Zübeyde Güllüce | Kent Okumaları

Zübeyde Güllüce | Kent Okumaları

Zübeyde Güllüce “Kent Okumaları” adlı incelemesiyle Edebiyat Daima’da.

Zübeyde Güllüce | Kent Okumaları

Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın.                                      

Bu kent peşini bırakmayacak.

Aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın;

Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.

Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma.”

KAVAFİS

(Çeviren: Erdal Alova – Barış Pirhasan)

Okuma eylemi kitaplara özgü bilinir. Akla ilk gelen okuma kitap okumasıdır çünkü. Peki, siz yaşadığınız kenti okumayı hiç denediniz mi? Bizimle doğmuş, büyümüş ve yıpranmış birçok kenti sokak sokak okumaktan söz ediyorum.

Kentler bir yandan toplum tarafından oluşturulurken bir yandan da toplumu oluşturan en önemli yapı taşlarından biri olmuştur. Kentleşme ve kent dokusu en yoğun halini sanayileşme sonrasında yaşamış, küreselleşme ile de karmaşık bir sosyolojik laboratuvar haline gelmiştir. Kentlerin ihtiyaçları belirlenirken yapısal unsurların yanı sıra kent içinde yaşayanların kenti ne şekilde dönüştürdüğünün irdelenmesi ile olmuştur. Günümüzde hızlı ulaşımın, modernleşmenin getirisiyle bireyselleşmenin, küreselleşme ile sınırlarını yitiren kültürün gerisinde kalmıştır kentler. Her yeni uyandığımız günde bizimle birlikte uyanan şehir maalesef artık dikkatimizi çekmiyor. Kent yaşamı deyince gürültülü caddeler, bir yerlere yetişme çabası, bitmek bilmeyen yollar, trafik, kalabalık ve samimiyetsiz yüzler geliyor akla. Oysa durum bunlardan ibaret değil ve olamaz.

İnsanoğlu varoluşu gereği sürekli bir tüketim halinde. Yaşamsal ihtiyaçların dışında da tüketilebilir birçok nesne her zaman etrafımızı kuşatmış halde. İnsanoğlu binlerce yıl boyunca sadece ihtiyacı olduğunda tüketmiş fakat durum bugün böyle değil. Baudrillard’a göre günümüz modern insanı geçmişine göre daha farklı bir sebepten, haz için tüketmekte. Haz için tüketmeye başladığımızdan beri, bizimle ve bizden önce zaten var olan her nesnenin tükenişine şahit olmaktayız. Kentler de bu tüketme çılgınlığının kendine düşen payı almış. Yaşamsal gerekliliğimiz olan barınma ihtiyacının dışında “üretilen” binalar üretip, inşa edip tüketmekteyiz. Bunlar konut olmanın ötesinde çok katlı, gösterişli ve maalesef insanı doğadan izole edecek şekilde tasarlanır. Çünkü ancak bu şekilde haz amacıyla tüketmek teşvik edilebilir.

Bugün kentler, hem dünyada hem de günümüz Türkiye’sinde, sanayinin ve teknolojinin gelişmesiyle kırsal alandan ayrılmış durumda. Kentler geçmişten bugüne özgürlüğün, ulaşımın, eğitimin, tüketimin merkezi olarak gelişmiştir. Bugün artık kentte yaşamak toplum tarafından modernliğin göstergesi olarak kabul edilmekte. Kırsal alanlardan kente göç eden her birey kentin sunduğu müreffeh hayatı tercih etmiş. Kentin modern ve ihtişamlı oluşu bizi cezbetmiş aynı zamanda da doğadan ve doğal olan her şeyden uzaklaştırmış. Kentler aslında bir yanıyla doğanın yüceliğiyle baş edememiş toplumların, doğaya karşı koyma çabası, doğayı tüketme şeklidir diyebiliriz.

Kırsaldan kent merkezine göç gerçekleştiğinde kent üzerinde birçok değişim ve dönüşüm meydana gelir. Kırsal denildiğinde aslında bahsedilen köylerdir. Köyünü, yaşadığı ve bağ kurduğu çevreyi, alışkanlıklarını ve geçmişini geldiği yerde bırakan bireylerin önündeki en büyük sorun barınma sorunuydu. Kentteki yaşamın köye göre çok daha masraflı olmasından dolayı kent merkezinde ortaya çıkan konut ve mekân sıkıntısından, daha çok kent dışına, yani kent çeperine ama kentin yakınına yerleşmeye çalışmışlardır. Bu çeperde kendi güçleri yettiğince genelde derme çatma evler yapmaya başlamışlardır. Genellikle akrabasını, komşusunu takip edip taşınma kararını almış oldukları için yine birbirlerine yakın konumlarda evler inşa edilmiş ve gecekondu denilen yapılar böylece meydana gelmiştir. İnsanlar köyden gelirken sahip olduğu kültürü de beraberinde getirdiği için kentin modern yaşamına uyum sağlayamamışlar, hem yaşadıkları yerleri bırakmış hem de kentli olamamışlardır. Gecekondu denilen bu yapılar için Kıray “tampon mekanizma” demektedir. Kıray’a göre kent kültürü ile köy kültürü arasında oluşan farklılığı azaltan, dengeyi sağlayan yapılar olmuştur bunlar.  Bununla birlikte bu şekilde gerçekleşen göç ve doğurduğu gecekondu kültürü sonucunda kent yapısı bozulmuş ve maalesef çarpık kentleşme denilen yapı bozumu ortaya çıkmıştır. Gecekondu mahalleleri çoğunlukla sosyo-kültürel ve ekonomik anlamda güçsüz alanlar olduğu için, yoksulluk ve dolayısıyla suçlar bu alanda çoğalmış, bu gibi nedenlerden sosyal dışlanma yaşayan mahalleler ortaya çıkmıştır. “Kenar mahalle” algısı ve hiç dikkatleri çekmeyen yanıyla, kenarda kalan yoksulluk, esasen bu durumdan sonra oluşmaya başlamıştır. Gecekonduların ne konumda ve durumda oldukları olumsuz yanlarıyla öne çıktığı için, olumlu yanları geride kalmış hep. Keleş, gecekonduların yararlarına da değinir, tuhaftır ki bu durumla pek az karşılaşılır. Gecekondu denildiğinde aslında orada olan ama bizim hiç göremediğimizi, aileler, akrabalar ve komşular arasında bugün hiç kalmayan dayanışmayı görmüştür. Devamında çok seveceğimiz şu cümleyi kurar: “ Gecekondu, konutu olmayan yoksul kentlilerin yaratıcı zekâsının bir ürünü olduğundan, topluluğu oluşturan bireylerin kendine güven duygularını pekiştirmeye yarar.” (Keleş, 2017).

