SINAV GÜNÜ

Heyecanlısın tek başına binmişsin karşıdan vapura. Pencere kenarında uyukluyorsun düşünde bir yelkenli gemi, tepesinde iki martı çığlık atıyor durmadan. Omzuna dokunuyor biri usulca...

SINAV GÜNÜ

Ferit Sürmeli

 

Erkencisin uzak bir mesafeden gelmişsin,  heyecandan uyumamış az uymuşsun ya da… Güneş yeni doğuyor daha ışınlarını yavaş yavaş bırakıyor yere. Senden başka kimse yok bahçede. Kantin açık ama sesleniyorsun cevap veren olmuyor. Bekliyorsun çok değil birkaç dakika kadar. Bahçeye yöneliyorsun bir müzik geliyor kulağına kısık ve derinden, iyice odaklanıp eşlik ediyorsun müziğe. Usulca dolanıyorsun ağaçların altında bir başına. Sınava girecek öğrenciler birer ikişer geliyor okula, kimi tek başına kimi eşlik edeniyle. Aday başvuru formundaki fotoğrafına bakıyorsun tıpkı babanın gençliği. Geçmişe dalıyorsun bir an dün gibi sanki geçmişte kalan her şey, yarınsız ve dün gibi…

Heyecanlısın tek başına binmişsin karşıdan vapura. Pencere kenarında uyukluyorsun düşünde bir yelkenli gemi, tepesinde iki martı çığlık atıyor durmadan. Omzuna dokunuyor biri usulca, kantinci olduğunu anlıyorsun.

"Çay hazır" diyor

"Çay hazır"

Çay poğaça alıyorsun kantinden bir de su…

Usulca ve basamakları sayarak çıkıyorsun ikinci kata. Uyuşukluk uykusuzluk iyice çöküyor üstüne. Tuvalete giriyor, elini yüzünü yıkıyor az da olsa kendine geliyorsun. Koridora yöneliyorsun, upuzun koridorda sağlı sollu sıralanmış kapılar, bir kapı daha, kapıdaki numarayı okuyup içeri giriyorsun.

Sınav salonu sessiz, öğrenciler tedirgin. Gösterilen sıraya oturuyorsun. Pencere kenarındasın yine… Serçe cıvıltıları küçük küçük aralıklarla düşüyor salona. Her şey soru ve cevapta doğru şıkları işaretlemek için bekliyor öğrenciler. Kolay değil gelecek kaygısıdır söz konusu olan. İlk kez giriyorsun böyle bir sınava. Pencereden bakıyorsun bahçeye. Ana baba günü sanki. Büyükçe demir kapıdan iki kişi giriyor içeri. Biri orta yaşında ilk gençliğinde diğeri aralarında boy farkı olmasa ikiz sanacaktın onları. Daha ilk bakışta baba-oğul olduklarını tahmin ediyorsun. Önünde soru kitapçığı ve cevap kâğıdı duruyor sessizce.

Arada bir pencereden dışarı bakıyorsun. Duvarın dibinde bir yavru serçe zıplıyor zıplıyor kanat çırpıyor acı acı ötüyor uçmaya çalışıyor uçamıyor bir türlü. Ne olacak bu yavru serçenin hali diye geçiriyorsun içinden?

a. Karıncalara yem olabilir.

b. Kedi kapabilir.

c. Köpek daha hızlı davranabilir.

d.Bir insan elini uzatabilir.

Bir insan eli. Ellerine bakıyorsun öyle.

Yemlenen çiftleşen serçelerin cıvıltısı küçük küçük aralıklarla düşüyor salona...

 

 

Ferit Sürmeli

Antakya, 1965. Öykü, deneme ve söyleşileri; Notos öykü, Dünyanın öyküsü, Mono edebiyat, Amanos edebiyat, Lacivert, Yıldız tozu ve Barbarları Beklerken fanzinde yer aldı.
Remzi Karabulut’un hazırladığı “Öyküden Çıktım Yola” 2014 Aylak Adam yayınlarından çıkan kitaba bir minimal öyküsüyle katkıda bulundu. 2019 Fakir Baykurt Öykü Ödülü üçüncüğü bulunmaktadır. Barbarları Beklerken’i yayına hazırlıyor.

 

 

 

Görsel: Carlos Martinez


 

 

 

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*