Şiir Defteri

EMEL KOŞAR-KLEOPATRA

KLEOPATRA

Emel Koşar

sonsuzluk korkutuyor
kumlar imparatorluğu
zenci Kleopatra
zamana direniyor
otopside ölüm kahkahaları
bakterileri yaşatmaz bal
mezar odaları ayinlere hasret
sonsuzluk kokuyor
çöl akşamları
mumyadan gözlerini silmek için
kum fırtınaları diliyor

asırların soluğu
süpürgesine binmiş cadının ensesinde
baştan çıkart mevsimleri
ölüler şehri
hoşça bak
dehlizlerine
gülleri soldurmak için
yer altı geçitleri
göçük altında kalan anılar
kayıp masallar için
yıkık sevdalar heykellerin koynunda af diliyor

 

Çizim: Fatma Uysal

Devamı [...]
Şiir Defteri

HATİCE YILDIRIM-RÜZGÂRIN YOLCULUĞU

RÜZGÂRIN YOLCULUĞU

Hatice Yıldırım

Güneş yolun sonuna yaklaşırken ufukta
Gökyüzü mavisine ararken yeni adres
Genç bir rüzgâr atını mahmuzlayıp soğukta
Yayılır dalga dalga küf kokulu bir nefes
Güneş suskunluğunu bozar ve son durakta
Seslenir rakibine, "Durma hiç es rüzgâr es!"

Rüzgâr koşar yapraktan hafif topuklarıyla
Yalnızlığa sarınıp çıplaklığında herkes
Elveda der bir ağaç ayrılık şarkısıyla
Düşen her bir yaprağın ruhunda kopar bir ses
"Can vermektense sarı celladın baltasıyla
Her ağaçtan bir yaprak kopar da es rüzgâr es!"

Yolda yıkık bir bina çıkar karşılarına
Koca asma kilitle dört direkli boş kafes
Kırık pencerelerden o dolana dolana
Geçerken tablolaşır yapraktan bir menderes
Eski evin kimsesiz yetim duvarlarına
Takılır kimi yaprak, “Sen durma es rüzgâr es!"

Arkasında bir şehir, önünde yol ayrımı
Rüzgâr ayrılıklarla yapmalıdır ateşkes
Çatalın bir ucunda duran tren garı mı?
Diğer uçta mezarlık, taşa gömülü heves
Yol inlemiş nihayet, "Kalsın ömrün yarımı
Mezarlığa yüzünü çevir de es rüzgâr es!"

Son ışıkla at başı ulaştı kabristana
Mezar taşı seslendi, "Burada durmalı herkes
Bu taş en rahat yastık nice yoksul insana
Bu taşta soluklaştı nice prens prenses
Her yolun sonunda bir ayrılık varsa sana
Güneş batsın burada, sen yine es rüzgâr es!"

 

Devamı [...]
Şiir Defteri

AYŞE ŞAFAK KANCA-HAYALET ORKİDE

HAYALET ORKİDE

Ayşe Şafak Kanca

Ağlaya ağlaya içime siliyorum seni,
Doğunun çat ayazı avucumda kızıl kesik;
Ucu terk, ucu uzak, ucu kan,
Hayat çizgimde çıkmış bir hayalet orkide.

Gece yıldızları boynuma bir ip gibi diziyorum,
Gamzelerindir diyerek dağlıyorum karanlıkları,
Ne olur ne olmaz, belli ki eli kulağında,
Gümbürtüleri; baykuşların, çöl farelerinin, kanlı çakalların…

Ay çarpıyor beni sonra geceye
Sen, sürekli oyalıyorsun elindeki kırmızı yemeniyi,
Aşkla düşüyorum saniyelerle, son sözlerime,
Allah haklı çıkıyor,
Geceyarısısaatsıfırüç
Uzak uzak yıldızlar üşüyor bana.

Şimdisenallahaemanet!
Kelimelerimi alıp çıkıyorum oyundan.

Devamı [...]
Şiir Defteri

ZEYNEP YOLCU-KİRALIK IŞIK HİKÂYESİ

KİRALIK IŞIK HİKÂYESİ

Zeynep Yolcu

Duranın çığlığı
Buluştu iki kederli
Karanlığı sevdiler
Parıltıları da sürdüler

Kendi ona o
Yanması hep içten
Onlar için dua gece
Açtım ışığı ışığa
Kavuşmalara kapılar engel
Değişmeyecek tavan
Renk hep beyaz
Düğmenin tıkırtısı
Ne acayip âşıklar
Uzanıp geldikleri yer ben

Sönük ışıklar
Yaşayamaz aşk
Şapkamı indirdim göze
Gelip açtığım ışığı
Korktu salon aşığı
Masada duranın büyük hatırı
Yandı, yandı bütün gece
Kapalı açık lambalar
Buluşmaları çocuk aklı
Karışmaz ışık aşka

Oturup mum saydım
Işık anladı gök aldı
Sönük mum kalmadı
Bir âşık başka aşığa kırık
Hıçkırık parıldayan
Yalnız kalmasın aşık
Yandı kiralık ışık

Devamı [...]
Şiir Defteri

MEHMET ERDEVİR - DAĞLARDAKİ TER

DAĞLARDAKİ TER

Mehmet Erdevir

Eserdi bir yel ince ince
Toprakla karışmış terimin üstüne,
Dikenlerin çiziktirdiği ellerim tutardı taşları
Ellerim ki keskilerden, kazmadan nasırlaşmış,
Kazma ki ruhum kadar temiz
Ki ellerim kirli değil artık,
Ruhum ise şimdi kat kat nasır
Nerden baksan bunun adı büyümek
Büyümek ve daha çok büyümek!

Gider bir alakız sabah serinliğinde
Arkasında sallanmakta incecik bir çocuk
Yürüdükleri taşlı patikalar dar
Mavinin tonları katmer katmer üstlerinde
Güneşin altın renkli peykanları usulca
Ağaçların yapraklarını dans ettirmekte

Boynuz saplı bıçaklarla çubuklar yontulmuş
Dört bir yanı bezenerek hayallerle
Çamurlardan şehirler yükseltilmiş.
Berrak suları yudumlanası bir derenin kenarında
Yokluk günlerinden hayrat kalmış
Tüm anılarıyla gövdesi kararmış, eski bir elma ağacı.

Yıldızlar daha yakındı
Medeniyetin göstergesi ışıklardan
Ve izlerdik geceleri vadinin tepelerinden
Bir şehri hasret ve umutla
Kuru bir ağaç tadı damağımda
İki karış bir yerde
Öten sayısız böcekle
Geceyi kadim bir düşman,
Elektriği güleç yüzlü bir dost,
Dünyayı keşfedilmeyecek kadar büyük
Diye bilirdi çocukluğum.

Bul şimdi o çocuğu sakladığın yerde
Biliyorum gönül topraklarının en derin, en giz yerinde
"Bak!" de, "bak bu en güzeli"
Sonrası hep dört duvar,
Beton, asfalt, çelik, boya,
Hep floresan ışığı altında,
Diyorlar adına da üstelik "Medeni"

Devamı [...]
Şiir Defteri

CANAN ÇELİK - AŞK HAK

AŞK HAK

Canan Çelik

Eski vakitlerdi
Tuhaf kuşlar
Kayan bir yıldız
Çölde bir simyacı
Havva Ana’dan kalan sancı
Soğuk taşlarda gözyaşı
Büyük yolculuklar, başka âlemler
Üç kanatlı kapıdan geçti, geçecek
Filler ve ebabiller
Bildim bileli, sevgiliyi
Dervişin duası, sığınak
Öyle bülbül, gündüz ya da gece
Çamurdan özüm, aşk hak

Devamı [...]
Şiir Defteri

AYÇA ERDURA - KAMYON

KAMYON

Ayça Erdura

 

Uykuya yakalanmadan
Geceye dost bir zamanda
Karanlığı sesiyle delen
Yolculuğun başındayım

Şehrin korkusunu siliyorum
Aynı sokaklar aynı evler
Dışarıda ve içerde aynı yüzler
Sinmiş asfalta duvarlara vücutlara
İnmiş dumanı üstüme bir bulut
Şehrin yazgısını sürüyorum

Lambalar yanmıyor
Farlar aydınlatıyor gittikçe
Her gidişte biraz biraz daha
Uzağı görmüyorum
Ancak bir çiçek
Yaklaştıkça gürleşen
Rengi geceyle birleşen
Ama ışığa denk

Çöp her yerde
Uyuyan şehrin
Kokusunu siliyorum   

Devamı [...]
Şiir Defteri

ERSİN KARTAL-TERZO INCOMODO

TERZO INCOMODO

Ersin Kartal

Bir anahtar girerken yuvasına
Kilitli olmak ayağa kalkar
Bir kadın bana sarılır, ben anne ağlarım

Durmadan salınan bir salıncak kalbi
Köz düşmeden alev alan kaygımdır şu yanan
Önce duvarlar silinir
Ve kalır ortada kurulu bir masa
Bir garson bir küfür açar, ben hâlâ ağlarım

Yaş değil
Dert büyür önce
Kafamda üçüncü bir şahıs bakışlarım
İstenmeyen bir tren geceye mevki alır
Bir çocuk unutur ağlamayı,
Düşer dizini kanatır.
Ben kanamaya kalkarım, çocuk anne anlar

Oysa ben bir silaha ezbere ölmeyi
Namludan öğrendim, kuştum daha kuş! Kuş!
Cadde sonunda bir pasaj aldım sapanla
Kuş doldurdum kuş doldurdum içini kuş!
Koş ve vurul orada koşkanatlarınla!
Ki bir mermi nerede bir ceset bahsi açsa
Bir kadın bana vurulur, ben anne ağlarım

Melekler ağırlaşmasın ha
Kapat ağzını sıkıca kapat tabutun
Bir anahtar girerken yuvasına
Kilitli olmak ayağa kalkar da
Bir kadın bana sarılır, ben anca ağlarım..
Ulan garson bey! biraz da beni avutun ha!?

Devamı [...]
Şiir Defteri

RIDVAN YILDIZ-GİTTİN BANA

GİTTİN BANA

Rıdvan Yıldız

 

Kendi kendinin kefili gözlerimiz

Ellerimin içinde sevdan

Rüyalarda aranacak bir şey yok

Uykuma karışıp gittin

 

On parmağımda on marifet

Terk edemem gözlerini

Kokun çiğdemlerin kucağında ilkbahar

Yüzüme alışıp gittin

 

Başın eğildi kırıldı gün batımları

Yeni renkler oyuluyor geceye

Cebimdeki taşlar hüznü ayıklamış

Eğilip suyumdan içip gittin

 

Türkülerde vaveyla sesimdeki hasret

Bulutlara yuva yapmış kuşlar

Sesim ulaşmıyor çıkmazlarına

Bir yabancı gibi göçüp gittin

Devamı [...]
Şiir Defteri

ELEM ERK-ÖZLEMEK DÜNDENDİR

ÖZLEMEK DÜNDENDİR

Elem Erk

Bildiğim bir dil  düşer
Canik Dağlarının eteğine
Küçük bir kulübedir
Irmağın ortasında kurulan
Günlerden deli çocukluğum
Uçarım saçaklı saçlarımla
Tutarım taşlı ellerinden geceyi
Dağların sesine yankı olurum
Sığınarak toprağın çatlağına
Orman güllerine
Yılanların yuvasına
Bir gece çığlığı gibi
Terzinin eline düşer fikirlerim
Sonsuzluğa üflenirim
Yayla kokarım darağacında
Alnıma düşer alacakaranlık
Sürüklenir dalgalarda tabutum
Toprağı öper uykunun düşü
Başımdan kayar oyalı çemberim
Bedenime sarılır usulca
İnsanlar kaçar kurbağalardan
Bense komşu olurum onlara
Teknelere konar kelebekler
Hasreti taşır Çiseli’den

Devamı [...]