ASLI HİLAL MENTEŞ-SÖYLEMEK MÜMKÜN

Aslı Hilal Menteş "Söylemek Mümkün" adlı yazısıyla Edebiyat Daima'da

SÖYLEMEK MÜMKÜN
Aslı Hilal Menteş

Yazmak bir itki sonucu gerçekleşen bir fiilmiş. Elbette ki içinden gelecek, fakat ilk tercih haline gelmesi zamanla olacak bir şeymiş. İlk tercihin konuşmak olduğunu düşünüyorum. İçinden geldiği gibi filtresiz, korkusuz ve sansürsüz konuşmak… Mümkün görünmüyor. Bu, insanı yalnızlaştıracak bir şey olacak gibi. Beni böyle kabul edecek bir insan olduğunu sanmıyorum yeryüzünde. Benim de birini bu şekilde hayatımda uzun süre tutabileceğimi sanmadığımdan…

İnsanların birbirlerinin normalden uzun cümlelerine tahammülü kalmamış. Oysa ne çok hoşuma gider kendini bana anlatırken anlattıkça fark eden, düşünmeden konuşan fakat konuşurken düşünüyor olan ve zihninin kapılarını bana da açan birini dinlemek. Beceremiyorum herhalde ben de bu söylediklerimi. Düşündüğüm ve savunduğum çoğu şeyi yapmayı beceremediğim gibi. Çünkü duyuyorum bazen, dinlemeyi öğren önce diyorlar. Sanırım önce kendimi dinlemeyi öğrenmeye çalışıyorum. Ve en zorlusu da bu.

Kafamda dövüş senaryoları kurup kahraman olduğumda hangi filmi izledin diyorlardı. Şimdi de hangi kitabı okudun yine derler mi bilmem. Ben kendime diyorum herhalde, ondan yine başkaları üzerinden yorumlanma ihtimalleri uydurmaya başladım. Özgün olmama tedirginliği mi vardı bilinçdışımda. Bilinçdışı, bilinç durumumu çok büyük oranda baskılamış durumda, ama nakavt edemedi. Toplum baskısının da üzerimde etkisi büyük olduğu için gerçeklik hala direniyor. Gerçekliğin ne olduğunu sorgulayabilecek kadar okuyup büyük adam olamadım henüz.

Yazarların neden iyi yazar olduğu artık aşikâr oldu benim için. Etraflarında onları gerçekten dinleyen insanlar olmadığı için. Anlayan demiyorum çünkü anlamak için dinlemek gerekir. Dinlemek ise kavramın yüzeysel çağrışımına rağmen hiç kolay bir eylem ve hiç kolay bir erdem değildir. Şimdi de kimse beni anlamıyor haletiruhiyesine mi giriyorum? Hayır bunu hiç istemiyorum. Zamanında ergen bir tavır olan bu şeyin, entelektüel bir sorunmuş gibi olmaya başladığına dair gözlemsel şüphelerim yok değil. Anlaşılmadığın için kendine mi kızıyorsun, yoksa seni anlamadıkları/anlayamadıkları için onları aşağı mı görmeye başladın? Bunun çok acınası olacağını da bir o kadar açık. Bunun gerçekleşmemesi adına da kendini hep ama hep farkındalıkla geliştirmeli insan.

İnsan vizyonunu ve misyonunu sürekli güncellemeli, hasat alabilmek için toprağı havalandırmak gibi. Yoksa toprağa basan her ayağın izi etkisinde kalır, toz olur, “üf” derler gider. Emek verdiğimiz bu topraklarda yeşillenip, elektrik tellerinin ötesine uzanacak kadar büyüyüp, bir sürü kırlangıcın, serçenin, karganın, leyleğin dallarını sahipleneceği; rüzgârın dans etmek isteyeceği, yağmurun misafirliğe geldiği, tiyatro sahnesinde bulutlarla başrolü paylaştığın bir oyunmuş gibi huzurla seyredilecek bir ağaca dönüşmek dileğiyle…

 

 

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*