Burhan Tuncay | Yıllarca Tek Başına

Burhan Tuncay | Yıllarca Tek Başına

Burhan Tunncay “Yıllarca Tek Başına” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Burhan Tuncay | Yıllarca Tek Başına

En baştan başlaması gerekiyor fakat her şeyi erteliyordu.

Belki bu yüzden yerinde oturup sürekli şikâyet ediyordu. Çayın bu kadar hızlı bir şekilde soğuması da sigaranın içilmediği zaman sönmeyip bitene kadar yanması da televizyonda hep aynı kişilerin farklı konuları konuşması da onu sinirlendiriyordu. Bu tür şeyleri kendine dert etmeden yaşaması zormuş gibi bir hayat sürüyordu. Hayır! Günlerdir kitap da okumuyordu. Hiç çiçek de büyütmedi. Eskiden kalma bir gramofonu vardı bazen onu dinlerdi.

Her şey belki bitecekti bir gün. Bir gün ardında hiçbir şey bırakmayacak, bir gün cebindeki parayı hesapsızca harcayabilecek, bir gün karşısına çıkan ilk mağazaya girip beğendiği elbisenin fiyatından önce bedenine bakacaktı. Bunun için çok şey gerekmiyordu aslında. Başkası için çok sıradan olan bir şey; onun, hayatı boyunca yapmak istediği bir şey olabiliyordu. Farkındaydı.

Yine evde her zamanki koltuğunda oturmuştu. Hayır, hayal kurmuyor sadece gözlerini dinlendiriyordu. Geceyi kötü bir kâbusun etkisiyle uykusuz geçirmişti. Gözlerini her kapattığında her şeye geç kalmanın verdiği o pişmanlık hissi tüm beyin hücrelerini esir alıyor, başka bir şey düşünemez oluyordu. Aslında günlerdir uyuyamıyordu. Küçücük bir kız çocuğu öldürülmüştü. Resmini her gördüğünde o anı hatırlıyordu. Daha önce de annesi ölmüştü.

 “Yaşlanmak nasıl bir şeydir?” sorusu dönüp duruyordu kafasında. Sık sık dönüp bakıyordu çocuklarına, ölmemişse eşine. Bir zamanlar tek sığınağı, onu her haliyle kabul edecek olan sığınağı babası da muhtemelen böyle düşünüyordu. Zaten her erkeğin kaçınılmaz sonudur babasına dönüşmek gibi düşüncelerden fırsat bulsaydı dinlendirebiliyordu gözlerini.

Oysa o ne evliydi ne de çocukları vardı. Ama kız çocuklarını çok severdi. Kız çocuklarının savunmasız ve korunmaya daha çok muhtaç oluşu ondaki büyüklenme hissini kabartıyordu. Yaşlanmamıştı, ama elbet bir gün yaşlanacaktı. İlk sevgilisinin yanağına o masum ve acemice ilk öpücüğü kondurduğu o anda, bir gün bu yaşa geldiğinde etrafında kimsenin kalmayacağını geçirmiş miydi aklından?  Muhtemelen hayır.

Her insan; gençken, çok az insanın sahip olduğu bir yaşantı hayal eder.

 Ölümü sıklıkla düşünür olmuştu. Yaşlanınca her insan aynısını yapmıyor muydu? Yaşlı insanların gözlerinin içine bakınca görülen sürekli bir gözyaşı perdesinin kendisinde de oluştuğunu bir sabah yüzünü yıkadıktan sonra uzun uzun göz çevresindeki kırışıklıkları seyredince fark etti ve anladı. O gözyaşı perdesi tüm yaşamın “keşke”siydi

Bir muhabbet kuşu almış ve ona kendi ismini söylettirmeye çalışıyordu. Evde, ismini söyleyen kimsenin kalmayışı yıllar olmuştu. Kim bilir belki de son nefesini verirken ona bakan bir çift gözün olmasını, ardında bir şeyler bırakmayı istiyordu. Zamanının birçoğunu kuşla ilgilenerek geçiriyor, ona ismini söylettirmeye çalışıyordu. Kuş,  ondan korkuyor ve ona hiç yanaşmıyordu. Elini, kuş konsun diye -o kadar da güzel değildi belki – her kafese koyduğunda bir ısırıktan sonra çekmek zorunda kalıyordu. Bir yerde okuduğu bir yöntemi uygulamaya başladı. Kuşu birkaç gün aç bıraktı ve yemi eline aldı. Kuş sevgiden ya da alışmaktan değil açlıktan yanaştı ve elindeki tüm yemi bitirdikten sonra düşman sahasına girmiş gibi ürküyor, uçuyor ve tekrar kafesine giriyordu. Sonraki denemelerinde de başarılı olamayınca başka bir kuş satın aldı. Henüz aldığı kuş, ürkmüyor sevgiye muhtaçmış gibi sürekli onun yanına gidiyor, eline, parmaklarına -belki de güzellik göreceliydi- konuyordu. Mutluydu.

