SONUNA MİM KONMUŞ MASALLARDAN

Birtakım Mektuplar'ın ikincisi: "Ve bir gün kapıyı ya sen açacaksın bana ya da ben sana. Bir gün mutlaka..."

SONUNA MİM KONMUŞ MASALLARDAN

Muhammet Erdevir

 

İşbu yazı, Birtakım Mektuplar’ın ikincisidir.


“Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim”

Günaydın sabah ışığım, günaydın günümün aydınlığı. Senden uzakta doğan onlarca günden biri daha. İçimde tarifsiz sızılarla gözümü açtığım bir gün daha. Kendi kendime ismini fısıldıyorum güne başlamak için. Binlerce kez ismini söylüyorum. O kadar çok anıyorum ki seni dünya üzerinde hiç kimse seni bu kadar anmamıştır. Uzaklığına rağmen ismini fısıldamak, gözümü kapattığım anda gözlerini görmek, içime kapandığım o uzun saatlerde duru pınarlar gibi süzülen sesini duyabilmek… Bunların hepsi büyük nimet. Yaşattığın tüm bu güzellikler için teşekkür ederim.

"Mevsimlerden papatyayı severim
Sonra seni.
Sonra yine seni
Ve hep seni."

Cemal Süreya

*

Sabahın önemsiz bir saati.

Sen de tam şu anda beni düşünüyor musun acaba? Aklından, gönlünden, kalbinden ben geçiyor muyum?

Geceden sabaha içimi titreten alevlerle boğuşuyorum. Ruhum yangın yeri. Kalbim göğüs kafesime sığmıyor, kemiklerimi kırarcasına delice bir şiddetle çarpıyor. Gözlerimin önünde çok net, çok belirgin bir hayal, beni uzak iklimlere çağırıyor.

Sabahın önemsiz bir saati.

Aklımda tek bir soru: Şimdi ne yapıyorsun? Tüm sorularım bu sorunun devamı. Aklından geçen ne, beni düşünüyor musun? Nasılsın, mutlu musun? Günün nasıl geçiyor?

O kadar çok soru var ki sormam gereken ve o kadar çok şey var ki konuşmak istediğim... Zaman yeter mi buna, bilmiyorum.

Mektup olur ulaşırım kapına. Bastığın yerdeki toprak olmak isterim, parmağında yüzük, boynundaki kolye… Gölgene değse gölgem, saadet olur bana.

Öyle saadet ki, bildiğin cennet.

"Geceleri uyumak yerine sana uyanıyorum"

Son anda söyleyip kaçtığın şeyler var. Güzel şeyler daima. Ama cevabını veremiyorum, içimde tutsak kalıyor sözcükler. Hâlbuki onlar bana değil sana ait. Sana söylenmesi, yüreğine dokunması gereken şeyler. İkimizin arasında bir yerde, o sonsuz mesafede asılı kalıyor. Bahardı, belki bir nisan günü. Belki güz, eylül… Var mı mevsimlerin bir kıymeti? Her şey ne kadar güzeldi! Ben şiir bile yazmıştım sana o gece. Şimdi de şiirler çağlıyor içimden. Kaynıyor kalbimin içi garip bir hüzünle. Taşkın sel var, bendini zorluyor. Göğüs kafesimde acı, büyük bir acı inleyip durmakta. 

 “Bak bu senin şiirin, ellerimi yakıyor dizelerin, gör
Parmak uçlarım hasret tufanında mühürlendi
Kapını yokladıkça şiirleşiyor rüzgârın sesi
Özlersen eğer, düşünürsen, hatırına gelirsem
Pencereye çık, doğan güne bak
Göreceksin her sabah selamımı getirdiğini”

*

Ne düşünüyorsun, diyorlar. Ne düşündüğüm belli değil mi? Sen böyle güzel olmasan, öyle güzel bakmasan bana… Güzelsin, her şeyin güzel.  Bari bu kadar erişilmez, bu kadar uzak olmasan...

*

Sana “Leyla” demeden seni anlatmalı. Kimseler bilmemeli ışığımın kaynağını. Öyle bir iz ki bende bıraktığın, ölüm olsa belki her dakika ölesim gelir. Boğulsam, ışığında boğulsam… Öyle bir boğulsam ki kurtaranım olmasa.

*

Beni sarhoş biliyorlar sevgilim. Çünkü seni bilmiyorlar.

*

Ben bir hikâyenin içinde yaşadığımı zannediyordum bunca zaman. Oysa geldin, bahar müjdesi verdin, hakikatle göz göze geldim. Meğerse masalmış tüm yaşananlar. Masal, gerçek olamayacak kadar güzel çünkü. Masal, gerçek olamayacak kadar imkânsızlıklarla örülmüş omurgası. Masal, çünkü...

*

Senin için yaşıyorum muhtemelen. Ömür çizgim yolumun en kritik kavşağından sana doğru uzanıyor.

*

Masalların ecesi… Hiçbir kötülüğü yaklaştırmayacağım sana. Benden değil kötü söz, sitem bile duymayacaksın. Hayat kısa, çirkinliğe yer yok içinde sen olan dünyada. Sabırla bekleyecek, sadakatle besleyeceğim sevgini. Seni sevmek bahtiyarlığını kalbime ilham ettiği için Yaradan’a şükredeceğim.

Masalımız mutlu sonla bitecek diğer tüm masallar gibi. Masallarda ayrılık olmaz, mutsuzluk olmaz, iyiler asla kaybetmez. Bir gün mutlaka kavuşur ayrı düşenler: Ayrılık yoktur masal dünyasında. Ayrı düşmek vardır, uzak düşmek vardır. Senle ben gibi.

Bekleyeceğim, bekleyeceğim, bekleyeceğim...

Ve bir gün kapıyı ya sen açacaksın bana ya da ben sana. Bir gün mutlaka...

 

 

 

Tablo: Herbert Arnould Olivier

 

2 Yorum

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*