METİN SAVAŞ'I NEDEN SEVİYORUZ?

Kürşat Yozcu yazdı: "İşi gücü bıraktım, kırlangıç mahallesini izlemeye devam ettim. Yuvalardaki feryatları dinledim. Gün geldi, uçmaya yeltendi yavrucaklar. "

METİN SAVAŞ’I NEDEN SEVİYORUZ?

Kürşat Yozcu

 

Yanlış anlaşılmasın lütfen. Amacım üstada yalakalık yapmak değil. Böyle bir niyetim olsa romancı içgüdüsüyle ilk önce bu durumu kendileri sezer ve bu yazıyı yazmama mani olurdu. Öylesine aklıma esti birden. Hakikaten, bu adamı neden seviyoruz? Yine yanlış anlaşılmasın lütfen: “Metin Savaş’ı neden seviyoruz?” derken, “Diğerlerini neden sevmiyoruz?” demeye de getirmiyoruz lafın sonunu.

Bahar ağır ağır iliklerimize işlemeye başlarken kırlangıç cıvıltıları sarmaya başladı dört bir yanı. Baharın sıcak sunumundan mı etkilendim yoksa? İşte bakın! Bizim evin saçaklarına doluşmaya başladılar yine. Eski komşularımızı ne çok özlemişiz. Mecnunane tavırlı hâllerini doyasıya izlemek kelimelerin anlatmakta kifayetsiz kaldığı bir lezzet sunuyor. Adap erkân bilir bu kırlangıç takımı. Vefalıdırlar… Seni bir tanımayagörsünler, nerede karşılaşsanız sahip çıkarlar. Küçümsemezler kimseyi. Muntazam uçuşlarında asla gurur yoktur.

Hiç unutmam, geçen yıl göğün yedi katında alıcı bir kuş göründü. Nasıl vaveyla koptu bilemezsiniz. Kendini emniyete almış kırlangıçlardan yükselen feryatlar açık alanda uçan diğerlerini öyle kuvvetli uyardı ki, göz açıp kapatıncaya kadar diğerleri de kendini kuytu köşelere atıverdi. Hiçbiri “Bana ne?” demedi. Hiçbiri “Benim tuzum kuru ne de olsa!” diyemedi. Heyhat! Kendimden bir utandım, bir utandım; sormayın gitsin. Onlar aynı davanın yolcusuydular. Onlar, ölüme de kalıma da beraber yürüyebilen bir ferasete sahiptiler. Olayın hemen ardına dikkat kesildim. İçlerinden en anacı sanki içtima alıyordu. Kimseye zarar gelmediğini anlayana dek çırpındı durdu zavallı.

Derken bu olayın üzerinden hayli zaman geçmişti ki kırlangıçlar arasında gruplaşmalar olduğunu fark ettim. Tuhaftı doğrusu… Üçer beşer bir araya gelmiş, bir tepeye tünemişlerdi.  Hepsinde bir üstat kibri vardı. Anlam vermeye çalıştım, aklım ermedi. Oysa aynı davanın mukimleri değil miydiler? Bu ayrı gayrı kalma durumunun kime ne yararı olacaktı? İkaz etmek istedim tabii. Fakat ne çare! Dilimden hiçbiri anlamadı. Geride, yuvasından uçmaya çalışan onlarca kırlangıç yavrusu… Her biri istikbâl vadediyor. Hani şöyle biri itekleyiverse hepsi uçacak.

Uçma vakti geldi çattı. Onlarca yuvada onlarca yavru kırlangıç… Gözleri çakmak çakmak! Yardım dilenirler. Fakat bizim üstatlardan çıt yok. Sanki korkuyorlar. Sanki gökyüzünün hâkimiyetini kaptırma kaygısı var. Nasıl olur? Mahalleli birbirlerine nasıl böyle kayıtsız kalabilir? Merakım hepten arttı. Bir yanda kanatlanmaya hazır bir dava, diğer yanda davanın sözde kanatlanmışlarının sözde dava ruhu… Beraber uçulmayan sürülerin yok olacağını tarih öğretmedi mi bu kırlangıç takımına? Heyhat! “Yanarım, yanarım dumanım çıkmaz.”

İşi gücü bıraktım, kırlangıç mahallesini izlemeye devam ettim. Yuvalardaki feryatları dinledim. Gün geldi, uçmaya yeltendi yavrucaklar. Fakat hava fırtınalı! Ya alıcı kuşlara ne demeli! Başını kaldırmayagör ,vallahi yem olursun anında. Sadece birkaç anaç onlarca yavruyu uçurmak için çırpınıp durdu. Kiminin kolu oldular, kiminin kanadı. Diğerleri öylece sessiz kaldı, sadece izledi. Birkaç anacın gücü yetmedi tabii herkesi uçurmaya. Geride kalanların kimi yem oldu, kimi savruldu gitti rüzgârda… Ölüm ne garip şeydi; ölüm, kurtuluştu. Asıl ağır gelen, kendi soyundan olanın ihanetiydi.

Kış yaklaşmıştı. Bir de baktım ne göreyim; etliye sütlüye karışmayan gruplar pılını pıtısını toplamış, muzaffer kumandan edasıyla göç ediyor. Geride ise hâlâ birkaç anaç… Geride kalanları toparlamaya çalışıyor.

Sayfam doldu. Metin Usta’yı yazacaktım hâlbuki. Neyse, anlattığım bu olaydan kim ne alması gerekiyorsa alsın artık. Allah, kırlangıç sürülerini daim etsin. Allah, uçamaya çalışan yavrulara Metin Savaş gibi yardımcılar göndersin.

        

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*