Şiir

EMİNE GÜNDÜZ MENTEŞ-TOPRAKTAN ÖTE

TOPRAKTAN ÖTE
Emine Gündüz Menteş

İki dünyadan emdim sütü
İki tazeliğin apaçık kokusunu işittim
Yaşamak dediğin cehennemde beyazlık
İki göğüste yer bulup sığınmak kötülükten
Eninde sonunda ayrılacak dudağım
Senin ucu koyu cennetinden

Dünyaya sığdıramadıkları kutsal rahmim eridi
Erittiler yılgın çağda varlık sürüsü
Topraktan öte cennet yok
Ben dişlerine emek bilemiş yılgın kadın
Tüm çıplak bedenlerde görmüş ateşi
Yıkanmış gözlerin şeytanla mücadelesini
Yanan dudakların şehvetle bakışını...

Tüm cellâtlar hain ilan edildi
Ölüm unutur acıyı, ateş unutur
Toprak unutmaz dediler, cellâtlar inandı
Zindanlarda doğan çocuklar için ölüm yasaklandı
Düşünceleri çürüttü doğmak denen yanılgıyı…

İçimde neye vardımsa
Ben yoktum orada
Kadınlığımda gördüğüm kırmızı dişi kuyuda
Kaç sen boğuldu geceleri, saymadım

İçimde bir şey var, azalarak artmakta
Sevgi arzulayarak çürümeyi gerektirir
Ben unutmadım kadınlığımı
Dünya unuttu ama…

 

 

 

 

 

 

Devamı [...]
Şiir

ERSİN KARTAL-GECEYİ BEKLİYORUM

GECEYİ BEKLİYORUM
Ersin Kartal

Geceyi bekliyorum karanlığı dağıtmak için
Palazlı saçlarınla örmek için aydınlığımı
İnsanlar dönecekler duvarlarına işten
Dönecekler o yapışkan gülüşlerine
Benimse kapımın içinde ayrılık bekliyor
Ayrılık, benzemiyor mutlu dövüşlerime
Şaşıyorum işte gün batmıyor
Oysa ben terli alnım ve kırığıyla kalbimin
Geceyi bekliyorum karanlığı dağıtmak için

Sen susunca dünya susuyordu
konuşunca yalnız sen ve sesin
Yağmur dayağı yemiş toprak kokuyordu ellerin
Bense geceyi bekliyordum karanlığı dağıtmak için

Daralttığı göğsüme yeniden ova genişliği veren soygun soluğun senin
Ve bir bir yeniden
Bir bir yeniden yeşeren yaprak şenliği ellerin
Bedeninden ruhuna kadar sonsuz öptüm seni

Birazdan bir kuşu tabutlayacaklar şu gecede
Birazdan bir kuşun gözünü parçalayacaklar
Çünkü sen susacaksın
Ve ben tüm aydınlığında dünyanın, haykıracağım güneşe;
Geceyi bekliyorum diye karanlığı dağıtmak için

Devamı [...]
Şiir

MUSTAFA TORUN-DÜĞME İLİKLİĞİ

DÜĞME İLİKLİĞİ
Mustafa Torun

yasaklanan kitaplar denince
kimdenliğin anlaşılır
yaşadığın yıla göre
bu devletin sürekliliği

süreklidir devlet
kimlik kartları ve numaralar ve listeler
i̇ktidarın bizi tanım önceliği

ölecektin ölmek
nüfus cüzdanında yazılıydı
sen yazmayı seçtin
bu da kitaplarında yazılıydı
yoktu sana resmî mahfillerde
kareli ceket, düğme ilikliği

resmidir mahfiller
ödenekler ve yönergeler ve karun teklifleri
i̇ktidarın kanon önceliği

yazacaktın yazmak
i̇fadende yazılıydı
komşu işgaline küfreden
sonra da komşuya küfreden
himayeli sayfalar ve destek pirimleri ve ironi
yazmanın aylık ederi

desteklenen haklar denince
kime hak verdiğin anlaşılır
yazdığın yere göre
bu güçlü olmanın serinliği

 

 

Devamı [...]
Şiir

ALFRED TENNYSON-BATI RÜZGÂRI

BATI RÜZGÂRI
Lord Alfred Tennyson

Ey batı rüzgârı,
Tatlı ve kibarsın, tatlı ve kibar
Ah batı rüzgârı
Yavaşça çek içine ve üfle
Suyun üzerinden kıvrılarak git ki,
Ayın batışıyla gel ve üfle,
Onu yine bana ver
Canım, bebeğim uyurken

Bebeğim uyu ve dinlen
Gelecek yakında baban,
Annenin koynunda dinlen
Baban yakında gelecek
Gümüş yelkeniyle batıdan
Baban evindeki bebeğine gelecek
Uyu bebeğim, uyu bir tanem uyu
Dolunayın altında

 

Çeviren: Gülden Çevik

Devamı [...]
Şiir

ERCAN SAĞLAM-DULDA

DULDA
Ercan Sağlam

öylece kalsın diye gözlerim yorgun ve ince
bıkmadım her şehirden bir gökyüzü çıkardım
pey akçesi dağıttım savaş çıkmadan önce
kıllandım çünkü kimse bana etmedi yardım

uzattım bir aç denize, boynumu kından önce
kimden sakınasıydım, ağzımda dondu sesim
ben yokken hiç açmadı gül bahçesinde gonca
büyüdükçe kayboldu, taş üstündeki resim

neydi o, bunalınca aradığım sarp yokuş
yürüdüğüm dar geçit, saklandığım kör kuyu
ıslık çalan rüzgarda gözyaşına boğulmuş
çıldırtan bir muamma ellerim, serçe tüyü

ağzımda nöbet tutar nesteren kokuları
izli bir mermiyim ben, bıçak sırtıyım dalda
zorlasa her köşeden sonsuz yağmur suları
ilenmiş bakışlardan korur mu beni dulda

Devamı [...]
Şiir

LOUISE GLÜCK -GECE FISILTISI

GECE FISILTISI
Louise Glück

Hiç ölmeyecekmiş gibi duran
Annem öldü dün gece.

Uzağa kaçmıştı kış aylarca,
Ama yine de havada asılı kaldı.

Mayıs’ın onuncu günüydü.
Şenlendi arka bahçede
Sümbül ve elma çiçekleri.

Duyabiliyorduk, Maria’nın
Çekoslovakya’dan şarkılar söylediğini

Ah, nasıl da yalnızdım
Böyle şarkıların içinde.

Annem ve babam olmadan,
Ne kadar da bir başımaydım
Onlarsız öyle boş görünüyordu ki aklım.

Kaçıyordu dünyadan bütün kokular ve tatlar;
Lavaboda bulaşıklar
Durulanmış ama dağınıklar

Dolunayın altında
Yıkanmış çarşafları katlardı Maria
Kurumuş, beyaz ay ışığı dikdörtgenleri gibi.

Bu kimsesizlik tek eğlencemken,
O kadar yalnızdım ki müziğin içinde.

Mayısın dokuzu ve sekizi neyse
Aynıydı onuncu günü.

Uzanmış kollarıyla,
Onlarla uyumlu başı
Daldı annem derin bir uykuya.

Çev. Saniye Kısakürek

 

 

 

 

Devamı [...]
Şiir

THOMAS HARDY-SES

SES
Thomas Hardy

Öyle bir özledi ki kadın, nasıl da çağırıyor beni, deliler gibi
Söylüyorsun ki, artık sen o eski sen değilsin,
İyi günlerimizdi o günler
Bütünüyle değişmiştin benim için

Duyduğum sen olabilir misin? Öyleyse izin ver hissedeyim
Kasabaya yaklaştım
Beni bekleyeceğin yer, ah biliyordum
Üzerinde masmavi elbiseyi bile

Ya da bu esinti midir? İlgisizliğinde
Islak otlar arasında boydan boya dolaşırken
Soluk soluğa çözülüyorsun
Şimdi ya da sonra hissetmeyecek misin bir daha?

Ve ben sendeleyerek ilerliyorum,
Etrafıma yapraklar saçılırken
Akasya boyunca kuzeyden gelen rüzgâr ince ince sızıyor
O kadın sesleniyor

Çev. Gülden Çevik

Devamı [...]
Şiir

MURAT SERDAR ÇAKIROĞLU-NAR

NAR
Murat Serdar Çakıroğlu

Arı, duru bir evi var narın kırmızı,
Ölüm gibi, ateş gibi, aşk gibi kırmızı,
Bereket getirmez kırmak hiçbir aralıkta,
Baş üstünde taşımak gerek
teslim etmek için narın hakkını,
Ve susamak tefsir etmek için aşkın hazzını

Kırk gözlü bir  evi var narın,
Şeffaf duvarlarında güneşin salındığı,
O evde birbirine karışır hazan ile
Her dem terütaze bir bahar
Güz yapraklarının son hevesini içine çekip
Yasını tutar çiçeğe duran akasyalar.
Bir baksan yüzüne narın ruhu görünür,
Bir sevinci vardır değme kedere bedel.
Bin yıldır kalmamış görüp geçirmediği,
Nice kıyım, nice kıyam, nice zulüm insanın insana ettiği
Ve hepsinin ardından göveren buğdayı, açan çiçeği
Hep aynı bin kedere bedel sevinciyle selamlamış nar

Bizi artık gök avutmaz, su kandırmaz
Tatmak için kırılgan kabuk altındaki aromayı,
Gül kıran rüzgârların tarumar ettiği saçlarını toplayıp
İçinden kimsenin geçmediği sessiz ünsüz bir şarkıya sığınmalı.

 

 

 

Devamı [...]
Şiir

ÖZKAN KAYA-KIRMIZI ŞİİR

KIRMIZI ŞİİR
Özkan Kaya

Kırmızı olsun isterim şiirlerimin rengi
Kıpkızıl meyveye duran dalları damıtırım
Ve ünlemler ürkütmemeli güldeki ahengi
Kırmızı olsun isterim şiirlerimin rengi

Göğsümü daraltan sava rastlarım dönemeçte
Kalemimin gölgesi girer etimden içeri
Virgüllü cümlelerde yaşadığım her sevinçte
Kalemimin gölgesi girer etimden içeri

Dört duvarı tekmil çöktü şimdiki zamanımın
Denize açılan penceremi zorlar kör şeytan
Yaprak gibi dökülür Elif Ba’sı divânımın
Yaprak gibi dökülür Elif Ba’sı divânımın

Gurbete dönük ikilemeler değer dişime
Hasret kokan mısraların dehlizinde beklerim
Kırmızı renkli safi şiirler konar düşüme
Gurbete dönük ikilemeler değer dişime

 

Devamı [...]
Şiir

MUHAMMED MÜNZEVİ-İNTİHAR İLANLARI

İNTİHAR İLANLARI
Muhammed Münzevi

Çeşmeler akmıyor paket servis ev patatesi
Yüz elli beşçiler gözler yolumu hazır olda
Sepete eklenmiştir “bir çift ayakkabı”
Sahibinden kiralıktır para akışkandır
Paralı yatılı çocuklar doluşur dolmuşlara
Bursa’da 63 plakalı Kürt bir kağıt arabası

Telefon kulübesinde bir adam rüzgardan kaçarken
Dumana tutulmuştur yoktur atacağı bir jeton
Benimse etrafım karmaşık günahlarla dolmuştur
Anason kokusu beni koşturur da koşturur şimdi
En pinti yerine gecenin ve ayaklarımda bir kedi
Sırnaşınca sevgilim uyanır uykusundan

Kış karsızdır artık gazeteler Elhan-ı Şita’dan bihaber
Sayfalar intihar ilanlarıyla doludur burada birader
Ayrılıklar tuşlarda saklıdır kavuşmalar yalnız kuşlarda
Tartuuuffe diye bağırılır hutbelerde
Kılıçlar çıkmaz kınından çünkü kılıçlar da kırılır
Tartuuuffe... “Yaptığınız yapacağınız yardımlardan”
Allah’a sığınırım kuldan utanmadan
Küçükler okuldan büyükler camiden çıkarken mutlu
Umut kumbarasını elimizden almayın abiler
Bu karın bol tuzlu çorbayla da doyar
Bu gök beni hatırladıkça mavi
Tutuklamam gerek yaşamaya azmedenleri
Elimde Türkçenin bana vermiş olduğu yetki

Devamı [...]