Münevver Saral | Esra Özdemir Demirci ile Söyleşi

Münevver Saral | Esra Özdemir Demirci ile Söyleşi

Münevver Saral, Öykücü Esra Özdemir Demirci ile ilk kitabı “Kıyı” üzerine söyleşti

Münevver Saral | Esra Özdemir Demirci ile Söyleşi

“Kıyı” bir ilk kitap. İlk kitapların yeri başka olmalı yazarları için. Öyleyse Kıyı’nın hikâyesiyle başlayalım söyleşimize.

Kıyı’nın bir hikâyesi var mı, bundan emin değilim. Öykülerin yazılma aşamasından yayımlanma aşamasına kadar olan süreci bir hikâye olarak düşünecek olursak, bu hikâyede en önemli bölüm sanırım dergilere ait. Pek çok yazar gibi ben de öykülerimi ilk olarak dergilerde yayımladım. Orada görünen, orada okura sunulan ve orada pişen, olgunlaşan öyküler nihayetinde bir araya gelip Kıyı’yı oluşturdu. 

 “Kıyı” adlı öykünüzün başına alıntıladığınız “Beni kıyı zannettiler, bende biriktiler.” sözü size mi ait bilmiyorum ama öykülerin, roman bölümlerinin başlarına alıntılanan sözler hep ilgimi çeker. İzleri sürüldüğünde kim bilir ne okumalar çıkar karşımıza. Peki, ilk kitabınızdan sonra neler birikti sizde?

Bu alıntı kıymetli şair arkadaşım Hüseyin Karacalar’ın “Allah İzin Verirse” adlı şiirinde geçen bir dize. İlk okuduğum andan itibaren beni çok etkileyen bu dize, öykünün konusu ile benzerlik gösterince alıntılamak istemiştim. Sonraları okuyuculardan aldığım tepkiler de olumlu oldu. Buradaki benzerlik, öykünün şiir ile olan bütünlüğü sevildi.

İlk kitaptan sonra uzun bir süre tek kelime yazamadım. Dergilerde yayımlandığı zaman olmayan bir şey olmuştu ve sanki içinde benim için kutsal, değerli, biricik olan duyguların, oluşturduğum karakterlerin gün yüzüne çıkışını zaman zaman onlara yabancılaşarak, uzaktan seyreden birine dönüşmüştüm. İlk kitap heyecanı dedikleri şey belki böyle bir şeydi. Bu süreci atlattıktan sonra tekrar eski düzene geri döndüm ve yazılan yeni öyküleri dergilerde yayımlamaya devam ettim. Üzerinden dört seneyi aşkın bir süre geçti ve elbette bu zaman zarfında birçok duyguyu yaşama, pek çok farklı hayatı gözlemleme ve çokça kitabın sayfaları arasında gezinme imkânı buldum. Tüm bu birikimlerle yazılan yeni öyküler, şimdilerde hazırlığı içinde olduğum ikinci öykü dosyasında yerini almaya devam ediyor

Bu güzel bir haber, heyecanla bekleyeceğiz. Öykülerinizi nasıl tanımlarsınız ya da tarzınızı nasıl özetlersiniz?

Yaşamın bazı özel dönemlerine, ayrıntılarına dokunduğum öyküler yazıyorum en çok. Küçücük gibi görünen bir ayrıntı benim için büyük bir anlam içerebiliyor. Bunu yakaladığım an o ayrıntının elinden tutup, öykü sonuna kadar onunla birlikte yol alıyorum. Karakterler bu ayrıntı etrafında ortaya çıkıyor. Bir de gizi seviyorum. Her şeyi açıkça ortaya koymak yerine okurun zihninde merak uyandırmayı, anlatıyı gizli yapısıyla bir bütün olarak sunmayı yeğliyorum.

Öyküleriniz kendi halinde, sessiz, sakin ilerlerken birden duvarlar, kapılar çıkıyor karşımıza. Kırılmayı derinden hissediyoruz bu çarpışma anlarında. Merdiven boşluğuna da birkaç öykünüzde rastladım. Kapılar, duvarlar, merdiven boşluğu, pencere… İmgenin öykünüzdeki önemi nedir, imgelerle aranız nasıl?