Bir sabah kafese baktığında yeni kuşun eski kuş tarafından öldürüldüğünü gördü. Yeni bir kuş almadı. Eskisini dışarı saldı. Çok yaşayamayacak, dışarıda ya açlıktan ölecek ya da bir kedinin midesine inecekti. Biliyordu, ancak onu hem sevmeyen hem de onu seveni öldüren bir kuşu beslemeyecekti.

Balkona çıktı. Evinin karşısında, çaprazında uzun uzun binalar vardı. Binaların ardında dağların ve yeşilliğin olduğunu biliyordu ama görmüyordu. Nereden geldiğini bilmediği bir leylak kokusu duyumsadı. O koku onda bazı hatıraları canlandırdı. Her hatıra bir düşünceyi her düşünce de bir başka bir düşünceyi doğuruyor ya da çağrıştırıyordu. Aklından çocukluk, gençlik, anne, baba, okuldan ilk kaçış, üniversitenin ilk günü, işe ilk başladığı gün, ilk yalnızlık ve geç kalmışlık hissi ilk pişmanlık, ilk keşke… Işıktan bile daha hızlı hareket ediyor, durduramıyordu düşünceleri. İnsan, beyninde fikir evleri kurmalı her fikri farklı farklı evlerde muhafaza etmeliydi. Bunu yapamadığı için birçok duyguyu aynı anda yaşıyordu.

Eskiden sadece uyumaya çalışırken olurdu ama şimdi sıklıkla yaşıyor bu durumu. Kuru bir ağaç dalı gibi hassaslaşmıştı çabucak kırılıyordu. Bazen can çekişen biri umurunda olmazken bazen de filmlerdeki duygusal bir sahne ya da bir söz onun gözlerini yaşlandırabiliyordu.

Saatine baktı. Zaman su gibi akmıştı. İnsanların birçoğu evlerine dönüyordu. Herkeste çok abartılı bir acele etme hali vardı. Yürüyenler hızlı adımlar atıyor, arabadakiler yetişmek için korna çalıyordu. Herkes bir yerlere yetişme telaşındaydı. Durup düşünmek, dinlenmek, kimsenin aklına gelmiyordu. Belki de buna vakitleri yoktu.

Herkes eve dönme telaşı içindeyken o evinin balkonundan uzunca, uzak ve yakın evlere bakıyordu. O zaten evdeydi. Bütün evler uzaktan birbirine benziyordu. Geceleri, koskoca bir ev; içindeki anne, baba, çocuklar; onların yaşamı, sıkıntıları, sevinçleri, hayalleri, umutları küçücük bir ışık yansıması olarak görünüyordu.

Balkonundaki masanın bir ayağı kırılmak üzereydi. Çabucak dikkatini çekmişti. Ona ait bir eşyadaki en küçük hasar bile dikkatini çekerken başkasının evindeki eşyalara uzaktan bakınca eşyalar görünmüyordu bile. Ne tuhaf! Başkasının derdi de bize küçük görünmüyor muydu? İnsanlar ve eşyalar arasında garip bir benzerlik kurmuştu. Gülümsedi.

Son zamanlarda kalbi de zayıflamıştı. İki kez kalp krizi geçirmişti. Çoğu insan gibi namaza niyaza başlamayıp daha önce içtiğinden daha çok içki ve sigara içiyordu. Yıllardır onu yalnız bırakmayanları yarı yolda bırakmak olurdu bu. İçeri girip uzandı. Kumandayı eline aldı.  Amaçsızca kanal değiştirirken yıllar önce izlediği bir filmin son sahnesine denk geldi. Kahraman, film boyunca ölü olduğunu filmin sonunda anlıyordu. Sağ elindeki gücün yavaş yavaş azaldığını hissetti. Eli birden sarktı koltuktan. Kumandayı taşıyan parmaklar, ruhu çekilmiş gibi bir bir kaybediyordu gücünü. Kumanda yere sert bir şekilde düştü. Sesle beraber uyanmadı.

Hâlbuki uykusu çok hafifti…

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz