ERCAN KESAL'DA ALBERT CAMUS'YU HATIRLAMAK

Murat Alan, Ercan Kesal'da Albert Camus'yu Hatırlamak adlı yazısıyla Edebiyat Daima'da

ERCAN KESAL'DA ALBERT CAMUS'YU HATIRLAMAK

Murat Alan

Bazen insan gözünün önünde var olan koca evrendeki büyük sırları değil, küçük küçük olagelen gerçeklikleri dahi göremez. Benim Ercan Kesal ile ilgili öyküm tam da burada başlıyor. İlk tanışmamız Youtube de Aziz Dostoyevski ile ilgili bir arama yaparken oldu.  Ercan Kesal’ın şu cümlesi ile dikkat kesildim ve tüm algılarımı kendisine yöneltmeye başladım.

Ne diyordu Ercan Kesal “Bir insan Dostoyevski’nin Ecinniler’ini okumadan ölmemelidir.” Bu bir manada gereklilik içeren bir cümle idi.  Bir anda dedim ki “Tam benlik bir cümle.” Günlük hayatımda dahi ben hep Dostoyevski’ye Aziz Dostoyevski diyordum. Hatta çevremde kasaba aydını olamayacak ya da soğuk savaş döneni siyaset yapan köylü kurnazı tiplerin yanında dahi hep böyle hitap ettim. Aziz Dostoyevski.

Tabii Ercan Kesal bu cümle ile “Boşa geçen bir ömür olmamalıdır.” diyordu kendince.  İstiyordu ki sıradan bir insan için bile Aziz Dostoyevski’nin muazzam anlatımı sır olmanın ötesine geçmeliydi. Ölümün tek gerçek olduğunu ve diğer anlam arayışlarının eninde sonunda bizi başarısızlığa uğratacağını bize anlatan Camus ‘un absürdizminden öteye taşıyacak bir anlamı da taşıyordu bu Ercan Kesal cümlesi.

Acaba Kesal’i bu derece gözlemci yapan ve insanı bilmesini sağlayan gerçeklik Dostoyevski okuyuşunda mı saklıydı. Bir garip itirafı da yapmakta aslında hiç çekinmiyorum. Bu aslında Ercan Kesal’ın oyunculuk gücü ile ilgili bir durum olsa gerek. Değerli Dostlar ben Ercan Kesal’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmini izlerken Ercan Kesel olarak; bilerek tanıyarak izlemedim. Ben orada canlandırılan karakterin gerçek bir muhtar olduğunu düşündüm. Öyle sanarak hiç aklıma Ercan Kesal gelmeden izledim. Ve gerçeği film bitiminde film ile ilgili video analizlerini izlerken fark ettim.

Benim ekranda gördüğüm canlı kanlı bir muhtardı. Hem de geleneksel köylü formunda bir muhtar. Hatta çok zeki bir muhtar gördüm filmde. Kurnazlıkla evine mecburen gelen savcıdan köyün sorununu çözmeye çalışan ve en etkili cümleler ile savcıyı etkilemeye çalışan bir muhtar. Bir sahnede Yılmaz Erdoğan’ın onu mantıken çürütecek isteğini anlamsıza dönüştürecek cümlesini ince bir manevra ile yok edecek zekâya sahip bir muhtar. Kendisi tok yemek yiyenlerle son derece ilgili, o anda köylü mütevazılığı üzerine oturmuş bir iş bilen akil kişiyi izliyorduk.  Tespihini çekişi, takkesini düzeltişi ses tonu ve sıcaklığı ile karşımızda Anadolu da herhangi bir köyünden bir amca karşımızdaydı sanki. Ama bu karakterde şunu da görüyorduk: “Kaç dönemdir muhtarsın ?” sorusuna taktik icabı ama aslında bir köylü kurnazlığı ile verdiği cevabı da yazmıştık politikacıların bir hinliği gibi.

“Aslında ben hiç istemedim son seçim aday olmayı…”  Bu cümle eminim hepimize çok tanıdık geldi. Ben diye atılan yüzbinlerce nutuk atan adamı görmüşler topluluğuyduk zira. Muhtarın savcıdan beklentisinin bir seçim yatırımı olduğunu da anladık. Biz yine de buraya bir tebessüm ile baktık.

“Oyunculuk göstermek değil gizlemektir.” diyen Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözüne Ercan Kesal sanki rolünden öte kendini gizleyerek cevap veriyordu. Beni asıl heyecanlandıran, evet budur dedirten paslı sorularımın cevap buluşu Ercan Kesal’ın bu yaptığı rol ile oldu. Anladım ki edebiyat bizim için vazgeçilmez gözlerimiz, kulaklarımız, ellerimiz derimiz ve nefesimiz. Başkasını en iyi anlama biçimimiz. Karşımızdakinin ruhunun en derinliklerine inebilme halimiz.

Ercan Kesal doğuşu burada işte. Kendisi bir hekim.  Hiç oyunculuk eğitimi almamış. Senarist, film eleştirmeni, oyuncu, yazar ve en önemlisi insana hâkim bir insan. Ben o muhteşem oyunculuğu görünce aklıma birden Albert Camus geldi. Camus 1936 yılında felsefe bölümünden mezun olan biri. Belki dünya ‘da hem futbol oynamış, hem Nobel almış, he tiyatro metinleri yazmış, dört yıl boyunca tiyatrosu kapalı gişe oynamış, romanları ile çığır açmış bir… Bir ne diyeceğimizi şaşırtacak kadar kimlikleri olan bir değer…

Felsefeci mi? Romancı mı? Tiyatro yazarı mı? Belki de en azından futbolcu mu? Ama 47 yıllık yaşamına filozofluğu eklemiş bir Nietzsche tabiri ile üst insan. Ahlakı anlatırken Camus “Ben ahlakı kalecilik yaptığımda öğrendim” diyordu.” Kaleci olduğum yıllarda topun nasıl geleceğini hiç bilemiyordum. “ Diyerek belki kendince absürt felsefesine varıyordu. Karısı onu evliliğinin üçüncü yılında terk ederken belki de yılar sonra hayatın anlam arayışının bir saçmalık olduğunu bize hissettirecekti. Tekrar evlenip tekrar baba olması bile onu insanı tanımak serüveninden uzaklaştıramayacaktı. Onu hayattan koparan absürt ölümüyle veda edişini saymazsak.

Yabancı kitabında “Annem bugün ölmüş olabilir. Belki dün de olabilir.” Derken onun felsefesini hiç bilmeyen biri ona kızmış hatta anlamamışta olabilir. Oysa orada Albert Camus en iyi işini yapıyor felsefesini romanına aktarıyordu.  Annesinin cenazesinde sigara kahve içen başkaraktere kızmamız için değil bizzat işi için bunu yapmaktaydı. Hatta o romanda anlatılan iki tane ölümde bile felsefesini hayat ile ilişkilendiriyordu.  Bizim Ercan Kesal’da muazzam bir şekilde gördüğümüz oyunculukta olduğu gibi. Ercan Kesal onu oynamıyordu. Sanki o olmuştu.

Sezen Aksu’ nun Memet şarkısında dediği gibi “Öyle karanlık bir kutu ki insan”  Evet, insan hala bir muamma. Alexis Carel’in gösterdiği 21. yy belki şimdi geldi. Belki insanoğlunu yeni keşfedeceğiz. Belki bu işi Ercan Kesal gibi de yapamayacağız. Biz insanı ancak derinlemesine okuyarak Ercan Kesel gibi gözlemleyerek bulabiliriz. Hekimliğinde karşısına gelen insanları çok yönlü irdelemesiyle Ercan Kesalca gözlemleyebiliriz.  İnsanı her yönüyle anlamadan hiçbir konuda öteye gidemeyiz.

Ercan Kesel’ı bu noktaya taşıyan onun hekimliği, yazarlığı, senaristliği veya oyunculuğu değildir. İnsanı tanıması ve keşfetmesidir. Dostoyevski’yi diğer tüm dünya romancılarından ayıran yön yine insanı anlatış biçimindeki dehaca halidir. Ya da Camus ‘taki hayat ve ölüm arasında kalan insanı ancak insanı tam anlamıyla insan olarak anlayabilirsek çözebiliriz.

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*