan hevenki anlatırken yazarın bir başka anlatısı olan ve 2003 yılında Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü alan “Hevenk Kayıp İstanbul” adlı eseri geldi hemen aklıma.

Sevinç Çokum, için çiçekler çok önemli. Doğayı ne kadar sevdiği, çiçek sevgisinden belli. Gül, yasemin, manolya, eflatun pembe renkli oya ağaçları, kelebek çalısı denen ağaççıklar ve nar çiçeği ne de güzel anlatılmış onun kaleminden. O gelenek çizgisinde sevgi ve tutkunun adeta yaşama sevincinin resmî, köklü bir ağaç olan nar çiçeği “Nar Çiçeği Nasıl Kokar ” adlı öyküsüne ilham bile olmuş.

Yalova’nın bir çiçek ve fidan merkezi olduğunu, Atatürk evinin bakımlı görünümünü düşününce daha çok burada yetişen kırmızı yeşil yapraklı bitkinin “Atatürk Çiçeği” adını aldığını, bir zamanlar Termal’de tavus kuşlarının da gezdiğini öğrenmiş oldum.

“Her fincan içinde sayısız öykü taşır. Kışlık-yazlık evler arasında, bazen bir yerden bir yere taşınırken onları belki eksiklerini fark ederek gazete kâğıtlarına sarıp taşımışızdır. Kardeşlerini kaybetmiş, başka bir tabağa eş olmuş fincan ve tabaklar gün gün birikir. Çatlağı var diye uğursuz sayılıp atılan, kırıldığında ‘Cana gelecek olan mala gelsin!’ denilen, sayısız fincan ve tabak. Geçmişten kalma fincanlar hele hele tek kalmış olanlar işte annemin sağlığında getirdiği kahve takımından kalan zarif tek fincan belki bir gün oda kırılacak…” diyor eşyaya, çiçeklere, İstanbul’a, sevdiklerine, anılarına bu kadar hassas davranan zerafetin kimliğine ve sözlerine yansıdığı yazarımız. Bir fincanın kırılmasına imtina eden, hatıralara bu kadar sıkı sıkı bağlı yazarımız o kırılgan kalbinde ne çok güzellikler biriktirmiş.

“Ben artık yabancı bir şehre gitmeliyim
Bu şehir büsbütün yabancı olmadan önce
Görüyorum bütün çaresizlikler içinde
Gün gün çoğalan yalnızlığımı
Parkında caddesinde penceresinde…” (1)

Yabancısıyız aslında Tek Kalan Fincan’da anlatılanlara. İstanbul, artık bizi yalnızlaştırmış ve unutturmuş pek çok güzelliğini. Hatırlamak isteyenleri bir fincan kahve eşliğinde Sevinç Çokum’un Tek Kalan Fincan’ını okumaya davet ediyorum.

1.Selahattin Aldanır (Aldemir)’ın Memleket Saat Ayarı

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz