Korkunun Bedeli | Semanur Ulu

Korkunun Bedeli | Semanur Ulu

Semanur Ulu “Korkunun Bedeli” adlı öyküsüyle Edebiyat Daima’da

Korkunun Bedeli | Semanur Ulu

Yürüyorum. Geniş caddeyi örten bozuk asfalt günün ilk ışıklarıyla parlıyor. Bordo çizmelerimin yüksek ökçelerini olanca hırsımla vuruyorum kaldırıma. Sanki yürümüyorum da onunla geçen dört koca yılımı ayaklarım altında çiğniyorum. Beni türlü onursuzluklara sürükleyen bu macera ne zaman başlamıştı, ben ne zaman bu yolda kendimi kaybetmiştim ve şimdi kendim olabilmeyi yeniden deneyecek cesareti bana ne vermişti?

Eski bir montun cebinden çıkan antetli bir kağıda karalanmış iki çift söz mü o kapıyı vurup çıkma cesaretini vermişti bana? Bilmiyorum. Belki bunca zaman korkaklığıma “aşk” adını verişimin ilahi bir anlamı vardı, belki tüm bunlar yaşanmalıydı. Ankara ayazı, yakaları omzuma devrilen kaşe kabanımdan bir yol bularak içime sızdı. Rüzgârın soğukluğu içimi ürpertirken neden bilmiyorum bir ölüm korkusu çöreklendi içime. Ardımda, kapısını vurup çıktığım ve ne pahasına olursa olsun dönmeyi düşünmediğim o evde, daha dün gece sarılarak uyuduğum Selim’in uyanıp öfkeden şişmiş damarları ve dışarı çıkmış gözleriyle peşime düşeceği fikri beni iyiden iyiye sarstı. Adımlarımı hızlandırdım. Bir an evvel gitmeliyim ama nereye? Bu soruyla beraber Selim’e olan nefretim bir kat daha artmıştı. Biraz daha cesur olsam şimdi geri döner onu müsterih bir şekilde uzandığı yerinden kaldırıp suratının ortasına bütün gücümle bir yumruk indirir, “Ben kadın olduğum için, beni sokmak istedikleri kalıba sığmadığım için kaçmıştım. Kaçmış ve sana sığınmıştım. Sen benim için en korunaklı liman ve özgürlüğümün koruyucusu olduğuna dair ne yeminler etmiştin. Ama sen beni kaçtığımdan daha dar bir cendere ile sıktın. Senin için neler feda ettim oysa. Zevklerimden, alışkanlıklarımdan birer birer feragat ettim. Arkadaşlarımdan senin için vazgeçtim. Kendimi sana göre ve senin için yeniden şekillendirdim ve sırf bu yüzden şimdi gidecek bir yerim yok. Bütün adreslerimi yaktın, yıktın.” diye bağırır içimi dökerdim.

Son zamanlarda çok konuşmadığımdan önce şaşırırdı bu duruma ama sonra benimle her baş edemediğinde yaptığı gibi delice bir öfkeye kapılır anlamsız sözleri art arda sıralar; sıradan bir eşin yapması gerekenin yarısı kadar dahi olsa yaptığı şeyleri yücelterek anlatır ve beni utanmaya davet eden gözlerle karşımda dikilirdi. Sonra bir lütuf gibi, Tanrı’dan büyük saydığı bağışlayıcılığını göstermek üzere kollarını açarak “Gel hadi, seni seviyorum” derdi. Ben yine karşı koyamaz sevilmeye olan açlığımı sevgisinin sahte olduğunu adım gibi bildiğim bu adamın kollarında dindirirdim. Böyle zamanlarda kendime nasıl büyük bir kötülük yaptığımı bilirdim ama yine de ömrüm boyunca hep birilerine yaptığım gibi ona itaat ederdim. Geceler boyu kolunun ağırlığını omzumun yahut belimin üzerinde taşırken bu ıstıraba katlanabilmek için başka bir adla başka bir zamanda yaşasaydım nasıl olurdu diye düşünürdüm. O hayallerde yarattığım karakterleri ve hayatı bazen öylesine özümserdim ki sabah uyandığımda gerçek hayatıma uyum sağlamam epey uzun sürerdi.

Yataktan kalkıp kahvaltı hazırlarken, Selim’i uyandırıp yatağın çarşafını değiştirirken, hayırlı işler dileyip kapıdan uğurlarken bunları yapmanın benim tercihim mi olduğunu yoksa eğitimle aktarılmış ikinci bir doğa mı olduğunu anlamaya çalışırdım. Verdiğim cevaptan asla tatmin olmaz hep başa dönerdim. Bu sorunun cevapsız kalışı ruhumu ateşler içinde kıvrandırır, başımı döndürür ve karnıma bir ağrı saplanırdı. Öylece salondaki kanepede uzanırken şizoik ve histerik diğer kadınlar gibi olmaktan korkar sahip olduğum hayata dört elle sarılmaya karar verirdim. Virginia Woolf, Sylvia Plath gibi kadınların kitaplarını okumuştum. Neticede kitap, hayatı yazmaktır. Kendi hayatımı onların satırlarını okudukça daha iyi anlıyordum ve bu anlayış beni korkunç uçurumların kenarına sürüklüyor cevapsız sorularla şirazemi bozuyordu.

Bunları düşünürken Kurtuluş Parkı’na kadar yürümüştüm. Gayr-ı ihtiyari yıllar evvel Murat’ı bir başına bırakıp gittiğim ve bir daha da dönmediğim o bankın yanına geldim. Pek çok isim kazınmıştı o zamanlar bu oturağa. O isimlere bakıp hayat hikâyeleri uydururduk Murat’la. Murat yazarlığa böyle adım attı desem yalan olmaz sanırım. Benden sonra ne yaptı, ne etti diye birkaç defa bakmıştım tarayıcıya adını yazıp. Meşhur bir yazar olmuştu imza günleri düzenliyor ve hayli mutlu görünüyordu. Acaba beni hiç beklemiş miydi buraya gelip? O da beni özlemiş miydi hiç? Yoksa kızgın mı kalmıştı bana? Gerçekleri bilse kızar mıydı yine?

Ben onun bana bütün samimiyetiyle güvenerek açtığı kalbine hayal kırıklığı olup saplanmıştım. Gönül dağını adım adım gezmiş kendime orada kerpiç duvarlı bir fakirhane inşa etmiş ama sonra o evi enkaza çevirerek basmaya kıyamadığım gönül dağının topraklarını yararak, tozutarak çekip gitmiştim. Her şeyi bilse beni bağışlardı belki. Ne fark eder ki her şey yanmış geriye sadece kül kalmıştı. Küllerden doğan tek şey anka kuşuydu ve onu bugüne dek gören olmamıştı. O babamın anlattığı masallarda yaşayan mucizevî bir varlıktı. Benim gibi korkak bir insanın hayatına uğrayacak değildi. Ben o zaman da şimdiki gibi korkakça davranmıştım. Bilirse canım daha çok yanar diye sevdamı içime gömdüm, dilimin ucuna gelen aşk itiraflarını Sokrates’i ölüme götüren baldıran zehri gibi yuttum.

Dostluk makamından kalkarsam divandan kovulurum korkusuyla yaşamak yerine gitmeyi tercih ettim. Beni sevdiği kadınla tanıştırdığı gün karşılıksız bir aşkın peşinde ömür tüketmeyeceğime ant içmiştim. Çünkü sevdama sahip çıkıp beni sevmeyen bir adamı severek yaşamaktan, sürekli kendimi beğendirmek için çabalamaktan, kendi içimde darılıp barışmaktan ve nihayetinde en çok da onun gönül meselelerini dinleyip yaralarını sarmaktan korkmuştum. Yolumu bir kez bu korku ile çizince korkunun yolundan ayrılamadım bir daha. Selim’in kollarında avunurum sandım ama onun sevgisi de öfkesi de benim en büyük korkum oldu. Bir yola girince o yola bağımlı kalmaya geri dönememeye yeni tercihlerini o yolun rotasına göre belirlemek zorunda kalmaya siyaset biliminde patika bağımlılığı deniliyor. Benimkisi de bir patika bağımlılığına dönüşmüştü. Patikalardan sapmayı sağlayan tek şey, bazı kırılma noktaları yaşamaktır.

Bugün bir kırılma noktası olarak düşülmeli tarihe. Bir şey oldu. Bir şey oldu ve kendime kestiğim cezanın dolduğuna kani oldum bugün. Aşkıma sahip çıkmayışımın bedelini Selim’e katlanarak ödemiştim demek ki, bunu yeni fark ediyorum. Korkudan mürekkep ve korkuyla malul hayatımı geride bırakıyorum bugün, hiçbir şeyden korkmuyorum artık. Bu defa kendimi cezalandırmak için değil aşkım için fedakâr bir insan olmaya hazırım. Antetli kâğıdı çıkarıyorum cebimden çirkin bir el yazısıyla karalanmış o iki satır:

“GMK Bulvarı No:104” ve bir telefon numarası.

Aramak mı? Bu, eski Asuman’ın yapacağı bir şey. Yüz yüze bakmaktan, göz göze gelmekten ölüm gibi korkan Asuman ancak telefona sığınırdı. Ben şimdi onun kapısına dayanarak yıllar evvel yapmam gereken şeyi yapacağım. Bu defter kapanacak, içimin vadilerinde yıllardır uzayan aksiseda sükûna kavuşacak ve ben azat olacağım.

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Posts Carousel

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos

Etiketler

abbas marufi abdullah çakır abdulmelekiyan acabay adıgüzel afili ceket ah kusan zaman ahmedidai ahmet doğru ahmet menteş ahmet sarı ak akdeniz akif akifdut akşam sayıklaması albertcamus Ali Lidar Ali Necip Erdoğan alperbilgili anadan üryan bir yalnızlık anka kuşuna zümrüt Anlamayan BeniAdeme Gazel Anıl Cihan ardında yiten ben değilim Armağan Can arzu Arzu Alkan Ateş Arzu Tanrıverdi arzuözdemir aslan aslanoğlu Aslı Hilal Menteş ata atakaya aydın aydınakdeniz aygüner ayhan ayhan akdeniz ayten güler aytmatov ayça erdura ayçaerdura ayşenur kaya aydoğan ayşe şafak kanca aziz nayır açıkgöz aşk diye diye aşk hak aşk incinirse aşkmektubu aşk örtüyor gövdeni babek zamani bahaeddinözkişi bahar ayaklanmaları baltadergisi balçık baris barış barışerdoğan Barış Erdoğan barışmanço batı rüzgarları bayrıl bazı evlerin kış hali başağın diyalektiği başkalarını da düşün begüm şahbudak bekleyiş beni bir baharın göğsünde uyut ben olsaydım benzeşmek berna bernakarakaya beyazgemi beyzaege beyza yazıcıoğlu bijennecdi bir fincan kahvenin kahvenin çayın bardağın Birgül birgültemur birgülyangınaslanoğlu Birgül Yangın Aslanoğlu bir varlık masalı bir zamanlar bir çift yumru biter buralarda güneşin matemi bitişin mevsimleri Bit Pazarında Tarih Dersine Cevaben boyalı duvar Buket Uçar bulutun gözyaşı burak çelik burhan burhanaslan burhantuncay Burçin Laçin Altay buz çiçekleri büşra büşraünal camus canan çelik celladıma ceviri CeyCeyBey clemence damla nur akkirpi dağlardaki ter dedi-dedim defter deneme deniz Deniz Kara Kavalcı denizkarakavalcı dert dikimevi dervişzaim deryagündoğdu devrim horlu divan Dostoyevski doğa doğanay dulda dursunalisazkaya duvar Duyuru Duyurular Dönüşüm düğme ilikliği eda tosun Edebiyat Daima elem erk elif burcu özkan elifyavaş elimden tutabilse sesin ellerimde on dokuz yara elçin sevgi