MERHAMETSİZ MERHAMET

Galip Çağ, Edebiyat Daima için yazdı: "Merhametsiz merhametin insanı götüreceği son nokta da huzursuzluk ve kararsızlıkla bezenmiş hareketsizliktir."

MERHAMETSİZ MERHAMET
Galip Çağ

“Bir şeyi yarım yapmak yahut yarım söylemek hiç bir zaman iyi değildir. Zaten yeryüzündeki bütün kötülükler de bundan doğar” der Stefan Zweig Merhamet’te (Ungeduld des Herzens). Ve bahsettiği yarım yapma ya da eksikliği merhametsizlikle eşler en uzun soluklu kurgusunda. Bir açıdan bakıldığında merhamet hissinin doğru ve eksiksiz kullanılmamasının yaratacağı travmayı bütün kötülüklerin doğuşuna bağlar.

Acıma hissi ya da merhamet, etken ve edilgen arasında tuhaf bir karşılıklılık etkisi yaratır. Etken olan için merhamet tamamen bencilliği besleyen ve refleks olarak ortaya çıkan bir durumu anlatabilecekken, edilgen olanda yaratacağı tesir çok daha derin ve yıkıcı olabilir. Zira merhamete dolaylı/dolaysız sebebiyet veren durumun iki taraf için ortaya koyduğu riskli duruş bıçak sırtı bir gerilimi besler.

Zweig merhamet duygusunu bu manada ikiye ayırır;  birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan bir yüreğin sabırsızlığıdır. Diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur. Burada sorun sizin hangisine ihtiyacınız olduğunun doğru tespit edilebilmesinde yatar. Ancak; Zweig’ın tespitinden de anlaşılacağı üzere birinci merhamet türü edilene değil edene dairdir ve aslında içinde benlik/bencillik yatar. Buna rağmen merhamet edenin kendine biçtiği bir yetkinliği öne çıkarırken muhatabını daha büyük bir kırgınlığın içine atar. Ancak ikinci durum paylaşımcıdır. Edilgen olanın durumunu anlayamasa da buna en yakın hal olan kabullenişi karşılar ve aslında çok önemli de bir merhaleyi geçer. Artık merhamet gösterilenin durumu hissedilebilmektedir. Bu noktada sabırlı bir mücadele başlar onun için. İlki gibi fevri ve sabırsız değildir bu konuda.

Zweig’ın değindiği bir nokta olarak merhamet hissinin çoğu zaman sağlıklı bir yöne evrilememesinin mühim sebeplerinden biri, bir başkasının kaderine dâhil olup onunla ilgilenmenin, merhamet gösteren için özgürlüğünden bir parça vazgeçmeyi zaruri kılmasıdır. Bunu basitçe izah etmek gerekirse; bir insanın zorlukla kaldırabileceği bir ağırlığın altındaki dostunuza o ağırlığı kaldırması için omuz verdiğiniz de artık siz de o ağırlık altında sabit ve bir anlamdan esirsinizdir. Merhametin samimiyeti de işte burada başlar. Dost yanında olmayı merhametle birleştirmektense esaret gibi görmek aceleci bir kurtuluşu, samimiyetsiz bir merhameti kaçınılmaz kılar. Durum şimdi bir vazifeye dönüşmüştür ve her vazifenin doğal bir terhis süresi vardır. Merhametinizin sınırı ona sebep olan hal değil, sizin tahammül noktanız ve yaptığınızın yeterli olup olmadığına dair verdiğiniz karardır.

Öte yandan merhametsiz merhametin insanı götüreceği son nokta da huzursuzluk ve kararsızlıkla bezenmiş hareketsizliktir. Faydasızdır. Muhatabında uyandırdığı his acziyettir. Bir teskin sunmaz. Daha çok içinde bulunan durumun ümitsiz ve iyileşemez olduğuna dair giderek ağırlaşan bir atmosfer sunar. Bu durumda merhamet göstererek sağladığınızı zannettiğiniz görece destek aslında başka bir yük ve ezilmişliği kaçınılmaz kılar. İşte bu aşamada merhamet gösterdiğini zannettiği kişi farkında olmadan acımasız ve kontrolsüz bir bireye dönüşür. Tepkileri sertleşir çünkü artık çaresizlik görünür hale gelmiştir. Dayanak noktasında olduğunu varsaydığı sabrın tükenmesini kendi durumundaki kötüleşmeye yormasından doğal hiçbir şey olamaz. Ki bu doğal bir reaksiyondur ve aslında kurtuluş için son aşamadır.

Anlaşılan odur ki; merhamet hissi etken olan için de edilgen olan için de oldukça hassas bir sınırda var olur. Doğru konumlandırılamadığında zincirleme bir gerileme ile kötüleşmeyi kaçınılmaz kılar. Çünkü merhamet net bir sabır ve dirayeti özellikle dürüstlükle güçlendirilmiş haliyle var edemezse tamamen kibre dönüşmüş suni bir refleksten öteye geçemez ve bunu açık eder. Yaralar giderek artan bir şekilde. Merhametsizlik en net burada hissedilir. Hatta bana göre içinde bulunan durumdan çok daha yaralayıcı olan da budur.

Açıktır ki merhamet menfi ya da müspet bir sonuç doğurmak konusunda kararsızdır. Katıksız bir güven ve sabrı, reflektif olmayan ve tamamı ile bilinçli bir eylemle gösteremediğiniz takdirde, ortaya çıkan sonuç her şeyi başlatan durum ve faillerden muazzam derecede yüksek ve derin bir yıkımı beraberinde getirir.

Yapabiliyorsanız merhamet edin, yoksa daha en başından kenara çekilmek de erdemdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Görsel: Bob Richards

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*