Selin Öykü Ata | Rüyayı Adımlamak

Selin Öykü Ata | Rüyayı Adımlamak

Selin Öykü Ata “Rüyayı Adımlamak” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Selin Öykü Ata | Rüyayı Adımlamak

Herhangi biri: Kim o?

Rüya: Sen kimi istersen.

Herkes inanır bu cümleye. Ben biliyorum yalan söyler rüyalar. “O” kimi isterse “o”dur.

Bir yaz akşamı öğrendim yalan söylediklerini. En çok inanmak istediğim rüyadan uyandıktan sonra. İlk önce mutluydum. Sonra yavaş yavaş hüzün çöktü hayallerime. Gerçekleşmeyeceğini bildiğim şeyi görmeyi neden isteyeyim? Birden bir rüya için bu kadar hüzünlenmek hiç de akıl kârı iş değil diye düşündüm. Dağıldı hüznüm yerini hissizleşmeye bıraktı. O gün birçok soruyla yoğruldu mantığım. Geriye tek bir soru kaldı aklımda: Onu neden gördüm? Bu sorunun cevabı bende değil rüyamda olmalı. Sonuçta o izin verdi onu görmeme. Ben asla öyle bir şeye izin vermezdim. O zaman cevap için adımlamalıyım rüyamı. Küçük bir seyahate çıkalım sizinle. Bu seyahat; rüyanızda dolaşmak için yol gösterici olsun size. Kim bilir belki siz de yakalarsınız yalanını.

Siyah beyaz bir odada başladı. Duvarlar siyah yerler beyazdı. Oda aydınlıktı. Ama ne ile aydınlandığı belli değildi. Yere eğdim kafamı. Sıra sıra beyaz kareler vardı. Çizgilere basmadan sıra sıra gezdim. Nedense çizgilere basmamak çok önemliydi benim için. Sanki odanın kapısına daha kolay ulaşabilecektim. Hâlbuki hiç bir bağlantı yoktu ikisinin arasında. Zaten kapıya ulaşmak gibi bir amacım da yoktu. Saydım tam yirmi dokuz tane kare vardı. Ama hepsi eşit büyüklükte değildi. Bu yüzden bir bir ölçmek istedim hepsini. Mezura aradım yoktu. Arayabileceğim tek bir dolap bile yoktu. İşte o an başladı rüyanın benim istediklerimin dışında gelişmesi. Sonra aniden kapı açıldı. Bunu da istememiştim ki… Kapı alçaktı ve siyahtı. Aniden fırladım kapıdan dışarı. Pardon fırlatıldım. Yeşillikler içinde bir yere geldim. Uzun heybetli ağaçlar vardı. Hepsinin şekli aynıydı. Gövdelerinde kocaman oyuklar vardı. Etrafları, rengi maviye bakan kalın bir tabakayla kaplıydı. Belli ki birer yuvaydı o oyuklar. İçlerinden minik minik hayvanlar çıkıyordu. Oradan oraya koşuşturuyorlardı. Telaşlarının nedeni neydi anlayamadım. Onca ses ve koşuşturma arasında kuş seslerinin olmadığını fark ettim. Tek tek aradım ağaçları bulamadım kuşları. Ararken gözüme bir patika ilişti. Uzun ucu bucağı gözükmüyordu. Üzerinde minik minik çakıl taşları vardı. Renkleri aynıydı hepsinin. Yanında da engebeli ama kısa bir yol vardı. Daha doğrusu kısa olduğunu düşünüyordum. Çünkü zor olan şeyler hep kısa sürer. Bu yüzden ayağımı engebeli yola doğru attım. İkinci adımımı atamadım. Ayağımı kaldırmamla kendimi uzun patika yolda bulmam bir oldu. Başta isteksiz adımlar atsam da zamanla alıştım orada yürümeye. Ama aklım, gözüm yandaki engebeli yoldaydı. İzlerken bitiverdi engebeli yol. Haklıydım daha kısaydı orası. Sonu büyük, güzel, yeni, yeşil kapılı bir eve çıkıyordu. Ama başka kimse yoktu o engebeli yolda. Oysa gittiğim yolda birkaç kişi daha vardı. Benimle aynı yönde yürüyenler de vardı ters yönde yürüyenler de. Ben yine de yalnız olmayı tercih ederdim. Çünkü bazıları yüzünden üzerime çamur sıçramıştı. Kim üzerine çamur sıçrasın ister ki? Alın işte!

