"SAHAF" OKURLARLA BULUŞTU

Bugüne kadar “Zarkon Savaşları” ve “Kazadan Sonra” kitaplarıyla okurlarıyla buluşan Yusuf Özşahiner, yine ilginç kurgusuyla dikkat çekecek bir başka kitapla okurlarının huzuruna çıktı.

YUSUF ÖZŞAHİNER’İN ÜÇÜNCÜ ROMANI “SAHAF – ÖTEKİ DÜNYA’NIN EFENDİLERİ” KİTAPÇILARDA

Nazım Ahmet Turan

 

Bugüne kadar “Zarkon Savaşları” ve “Kazadan Sonra” kitaplarıyla okurlarıyla buluşan Yusuf Özşahiner, yine ilginç kurgusuyla dikkat çekecek bir başka kitapla okurlarının huzuruna çıktı. Yazarın üçüncü romanı “Sahaf” değişik ve sürükleyici anlatımı ile dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor.

Fantastik kurgu seviyorsanız Sahaf, gerek hikâyesi ve karakterleri gerek sayfa tasarımı açısından daha önce benzerine rastlanılmamış bir eser. İtiraf etmeliyim ki “Sahaf”ın hikâyesi başlarda biraz ağır ve alışılmadık gelse de okudukça kitabın önü açılıyor ve kurgu gitgide daha akıcı bir hal alıyor. Ağır gidişat zaman zaman okuyucuyu zorlayıp aynı sayfayı birkaç kez tekrar etmeye zorlasa da okuyucunun canını sıktığı söylenemez. Kimi yerlerde cümle bozukluğu gibi görünen sıra dışı cümle kuruluşu ilk sayfalarda değişik gelse de hikâyeyi gerçek birinin ağzından dinlemiş gibi okumak, kendinizi metne daha çok kaptırmanızı sağlıyor. Tabii her şeyden önce yazarın oluşturduğu evren okuru kendi içinde hapsediyor. Karakterlerin bizden olması da onlara duyulan sempati ve roman kişileriyle kurulan samimiyeti bir üst seviyeye taşıyor. Elif, Turan, Alp, Cengiz gibi isimler okuma eylemine hoş bir hava katmakta. Yerli isimler kullanılması olayların akılda kalıcı olmasını da kolaylaştırıyor. Celasun, Ayşıl, Adal, İgan gibi birçok ismin de Göktürkçeden alınması ilgi çekici bir diğer özellik. Zaten kitabın kapağında ve içeriğinde birçok yerde Göktürk alfabesinden işaretler kullanılmış. Bu da hikâyenin bir yerlerinde, eski Türk dönemleri ile ilgisi olabileceği mesajı vermekte.

Hikâyesinden bahsedecek olursak “Sahaf” birçok kez “Ya dünyamız gerçekten böyleyse?” diye düşündüren bir olay örgüsüne sahip. Olayların kurgu olduğunu ne kadar bilseniz de hikâyeye kapıldıktan sonra neyin gerçek neyin hayal olduğuna kolay kolay karar veremiyorsunuz. Mekânların tanıdık olması, konuşmaların gündelik konuşma dili şeklinde işlenmesi esere korkutucu bir canlılık katıyor. Kitabın ortalarına ulaştığınızda aynada gözlerinizin ne renk olduğuna bakma isteğinizin önüne geçemiyorsunuz.

Hikâyenin devamının da olduğunu okurken birçok yerde fark ediyorsunuz. Ki yazar özellikle belirtmek istemiş sanırım. Bunun farkında olmak mutlu ediyor çünkü hikâyenin sonuna gelecek olmak korkutuyor. Zaten hikâyenin bitmesi de bir tatminsizlik hissiyatına kapılmanıza sebep olacak.

Daha önce de vurguladığım gibi kitap tasarımı, özellikle kitabın en ilginç yönlerinden biri. Çünkü eskitme havası verilmesi kitabın özüne kusursuz bir şekilde uyuyor. Bu tasarım olay örgüsüyle bağlantılı bir işleve sahip ve açıkçası yayıncılık dünyamızda daha önce pek örneğini görmediğimiz bir durum. Yazarı bu konuda kesinlikle tebrik etmek gerekiyor.

Sahaf; ağır ama bir o kadar da hapsedici, kurgu ama bir o kadar da gerçekçi, ürkütücü ama bir o kadar da sıcak ve bizden bir eser. Fantastik roman sevenlerin kaçırmaması gereken bu eseri ve yazarını merakla takip etmeye devam edeceğim.

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*