ROMAN OKUMA SANATI

Nitelikli bir roman okuru yazarın nerelerde düğüm attığını, nerelerde kafasının karışık, nerelerde net olduğunu çok iyi görür. Çözüm bölümünde artık herkes aynı duygu ve fikirdeyse...

ROMAN OKUMA SANATI

Kürşat YOZCU

Roman yazmak ne kadar sanatsa okumak da o derece sanatsal bir yaklaşım gerektirir. “Roman nedir?” sualine verilebilecek doğru bir yanıt bu konuda yetersiz kalan okuyucuyu daha doğru bir istikamete sevk edecektir. Öykü, tiyatro, şiir, deneme vs. dışında kalarak yazılan her şey romandır denebilir. Fakat bu demek değildir ki, aklına gelen her şeyi yazmak romandır.

Roman sanat ise romancı elbet sanatçıdır. Bu sebepten beyaz sayfaları işgal eden her kelime dile, dil sanatlarına, hissiyata, fikriyata hizmet etmek zorundandır.

Her ay yüzlerce romanın neşredildiği ülkemizde okuyacak doğru romanı bulmakta mahir olmak olası zaman kaybını önleyecektir. Romandan fikri, ilmi ve edebi yönleriyle faydalanmanın yollarını bilmek son model bir arabanın tüm özelliklerini bilmeye benzer. Viraja doğru açı ve doğru hızla girmek can güvenliği açısından önemlidir. Romana da doğru bir bakış açısı ile muamele etmek her mahiyette insana değer katacaktır. Zira romanın gücünü keşfedebilen toplumlar bu gün dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.

Günümüz Türk edebiyatının şu anki en büyük çıkmazı ise kanımca, sanatçının durması gerektiği yerle ilgilidir. Acaba sanatçı mı toplumun seviyesine inmeli, yoksa toplum mu sanatçının seviyesine çıkma gayreti göstermelidir? Sokakta konuşulan üç beş yüz kelime ve üç beş kelimelik cümle yapılarıyla romanlar yazılması şahsımın en çok kahır ettiği mevzudur.

Roman okurken dil sanatlarının ne ölçüde yapıldığı, kelime dağarcığının ne derece geniş tutulduğu, ifade ufuklarının hangi mahiyette olduğu konusu bir romanın değerlendirilmesinde öncelikli nişane olmalıdır. Tabi muazzam bir kurguyla bu ifade becerilerini desteklemek ortaya tadına doyulmaz bir eser çıkaracaktır. Estetik kaygısı taşımayan her edebi eser bir gün tarihin çöp sepetine atılmaya mahkûmdur. Mutlak olan gerçek –bu her seferinde böyle olmuştur- gerçek sanatçılar her daim kazanmışlardır. Ama erken ama sonra… Ölümünden sonra ünlü olan birçok yazar ve şair bu söylemi destekler niteliktedir.

Her romanın bir akış hızı olmalıdır. Yazar bu hıza ne kadar sadık kalmış? Ya da her romanın bir müzikalitesi olmalıdır. Yazar ruhunuza bu müzikaliteyi ne kadar üfleyebilmiştir? Her on sayfada üslubu değişen, her on sayfada tınısı değişen romanların kalitesi artık tartışmaya açılmalıdır. Zira büyük sanatkâr seçtiği konuya göre bir üslup belirlemek zorundadır. Okuyup bitirdiğim romanlardan sonra kendi kendime şu soruyu soruyorum. “Bu kitap bana ne verdi?”

Bir yazarın yeteri kadar eserini okuduğunuz vakit artık o yazarı en iyi tanıyan kişilerden birisi siz olursunuz. Bu cihetten bakıldığında şu sonuç kaçınılmazdır. Her yazar kendini yazar. Her sanatçı kendinden bir şeyler katmalıdır. Yani sanatçı tüm yetenek, bilgi ve birikimini aktarmalıdır size. Ayrıca sanatkâr toplumların muallimleridir. Her sanatkâr bu sorumluluk bilinciyle hareket etmekle mükelleftir. Toplum daha fazlasını istemiyor diye sığ, dar ve verimsiz topraklarda ürün yetiştirmek sanatkârın kalemine ihanetidir.

Maalesef günümüz Türk edebiyatından, istisnalar hariç, haz almamaktayız. Edebiyatımızın neredeyse burnunu sıksan canı çıkacak. Dil, üslup, sanat kaygısı olanlar müşterek muhite geldikleri vakit hayal sükûtuna uğramaktadırlar. Nahif akşamlarda himmet dilenmek, asuman mavisinde şiirin tadına varmak her okurun hakkıdır.

Nitelikli bir roman okuru yazarın nerelerde düğüm attığını, nerelerde kafasının karışık, nerelerde net olduğunu çok iyi görür. Çözüm bölümünde artık herkes aynı duygu ve fikirdeyse o roman başarısız bir romandır. Gerçek sanat eseri her bireyde farklı duygular uyandırmalı, her bireyi farklı yönleriyle etkilemelidir. Günümüz romanlarında acı çeken insan yok denecek kadar azalmıştır. Bu da büyük bir tehlikeye işaret etmektedir. Demek ki insanlar artık acılarını paylaşmıyor, bireysel yaşam tarzının cenderesi tüm gücüyle toplum ruhunu daha da güçlü bir şekilde sıkmaya devam ediyor.

Yazılacak elbet! Herkes roman yazacak! Fakat lütfen yazarken biraz daha ciddiyet, biraz daha edebiyat, biraz daha dil ve sanat kaygısı olsun. Roman deniz derya bir sanattır. Sayfalar, ciltler dolusu anlatılsa nihayete ermeyecektir. Bu kadarı, alakayı romana çevirme hususunda bir giriş olsun.

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*