Şiir Defteri

ANKA KUŞUNA ZÜMRÜT

ANKA KUŞUNA ZÜMRÜT

Ayhan Akdeniz

 

o bakış var ya kimi hani sendeki 
ay ışığını gölgeler
mehtap öykünür de beyazlığa yaklaşır yakınlaşır o sedeften tene,

ve kıskançlık dillenir 
ufalır giderek gövdesi 
bile bile yapar da bunu 
karartır kendisini yüzüne gölge düşsün diye

açık alanlar
sokaklar 
parklar hep şenlik içindedir
ince dokunuşlarla gülüyorsundur çünkü

bir kuş gelip konsa omzuna 
çırpsa kanatlarını 
uçup gitse sonra yuvasına 
o cıvıltılı ötüşe şaşmazdım hiç 
bir düşe de yormazdım 
La Fonten'den okuduğum öyküden esinlenip

bir yıldız kaysa şimdi gökte
kandil kandil ışısa ,
o gülümseyiş bunu da gölgeler 
ruhundaki
neş'e 
o parıltılı bakış 
simyacı gibi altın tozuna çevirir suskunluğumu

gümüş gümüş akışıyla lâl kesilir birden utanır da sanki 
gök kubbemiz

vurgundum sana
lânetlendim belki de 
hem sonsuza dek, bilseydin eğer ,
ve işe yarasaydı o biliş

 

Devamı [...]
Şiir Defteri

İNSAN

İNSAN

Saniye Kısakürek

 

Günü döktü

Güneşi döktü

Yüzüne

 

Zihni çökerken

Kara yağız bir atın

Boynunda

 

Gökler nasıl da memnun

Tınıların yankılı seslerinden

Şenliğe çevirirken yeryüzünü

Muzafferdir Dionysos

 

Ve Tanrıyı öldürdü

Mükemmel bir yalnızlık 

Yarattı kendine

Geçmişini kustu

 

Ağaç gibiydi

Kökleri derinlerde,

Karanlıkta varlığı

Kuşkulanır mı bilmem

Dönüp durur kum saati gibi

Var oluşunun ezeli kumunda

Bir toz zerresi 

 
Devamı [...]
Şiir Defteri

PEKMEZ

PEKMEZ

Zeynep Yolcu

 

Sesimi taradım

Akıttım eski hamamda

Gök kubbe kucağını açtı

Dalgalarım duvardan duvara koştu

Defalarca sekti bana çarptı

Su cismimi aldı

Kendime baka kaldım

Giden yanım mürdüm moru

Yıkmayan depremlerden hasar aldım

Gövdem çürük iskelet

Tahliye ıslah etmez beni

Yerimi yer ettim

Ah ben üzümü şarap eden

Asma bağında pekmez olmuşum

Yas aşına katın beni

Yanık tenim koru bilir

 

 

 

 

 

 

 

Görsel: Sergei Akulich

Devamı [...]
Şiir Defteri

ŞİRİN SÖZ

Şirin Söz

Hüseyin Sönmezler

 

Fikrime çıkmaz sokak gözlerin, sanki bulutların nihavent zemherisi

En azgın dalgalarla vurur tenhalarıma, senden kaçmaların gözesi

 

Nazif bir yalnızlık kanatlanır muttasıl, sözümün keskin şafaklarına

Sen çarem ol da gel, sükûn iklimi giydir bahtımın ufuklarına

 

Yağmurun gözleri sağanak, alkımlarla taşınır sevda fermanlarına

Müebbedine bile razıyım, girsem gönlünün zifiri zindanlarına 

 

Neden hicranları yükleniyorsun kuşandığın süreyya kanatlarına

İyileşmez yaralarla saplanır alevin, ayrılığın feryatlarına

 

Örselenmiş gonca duygular, bekletme ne olur ayrılığın kapısında

Sır denizinde yanar çöllerim, yandığını bilmez meftunluğun yasında

 

Hicran yarası şimdi suskunluğum kızılca kıyametin efsun yüzüne

Aldanmaya hazır tutkunluğum, yeter ki sen umut yükle şirin sözüne

 

 

 

 

 

 

Görsel: 

Devamı [...]
Şiir Defteri

KIRIK YAZI İSTASYONU

Kırık Yazı İstasyonu

Mehmet Açıkgöz

 

Bu terkedilen şehir kahvesinde esasen
Asırlık hasret gibi kokar insanlar
Sen de çıkar boynundaki yorgunluğu
Susmak yok bu duvarda
Bilirsin, konuşanlardan belli
Ufuktan düşen bin parça olur
Herkes çıkarır ağzındaki sahili.
Biri vicdansız der denize
Biri kayalıklarına çarpar durur.
Göçmenler dönmeden
Oltada mevsim tutar birileri.
Dalga boyu kıvrılır kaderleri
Üstünde koca gemiler batarken
İhtiyar bir sandal taşır dalgalar
Garip.
Cellatlar ölünce ter basar yürekleri
İşte kendi kırık yazılarından
Böyle söz eder insanlar
Özenle eritirler düşlerini
Bu istasyon duvarında herkes
Hapseder kaderini.

 

 

 

 

Görsel: Mike Wilson

Devamı [...]
Şiir Defteri

BİR FİNCAN KAHVENİN ÇAYIN BARDAĞIN

bir fincan kahvenin çayın bardağın
Ercan Sağlam


bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır
gök, çekilir çünkü gözleri üstümüzden
çekilir çünkü dağ kekik toplamaktadır
dağ, çünkü çekik gözlü kızlar utanır
bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır

bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır
bileşik kaplar gibi biri birinin ardından
geçerek gider çekik gözlü kızlar da/ğ
eteğindeki taşları dökerek utanarak
gelirler evlerine ve elleri muhataralıdır
bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır

bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır
acıdan bir yumruk gibi yerleşir yağmur
bütün yalnızlıklar dut ağacına yaslanır
kahve de fincan da çay da bardak da
masada ve muttasıl ve tek başınadır
bu yağmurda herkes ıslandığıyla kalır

 

 

 

 

 

 

 

Görsel: Gabriele Diwald

Devamı [...]
Şiir Defteri

DUVAR

DUVAR
Hatice Tarkan Doğanay

 

“Ecrin bebek için”

 

I.

Ne zaman kendimden bir dal sarkıtacak olsam şehre
Durup ataların lanetini dinliyorum
Ömrüme vuran bir yağmur damlasına dönüşüyor sesleri

Kardeşliğimiz,
Kabil’in attığı taşın sesinden
Habil’in verdiği son nefese kadar geçen zamanda öldü
Biz sizinle baştan beri kardeş değiliz

Gözleri açık giden kaç çocuğun bakışı annesinde kaldı
Ecrin’in kalmadı!
Onu bir duvar doğurdu zira
Gerçek şu ki;
Duvarlar ağlamaz
Gölgesi oynamaz
Fermanlar çarpsan kerpiç yüzüne
Taş değil top atsan sarsılmaz!

Şimdi hepimiz ağlaya ağlaya
Hamuru kumdan karılmış bir duvar dibine
Küçük bir bebeğin dağılan parçalarını toplayarak utanmayı öğreniyoruz

 

II.

Hepimizi aldatıyor bu kentin taş duvarları
Arkasına pusmuş cinayet şeytanları
Kurtlar uluyor
Ağaç dibinde bir kemik iç çekiyor
Ormanın bütün ağaçları şahittir ki
İnsan şeytanlar yürürken sokaklarda
Kurtlar kapmaz küçücük bir çocuğu

Dur ve uçuşan bebek pabuçlarının çığlığını dinle
Minik adımlarla yürüsene sen de;
Ölümün kıyısında
Ormanın koyusunda
Tecavüzün kuyusunda
Kim bilir bu ölüm çanının kaçıncı vuruşunda

 

III.

Acının iniltisi iri bir gürültüyle
Sökülüp kopuyor insanlığın merhamet kuyusundan
Sesini duyacak kimse yok mu
Sesini duyacak kimse yok muydu sahi
Ah Ecrin!
Hepsinin boynuna dolansın minik ellerin
Donup kalsın gözleri bir boşlukta yüz yıllarca
Kuduz bir köpek gibi ulusun Azrail’in keskin tırpanında

Bir ürperme geçiyor derdimin oyuklarından
Ben ki bir yetimi severken kanayabilen biriyim
Duvar ve boşluk
Yalan ve katliam
Hepsinin edebi dökülmüş boğulduğumuz yere doğurmaktan
Bir gece ansızın yitirdim doğrularımı bir annenin gözlerinde
Ah Ecrin! Ölmeseydin
Yavaş yavaş o bakışlarda ölecektin

 

IV.

Çığlık kadar incelerek geçtim merhametin kalbinden
İkrah ettim yasa diye önüme konan gerçeklerden
Ya Hu! Allah’ınız yok mu
Söyleyin şeytan kılıklılara
Kötülük kalsın kınında!                

Gün gelecek bir duvar dibine
Gömeceğiz isimlerini
İçin için öleceğiz bebekler için
Ecrin
Ah Ecrin!

 

 

 

 

Görsel: Steve Johnson

Devamı [...]
Şiir Defteri

ISLIK KESİĞİ

ISLIK KESİĞİ

Suna Kızılırmak

 

bana bir inat lazım
tam da şu anda
annesi ölünce
kızının elinden sıkı sıkı tutmuş bir baba
gözyaşıyla ağıt yakarken odasının duvarlarına
bari onun olsun yaşamışlığım dedi
tanıdım fedayı kendi varlığımda

bir inat
çocukları için susan ana
ıslıkla türküler savururken bağır odalarında
karanlıktan hayal biçiyordu
sancılı dili titrerken ağız kuyusunda
kimsesizliğini beliyordu
ninnilere kanmayan uykuyla 

inat
lazım
süte çalınan yoğurt mayası 
ya da güm diye delen bir balyoz gibi

bilmem ki
dünya kurulalı beri
gökten pıt pıt sap şap inen yağmurun ısrarında mı
yoksa buzu çözen tuzda mı o tılsım

inat lazım
öğütülmüş saçım
yaşımdan bıkmış aklıma
çünkü çehremdeki en güzel makyaj gülüşüm
isyana dönüp
keşke diyerek atan kalbi durdursun
ya da kapısı olmayan evlerin içinden balyoz olup yumruklar duvarlarI yıksın diye
varmak için hürriyete

 

 

 

Görsel: Nick Demou

Devamı [...]
Şiir Defteri

UYKULAR GAZELİ - HAYDAR ERGÜLEN

UYKULAR GAZELİ

Haydar Ergülen

 

Uyurken iki kişiyim ben
bir gözüyle diğerine sevinen

Uyku gibi rüya görmedim daha
ne kalp ne de dünya gözüynen

Uyuyorum işte gör hayalde gör düşte gör
uyandırırsan beni bir rüyaya düş de gör

Yılan bile dokunmaz ya insana su içerken
terk edemez öyleyse kimse kimseyi uyurken

Anne sütü tükenir, bitmez uykunun sütü
çocuktur herkes uyurken yüzü gözü

Işıkla yıkanır gibisin uykuda gözlerin aydın
uykulardan uyanıp kaç uykunun sevincine baktın

Yıldızlara dokundun, ağaçlara sarıldın, sokakları sevdin
gökkuşağı kızkardeşiyse yağmurun, uyku da kardeşin

Seni bir uykuda unutsalar aşka benzerdin

 

 

 

 

Görsel: Suzy Hazelwood

      

Devamı [...]
Şiir Defteri

MARAZLI TREN

MARAZLI TREN

Ercan Sağlam

 

aah ömrümün karası, aah marazlı tren
süzülürsün rayların üstünde kıvrılarak
oralarda var mı bir avuç kor getiren
bir sonbahar sarısı, saçlarıma, sıcak

aah ömrümün karası, aah marazlı tren
ne bucak biliyorsun ne istasyon ne durak
o dere kenarında çocukları çimdiren
babam da içinde mi, suları sıçratacak

aah ömrümün karası, aah marazlı tren
gelseydik bir araya ve kahvaltı yapsaydık
her sabah uyandırıp kuşları sevindiren
masada altı bardak, ocakta bir çaydanlık

 

 

 

 

Fotoğraf: Claudiu Sergiu Danaila

Devamı [...]