Şiir Defteri

AHMET MENTEŞ-KARANLIĞA TAPANLAR

KARANLIĞA TAPANLAR
Ahmet Menteş

Uslarında kara bilgelikle
Aydınlığa koşanları ayartmak için
Soyundular
Yılgı çağının hamallığına

Güneşin uykusuyla yıkayıp geceyi
Kutsanmış odalardan birer birer
Bozarak indiler ölümün büyüsünü
Şarkıları asılı kaldı tavanda:
Trenler demiri emsin iyice
Korkunun ateş kızılı
Tenin kupkuru kara demirini

Atlasın sırtında vakitleri dolana
Yol bitip yoldaş unutulana dek
Saçmalığın sarmalında
Durmanın cezası ölüm
Geceye koşanların mabedinde
Yaşamak
Her an sancılı bir doğum

İşte başlıyor yine
Bir hoş geldin ayini:
Hoş geldin bebek
Başla yasını tutmaya
Başla kendini unutmaya

Devamı [...]
Şiir Defteri

DAMLA NUR AKKİRPİ-TİLKİ ÖPÜŞMESİ

TİLKİ ÖPÜŞMESİ

Damla Nur Akkirpi

Bir tilkiyi neden kimse öpmez?

Dudaklarım tilkileri öpmekten pörsüdü benim.
Tilkinin öpüşünde bulduğum kıvılcım içimdeki fitili sürekli ateşleyip duruyor.
Yaşam, tilkiyi öptüğüm yerde başlıyor.
Deniz bir tilki tükürüğünden sentezleniyor içime.
Gün ve hüzün arasına çakılı kalmış bir tilki pisliği tüm dünyayı affetmeme sebep olabilir.
Deli olduğumu düşündüğünüz anlarda bile ben bir tilki ile sevişiyor oluyorum.
Uzun burnu havada ne kadar asılı kalırsa o kadar iyi diyorum.
Kulaklarının boğazımı tahriş etmesi ve dişlerinin cümlelerimi yırtması,
İnanılmaz derece tatmin ediyor beni.
Yaşanılası kılıyor kabuksuz edvarımı.
Bir tilkiyi neden kimse öpmez?
İnsanların anlam verdiği hiçbir şeye anlam veremiyorum.
Anlam vermediğim her şeye insanlar uzun uzun inançlar betimliyor.
Oysa ben yalnızca bir tilkiyle sevişerek öğrendim konuşmayı.
Alfabem bile tilkinin adı ile başlayıp tilkinin adı ile bitiyor.
Bir tilki ile geçtiğim ağaçların altında kozalakların adını anmaz kimse.
Kozalaklar bile bir tilki ile tanındı önce.
Yaşam, bir tilkiyi öptüğüm yerde başlıyor.
Tilkinin dudağındaki kan sızdıkça içime,
Ölümle aramda duran perdede bir delik açılıyor.
Tülsüz kısımlarını sevişirken üzerimize örtüyorum.
Bir tilkiyi neden kimse öpmez?
Ben Don Kişot okumadan tilki koynumda ağladı az önce,
Anlamadım sebebini.
İhtimal vermiyordum önceleri sevgisizliğe.
Oysa gözümdeki korneayı bile kaldırıp attı bir tilki.
Dudaklarını görünce yakamı ilikliyorum,
Sıcaklığını duyunca ölümle burun buruna geliyorum.
Bir tilkiyi neden kimse öpmez?
Ölmeden önce buna sempati duymuyordum.
Artık tilkiyi biliyorum.
Yaşam, tilkiyi öptüğüm yerde başlıyor.
Artık yalnızca tilkinin kollarında tanıyorum kendimi.
Bir tilki ne yaparsan yap öpülemezmiş ölmeden önce.
Tilkilerle sevişmekten geliyorum.
Göğsümde tilkinin vurduğu  pençeyi bir fular gibi taşıyorum.
Yaşamı bu yüzden ilk tilkiyi öptüğüm yerden başlatıyorum.
Bir tilkiyi neden kimse öpmez?
Kendi dudaklarımı ısırıp yüzülen yanlarını tükürüyorum ellerime.
Artık tilkiyi doğurmuyorum.
Öpmek, yaşamdan önce başlıyor.
Tilki geri dönülmez bir yoldan geliyor.
Ben gidilmez bir yolu yarılıyorum.
Az kaldı.

Tilkiyi öptüğüm yerde doğacak kozalak ve çam.
İçimde bir tilki yavrusu var.
Oysa ben sevişmeden önce yüzümü kuma gömüyordum.

                     

                                               

Devamı [...]
Şiir Defteri

BENZEŞMEK-HATİCE TARKAN DOĞANAY

BENZEŞMEK
Hatice Tarkan Doğanay

gitgide bir ağaçla benzeşen yüzümü
döndür ruhum kabuklaşmak istemiyorum
törpüleyip keskin köşelerimi
gülümseyerek direneyim akıp giden yıllara
kaç ömür var ki yaşanacak
sanki kaç yaramız kaldı kanayacak

gitgide bir ağaçla benzeşen konumumu
savur ruhum tutunmak istemiyorum
kolayca kopup gidebilmeliyim
mücadelemi içinde saklayan başka yerlere
kaç ülke var ki gidilecek
sanki kaç şehir kaldı görülecek

gitgide bir ağaçla benzeşen gölgemi
indir ruhum büyümek istemiyorum
asıp karanlığı tarih koridorlarına
ışık olup karışabileyim aydınlığa
sonsuzluğa giden kaç gökyüzü var ki geçilecek
sanki kaç tanrı kaldı sevilecek

gitgide bir ağaçla benzeşen ayaklarımı
koştur ruhum kök salmak istemiyorum
bırakıp tohumlarımı toprağa
hiç bilmediğim kültürlerde kendimi aramalıyım
kaç etnik var ki düşüncelerime saygı gösterecek
kaçı set çekmeden beni bana verecek

gitgide bir ağaçla benzeşen kaderimi
kaldır ruhum balta iziyle yıkılmak istemiyorum
saklayıp kozlarımı kozama
korkusuzca güveneyim hayatın yorgun insanlarına
kaç sevgi var ki hissedilecek
sanki kaç duygumuz kaldı iyileştirecek

Devamı [...]
Şiir Defteri

ERSİN TAŞDEMİR-GÜN BOZUMU

GÜN BOZUMU
Mustafa Ersin Taşdemir

Hayatta kalma zamanı
Birkaç iplikle tutulmuş kitap
Peçetelere yazılmış şiir
Yırtılmış postal sesi gibi

Çıplak ayakla basılmış fesleğen
Isırgan otuna sarılmış beden
Ağlatmadan çocukları
Kırılıp aydınlanmak gibi

Dökülmüş kükürdü çemberine yüreğin
Çıyanlardan öte
Tahammülsüz sözlerim
Aptal sarhoşluğum
Yere çökmüş kirpiklerim gibi

Kentsel dualarda çarpık sonlar
Sözünde durmaz göçmen kuşlar
Unutulur gecenin dimağından düşen duygular
Adisyona çizilmiş silüetler gibi

Hayatta kalarak çıldırma zamanı şimdi…

 

Ekim 2020

 

Devamı [...]
Şiir Defteri

ERSİN KARTAL-EYYAMIBAHUR

EYYAMIBAHUR
Ersin Kartal

I.
Sevgilim,
Böylece taştan kuşları kanat çırpar sesinin
Tutuş oluverir ellerimde ellerin bir anda

Yüz yaşında da olsan sesin içimin çocuk sesi
Adımını her atışın göğe doğru bir güvercin;
Adımını her atışın göğe doğru bir maganda
Ve sen yürüyen bereketisin duran bir bahçenin
Başka bir hâl var,
başka bir bâhur bakışlarında.

II.
İşte böylece taştan kuşları göçe durur sesinin
Tutuş oluverir gözlerimde gözlerin bir anda

Yüz yaşında da olsan sesin içimin çocuk sesi
Çünkü sesin;
Tembel bir suya isteksiz dalmak gibi
Çünkü sesin, yaşmaklı bir ana gibi doğurgan
Herkesin ortasında alnıma dayadığın merhaba!
Yine de her şeye rağmen
Bahçeler gezip bulutlar söylemektesin
Başka bir hâl var
Başka bir bâhur adımlarında.

III.
Ve böylece taştan kuşları göçten döner sesinin
Tutuş oluverir ellerimde gözlerin bir anda

Yüz yaşında da olsan sesin içimin çocuk sesi
Adımını her atışın göğe doğru bir güvercin
Adımını her atışın göğe doğru bir payanda
Ve sen karaşın içimin güneşe çekindiği yerisin
Düşünce iki dizinin üstüne düşer
Yaralar söylersin.

Yağmur değil,
Şu kuşlar dinmeli ilk önce;
Başımın ağrısı dinmeli dersin!
Ki yeniden dirilip gönlünce, göynüyesin

Sevgilim,
Yani böylece taştan kuşları kanat çırpar sesinin
Tutuş oluverir ellerimde ellerin bir anda
Adımını her atışın göğe doğru bir güvercin
Adımını her atışın göğe doğru bir payanda

Devamı [...]
Şiir Defteri

SANİYE KISAKÜREK-SORGU (II)

SORGU (II)
Saniye Kısakürek

Ben, pişmanlık belgelerinde
ıslak imzaydım
yasa dışı.

Ben,
otomatik mumlar yaktım
sonsuzkelimeler ırmağında
Dante’ye sarıldım
“İlahi,” dedi bana
“İlahi, hiç güleceğim yoktu!”

Ben,
Kendimden bir ayna yaptım
kollarımdan çerçeve.
Sırladım bedenimi
aynanın içine.

Ben,
sözlerime burada son verirken,
kendimi gördüm
“Ben”imde
Söktüm dilimdeki kelimeleri
İşlemek için tenime.

Devamı [...]
Şiir Defteri

SEVAL KARAKOYUN-GECE RAHMİNDE CENİN

GECE RAHMİNDE CENİN
Seval Karakoyun

kelimeler dedim kamçısıdır vicdanı olanın
sonra kalktım
hem renk hem çokluk teşbihinden başarılı narımı
etrafa saçtım

sabaha karşı nerede varsam orada yok etmek istiyor vakit beni
akıbetinden haberdar olduğum harfleri yan yana getirmeye çalışmak
kabul ettim epey trajikomik

gök bu gece dolunayı sunmuştu
aydınlığına mest olunmuştu
eureka! dedim evreka! ya da
bulunan bulunduğu anda öyle kanatıyor ki
yok ediyor cümle mahlukatın manasını
koşa koşa
akın akın
kaybolmaya yüz tutar bulduklarım

âh annem sen gittin diye mi bana böyle
fakat duydum ki herkese böyle
gördüm ki her kişiye böyle…

âh baudrillard ellerim titriyor tanrı şahit
tırnaklarım tenime batıp duruyor tanrı şahit
sahteliğin kancası elimden yazmayı alıyor
tüm öğrendiklerim bir bir gerçekliğini yüzüme vuruyor
ezber ederken bilememiştik sahiciliğini
okul sıralarında filozoflardan sosyologlardan falan dinlerken

bu duraksamalar değil hiç komik
gece rahminde cenin bedenim
inim inim sayıklıyor bak

uzanıyorum, kederimi de almışım koynuma
boyumuz yok bir altmış
etimden harf harf çekiliyor anlamı yaşamın
ismim de çekiliyor zamanla
s.e.v…a.l.
bak sen şuna, kaderim de girivermiş koynuma

 

satır aralarıyla aklım arasında
bi medcezirde beddualar
Allah kahretsin Allah kahretsin
Allah kahret…..mesin.

kımıldayışımın harfleri çekildi birer birer
ya da üçer beşer nerden bileyim

ulan benim yasım vardı
annemi toprağa koyalı iki kez dönmemişti daha
dünya güneş etrafında
daha tam bıkmamıştım üç erkekle yaşamaktan,
üç erkek çamaşırı, erkeksi, erkekçe, erkekler…
kocaman, kabaca, kabalık.

ben tekim onlar kalabalık.
sofrada küçüğüm
onlar yarım ekmeği bir lokma ederken
onlar bilmişçe, ukalaca, tanrıca, pişkince.
Allah kahretmesin.

zamanda asılı kaldık
ben biraz daha çok kaldım
yasıma sarılı kaldım
kırk küsur numaralı ayaklar altında
iri eller arasında kaldım

kadınlığı sığdırdım bir altmışa
çocukluğu, kardeşliği, hayatı
kitapları, el âlem ne deri sığdırdım.
titrek ellerimi âh
e tabi bir de renkli ayakkabılarımı
şuncağızcık hâlime ben
gücü, antidepresanları, uykusuzlukları
sıla hasretini sığdırdım
koynumda beslediğim kaderden atlasıma.

bilmediler gülmediler hiç ısıtmadılar
üç koca adam bir annem etmediler

elimde bir tek yasım kalmış
artık kendini avutamayan
kafa kâğıdı kaybolan
kâğıtlara yakışmayan
rahimlere sığmayan
ceninlere uymayan
dikişleri tutmayan
y.a.s.ı.m

Devamı [...]
Şiir Defteri

HALİL İBRAHİM EMECEN-HASRETTİR AZERBAYCAN

HASRETTİR AZERBAYCAN
Halil İbrahim Emecen

Vatanımda bağrı yanık bir ses var
Dertli midir diyarı Azerbaycan?
Geçmişimde ona ait izler var
Bekler midir diyarı Azerbaycan?

Dilimden düşmez dertli türküleri
Yârimi mest eder aşk öyküleri
Dinle! Beni söyler hala dilleri
Hasret midir diyarı Azerbaycan?

Sanki aramızda sarp dağlar vardır
Kim demiş gidilmez yolları dardır
Mesafeyi ölçemedik yıllardır
Uzak mıdır diyarı Azerbaycan?

Karabağ’da çok ağıtlar yakılır
Hocalı deyince boyun bükülür
Verilen sözler, ne zaman tutulur
Dertsiz midir diyarı Azerbaycan?

Bazardüzü Ağrı’ya selam etmiş
Bindallı nazlı gelin yemin etmiş
Koparılsa bu bağ, ölürüm demiş
Kansız mıdır diyarı Azerbaycan?

Fuzûli’den okuruz da bir beyit
Hala düşmez dilden Nesim-i Seyyid
Ahmed Cevad, Vahapzâde ve Câvid
Aşksız mıdır diyarı Azerbaycan?

Soğuk, sert esse de kuzey rüzgârı
Kesemez bizdeki ana damarı
Azerbaycan, bizim ecdat ocağı
Yetim midir diyarı Azerbaycan?

 

Fotoğrafta "Kınalık Vadisi" görülmektedir. Kaynak: Wikipedia

 

 

 

 

Devamı [...]
Şiir Defteri

ZELİHA AYPEK-ZEMİR

ZEMiR
Zeliha Aypek

Mecburuz bu tınılarda solumaya Zemir
Adı üstüne yer bizi bu küre
Zemheride buruşup kalmış birkaç özür
Ve kesişen tozlu baharlarımız

Elest meclisinde
Zamir yahut sürgünlere alışık
Vasati yirmi bir gram
Kader dediğimiz Zemir

Yerin yüzü de insandır
Ve tüm susma biçimleri yitip gitti
Ana karnında
Oradan kalma belki de yorgunluğumuz Zemir

Eksilen bir şey yok aslında
Orada yahut burada
Çoğalan bir şey de
Hem eksilmek çoğalma çabasıdır
Berenis‛in adanmış kutsal saçlarına uzanan
Dedim ya Zemir
Yer bizi bu küre

 

 

Devamı [...]
Şiir Defteri

AHMET DOĞRU-KOYU SERSEMLİK

KOYU SERSEMLİK
Ahmet Doğru

Bu çelimsiz gülüşü göğün durduk yere
dengesiz gece gündüz salınımlarında
biz sevmeyi tutarız iki ucundan
ellerimiz ağızlarımız tutar sımsıkı
tutamaz gözlerimiz yalnız rüzgârlar gibi
sararan dağlara dolanır bakışlarımız

Mahmurluğu sızar tel tel güzün
güz elde fırçasını savurdukça dallara
tadına varmadığımız halelerle hüzün
dokunur yapraklara kendinden geçen halka
dağlar kıvrım kıvrım dağınık fırça düz
alkış beklemeden mahir usta güz
açar bir ton daha gözlerimizi iri iri
karışır gazellere koyu sersemliğimiz

yaprak kırgın gün kısa dalda kavrulmuş umut
içimizden geçmez kimseyi sobeleme
bütün oyunlara hep biz ebe olsak n’olur
dolanır durur güz ya oyun biter ya ömür

bağımlı değişkenleriz değişiriz bağımsızlığında
güz de ben de bütün tonlarıyla sarı da
pozitif katsayısı korelasyonun
ilişki bütün evren ki huşu içinde
zayıf ahengimizi korumak için biz de

daldan dala ne kadar kaçırsak boş
cıvıl cıvıl dolaşır bütün göksel tonları
yolundan eder göçmen kuşları
dağılır bakışımız binlerce sürü her güz
aynı meyveyi aynı tatla sunan ağaçlar gibi
sunarız adına aynı heyecanla aynı nefesi
iyi ki sevmeyi tutarız iki ucundan

 

 

 

 

Devamı [...]