Yeni bir söyleyişe kapı aralamak bakımından imgeyi önemsiyorum. Her yazarın kaleminde ayrı ayrı şekillerde oluşan imgeler, farklı dünyalara kapılar aralamamızı sağlıyor. Her sanatçının duygu ve düşüncelerini ifade ediş şekli ve elindeki malzemeyi kullanma biçimi birbirinden farklıdır. Herhangi bir imge bir yazarda tek cümleye sığdırılırken, başka bir yazar için aynı imge, anlatının başından sonuna kadar pek çok yerde görünür haldedir. Özgünlük dediğimiz şey de tam olarak burada ortaya çıkar.

İmgelerle aram oldukça iyi. Bir imgeyi yakaladığımda, tabiri caizse sıdkı sıyrılana dek yakasını bırakmıyorum. Çevremde gördüğüm, tanık olduğum olaylara yeni anlamlar yüklemeyi, günlük hayatın içinden seçtiğim herhangi bir karaktere yeni değerler kazandırmayı seviyorum. Tüm bunları o imge yahut imgeler çerçevesinde yaptığımda ortaya bazen beni bile şaşırtan sahneler çıkıyor. Seviniyorum.

Kitabınızı okurken şu dikkatimi çekti. Öykülerinizin geneli akıcı ama bazı öyküleriniz tam kıvamında akıp giderken yer yer durağanlaşıyor. Bu bir yazma hali mi, dahası kendinizi yazarken nasıl hissediyorsunuz?

Bu bir yazma halinden ziyade bir seçim benim için. Bir noktaya geldiğimde oraya kilit vurmayı, hızlandığımı fark ettiğim an frene basmayı yeğliyorum. Akıp giden zamanın içinde istesek de istemesek de ortaya çıkan durağanlıklar gibi. Öykü de büsbütün kurmaca değildir çünkü. Gerçeklikten payını almakla yükümlüdür.

“Yolculuk” adlı öykünüze iç içe geçmiş iki öykü diyebilir miyiz, bilmiyorum. Ses ve Yankı. Özellikle Yankı beni gülümseten bir öykü oldu. Kitabın tam da nerede bitmesi gerektiği konusunda okuyucuyla editör hemfikir. Siz ne dersiniz, öykü nerede bitmeli?

Yolculuk iç içe geçmiş iki öykü gibi görünse de özünde tek öyküdür. Sesin yankısını buluşunu farklı sahneleri birleştirerek anlatır. Öykünün tam olarak nerede biteceği noktasında her ne kadar kararı veren yazarmış gibi görünse de asıl karar elbette okura ait olacaktır. Okuyucu öykünün nerede bittiğini düşünüyorsa öykü orada bitmiştir. Belki ilk cümlede, belki son.

“Eşikte durmuş, karşı dairenin kapısıyla aramdaki mesafeyi hesaplamaya çalışıyorum sadece.”  Bu cümle, “Mesafe” adlı öykünüzden. Şimdi karşı daireden biri yani sadece bir okuyucu olarak günümüz öyküsü hakkında neler söylemek istersiniz? Son yıllarda yayımlanan kitaplardaki ve dergilerdeki öykülerin bir kalemden çıkmışçasına birbirine benzediğini düşünüyor musunuz?

Aksine, öykünün gün geçtikçe anlatı bakımından çeşitlendiğini görmek beni mutlu ediyor. Her anlatıcının kendine özgü dünyasında, kendi sözcükleriyle var olma çabası takdire şayan. Bu anlamda bilhassa genç öykücülerin ilk kitap başarılarını görüyor ve önemsiyorum. Aynı kuşağa ait olduğum öykücü arkadaşlarımı da dergiler ve kitaplar üzerinden takip ediyorum. Hepsine yetişemesem de çoğunlukla öyküleri üzerine kalem oynatarak yahut kendileriyle söyleşiler yaparak da heyecanlarına ortak oluyorum.

“Nerede görülmüş bir kelimenin öldüğü, diğerinin oturduğu. Ben gördüm; kelimelerin üzerimdeki saltanatına boyun eğdim çoğu kez. Birike birike, çoğu zaman bir müziğe dönüşerek içime doluştuklarını biliyorum. Biraz durup, soluklanıp, sonra çekip gittiklerini. El sallama ihtiyacı bile hissetmediklerini.” Bu cümleler kitaba adını veren “Kıyı” adlı öykünüzden yine.  İçinizde yaşattığınız kelimelerinizle anlatacağınız öykülerinizi bekliyor olacağız. Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.

Çok keyif aldığım bu güzel söyleşi için asıl ben teşekkür ederim.

“Gözümü kapadığımda bana sırtını dönecek olan geçmişten ya da gözümü açtığımda içine düşüvereceğim gelecekten söz etmiyorum.”  Çilingir

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz