Gürhan Gürses | Naylon Beyaz Ayakkabı

Gürhan Gürses | Naylon Beyaz Ayakkabı

Gürhan Gürses “Naylon Beyaz Ayakkabı” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Gürhan Gürses | Naylon Beyaz Ayakkabı

Hiç unutmam çocukluluk yıllarımın bir 23 Nisan Haftası’ydı. Öğretmen, bayram günü şiir okuyacak öğrencileri seçiyordu ve sıra bana gelmişti, beni de deneyecekti şiir okurken. Beğenirse 23 Nisan şiirlerinden birini bana okutturacaktı. Heyecanlıydım çünkü şiir okuyacaktım sınıfın huzurunda. Naylon beyaz ayakkabımla çıktım sınıfın huzuruna. İlk dizeyi büyük bir coşkuyla okudum meğer yağacak olan yağmurun şimşeğiymiş bu. “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” Tam ikinci dizeye geçmek üzereyken Umut’un: “Eee ayakkabısı yırtık!” demesiyle her şeyi unuttum. Elim ayağım birbirine dolandı. Diğer ayağımı yırtık ayakkabımın üstüne koydum ve şiiri öyle okumaya çabaladım. Olmadı; doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı. Daha da panikledim, herkes yırtık ayakkabıma bakıyordu ve bu da beni rahatsız ediyordu. Ve ben adeta tek ayaküstünde sanki cezalıymışım gibi durmaya çalışıyordum.

Naylondu ve beyazdı ayakkabım. Yırtılmıştı biri. Sağlam olanı yırtık olanın üstüne koydum. Bir mahcubiyet sorma! Çocuk aklı işte… Gözlerim doldu, nutkum tutuldu. Ayakkabımın yırtık olması değildi dünyamı başıma yıkan, arkadaşlarımın kalbimi yırtmasıydı bir bez parçası gibi.  Bakıp güldüler ayakkabıma. Zil takıp oynadılar. Gül koparıp incineyim diye attılar üstüme. Hiç kimseye kırılmadım ta ki onun bana güldüğünü görene kadar. Herkes gülebilirdi bana, kabul olurdu. Ama o gülmeyecekti bana.  Galiba insanı en çok sevdikleri kırıyor bu hayatta. Millet bahçemdeki ağaçları sökse takmam ama o saksımdaki çiçeği koparsa kıyamet olur bana.  Millet gözlerini kapatıp beni görmezden gelse ciddiye almam ama o bana bir yan bakış fırlatsa kırılırım.

O dakikadan sonra değil sınıftakilerin okuldakilerin de ayaklarıma baktığını düşünmeye başladım.  Hatta okulun bulunduğu mahallenin… Şehrin tamamının… Kuşların ötüşünü dahi buna yorumluyordum: ayakkabımın yırtık oluşuna… Çiçeklerin açışını, rüzgârın esişini… Sanki herkes ve her şey ayakkabıma bakıyordu. Yolda yürürken bir sakız ayakkabınızın altına yapışır ya ondan sonra bir türlü sökülüp atılmaz, işte “ayakkabısı yırtık” bakışı da yapışıp kaldı bir sakız gibi aklıma. Sağımda solumda, önümde ardımda kim ve ne varsa sanki yırtık ayakkabıma bakıyordu. Bir araba geçti o an yanımdan. Arabadakiler ayakkabıma bakıyordu, eminim! Karşı apartmandakiler de penceredeydi. Benim için çıkmışlar pencereye. Şu bahçedeki adam da çiçekleri sulamayı bırakmış gözlerini ayakkabıma dikmişti nedense! Bakkalın çırağı elindeki poşetlere değil de ayakkabıma bakıyordu. Kahvenin önünden geçiyordum, istisnasız kahvedekilerin hepsi ayakkabıma bakıyordu. Binlerce göz kirpiğini dahi kırpmadan ayakkabıma bakıyordu. Aklımı oynatacaktım!  Tamam, baksınlar hiçbir şey demiyorum ama yüreğinizin mihmandarı gülüyorsa kusurunuza ve o kusuru düzeltmek adına hiçbir şey yapmıyorsa kocaman bir hiç olur nazarınızda.  Sevmek kusurları düz görmektir ve o kusurları görenleri de bir nevi gömmektir. Bu yaşa kadar kusurlarımızı düz gören ve kapatan candan bir sevenimiz olmadı. Düşünüyorum da çok sevilmemişiz, hiç.

Aradan yıllar geçti. Biri ayaklarıma baktı mı istemsiz bir şekilde sağlam olan ayakkabımı yırtık olan ayakkabımın üstüne koyarım. Bir de derdimi eklerim; kahrımı, ezikliğimi…  Yıllar geçse de sağlam ve yırtık olan ayakkabılarım hep aynı kaldı bende sanki.

İnsan kusurlarını örtmeye çalışır ve bunu yaptıkça da aslında ne kadar boş bir çaba içinde olduğunu anlar. Kimse sağlam ayakkabımı görmüyordu. Herkes yırtık ayakkabıma bakıyordu. Bu yüzden yaralarınızı göstermeyin kimseye. Gerekirse ellerinizle saklayın yaranızı.

Örtün kollarınızla ağrıyan yanınızı. Vakti geldi mi yaranızı teşhir ettiğiniz sevdikleriniz sizi tam da yaranızdan kanatmaya çalışacak. Yaranızdan başlayacak sizi acıtmaya. Yaranız mahreminizdir, kimseye göstermeyin. Yâr dediğiniz merheminiz olmayabilir.

Masumduk ve naylon beyaz bir ayakkabıyla mutlu olmasını bilen güzel çocuklardık.

Ayağımızda yırtık da olsa bir ayakkabı vardı ve o yırtık ayakkabıyı giyecek sağlam ayaklarımız vardı. Herkesin bakış açısı birbirinden farklıdır. Kimi ayakkabım yok diye kendisini dünyanın en fakiri olarak görüp üzülür, kimi ayakkabım yırtık diye kendisini kahredip durur, kimisi de ayakları yok diye ayakkabı giyemez ve bunu bir imtihan olarak kabul eder.

Birinin kusurunu gördüğüm zaman göğe bakarım, anlamasın diye onun kusurunu gördüğümü. Şarkı söylerim dili sürçen birini gördüm mü? Ayağı tökezleyen birine denk geldim mi ben de tökezler düşerim. Hem iyilikten maraz mı doğarmış, doğacaksa doğsun bizi iyilikten alıkoyamaz kimse! Güzellikten zarar mı gelirmiş insana, varsın gelsin hiç de güzellikle olsun zararımız.

Okuduğu kitabın kapağını gazete kâğıdıyla ciltleyen çocuklardık. Sevdiğinin mahallesinde geçmeyi dahi mahcubiyet gören ve yüzleri o dakika kızaran sevdalı çocuklardık.  Yanık ekmeği sırf para buluruz diye yiyip sonra sağa sola para bulmak için bakan saf çocuklardık.  Aslında israfı önlemeye yönelik uydurulan bir yanık ekmek hikâyesi bizleri adam eden ve harcımızın çelikleşmesini sağlayan en önemli derslerdendi.

Hiç unutmam çocukluk yıllarımın bir 23 Nisan Haftası’ydı. Şiir okuyacaktım sınıfın huzurunda. Ayakkabımın teki yırtıktı. Ama yüreğim o yırtığı kapatacak kadar kocamandı. Bir bayram öncesi yastığımın kenarına koyduğum ve giymeye kıyamadığım canımın içi naylon ve beyaz ayakkabımdı. Şimdiki çocuklar bilemez bunu ve yaşayamaz bunun bize kattığı neşeyi. Az şeylerle çok fazla mutlu olmasını bilirdik.

Ayakkabısı yırtık olabilir insanın, çorabı… Tek kalbi yırtık olmasın, ar perdesi ve varsa eğer bir zahmet insanlığı.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz