KAPICILAR KRALI - ÇARIKLI KAPİTALİSTİN YÜKSELİŞİ

Yalçın Selim Pusat, Kemal Sunal'ın kült filmlerinden Kapıcılar Kralı'nı toplumsal sınıflar bağlamında yorumladı

KAPICILAR KRALI:  ÇARIKLI KAPİTALİSTİN YÜKSELİŞİ

Yalçın Selim Pusat

Türk sinemasında önemli bir yer edinmiş Yeşilçam filmlerinden biri olan “Kapıcılar Kralı”nı incelediğimizde olayların geliştiği apartmanın aslında ülkemizi temsil ettiğini görüyoruz. Bu düzlemde incelemeye devam edersek eğer filmde, saf görünen ama cin gibi kurnaz olan kapıcı Seyyit'in apartman sakinleri ile olan ilişkileri eğlenceli bir dille anlatılmış.

Film 1976 yılında çekilmiş, yönetmeni Zeki Ökten. Başrol oyuncusu Kemal Sunal. Filmin çekildiği yer İstanbul'un Cihangir semti. Film,  Antalya Film Festivali'nde en iyi film ödülüyle birlikte "en başarılı yönetmen" ve "en başarılı erkek ödülünü" de almış.

Filmin çekimleri İstanbul'un Cihangir semtinde, Selahattin Zeren Apartmanı’nda yapılmış. Hatta senarist Umur Bugay, film çekimi için Selahattin Zeren apartmanının kapıcı dairesini ziyarete apartmanın kapıcısı Seyyit ile birlikte gitmiş. Yine filmde de kapıcının ismini Seyyit olarak aynen korunduğunu görebiliyoruz. Filmde kapıcının çocukları rolündeki biri kız diğeri erkek çocuk gerçek hayattaki Kapıcı Seyyit'in üç çocuğundan ikisiymiş.

Kapıcı Seyyit ve ailesi köyden şehre göç etmiş bir aile. Merkez - çevre bağlamında çevrede kalan kişiler. Köyden çıkmışlar ama şehirli de olamamışlar. Bir nevi tampon bölgede kalanlardan olmuşlar. Evi apartman dairesinden ziyade köy evi gibi gözüküyor. Duvarda “Muhammed” yazılı küçük bir levha ve geleneksel motiflere sahip bir halı var. Apartmanın yöneticisi Fehmi -sonradan yönetimi bırakacak- karısından korkan kılıbık bir adam ve apartmandakiler tarafından - halk tarafından yani - sevilmiyor. Apartmanı iyi yönetememekle suçlanıyor.

Albay karakteri de apartman yönetiminden memnun değil ve görevi devralmaya her daim hazır. Apartmandakiler de onun yönetime gelmesini istiyor. Bir süre sonra yönetimi devralıyor zaten. Albay’la aynı katta karşılıklı dairesi olan Müdür Bey karakteri ise Albay’la iyi geçiniyor. Ortanın üstü bürokrasi sınıfını temsil ediyor. Etliye sütlüye karışmayan ama her daim güçlünün yanında olan bir karakter sergiliyor.   

Memur Ferit ise klasik memur işte, ay sonunu getiremiyor. O zamanki ekonomiyi düşünürsek gayet yerinde bir karakter. Doktor ise merdiven altı kürtaj yaparak eriyen maaşını dengeliyor. Apartmanın en üst katında Übeyit Bey oturuyor. Bu durumun çok güzel bir ironi olduğunu görebiliyoruz. Filmin belki de en can alıcı noktası burası.  Übeyit bey, tefeci ya da banker, o tarz bir işi var.  Sermayedar yani. Apartmanı kimin yönettiği umurunda değil. Parasını her daim katlıyor. Mühim olan da bu onun için.

Son olarak, muhafazakâr kültür kodlarına sahip olsa da Kapıcı Seyyit'in değer yargıları yok. Tek derdi para kazanmak. Bahşiş, bakkaldan aldığı komisyon, stok yaptığı içkileri yüksek fiyata satma, daireyi yüksek fiyattan kiraya verip aradaki parayı cebe atma vs tam bir şark kurnazı. Kendisi kapıcı, hamal, uşak vb şekilde sömürülürken o bu düzen içinde kendine nefes alacak bir alan yaratıyor. İşten işe koşturulurken sürekli söyleniyor ama aynı zamanda dört apartmanın da kapıcılığını yapmaktan geri kalmıyor. Filmin sonunda da apartmanın yüzde elli birlik hissesini satın alıyor. Bunu ister ayakların baş olması, ister proletaryanın zaferi, ister Anadolu sermayesinin yükselişi, ister çarıklı diye küçümsenen Anadolu halkının sevinci olarak yorumlayın, bu da size kalmış. 

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*