suçin emel Emel Bulut emel canpolat emelkoşar emel koşar emine gündüz menteş enver ercan enver sadri begit Enver Sadri Begit | İvo Bu Şairlik Telaşı Mı? eraysarıçam eray sarıçam ercan ercankesal ercanköksal ercan sağlam erdevir erdoğan Erguvan erguvan rengi yalanlar ergülen erhan erhankaraoğlan Erhan Çamurcu erkut tokman erkuttokman erman şahin ersin ersinkartal ersin kartal ersin taşdemir ertuğrul çoban erva erva zülal ünsal esingülez eskiliman esrakaraca esra karaca Ethem Baran evde kalmış zencefil eylül eşyalar fahriayhan faikmuharrem farsca fateme mahmudi Fatmasümer ferfiçkin kayboldu feritsürmeli fermuar ferruhzâd feyz kariha fuat fuatoskay fulya eyilik fuzuli füruğ füruğferruhzâd galip Galip ÇAğ galipçağ gamzekoç gece fısıltısı gecenintılsımı gece rahminde cenin gerus gerus abdulmelekiyan gezi yazısı gittin bana giz Gökhan Yılmaz gölgemdeki ağrılar gönül gönülyonar gösteri toplumu gözlerin afrika Gülden Çevik gülle güllüce gülsoy gülözen gülşah gülşahak gülşen gün bozumu Güngör gürhangürses güven güven adıgüzel güvenadıgüzel güven fatsa güvenini kırdım bir kere güzel yazı defteri güğüm Haber Haberler Hakan Sarıpolat Hakan Temiz Hakan Uslu hale alkay halil cengiz halil ibrahim emecen hande handeiçeliadabay hasan ali toptaş hasan temiz hasrettir azerbaycan hasta hatice hatice kübra öktem Hatice Tarkan Doğanay haticetarkandoğanay haticeyıldırım Hatice Yıldırım hayalet orkide haydar haydar ergülen heba herşeyibitirmeyidüşünüyorum hilal fırat hiç ihtimal Hûşeng İbtihac hüseyin hüseyin aygüner hüseyin sönmezler hırsız Iainreid ihtiyar banklar ihtiyardünya ilhan kemal ilyas alevi inceleme insan insannedir? intihar ilanları ismail ismailkılınç iz içeli jose saramago Kafka kalabalıkyalnızlıklar kalender kara kalkan kamyon kara karabürk karakaya karakoyun karanlığa tapanlar karaoğlan kartal karınca incitmez altur balyanın tuhaf intikam planı kavalcı kavşakta çevirme var kaya Kazuo Ishiguro kederbuselik kehribar kelebek ve kukla Kemal Özer Şiir Ödülü kimsesizliğe kiralık ışık hikayesi Kitap Kitaplık kitaplıktan Kitaplık Önü Klaros Yayınları kleopatra knut odegard kol düğmeleri korona koyu sersemlik kozan koşar kravat kronik satırlar kum kumdan keder kusey tangüler köpek kalbi köpeğin olayım hayat kürşat kürşatyozcu Küçürek Öykü kılınç kırmızı şiir kırıkyazıistasyonu kırık yazı istasyonu kısakürek kız kulesi boğaz ve aşk kızıltoprak kızılırmak Lale lale şeyda gülsoy laleşeydagülsoy latice bir mektup yaz bu gece leyla lord alfrad tennyson Louise Glück madak mahmud derviş mahrumiyet makyaj marazlı tren marktwain masal masiva mavi dünyanın insanları mayo mayıs mağara mehmet mehmet açıkgöz mehmetberkyaltırık mehmetyıldız mehmet yıldız mehmet çağan azizoğlu mehtapnas mektup melek melekler intihar etti melektemur merhametsizmerhamet merveyıldız meryem akyıldız metinsavaş meviza mevlüt