Haberler

SATRANÇ ŞİİR VE SANATLA BULUŞTU

SATRANÇ ŞİİR VE SANATLA BULUŞTU

“Kesin mat yok / Yalnız iyi oyun vardır” dizeleriyle edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yere sahip olan değerli şairimiz İlhami Çiçek vefatının 36. yıl dönümünde 13-15 Haziran tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen satranç turnuvasıyla anıldı.

Kültür Bakanlığı, TSF ve www.bilmekvaktidir.com işbirliğiyle; Mobsan Boya ve AFS sponsorluğunda, TOBB ETÜ Üniversitesi ev sahipliğinde organize edilen yarışmaya yurtiçi ve yurtdışından 41 sporcu katıldı. 3 gün süren zorlu mücadelelerin ardından turnuvanın birincisi Azerbaycan’dan Zaur Mammadov, ikincisi İran’dan Darban Murtaza, üçüncüsü ise Azerbaycan’dan Elnur Aliyev oldu.

14 Haziran’da düzenlenen İlhami Çiçek’i anma panelinde, eleştirmen Şahin Torun moderatörlüğünde Prof. Dr. Ali Utku ve şair-yazar Asuman Susam, İlhami Çiçek’in şiiri ve edebiyatımızdaki yeri üzerine konuşmalarını yaptı.

Yarışma bitiminde düzenlenen ödül töreninde bir satrançsever heyecanla sahneye fırlayarak bu etkinliğin önümüzdeki yıllarda da gerçekleşmesi temennisinde bulundu. Şairin kardeşi Mehmet Latif Çiçek de etkinliğin her yıl profesyonelleşerek devam edeceğinin müjdesini verdi.

 

Devamı [...]
Haberler

ŞAİR İLHAMİ ÇİÇEK SATRANÇ TURNUVASI

“Satranç Dersleri” şiiriyle adını edebiyat tarihimize yazdıran merhum şair İlhami Çiçek vefatının 36. yıldönümünde, Ankara’da düzenlenecek satranç turnuvasıyla anılıyor.

13-14-15 Haziran 2019’da yapılacak olan turnuva, Türkiye Satranç Federasyonu ve www.bilmekvaktidir.com işbirliğiyle “Şair İlhami Çiçek Satranç Turnuvası” adıyla düzenlenecek. Etkinlik Ankara TOBB Ekonomik ve Teknoloji Üniversitesinde 13-14-15 Haziran 2019’da yapılacak.

Etkinlik çerçevesinde 14 Haziran 2019 Cuma günü, saat 15.00’te şairi ve sanatını konuşmak üzere gerçekleşecek panelde eleştirmen Şahin Torun moderatörlüğünde, Prof. Dr. Ali Utku ve Asuman Susam’ın konuşmaları yer alacak.

Turnuva hakkında ayrıntılı bilgi ve turnuvaya başvuru için www.bilmekvaktidir.com ve www.ankara.tsf.org.tr adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Başvuru için son tarih ise 11 Haziran 2019.

Devamı [...]
Haberler

“VE TANRI DELİLERİ YARATTI” BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

SİTEMİZ YAZARLARINDAN KÜRŞAT YOZCU’NUN SON ROMANI

“VE TANRI DELİLERİ YARATTI” BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

Edebiyat Daima’nın yazarlarından Kürşat Yozcu’nun son romanı “Ve Tanrı Delileri Yarattı” çıktığı andan itibaren büyük bir ilgi gördü. Kısa sürede yurdun her köşesinde geniş bir okur kitlesine ulaşan eser, okurun beğenisini kazandı. Öyle ki ilk baskının tükenmek üzere olduğu, kitabın ikinci baskısının beklendiği konuşuluyor.

Kürşat Yozcu, tabiri caizse derdi olan bir romancı. Romanın yazılma amaçları arasında dil, üslup, edebiyat; sanat ve sanatkârın durması gereken yer gibi sorunlar olduğunu ifade ediyor. Roman boyunca yazar birçok konuyu tartışmaya açıyor, özellikle dil ile kültürün yaşayan birer organizma olduğu, dilini kaybeden bir milletin kültürünü de kaybedeceği tezleri üzerinde duruyor. Toplumun farklı kesimlerinden, zıt karakterli insanların roman boyunca çözüm aradığı “Kimin deli, kimin akıllı” olduğu sorusu kurmaca dünya ile yaşanan gerçekler arasında bağ kuruyor.

Roman sanatının sadece kurgudan ibaret olmadığını, içinde fikrî, edebî ve hissî derinliğin mutlaka barındırılması gerektiğini savunan Kürşat Yozcu; “Ve Tanrı Delileri Yarattı” romanıyla görüşlerini bir roman pratiği içinde okura sunmaktadır. Yozcu’ya göre üslubu olmayan ve dil kaygısı barındırmayan kalemler bir gün mutlaka yok olacaktır. Yazar, bu yüzden de dilde meydana gelen tahribatın önünün mutlaka alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yazara göre dil bir milletin hem savunma hem de taarruz silahıdır. Ayrıca münevverleri bile bir araya gelemeyen bir toplumda ortak aklın işlemesi imkânsızdır. Romanda hakiki manada münevver diyebileceğimiz insanların kendi kabuğuna nasıl çekilmek zorunda kaldıkları da işlenmiştir. Siyasetin ve ideolojilerin kalıplarına sığmayan bu konu, yine siyasete ve ideolojilere bulaştırılmadan işlenmiştir.

Eserin en kritik noktasını yine roman kahramanları üzerinden ifade edelim. Romanda Arda adında genç soruyor:

 - Bu Yakup, biraz deli galiba?

Münir’in cevabı aslında bu romanın ve yazarının derdini ortaya koyan bir fotoğraf karesi gibidir:

 - Deli!.. Kim, kime göre deli? Delinin tarifi yapıldı mı ki?

Post Yayınevi etiketiyle okurla buluşan romanın tanıtım metninde ise şunlar yazıyor:

“Okyanuslar kadar derindir yüreğin. Çocukların ellerinden öp ki kıyılarına tebessüm vursun. Karanlığın mehtabında sevgiliye giden, gülden yollar aç. Gül kokulu azıklarla besle dalgalarını. Dalgalar: ‘aşk’ diye koksun. Ve işte göreceksin o vakit, nasıl da oynaşıyor gümüş kanatlı balıklar semalarda… Dizelerin gül yapraklarına dönüşüp değsin yanaklarıma. Bir nefes ver ne olur, şiiri olmayan yarınlarıma! Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki “Tanrı Delileri Yarattı””

Devamı [...]
Haberler

"SAHAF" OKURLARLA BULUŞTU

YUSUF ÖZŞAHİNER’İN ÜÇÜNCÜ ROMANI “SAHAF – ÖTEKİ DÜNYA’NIN EFENDİLERİ” KİTAPÇILARDA

Nazım Ahmet Turan

 

Bugüne kadar “Zarkon Savaşları” ve “Kazadan Sonra” kitaplarıyla okurlarıyla buluşan Yusuf Özşahiner, yine ilginç kurgusuyla dikkat çekecek bir başka kitapla okurlarının huzuruna çıktı. Yazarın üçüncü romanı “Sahaf” değişik ve sürükleyici anlatımı ile dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor.

Fantastik kurgu seviyorsanız Sahaf, gerek hikâyesi ve karakterleri gerek sayfa tasarımı açısından daha önce benzerine rastlanılmamış bir eser. İtiraf etmeliyim ki “Sahaf”ın hikâyesi başlarda biraz ağır ve alışılmadık gelse de okudukça kitabın önü açılıyor ve kurgu gitgide daha akıcı bir hal alıyor. Ağır gidişat zaman zaman okuyucuyu zorlayıp aynı sayfayı birkaç kez tekrar etmeye zorlasa da okuyucunun canını sıktığı söylenemez. Kimi yerlerde cümle bozukluğu gibi görünen sıra dışı cümle kuruluşu ilk sayfalarda değişik gelse de hikâyeyi gerçek birinin ağzından dinlemiş gibi okumak, kendinizi metne daha çok kaptırmanızı sağlıyor. Tabii her şeyden önce yazarın oluşturduğu evren okuru kendi içinde hapsediyor. Karakterlerin bizden olması da onlara duyulan sempati ve roman kişileriyle kurulan samimiyeti bir üst seviyeye taşıyor. Elif, Turan, Alp, Cengiz gibi isimler okuma eylemine hoş bir hava katmakta. Yerli isimler kullanılması olayların akılda kalıcı olmasını da kolaylaştırıyor. Celasun, Ayşıl, Adal, İgan gibi birçok ismin de Göktürkçeden alınması ilgi çekici bir diğer özellik. Zaten kitabın kapağında ve içeriğinde birçok yerde Göktürk alfabesinden işaretler kullanılmış. Bu da hikâyenin bir yerlerinde, eski Türk dönemleri ile ilgisi olabileceği mesajı vermekte.

Hikâyesinden bahsedecek olursak “Sahaf” birçok kez “Ya dünyamız gerçekten böyleyse?” diye düşündüren bir olay örgüsüne sahip. Olayların kurgu olduğunu ne kadar bilseniz de hikâyeye kapıldıktan sonra neyin gerçek neyin hayal olduğuna kolay kolay karar veremiyorsunuz. Mekânların tanıdık olması, konuşmaların gündelik konuşma dili şeklinde işlenmesi esere korkutucu bir canlılık katıyor. Kitabın ortalarına ulaştığınızda aynada gözlerinizin ne renk olduğuna bakma isteğinizin önüne geçemiyorsunuz.

Hikâyenin devamının da olduğunu okurken birçok yerde fark ediyorsunuz. Ki yazar özellikle belirtmek istemiş sanırım. Bunun farkında olmak mutlu ediyor çünkü hikâyenin sonuna gelecek olmak korkutuyor. Zaten hikâyenin bitmesi de bir tatminsizlik hissiyatına kapılmanıza sebep olacak.

Daha önce de vurguladığım gibi kitap tasarımı, özellikle kitabın en ilginç yönlerinden biri. Çünkü eskitme havası verilmesi kitabın özüne kusursuz bir şekilde uyuyor. Bu tasarım olay örgüsüyle bağlantılı bir işleve sahip ve açıkçası yayıncılık dünyamızda daha önce pek örneğini görmediğimiz bir durum. Yazarı bu konuda kesinlikle tebrik etmek gerekiyor.

Sahaf; ağır ama bir o kadar da hapsedici, kurgu ama bir o kadar da gerçekçi, ürkütücü ama bir o kadar da sıcak ve bizden bir eser. Fantastik roman sevenlerin kaçırmaması gereken bu eseri ve yazarını merakla takip etmeye devam edeceğim.

Devamı [...]
Haberler

EDEBİCE 18. SAYISIYLA YÜRÜYÜŞÜNE DEVAM EDİYOR

EDEBİCE 18. SAYISIYLA YÜRÜYÜŞÜNE DEVAM EDİYOR

Edebice dergisi ilkbahar sayısı ile okurlarına merhaba dedi. Kapak resmini İranlı Ressam Jabbar Nazari’nin çizdiği Edebice’nin 18. sayısı çıktı.  Bahar temasının yer aldığı bu sayının kapağında Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Bahar Geliyor” şiirinin ilk dörtlüğü de yer aldı. 18. sayıda Türk halk şiirinin yaşayan efsanelerinden Âşık Feymani ile Musa Göçer’in yaptığı söyleşi de yer alıyor. Edebice Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Vural 18. sayının takdim yazısında şunları yazıyor:

Merhaba kıymetli okurlarımız…

2019’un bahar sayısı ile sizlere merhaba diyoruz. Kışımız sert geçti. Ülkemiz yerel seçim atmosferine gireli beri yüksek perdeden atılan nutuklar, hakaretler, yuhlar… Siyaset gündeminin çekişmeli, iddialı atmosferi insanımızı gerdi. Seçim çok şükür bitti ve ülke normal gündemine kavuştu. Gerçi edebiyat dünyası seçim arası vermedi ama memleket için önemli hadiseler edebiyat dünyasını da etkilemektedir.

Edebice 18. sayısına ulaştı. 17. sayımızdan itibaren üçer aylık yayın periyoduyla okuyucumuzla buluşma kararını almıştık. Zorunluluk gereği aldığımız bu karar sizlerle buluşma süresini uzatıyor belki ama üçer aylık sürelerle de olsa buluşabiliyoruz. İşe bu açıdan bakınca teselli bulduğumuzu ifade etmeliyim.

Daha önceki sayılarımızda olduğu gibi yine güzel bir sayı hazırladığımızı düşünüyoruz. Bu sayımızda Türk halk şiirinin büyük üstatlarından Âşık Feymani (Osman Taşkaya) ile arkadaşımız Musa Göçer Hatay’daki evinde güzel bir söyleşi gerçekleştirdi. Âşıklık geleneğimizin önemli üstatlarından sayılan Âşık Feymani ile Musa Göçer’in kendine has ve akıcı üslubu ile yaptığı söyleşiyi keyifle okuyacağınızı tahmin ediyoruz.

Yaklaşık 55 yıldır ülkemizin en köklü gazetelerinden, dergilerinden tutun da yerel dergi ve gazetelere kadar birçoğunda yazısı ve şiirleri yayımlanan, aynı zamanda dergimizin çıktığı ilk sayıdan itibaren yazılarına yer verdiğimiz kıymetli büyüğümüz, hocamız Halistin Kukul’un portresinin çizildiği iki bölüm sürecek yazının ilkini bu sayımızda yayımlıyoruz. Ahmet Şahin’in kaleminden “Halistin Kukul: Türk Şiirinin Aksakallı Bilgesi” adlı yazı vesilesiyle de hocamıza daha nice yıllar sağlıklı ve yazı dolu bir ömür dileriz. Halistin Kukul hocamızın bu sayımızda Necip Fazıl ile ilgili bir yazısının da olduğunu hatırlatmak isterim.

Prof. Dr. Mustafa Özbalcı Türk edebiyatına damga vurmuş dergilerimizden biri olan “Hisar” dergisi ve Hisarcılarla ilgili güzel bir yazı kaleme aldı. “Hâtıralar Işığında Hisar Dergisi ve Hisarcılar” adlı makaleyi keyifle okumanızı dileriz.

Şair ve yazar Mehmet Ali Kalkan, geçen sayı yazmaya başladığı rahmetli Rasim Köroğlu ile hatıralarına bu sayımızda da devam ediyor. Doç Dr. Hasip Saygılı’nın Kosova’da görev yaptığı dönemlere ait hatıralardan bir kısmına “Muharrem’den Nevruz’a” adıyla bu sayımızda yer veriyoruz.

18. sayımızda dört öykümüz var. Numan Altuğ Öksüz, Muhammet Erdevir, Betül Ok, Esma Erdoğan öyküleri ile bu sayımızdaki yerlerini aldılar. Hakan İlhan Kurt, A. Yılmaz Soyyer, Bayram Durbilmez, Mustafa Berçin, Fatih Akıcı, Fesih Vural, Murat Halıcı, Nazmi S. Yıldırım, Seda Nur Kurt, K.AŞ, Duygu Irmak bu sayıda şiirlerine yer verdiğimiz şairlerimiz.

Bu sayımızda yazılarına yer verdiğimiz diğer yazarlarımız şunlar: Naci Yengin, Ersin Bayram, Erhan Karaoğlan, Mesut Sütçü, Ömer Ünal, Ali Osman Gündoğan, Ayşen Yıldırım, Halim Kaya ve Zafer Saraç. Çağrı Cebeci karikatürüyle yine aramızda…

Dergiyi temin etmek için edebice dergisinin sosyal medya hesapları ile iletişime geçebilir ya da edebice.net/magaza linkinden sipariş verebilirsiniz.

Devamı [...]
Haberler

"BİLMEK VAKTİDİR" SANAT KÜLTÜR PORTALI YAYINDA

"BİLMEK VAKTİDİR" KÜLTÜR-SANAT SİTESİ ZEYNEP DELAV YÖNETİMİNDE YAYINA BAŞLADI

Adını şair İlhami Çiçek’ten alan yeni sanat-kültür portalı Bilmek Vaktidir, farklı isimleri, bölümleri, alanında isim yapmış yazarları ve dosya konularıyla yayın hayatına merhaba dedi.

Belli bir üslup etrafında, merhum şairin şiirlerinin isimlerinden oluşan farklı başlık ve yazıları bir araya getirerek kültür alanına yeni bir dinamizm katmayı hedefleyen portal, İlhami Çiçek’in ailesi tarafından kuruldu. 

“Temalar” başlığı altındaki ilk dosya konusunu Safiye Erol’a ayıran Bilmek Vaktidir, yazarın hayatına, eserlerine ve bilinmeyen yönlerine dikkat çekti.

Sitenin kurucusu Mehmet Latif Çiçek, basın bülteninde sitenin kuruluş amacını şu şekilde açıkladı:

“İçine yolculuk yapamayan insanın merhameti, adaleti ve aşkı keşfederek insanlığı kuşanması beklenemez. Bu açmazdan, kuşatmadan, kalbi bu muhasaradan ve kendine yabancılaşmadan çıkarmanın yolu, şiire, romana, hikâyeye, edebiyata, müziğe ve sanatın diğer alanlarına iltica etmekle mümkün olabilecektir. İşte bu site; insana, aklı ve kalbi olduğunu hatırlatan engin bir içerikle sizlerin huzuruna çıkma arzusuyla yayında.

Bu içerikler: Eğitim, kültür, sanat vb. konuların işlendiği;  yazar, fikir adamı, sanatçı portrelerinin yer aldığı; kitap eleştiri ve tanıtımları, hikâye türü metinlerle sinema konularının olduğu; her ay bir konunun alanında yetkin yazar, sanatçı ve düşünürlerin değerlendirmelerini bulacağınız dosyalarla zenginleşecek.”

Bilmek Vaktidir'de dikkat çeken bazı yazılar ise şöyle:

Feridun Andaç, "endişeli bir zamanın ve karmaşık bir dünyanın içinden çıkıp gelen anlatıcı" olarak Salinger'i "Salinger: Zamana Tutkulu Bakış" adlı yazısıyla anlatmış. Ömer Faruk Şerifoğlu, Süheyl Ünver üzerine yazdığı yazıyla sitenin ziyaretçilerini selamlıyor. Mikail Türker Bal ise siteye "Eski Yugoslavya’nın Nobel Ödüllü Yazarı: İvo Andriç" adlı yazısıyla katkıda bulunmuş. Ahmet Bozkurt, "Sıradışı Mimar Turgut Cansever" başlıklı yazısıyla Turgut Cansever'in Türk mimarisindeki yerini işaret ederken, Zeynep Delav ise Yeditepe İstanbul gibi çok önemli dizinin senaristleri arasında yer alan Ali Ulvi Hünkar'la bir söyleşi gerçekleştirmiş. Hünkar söyleşide şöyle diyor: "[B]ir müddet önce bir arkadaşıma Yeditepe ile ilgili bir şey yazacağım sözünü vermiştim. Ne var ki bazı sebeplerden ötürü hep ertelendi. İlk fırsatta o sözümü yerine getirmek istiyorum. Biraz daha açmam gerekirse, ‘Yeditepe İstanbul’daki romana (Sazanların Tarihi’ne) kafayı takan Yusuf defterini, koymayı düşündüğüm isimle “Yusuf’un Not Defteri”ni yazmak istiyorum."

www.bilmekvaktidir.com

 

 

Devamı [...]
Haberler

KUTLA/MA

KUTLA/MA

Işıl Madak Kaya
 

Kutlama yapacağız dostlar!

Şerefimize bir şampanya… Patlatacağız hızla. İçtiğimizin rengindeyiz. Sesini de iyi biliriz. Açılırken yavaş yavaş birbirimize;  çalkalandıkça haz, çalkalandıkça heyecan, çalkalandıkça pembeyiz.

Dudaklarımız kırmızıdan al al.  Kirpiklerimiz mıknatıslı, vallahi takma! Yanaklarımız parlak bir haylaytırdan yama. Saçlarımız sarı, ton ton açıldı oksijen peroksitli suyla. Yüzümüzü, gözümüzü kapatırken fondotönden badanayla, bir yüz ki yüzden saklı. Göz kapaklarımız düşmüş, estetikten medet. Gözlerimiz büyüsün çekildikçe tenimiz. Kazayaklarının ayakları karışmış. Botokstan   merhamet…

Kremler sürelim gençliğimize. Derinden derine… Bütün izlerden kurtulalım boylu boyunca.  Yanmışız, ağlamışız, sancımışız yok olmalı hızlıca. Terimizi saklayalım parfümlerin markalı kokularıyla. En büyük marka benim marka! İthal ama…

Kutlama büyük, zarifçe salınmalı salonda. Güldük işte ne komik! Ama neşeden değil. Aynada çalıştık öylesi daha iyi. Noterden tasdikli, aslı gibidir, mühürledik. Zarif tırnaklarımızda frençten bir beyazlık. Uzattıkça uzattık.  Tenimizin renginden bir ojeyle boyadık. Natürel bir ayrımın farkına varırlar sandık. Çocuksu bir dokunuştu geçti. Hasret kaldık.

Korseden bir hayat sıktıkça sıktı bedenimizi. İki beden küçük geldi yaşamlarımıza. Aynı tip aynı desen birbirimize benzedikçe benzedik. Modadan tahterevallide bir çıktık bir indik. Aynılığımızla övündük. Ayaklarımızdaki sitilettolarla cendereden bir yol yürüdük. Nasırlaşmış zevklerimize estetik deyiverdik.

Kutlayalım evet en coşkun duygularla kayboluşumuzu kızlar! Emdikçe anneliği taşıyan göğüslerimize süngerler döşeyelim. Karmaşık iklimlerden geçerken tutup çıkardığımız vücutlarımızı gerdikçe gerelim. Manikürlü pedikürlü varoluşlarımıza yeni anlamlar yükleyelim. Selülitli yalnızlıklarımızın altını çizelim, üstü nasılsa aba.

Son kadeh benden olsun. Üşüdüğüm ince çoraba gazel de benden. Fark ettiniz mi korsan baskısıyız kendimizin. Yapraklarımız daima eksik!..

Devamı [...]
Haberler

EDEBİCE 17. SAYI İLE YOLUNA DEVAM EDİYOR

EDEBİCE 17. SAYI İLE YOLUNA DEVAM EDİYOR

İlk sayısı Mayıs 2016’da çıkan Edebice fikir, sanat ve edebiyat dergisi 3. yılının sonuna doğru 17. sayısı ile okuyucusuna merhaba dedi.

2019 Kış sayısı içerik ve tür zenginliği ile dopdolu. Dergide öyküden, şiire; anıdan, denemeye; makaleden karikatüre kadar birçok edebi türe yer veriliyor. Edebice usta yazarlar ile yazarlığa yeni adım atan adaylara aynı anda yer vererek bir anlamda edebiyatın usta çırak ilişkisi içinde yürümesine katkı sunuyor.

Bu sayıda Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya ile ilgili iki yazı var. Arif Nihat Asya ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Saadettin Yıldız ve M. Hayati Özkaya Asya’nın vefatını 44. Yılında birer makaleyle şairimizi yâd ediyorlar.

Arkeolog ve ressam Öcal Ünlü ile Dr. Elif A. Büyükyılmaz’ın yaptığı söyleşi dikkatleri çekmeye muktedir. Elif A. Büyükyılmaz’ın“Bir kelimenin anlamını bilmemek ne ifade eder sizin için?” sorusuna Öcal Ünlü’nün verdiği şu cevap dikkate değer: “Bilmemek noksanlıktır ama kusur değildir. Noksanlar birleşerek kusurları oluşturur. Kusur insanı hataya, hata da suça götürür.”

2015’te Ege Üniversitesinde şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu ile ilgili Uğur Demirel, M. Nihat Malkoç ve Mert Öztaş’ın şiirlerine yer veriliyor bu sayıda.

Bunların dışında derginin 17. Sayısında şu isimler de yazı ve şiirleriyle yer alıyor: M. Halistin Kukul, Mehmet Ali Kalkan, Dr. Gökhan Demir, Metin Savaş, Hakan İlhan Kurt, A. Yılmaz Soyyer, Zafer Saraç, Bayram Durbilmez, Burhan Kazım Çalık, Muhammet M. Çetin, Burak Akdağ, İlkay Coşkun, Oğuzhan Karaduman, Ersin Bayram, Murat S. Çakıroğlu, Melisa savcı, Elif Yavaş, Yağmur İnce, Yavuz Koca, VagifBehmenli, Serkan Gökbulut, Naci Yengin, Nazmi S. Yıldırım ve karikatürüyle Çağrı Cebeci…

Edebiceyi temin etmek için [email protected] adresi ile yahut derginin sosyal medya hesapları ile iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca edebice.net/magaza adresinden daha önceki sayıları da temin edebilirsiniz.

 

___

 

EDEBİYATDAİMA'NIN SOSYAL MEDYA HESAPLARINI TAKİP EDİYOR MUSUNUZ?

https://twitter.com/daimaedebiyat

https://www.facebook.com/daimaedebiyat/

https://www.instagram.com/daimaedebiyat/

https://www.youtube.com/channel/UCik7vL5LAdcYh1bRZ0hx9jQ?

Devamı [...]
Haberler

SERKAN TÜRK "EDEBİYAT BURADA" DİYOR

SERKAN TÜRK “EDEBİYAT BURADA” DİYOR

Edebiyatın popülerle her zaman bir imtihanı oldu. Edebiyat, yarına kalmak; popüler ise hızla tüketilmek istiyordu ve bunu aşmak hiçbir zaman çok kolay olmadı. Medyanın endüstri haline geldiği 20. yüzyıl aynı zamanda edebiyat eserlerinin medyada daha az görünür olduğu bir dönem oldu. Evet, popülerin kabul edilmesi gereken bir cazibesi var yazar, okur ve yayıncı için. Yazar açısından bakarsak popüler kolay üretiliyor. Okur açısından popülerin tüketimi çok daha hızlı. Yayıncı açısındansa durum çok daha berrak: Popülerin maddi getirisi elbette çok daha yüksek. Peki, kalıcının peşindeki edebiyatçı ne yapacak? Bu hengâme içinde kendine yeni yollar arayacak ve gerekirse kendisi bir yol açacak.

Youtube, şüphesiz video sitelerinin en önemlisi. Hem çok izleniyor hem de içerik sayısı pratikte sınırsız gibi. Ağzında torpil patlatanlardan çivili yatağın üstüne yatanlara kadar ilginçlik namına ne ararsanız var. Bu bolluk içinde edebiyat ve sanat nerede? Serkan Türk ve arkadaşları çok güzel ve yerinde bir fikirle meydana çıkarak “Edebiyat Burada” demişler ve bir Youtube kanalı açmışlar.

Serkan Tük yıllardır edebiyat dünyasının içinde ve birçok edebiyatçıyı yakından tanıyor elbette. Bu bağlantıların nitelikli işlere dönüşmesi ise ayrıca güzel. Edebiyat Burada kanalının kuruluş öyküsüne gelecek olursak… Hikâye 2017 yılında Serkan Türk, Yiğit Yavuz ve Namık Somel’in TRT Radyo 1’de Kitap Oburu isimli bir program hazırlayıp sunmaları ile başlamış. Bütün bölümleri Youtube Kitap Oburu sayfasında mevcut olan bu programda 52 hafta boyunca yazar sohbetleri, kitaplar, dergiler, çeviri, yayın dünyası gibi konularda yayın yapılmış. Program yıl sonunda noktalanınca dinleyicilerin yeni bir program dinlemek istediklerine dair mesajlarının ardı arkası kesilmemiş. Bundan hareketle uzun süredir akıllarında olan bir edebiyat platformunu hayata geçirmeye karar vermişler.

“Edebiyat Burada” halihazırda Youtube üzerinden yayın yapan alternatif bir kültür edebiyat kanalı. Ekip, ilerleyen günlerde aynı isimle elektronik bir dergi de çıkarmayı planlıyor. Serkan Türk; Radyo 1’de birlikte yayın yaptıkları Namık Somel’le OkurYazar, Yiğit Yavuz’la ÇeviriYorum, okumaktan keyif aldığımız yazarlarla YazanlarArasında, İlk kitaplarını yayımlayan yazarlarla İlkKitap, odak yazarlarla SaklamaKabı gibi programları yayınlamış durumda. Program çekimlerinde Dilek Bilge, montaj ve yayın kısmında Ali Gençtürk kanala katkı sunuyor. Serkan Türk, ilerleyen dönemlerde daha büyüyen ve edebiyatın her alanında faydalı programlar yapmayı amaçladıklarını belirtiyor.

Ben bir okuru olarak Serkan Türk’ü tanıyordum ama sosyal medya sayesinde “Edebiyat Burada” kanalından ve yapılan güzel işlerden haberdar oldum. Ümit ediyorum ki kanal birçok yeni isimle çekimler yapar ve bizleri edebiyatçılarla buluşturmaya devam eder. Kanalın yolu açık olsun diyorum. Edebiyat hep buralarda bir yerde olsun!

Kanalın Linki: https://www.youtube.com/channel/UCcNXiRhroy3exMbWmxUQUBA

 

Muhammet ERDEVİR

 

 

SERKAN TÜRK’ÜN GÜNCEL BİYOGRAFİSİ

Serkan Türk, Trabzon doğumludur. İşletme eğitimi gördü. 1993 yılından beri çeşitli radyo ve TV’lerde program yapımcısı, sunucu ve yönetici olarak çalıştı. Ada dergisinin editörlüğünü yapıyor. Radyo programcılığı, iletişim ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor. Şiir ve öyküleri Almanca, Bulgarca, Flemenkçe ve İngilizceye çevrilip yayımlandı. Uyurgezer Bir Gölge, Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim, Tanrı’nın Yalnız Kırları, Uzak Yaz ve Rüzgârlı Camlar, Serkan Türk'ün okura ulaşan öykü kitapları oldu. Yazarın, Her şeyin Güzel Olma Nedenleri, İçimiz Çölse Biri Geçmiştir ve Uzun Ruhlu Bir Cüce adlı üç de şiir kitabı bulunmaktadır. Doğduğu ve yaşadığı şehri anlattığı Güneşli Bayır’ın yanı sıra, Türk sinemasının 100. yılına denk gelen Yüzyıllık Perde adını verdiği 53 yazarın kişisel hikâyeleriyle bir filmi anlattığı proje kitabını hazırlamıştır.

Devamı [...]