Devam ediyordu hâlâ rüyanın benim istediklerim dışında gelişmesi. Üzerimdeki çamurları silmeye çalışarak devam ediyordum yoluma. Birden bir ağaç dalı takıldı elime. Elime takılacak kadar alçak olan bu ağacı merak ettim. İncelemek için kafamı kaldırdım. Aynılık içerisinde farklıydı. Meyvesi vardı ama yemeye çekindim. Çünkü siyahtı rengi. Şekli de küçük küçük yuvarlakların birleşmesinden oluşuyordu. Elime alıp incelemeye başladım. Neyse ki rüyam buna izin veriyordu. Dilediğimce inceleyebiliyordum. Rengi elime bulaşmaya başladı. Ama asla yeme cesaretini gösteremedim. Tam yere bırakacakken yanımda biri belirdi. Meyveye bakmaya başladı. Benimdi o ben başkasının bakmasına izin vermezdim. Rahatsız oldum sakladım. İyice göğsüme sakladım. Buna izin vardı. Sonra birden gülümsedi yanımdaki. O gülümseyince yavaş yavaş göğsümden ayrılmaya başladı meyve. Kollarım çözülmeye başladı. Ama sımsıkı kapattım ellerimi. Kararlıydım ona göstermemeye. O ise, sanki ağaçta başka meyve yokmuş gibi benimkini incelemeye kararlıydı. Bir cümle kurdu. Ne dediğini hatırlamıyorum. Sadece çok güzel bir ses tonuyla söylediğini hatırlıyorum. O kadar güzel söyledi ki ne söylediğiyle ilgilenmedim bile. O cümle üzerine açıldı avucum. Meyve çıktı ortaya. Meyveyle ilgili konuşmaya başladık. Konuştukça kızarıyordum. Utanmanın vermiş olduğu bir kızarıktı. Neden bu kadar kızarmıştım ki? Sadece meyveden konuşuyorduk. Ama çok güzel konuşuyorduk. Daha önce kimseyle onunla ilgili konuşmamıştım. Sanırım bu yüzdendi utanmam. Hayır, daha fazla utanmak istemiyordum. Bitseydi orda rüya keşke. Ben bitsin derken o: “Gel, birlikte yürüyelim patikada.” diyordu. Hatırlayabildiğim tek cümlesi buydu. Bir yandan uça uça yürüyesim vardı onunla bir yandan da “Dur!” diyordum kendime. Ona bir şey diyemedim ama. Rüyam “Yürü!” dedi yürüdüm. Ben asla ayaklarım titreye titreye yürümek istemezdim orada. Çünkü gerek yok bu duygulara. Çünkü güçsüz hissettiriyor bu duygular beni. Ama bir yandan da heyecanı güzeldi.

Yoldayken birbirimizin kafasına taş attığımız da, birbirimize sarıldığımız da oluyordu. Kimi zaman önümüze ağaç dalları çıkıyordu. Kimi zaman da kuş sürüleri etrafımızda şarkı söylüyordu. Bitsin yol diye yalvarıyordum. Ama ne rüya duyuyordu yalvarışımı ne de o. İki katlı, eski, kapısı yosun tutmuş bir evin önünden geçiyorduk. Camının pervazı aşağı doğru sarkıyordu. Evden kafamıza saksı düşmesiyle bitti rüya. Sonunda duyurabilmiştim yalvarışımı. Rüya benim kontrolüme geçmişti. Ama artık her şey için çok geçti. Rüyanın şizofrenisine kapılmıştım bir kere. Mutluydum ama korkuyordum. Peki, akşam onu gördüğümde ne olacaktı? Nasıl rüyamda görmemiş gibi davranacaktım? Akşam oldu yan yanaydık. Zaman zaman rüyamdaki gibi uzun uzun sohbet etmek istedim onunla. Zaman zaman da korkup hiç olmayacak yerde sustum. Konuştum sustu. Konuştu sustum. En sonunda konuştuk… Taş attı konuşurken, sadece konuştum. Taş attım konuşurken, sadece konuştu. Her karşılaştığımızda bu böyle sürüp gitti.

O rüyayı görmesem bu kadar zorlanmazdım onunla iletişim kurarken. Onunla konuşurken bu kadar zorlanmak istemezdim. O zaman kim olduğunu daha kolay anlardım. Ayağımı ona göre denk alırdım. Şimdi ayağımı nereye denkleyeceğimi bilmiyorum. Saksılar düşerken kafamı acıtıyor artık. Meyvenin lekesi avucumdan çıkmıyor. İşte bu yüzden onu rüyamda görmeyi asla istemezdim. Tam da bu yüzden yalan söylüyor rüyalar. “Onu neden gördüm?” sorusunun cevabını da bulamadım zaten. Anlamsızsınız rüyalar. Bilinçaltımız olamazsınız. Siz sadece bilinçaltımıza saksılar atarsınız.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz