M. Yücel Özmen | Tanpınar’ın Dünyasına Bir Yolculuk: “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun”

M. Yücel Özmen | Tanpınar’ın Dünyasına Bir Yolculuk: “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun”

M. Yücel Özmen, Tanpınar’ın Dünyasına Bir Yolculuk: “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun” adlı yazısıyla Edebiyat Daima’da

M. Yücel Özmen | Tanpınar’ın Dünyasına Bir Yolculuk: “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun”

“Ne İçindeyim Zamanın” ve “ Bursa’da Zaman” şiirleri dediğimiz de aklımıza gelen isimdir Ahmet Hamdi Tanpınar. Beş Şehir, Mahur Beste, Huzur ve yıllar önce okuduğumda çarpıldığım ve bende özel bir yeri olan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, Türk toplumunun Tanzimat öncesinde başlayıp Cumhuriyet’e ve sonrasına uzanan dönemini hiciv yoluyla eleştiren bir düşünce romanıdır ve Türk toplumunun yaşadığı karmaşayı, karmaşıklığı çok iyi aktarır bizlere.

Şiir, roman, deneme, inceleme ve araştırma türünde yazmış olduğu eserleriyle tanıdığımız Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir ve her geçen gün değeri ve yokluğu daha fazla anlaşılmaktadır.

Yazar olarak da insan olarak da hayatta derinlik aramış, edebiyatımıza derinlik katmış, Doğu ile Batı arasında sıkışmışlığı derinden yaşamış, hep arafta kalmış ve anlaşılamamış bir yazardır Ahmet Hamdi Tanpınar.

Tanpınar biyografisi diyeceğimiz kitap öncelikle ismiyle sizi çarpıyor. “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun” Bu kitabı okumadan önce mutlaka Tanpınar okumaları yapmalısınız. Özellikle yazarın “Yaz Yağmuru” eseri başta olmak üzere “Huzur”, ” Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ve yazarın diğer külliyatı daha doğrusu hakkında yazılmış olan her şeyi… Yazar da kitabı yazmadan önce Metin Celal’in Selim İleri için “vefalı bir edebiyat arkeoloğu” sıfatını hak edercesine Tanpınar, hakkında derin araştırmalara girişmiş.

Selim İleri’nin “Yaşadınız Öldünüz, Bir Anlamı Olmalı Bunun”un tanıtım yazısında “Okuru Ahmet Hamdi Tanpınar’ın iç dünyasına doğru çetin bir yolculuğa çıkarıyor” denmiş. Katılmamak elde değil. Selim İleri, Tanpınar’dan unutulmaz bir roman kahramanı yaratıyor. Tanpınar’a, Selim İleri’nin seslenişleri de kitapta yer buluyor. Hatta kitabın kimi yerlerinde Selim İleri ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sesleri birbirine karışıyor. Bu arada Selim İleri, eseriniz üzerine ilk yazanlardan biriyim    ( s.51) diyerek geçmişte yazarı gün yüzüne çıkaran ilk yazarlardan biri olduğunu belirtiyor.

Kitap için türler arası bir metin söylemi hiç de haksız sayılmaz. Eser bir roman, portre çalışması, inceleme, deneme gibi türleri barındırıyor.

Selim İleri, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öldüğünde ortaokulda öğrenci olduğunu ve eseriyle karşılaşmasının da teyzesiyle, eniştesinin Mühürdar’daki evlerindeki eniştesinin kitaplığında Varlık Yayınlarından çıkan “ Yaz Yağmuru” kitabıyla olduğunu söylüyor ve “Yaz Yağmur”unu okumakta zorlanmasına rağmen ilk göz ağrım diye nitelendiriyor.

Selim İleri, romanda Tanpınar’ın roman kahramanlarıyla kendi hayatı hakkında benzeşmeler üzerinde duruyor. Üstelik bunu yaparken sadece Nuran, Mümtaz, Suat, Hayri İrdal gibi bilinen roman kahramanlarını değil Sabri gibi pek bilinmeyen kahramanlarını da anlatıyor. Sabri’ye ilk defa “Yaz Yağmuru” hikâyesinde rastlıyor ve daha sonra diğer eserlerinde de karşısına çıkıyor. Romanın sonunda ise Dördüncü Sabri’nin Yaşar Nabi Nayır’a yazılmış bir mektupta olduğunu söylüyor: “Dördüncü Sabri’yi, ‘asıl’ Sabri’yi baştan beri biliyordum, sona sakladım, en yaralısını, bence ‘siz’ olanı” (s. 219).

Yazar, “Siz yazdınız. Fakat ben kendi maceramı anlatmak istiyorum. Yıllarca süren; şimdi, iyice yaşlanmışken de. Sizden artık epey büyüğüm. Diriler belki okur diye, size, bir ölüye anlatıyorum.”    (s. 14) diyerek kitabın bir sesleniş olduğunu bizlere belirtiyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Gitmek, hep gitmek; giderseniz çok şeyin değişeceğine, düzeleceğine, iyileşeceğinize, şifa bulacağınıza inanıyordunuz” (s.78) diyerek kaçma isteğini belirtmiş.

Selim İleri aynı zamanda kıskançlığı, alınganlığı, yaranma çabalarıyla insani yanları üzerinde de duruyor Tanpınar’ın. Sabahattin Eyüboğlu, Peyami Safa, Necip Fazıl Kısakürek’le yaşadıkları; Adalet Cimcöz, Peride Celal, A. Şinasi Hisar, Behçet Necatigil, Kamuran Şipal, Doğan Hızlan… Dostlukları da kitapta anlatılıyor. Kitapta Tanpınar’ın bitiremediği, yarım kalan romanından da bahsediliyor: Aydaki Kadın

Selim İleri, yazar üzerinden aynı zamanda kendisiyle de hesaplaşıyor bu hesaplaşma bir iç hesaplaşma ve bunu şu satırlarda çok çarpıcı bir şekilde görüyoruz:

“İşte yaşamınızı böyle yaptınız, ucu bucağı olmayan yalnızlık, her gün yeniden iletişimsizlik, bir hiç! Bir hiç. Hiç. Yaşlanıyordunuz: Tek bir Tanpınar yoktu, kaç kimliğe, kaç kişiliğe bürünmüştünüz! Göz kapaklarınız kurşun gibi ağır, kendinizden saklanıyordunuz. (Size, bir ölüye kendimi yazıyorum, kendimi anlatıyorum.) Ölmekten korkuyordunuz. (Rüyada gibi ölmüşsünüz. ‘… olağanüstü bir mutluluğa bakar gibi’ gülümsüyormuşsunuz.) Ölüm arkadaşıyız. Ölümden korkuyorum. Gecede yalnız.” (s. 174-175)

“Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun” romanının 182. Sayfasında Zümrüt adlı filmde rulet masası sahnesinde figüranlığınız anlatılıyor ve kaynak olarak da o sahnede yer alan Çolpan İlhan gösteriliyor. İlginçtir kitabın kapağında da bu sahne yer alıyor.

Yapıtları, hatıraları, roman kahramanları, anıları üzerinden Tanpınar’ı tanımak istiyorsak bizler Tanpınar’a gönül verenler olarak bu kitabı mutlaka okumamız gerektiğini düşünüyorum. Yazıyı bitirirken Selim İleri’nin arka kapaktaki alıntısı ile sizi baş başa bırakıyorum:

“Bu romanı hayatla öldürülenlere yazdım. Bu romanı, burada yazdıklarımı yalnız onların okuyacağını biliyorum.”                                                                                                  
Selim

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Gönderiler

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

En Son Gönderiler

Popüler Yazarlar