TOPLUMLAR MI HASTA, İNSANLAR MI?

Uğur Karabürk, Edebiyat Daima için yazdı: 2016 yılında hayatını yitiren Edgerton bu kitabına: “Tüm toplumlar hastadır ancak bazıları daha hastadır.” diye başlıyor.

TOPLUMLAR MI HASTA, İNSANLAR MI?

Uğur Karabürk

 

“Mükemmel bir topluluk yoktur, ideal bir adaptasyon yoktur, sadece kusurlarda dereceler vardır. Bilerek ya da bilmeyerek nüfuslar, hayatlarını daha kaliteli hale getirmek için kendi yaşam stillerini ayarlamışlardır lakin henüz hiç kimse Cennet Bahçesi’ni yaratamamıştır.” (S.277)

2016 yılında hayatını yitiren Edgerton bu kitabına: “Tüm toplumlar hastadır ancak bazıları daha hastadır.” diye başlıyor. Tabii bu cümlede George Orwell’in o meşhur Hayvan Çiftliği kitabına gönderme vardır. Peki, ne anlatıyor bu kitap? Öncelikle sekiz ana başlıkta kaleme alınmış antropolojik türdeki eser. Kayıp Cennet (İlkel Düzen Efsanesi) ile başlayıp, Yeniden Ele Alınan Adaptasyon ile son buluyor. Bu aşamada İlkel toplumları genel alarak (inceleme açısından küçük toplumlar daha iyi analiz edebilir) insanların nasıl da ruhen ve aynı zamanda fiziksel olarak hasta olduğunu belirtilmiş. İncelenen kabileler Amerika’daki değişik insan toplulukları ayrıca yer yer bölge değiştirerek Avustralya Aborjinlerine de el atıyoruz. Herhangi bir insanın bize ters gelen bir davranış sergilemesinden önce onun yaşayış biçimine, çevresine ve genlerine bakmamızın yorumlama açısından ne kadar da önemli olduğu vurgulanmış. Davranışsal olarak birine mantıklı gelen diğerine gelmeyebiliyor diyor yazar.

Kitabın ilk yarısında, Halk toplumları (İlkel toplumlar) ile şehirli toplumlar (Modern toplumlar) dayanaklı bilgilerle kıyaslanmış. Şehirde düzen ve karmaşa hâkimken ilkel toplumlar da bu daha kontrol edilebilecek düzeydedir. Ama tabii ki iki topluluğun kendine has sıkıntıları yani bir üst başlık olarak hastalıkları var. Psikolojik Antropoloji Topluluğun’nun başkanı olan Robert B. Edgerton kitap boyunca antpologların çoğunun gerçeği yansıtmadığından ve aynı zamanda birbirleriyle sıklıkla çeliştiğinden de dem vurmuş. Birkaç yıl bir kabilede kalarak onları analiz etmenin eksik olacağı, genel yorumlamanın doğru olmayacağı savunulmuş.

Kitaptaki önemli çıkarımlardan bir tanesi de: Mesela kabilelerde karşılaşılan büyücülüğün; toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğunu, zenginlerin ve güçlülerin aşırı güce ulaşmasını engellediğidir.  İnsan kurban etmeler, kızların sünnetleri, ensest ilişkiler, bitlenmeler, açlık, sağlıksız ortamlar vb. gibi sorunların gelenek ve göreneklerle bağlanmasıyla ortaya rahatsız edici bir durum çıkartılıyor. Öte yandan yazar gelenek ve göreneklerin her zaman toplumun yararına olmayacağını vurgu yapmış.

Kitapta ön plana çıkan iki terim var: Adaptasyon ve Maladaptasyon. Kitabın üçüncü bölümü Maladaptasyon üzerine detaylı bilgi ve açıklamalarla yazılmıştır. Örneğin ‘‘Açık alanda kendisine vahşi bir hayvanın saldırabileceğini düşünen birey, genel olarak kapalı alana yönelmeyi düşünür ve kendini açık alanlarda rahatsız hisseder, güven duymaz.’’ İşte buna maladaptasyon yani kısaca uyumsuzluk deriz. Maladaptasyon bazen insanın yararına da olabilir ama adaptasyon gibi getirileri fazla değildir. Ayrıca kitapta bir sürü rahatsız edici ritüellerden de bahsedilmiş. Çinli bayanların küçük ayağa sahip olması için ayaklarının gelişimini durdurması gibi, (O dönemde o bölgede erkekler küçük ayaklı kadınları daha çok tercih edermiş) kendini tatmin etmek isteyen bir kralın gereksiz yere insan kurban etmesi gibi birçok örneğe gidilmiş.

Bazı okuyucular için şunu da belirtmekte fayda var. Hasta Toplumlar kitabı çok ağır olan bir akademik dil ile yazılmamıştır. Buzdağı Yayınları’nın Harun Turgut çevirisi başarılıydı. Merak edenlere 7.baskıya ulaşan Hasta Toplumlar kitabı tavsiye edilir.

 

Robert B. Edgerton, Hasta Toplumlar,  Çev. Harun Turgut, Buzdağı Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, Temmuz 2019. 368 Sayfa

1 Yorum

  1. Harika bir inceleme yazısı olmuş. Kaleminize sağlık

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*