şener mevsim etkisinden arındırılmış insan manzaraları Mihail Bulgakov muhamedburaktunay muhameterdevir muhammed münzevi muhammet muhammeterdevir Muhammet Erdevir muhsin hafız çakıroğlu murat muratalan murat erdi salık muratgöğekin Murathan Mungan murat serdar çakıroğlu Murat Soyak mustafa ersin taşdemir mustafaeverdi Mustafa Soyuer mustafa torun müjgan münevversaral Naile Dire n apartmanı nar Nasrin Zabeti Miandoab Ncip Fazıl necatibey nehirlerim uzağa nesrin Nesrin Çoruh nesrinçoruh nilgün marmara nisa nisaeser Nisa Eser nisaleyla nota notaya nuritarkan okan alay okanlay olanlar olga tokarczuk orhantepebaş oskay osman osmanyücel ozanöztepe Oğuz Ertürk pekmez PerverNakçi Peyami Safa prelüt qadiri radikal şıkların sayımı rahmikızıltoprak rana Recep Kayalı Reşit reşitgüngörkalkan Romen Edebiyatı röportaj rüzgarın yolculuğu rıdvan yıldız sabah yağmuru sacettin ince saklambaç salıncak sama sama qadiri saniye saniyekısakürek Saniye Kısakürek sarmaşık sağlam seheraçıkgöz seher yerlikaya selcan ece selinöyküata semanur semanurulu semra orhan şirip seni seviyorum Serap Yalçın Pamuk serbülent kaya serdar servan erdinç ses seval seval karakoyun sevda sevdamın şehri sevdasezergülle Sevda Sezer Gülle Sevinç Çokum Seydali Önal seyit mehdi musevi sezer sibel sibelmayo siir sinema Sipariş sokakta sorgu sorgu (I) sorgu (II) Suat Derviş suna suna kızılırmak sungurlar suzan yörük sylvia sönmezler söylemek mümkün söylence söyleşi söyleşi ve soruşturmalar süheyla poyraz sızı Tahsin Yücel Tamer Sağcan taner sezgin Tanpınar tanık tarkan tatlı bir telaş tekerleme temur thomas hardy tilki öpüşmesi topraktan öte tubagevrek tuncer turgay tuğba Tuğba Keskin tuğbaönce tuğçe tuğçekozan türk zerrintürk ulu umut bazen uğrar evimize uykular gazeli uzunca şiir uğur Uğur Karabürk uğurkarabürk vahap eren vakitlerden körpencere veda vuslat w.bahadır w.bahadırbayrıl Where Is/Where Are Denklemi yabancı yakamoz yalnızlar rıhtımı Yalnızız yangın yaren eryıldız yasin yasinkum Yayın İlkelerimiz yaz ve gül yiğit ergün yok yolcu yonar YouTube yozcu yunan suları yunus Yunus Çinçin yunusçinçin Yusuf Araf yusuf aydın yuva yörük yücel yürekincisi yıldırım yıldız zamanla/ma zambak ve köpük zeliha aypek zemir zerrin zeynep zeynepkasap zeyneppınarbaşı zeyneprana zeynep yeşilbaş yardımcı zeynep yolcu zeynepyolcu zifiri karanlık zübeyde zübeydegüllüce zülal Çile Çok Yapraklı İlişkiler Öykü çakıroğlu çağ çeviri çeviri şiir çevrobil çinçin çirkin filler çoklu yüz döngüsü çoruh ölüm sebebi ölüm ve kuşlar önce öykü özdemir özkan özkan kaya özlemek dündendir ünal ünsal ürperti İbrahim Halil Çelik İmtihan İnceleme İsmail Kılınç İthaki ıd est ıp labirenti ıslık kesiği ışık ışıklı pencere ışıksungurlar ışıl ışılmadakkaya Şener Öktem şarkı şehrazat şener beyter şenol alçınkaya şeyda şiir şiire dönüşen anne şiirülke şir şirin söz