“MASAL - İKİ DÜNYA ARASINDAKİ AŞK” KİTABINA DAİR

Hayal gücümüz sayesinde özlem duyduğumuz yaşamı ilmek ilmek öreriz içimizde. Masal, hayalden hayale varlık bulan bir söz ise masal anlatmak ve dinlemek de sözcüklerle düş kurmaktır.

“MASAL - İKİ DÜNYA ARASINDAKİ AŞKKİTABINA DAİR

Birgül Aslanoğlu

 

Nazlı Çevik Azazi,“Dilerim bu kitap, içindeki çocuğun neşesini arttırır ve onun kanatlarına her daim rüzgârlar üfler.” notuyla imzalamıştı, Masal-İki Dünya Arasındaki Aşk’ı. Bu kitabı okuyana dek masalların çocuklar için yazılmış hayal ürünü eserler olduğunu düşünürdüm. Çocuklarıma, okuduğum klasik masallardan öteye bir masal deneyimim olmamıştı. Nazlı Çevik, masalı, öyle bir anlatmış ki aslında en önemli varlığımız olan çocuklarımız ve bizler için masalın ne denli önemli olduğunu anladım. Hayata hazırlanan çocuklarımız için masal, onları sadece eğlendirmeyecek, geliştirecek anlatımlardır. Azazi, insan olma serüvenimizde masalların bize nasıl rehberlik ettiğini, içimizdeki çocuğu nasıl uyandırdığını, samimi anlatımıyla dile getirmiş.

2017’de Almanya’da “Thürüngen Masal ve Efsane Ödülü”nü alan hikâye anlatıcısı Nazlı Çevik Azazi’nin hayatındaki değişim, masallarla başlamış. “Benim Hikâyem” başlıklı kitabın ilk bölümünde yazarın, masalla yolculuğuna tanık oluyoruz. Clarissa P.Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okuması, Azazi için dönüm noktası olmuştur. Yazar, bunu şöyle ifade ediyor:

“Clarissa P.Estes’in kitabındaki masallar, karanlık gecemin kalbinde parlayan yıldızlarım oldu. Clarissa, masallar aracılığıyla bana içimdeki hazineyi hatırlatıyor; ailemde, okulda ve arkadaş çevremde hiç kimsenin söyleyemediklerin söylemeye cesaret ediyordu… Masallar bana, kendime nasıl sahip çıkmam gerektiğini, gönlümden gelen kadim sesleri nasıl dinleyeceğimi, ruhuma nakşedilmiş arketipler nasıl yaşamıma katacağımı ve içimdeki kahramanın nasıl uyandıracağımı öğretiyordu.”(1)

Bu süreçte yazar, daha çok masal okumaya başlamış, yaratıcı drama kurslarına katılmış, dans ve edebiyata eğilimi başlamış, çocuklarla çalışmaya başlamış. Masal anlatmak ve insanlara, masalların aynasında kendilerine bakmaları için aracı olmayı hedeflemiş.

Kitap, “Benim Hikâyem” başlıklı giriş bölümünden sonra iki bölümden oluşmakta. İlk bölümde masalın, hakikat, söz, aşk, yaşamın aynası, hayal ve sembol olduğu anlatılmış. Her bölüm bir masalla başlamış daha sonra yazar masaldan yola çıkarak değerlendirmelerini ve tespitlerini sıralamış. Bu bağlamda yazarın seçtiği masallar, fazla aşina olmadığımız çok özel ve güzel masallar. Yazara göre masal, bize aradığımız şifayı verir, bizi aslımıza kavuşturan efsunlu bir sözdür. Sözlü geleneğin en güzel çocuğu olan masallar ve masal anlatıcılığının, modern dünyada yeniden hayat bulduğu, dünyanın her yerinde şaha kalkmış bir at olduğu vurgusu yapılır eserde. Masalların, bize görmenin ötesinde görünmeyen güçleri anlatan bilge anlatılar olduğuna da değinilir. Azazi, Nar Kız masalının incelemesinde görünmeyen yolu göstermede masalların bize rehberlik edeceğini düşünür ve masalların derinine iner.

“Masallar, insanlığın bilinçdışında gizli olan derin hakikatlerin, sembol elbisesini giyerek insanın bilincine ulaşmasıyla ortaya çıkan anlatılardır.”(2)

“Masal Hakikattir” başlığı altındaki bölümde yazar, “Hakikat ve Hikâye’nin Meseli” ile bize, her masalın kalbinde hakikatin gizli olduğunu anlatır. Çünkü masal, insan tarafından üretilmiş ruhla dolu bir varlıktır.

Bu eser, masal örnekleri ve masal incelemesinin yanı sıra masal yoluyla insanın kendini bulma, tekâmül, beşerden öze geçişini, tasavvufi açıdan da irdeleyen bir kitap Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmak, manevi bir don değiştirmek için masal önemlidir.

Tanpınar’ın da ifade ettiği gibi masal bir anda biz istiyoruz diye teşekkül etmez o hayatın içinden fışkırır. “Günümüz masal anlatıcıları, İç Sıkıntısı meselinde bahsi geçen bilge kadınların manevi torunlarıdır.”

Georg Wilhelm’in de dediği gibi “Sanat, aslında insanlığın ilk duygusal eğitmenidir.” İçimizde bir ruh hali olan çocukluğumuzu masallarla eğitiriz. Aslında farkında olmadan masal, kalbimizi bir çocuğun sevgi dolu yüreğine dönüştürür. “Çemberli Çocuk” masalındaki gibi “Masal, bizi düş kuran kozmik yanımız olan içimizdeki çocukla buluşturan en güzel yoldur.”3 der, yazar. Masallar boşu boşuna “Bir varmış, bir yokmuş.” ile başlamıyor, bir var oluruz, bir yok oluruz, masal eğlendirmez, büyüler.

Erik Fromm’a göre “Masallar ve mitler kendilerini sembol diliyle ifade eden geçmiş zaman bilgelikleri ve özleyişleridir.”Aslında toplumların rüyaları olan masallarda geçen dev, cin, peri, kral, padişah, cüce, büyülü nesneler bizi bize anlatan sembollerdir.

Hayal gücümüz sayesinde özlem duyduğumuz yaşamı ilmek ilmek öreriz içimizde. Masal, hayalden hayale varlık bulan bir söz ise masal anlatmak ve dinlemek de sözcüklerle düş kurmaktır. Masal dinledikçe hayal gücümüz kanatlanır. Bu konuda yazarın Almanya’daki hocası şöyle bir tespitte bulunuyor. İnsanın hayal gücü kaslarının olduğunu ve bu kasların tıpkı vücudumuzdaki diğer kaslarımız gibi çalıştıkça güçleneceği bunun için de bol bol masal dinlememiz gerektiği. Şimdi anlıyorum neden çocukluğumdaki kadar çok hayal kurmuyorum

Bir inceleme ve aslında kişisel gelişim kitabı olan bu eseri okuyunca anlıyorsunuz ki masal aşktır ve aşk olan niteliğiyle bize iki dünya arasındaki bağları hatırlatır. Aşk, Birkan Keskin’in aşk adlı şiirinde ifade ettiği gibi “O en ‘bir’ ve ‘tam’ olana yürümek.”tir. Nazlı Çevik Azazi de bunun yolunun masaldan geçtiğini söyleyen modern zamanların kadim geleneklerini taşıyan masal anlatıcısı olmuştur.

 

(1)Nazlı Çelik Azazi, İki Dünya Arasındaki Aşk, Doğan Novus, İstanbul, 2019, s.17.

(2)A.g.e. ,s.42

(3) A.g.e. ,s.88

İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap

Mail adresiniz görüntelenmeyecek


*

*