ERTUĞRUL ÇOBAN - KRAVAT

Ertuğrul Çoban "Kravat" adlı şiiriyle Edebiyat Daima'da

KRAVAT

Ertuğrul Çoban

 

Hadi çıkar ruhundan oksitlenmiş tokayı,
Efkârını dağıt da aklın yel alsın biraz.
Balıklar alık değil, zor yutuyor zokayı,
Alnının teri midir yediğin tuzlu piyaz?

Hadi gölgede kalsın Bihruz Bey’in faytonu,
İki yüz beygir ile parka çek arabayı.
Polini tımar eder kaşınan Felatun’u,
Her yazın bir kışı var iyi kolla abayı.

Hadi duldada durma, tut bi işin ucundan,
Gözlerin su doldursun, canın çeksin masayı.
Aldırma, hizmetçiler inlesin kuluncundan,
Sen, şu köşeyi kolla bir de çelik kasayı.

Hadi koltuğa el at, dön yavaşça köşeyi,
Dikkat et de çizdirme koltukta karizmayı!
Toplat ayakaltından ufak tefek her şeyi
Çifte, belleri gönder; inşaata kazmayı.

Hadi sıva kolları, ciddi bir tavır takın,
Mutfağa gir ve göster aşçıya kaz yolmayı.
Alt kata üst komşudan üste de alttan yakın,
Unutma, her tabağa birer hurma koymayı!

Hadi resmigeçide, beklemez ulu zevat,
Yüreğini düğmele, öne düşür kafayı.
Çok anasının gözü taktığın şu kravat,
Bir yanı Galip okur, öbür yanı Kafka’yı…

Hadi biraz çabuk ol, cam kenarı bir yer kap,
Rahat etüt edersin ufuktaki arsayı.
Belki cebire uymaz evde yaptığın hesap,
Toplama eklenir mi elde kalan her sayı?

Hadi bana müsaade, objektife gülümse,
Bol keseden dağıtma kilerdeki arpayı.
Ne yapalım hayatın panzehiri ölümse,
Yüzde beşlik hisse ver bütün köye kâr payı.

 

 

 

 

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*