Çarpık kentleşme nedeniyle kentlerimizin bütünlüğü asla sağlanamamıştır. Ülkemizin her kentinde modern yapılandırılmış, alt yapısı yeniden onarılmış, yüksek binaların arasında mükemmel döşenmiş kaldırımlarda yürürken kendinizi birden bozuk yolların, çukurların, düzensiz evlerin olduğu mahallelerde bulabilirsiniz. Şehir içi ulaşımı sağlayan karayolu toplu taşıma araçlarında seyahat ederken bir tarafımızda akıp giden kent aslında bize kendini anlatmış olur. Manzara değişkendir, modern, çok katlı lüks mimari ama birbirinin benzeri yapılarının arasından derme çatma yapılandırılmış ve genellikle bir yanı eksik kalmış binalara geçeriz. Neredeyse iç içe geçmiş evler, daracık sokaklar görürüz. Bütün bunlar göçlere doymuş kentlerin büyümek zorunda kalmış halleridir.

Kentler ile içinde yaşayan toplumlar birbirine benzer demiştik, Lefevbre’nin terimiyle “gündelik” hayatımıza biraz daha detaylı baktığımızda bunu görebiliriz. Tarih sahnesi değiştikçe, teknoloji geliştikçe, küreselleşme ilerledikçe kentler ve biz toplumlar yaşama günlüklerimizi değiştiriyoruz ama her gün aynı hayatı yaşıyoruz. Her kentin de kendine özgü yapıları, şekilleri vardı, tabii ki küreselleşme ile tüm yapılar birbirine benzer hale geldi, parklar bahçeler ve olmazsa olmaz alışveriş merkezleri, neredeyse tüm kentler tek elden çıkmışçasına benzer durumda bugün. Mekânların ruhu bu şekilde yozlaşır, kaybolur. Mekânların ruhu var, evet. Çocukluğunuzu geçirdiğiniz mahallenin yerinde başka bir yapı gördüğünüzde eğer içinizi hüzün kaplıyorsa, işte o hüzün, yaşattığınız mekânın ruhunun yası. Bu hüzün bizleri kentin karmaşıklığında ve yoğunluğunda kaybolmaktan koruyacak.

Kentlerin toplumda yer bulduğu bir başka alan da edebiyattır. Romanlarda, şiirlerde insan ruhuna dokunan her sanatta, kentler kendine yer bulmuştur. Çoğu şarkıda kentler ya sevilene benzetilir ya da kentin kendisi sevilen olur. Kocakaya’nın, “Göçlere tok bir kent gibi mağrur durursun, İstanbul’a benziyorsun doğum günümde” (Servet Kocakaya, 2005 “pencere” albümü “Doğum Günümde” adlı 4. parça ) sözlerinde görüldüğü gibi kentler, insanlar içinde sanki onlardan biriymiş gibi kabul edilir. Görülen ise kentleri güzelleştirme çabası, güzel anma kaygısıdır. Romanlarda ise daha çok kentin dönemsel olarak sosyo-kültürel durumu yansıtılmıştır. Neredeyse hemen her romanda yaşanan mekân olarak karşımıza çıkar kentlerimiz.

 Bir şekilde hep bizimle olmuştur kentler, her anımızda, günlük konuşmalarımızda, fark etmeden her gün gördüğümüz caddelerde ve binalarda, dinlediğimiz şarkılarda ve okuduğumuz kitaplarda. Kentleri her detayıyla okuyabilmek büyülü bir zenginlik sunar insana. Böylece kentler, bizim onu okuduğumuz kadar bizimle olur.

Kaynaklar

Baudrillard, J. (1997). Tüketim Toplumu. İstanbul: Ayrıntı yayınları.

Esgin, A. (2016). Aşina Olunanın Bilinmezliği: Kentin ve Kentsel Gündelik Hayatın Sosyolojisi Üzerine. Ö. Sarı, & A. Esgin içinde, Kent Fragmanları (s. 17-60). Ankara: Phoenıx Yayınevi.

Keleş, R. (2017). Kentleşme Politikası. Ankara: İmge Kitabevi.

Kongar, E. (1982). Kentleşen Gecekondu ya da Gecekondulaşan Kent. Kentsel Bütünleşme. 4, s. 23-54. Ankara: Türkiye Gelişme Araştırmaları Vakfı Yayını.

Levebvre, H. (2013). Modern Dünyada Gündelik Hayat. İstanbul: Metis Yayınları.

SARI, Ö., & ESGİN, A. (2016). Toplumsal Analizler Ekseninde Kent Fragmanları. Kent Fragmanları. içinde Ankara: phoenix yayınevi.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz