Nesrin Çoruh | Şairin Romanı Okumaları – 5

Nesrin Çoruh | Şairin Romanı Okumaları – 5

Nesrin Çoruh, Murathan Mungan’ın “Şairin Romanı” adlı romanına dair yaptığı incelemesiyle Edebiyat Daima’da

MURATHAN MUNGAN’IN “ŞAİRİN ROMANI” OKUMALARI 5:  ŞAİRİN HAYVANI

Murathan Mungan, Şairin Hayvanı bölümünde diğer bölümlerde olduğu gibi okuyucuyu avucunda tutmayı bilmiş yine. Yer yer durgun yer yer aksiyonu bol olan bölümde emeğin büyüklüğünü hissediyor okur. Eserin bir önceki ana bölümü olan Şairin Gölgesi’nin “Kör kanı” alt bölümünde kör bilge Chinhaya’nın şair Bendag’a, “İyi şairlerin kanında bir hayvan vardır. Bilgelikle dizginlemeye çalıştıkları bir hayvan. Çoğu kez şahlandırmakta da güçlük çektikleri bu gizemli hayvan yol gösterir onlara. Yolda hayvanını kaybetmemeye bak!” cümlelerini söylemişti. Şairlerin yaratıcılığını simgeleyen bu cümleler Şairin Hayvanı bölümü ile ne kadar ilintili? “Çizimlerevi, Kaplan, Ümma’nın ikinci rüyası, Samarakad Surları, Kırmızı Kent, Çılgın nar ağaçları, Rüyanın parmakları, Kar kızağı, Ümma’nın üçüncü rüyası ve Katilin kanı” adlarını taşıyan beşinci bölümde bunu anlamaya çalışalım.

Çizimlerevi bölümünde Mungan birçok bölümde olduğu gibi karakterlerinin gittiği mekânları detaylıca tasvir etmiş. Bu sefer Çizimevi’nin bulunduğu kent; ruhsuz, kuru bir yer görünümünde olan, bugünkü büyük şehirleri andıran, muntazam ama birbirine benzeyen, kendine has bir ruhu olmayan bir kent LuuRa. “İrili ufaklı şehirlere yığıldıkça insanların ruh kurumasına uğradığını, hayatın şiirinin söndüğünü düşünüyordu. (s.343)” cümlelerinden ve önceki bölümlerden anlaşılacağı gibi tabiat ve şiir iç içedir bu evrende ve tabiattan uzaklaşan insan, ruh kuruması yaşar. Bölümün hâkim karakterleri bize yer yer Don Kişot ve Sancho Panza’yı çağrıştıran Gamenn ve Pepqemok. Onların olduğu yerde ise polisiye havasını hissetmemek mümkün değil. Çizimevi’nde katilin öldürme şekilleri üzerine verilen bilgiler polisiye havasını perçinlemiş. Bu bölümde Lelalu’nun güvercin vasıtasıyla eski sevgilisini Gamenn’den görmesini istemesi de bölümün detaylarından birisi.  Dikkati çeken bir diğer detay da Gamenn’e benzeyen,yüzünde yara izi olan, “zararsız meczup” olarak nitelendirilmiş bir resmi Pepqemok’un yanına alması.

Kaplan alt başlığı Şairin Hayvanı bölüm adını yansıtıyor aslında.   Kör bilge Chinhaya’nın Bendag’a, şairin hayvanı ile ilgili söylediği sözlerin ana bölümle ilgisi kurulabilir.  Son Yolculuk kitabına dair derin düşüncelere dalmışken Bendag’ın karşısına bir kaplan çıkar. Gençliğinde kaplanın da yer aldığı şiirler vardır. Kaplan, içindeki yaratıcılığı temsil eden kaybedilmemiş hayvandır. 

Ümma’nın ikinci rüyası bölümüne kâbus demek daha doğru. Gammenn’in hem katil hem maktul olduğu bir kâbus görür Ümma. Ümma’nın ona verdiği tılsımlı taşlar korusun Gammen’i demek geliyor okuyucunun içinden.

Samarakad Surları bölümünde yine mekân tasviri ile başlanmış. Doruğu buzlarla zırhlanmış dağlarının arasındaki dar geçitlerden inerek heykellerle dolu büyük bahçelerin arasından bizler de Samarakad’a ulaşıyoruz Moottah ve ikizlerle birlikte. Üzerlerinde uyku cini motifleri olan serquvaa kilimleri, örtüleri serilmiş sedirlere. Zeey ve Tagan ile birlikte bizler de uzanıyoruz bu sedirlerin üzerine. “Ne kadar çok şey öğrenirsem o kadar az şey anlıyorum. (S.368)”  diyor Zeey bilgece. Bu bölümde Moottah, güvercin çiftliğinde şair adayı küçük bir kız keşfediyor. “İyi bir şiir yalnızca kendi kendinin anlamını taşır.(s.364)”sözü de bugün “Yeni Eleştiri” kuramlarında yer alan bir anlayış aslında: Metnin sadece iletisini değerlendirmek. Kameralar bu bölümde tekrar Zeheyra’ya çevrilmiş.  Zeheyra, kocasının Avoona’yı görmeye gitmesinin ardından yine açıyor sandığı, yıkılıyor kızın saçlarını görünce. Defteri alıp Moottah’ın yanına gidiyor.  Sayfa 367, 2. paragraf sonrasındaki bölüm sayfa 329 ile aynı.  O ana dönülüyor yeniden Zeheyra, Moottah’ın huzuruna geliyor. Zeheyra’nın planları var. Ne derece gerçekleştirebilecek Zeheyra planlarını kısa sürede anlaşılıyor.

Kırmızı Kent’te orta meydanda kalın gövdesi dalsız biçimde göğe yükselip birdenbire tepede çok dallı bir şemsiye gibi açılıp eteğinde geniş bir gölgelik alan yaratan masalsı dev bir ejder ağacı vardır. Yılın belli bir mevsiminde ışıklı tören ve oyunsu ayinlerle kırmızıya boyandığı için Kırmızı Kent adıyla anılmaktadır burası. Lelalu’nun sevgilisi Vylea’yı buluyor bu bölümde Gamenn ve karşısında güzel bir kadın gördüğü için şaşırıyor.  Aşk üzerine güzel bir sohbet gerçekleşiyor aynı kadına âşık iki kişi arasında. Bu bölümün en dikkat çeken yerlerinden biri ise şurası: “… yerkürede herkes aslında şair olmak ister, bunun hayaliyle büyür, sonra günün birinde şiirin yüzüne gülmediğini kabullenip kaderine küserek başka bir şey olmak zorunda kalırdı. (s. 375)” Herkesin şair olmak istediği bir ütopik bir yerküre… Kitabın adıyla da ne güzel örtüşüyor.  

Çılgın nar ağaçları bölümünde Bendag’ın varoluşsal düşüncelere dalıp ağlaması, bir çocuğun sessizce yanına oturması okuru da hüzünlendiriyor. Tau, nar ağaçları ile bilinen bir yer. Şiir kahveleri var bu kentte.  Şiir ve şair üzerine harika sohbetler, şiir ve şair analizleri yapılıyor. Bendag, kör bilgenin olduğu yerde tanıştığı Ysoleaf’a gitmek zorunda kalıyor. Şiir meclisinde Remzganan kimliği ile şiirini okuması başına dert açıyor. Ysoleaf’ın verdiği yeni kimlikle Bendag, Remzganan olmaktan kurtulan bir Tutseneaf’a dönüşüyor artık.

Rüyanın parmakları bölümü bence romanın en akıcı, en heyecanlı ve en dramatik bölümlerinden birisi.  Babası gibi kagamusha rolüne bürünen Agabu, Zeheyra’ya kâbusunu yaşatıyor. Zeheyra gibi akıllı bir kadının defterleri Moottah’a verdiğini söylemesi heyecanı artırsa da okuyucu şaşırtan bir detay olmuş.

Kar kızağı bölümünde Moottah’ın rüyası sayesinde nihayet Roasanayma’nın Serhenas’ın karda kaydığı kızağının adı olduğunu öğreniyoruz. Rüya sonrası şairin kuyusuna gidip Serhenas’ın sesini duyuyor Moottah. Ama tehlike çanları çalıyor bu arada. Timsah kafalı, kartal gagalı, yüzgeç kanatlı uçman kuşlar yazgıyı hızlandırırmış. Moottah’a görünen kuşlar bakalım onun yazgısını nasıl değiştirecek?   Agabu’nun kurduğu hain bir tuzağa düşecek mi Moottah? İlk bölümlerden beri adını duyduğumuz on beş yaşındaki Remzganan çıktı ortaya. Bakalım nasıl seyredecek hikâyenin devamı?

Ümma’nın üçüncü rüyasında tam şiir gibi bir dil, masalsı bir anlatım karşılıyor okuru. “O gün,  on üç dolunaylı göğün altında birden fazla şey olacak; gök katlarındaki on üç ayrı kaynaktan akan gümüşten sicimlerle birden fazla giz ışığa çıkacak. Hakikatin yüzü birkaç yerinden birden aydınlanacak. O gün çok kişi gülüp az kişi ağlayacak. (s.416)” cümlelerinden güzel şeyler olacağının işaretini alıyoruz ama biraz sancılı olacak anlaşılan güzel şeyler. Ümma ile Lelalu Gamenn’e mektup yazarlar. Bendag’a da hayatında bir kadın olacağının müjdesini verir Ümma. 

Şairin Hayvanı ana bölümünün son alt başlığı olan Katilin kanında Şairin Gölgesi’ndeki son ara başlıktaki gibi katil yine karşımıza çıkıyor. Ama kim? Hâlâ tahminlerde bulunamıyoruz. Yine bilinç akışı tekniği ile sayıklayan ya da ruh sağlığı bozuk bir insanın söyleyeceği sözler sıralanmış.  “…şair kanı olmayanların yazdığı şiirlerin kanı akmaz ki kessen kelimelerini.(s.417)” sadece küçük bir örnek.

Sondan bir önceki Şairin Kanı bölümüne geçerken polisiyenin sınırları doğrultusunda birçok ipucu gören okur birçok kişinin katil olması ihtimalini düşünür. Bakalım Şairin Kanı’nda belirginleşecek mi katil? Okuru neler bekliyor?

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Gönderiler

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

En Son Gönderiler

Popüler Yazarlar