Yunus Çinçin | Dücane Cündioğlu’nun Motto’su

Yunus Çinçin | Dücane Cündioğlu’nun Motto’su

Yunus Çinçin, Dücane Cündioğlu’nun Motto adlı kitabına dair yazdı

“Kuşkudan arındırılmış hiçbir dogmatik zeminde düşünce var olmaz, çünkü böylesi zeminlerde karşıtlık ve çelişkiye izin verilmez.” (s.53)


Dücane Cündioğlu’ nun “Motto” adlı eseri, yazarın, hayata dair pek çok konuda söylenmiş derin anlamlı aforizmalarıyla oluşmuş bir kitap. Yazar, kitaba isim olarak verdiği “motto” kelimesiyle, kitabını okuyuculara pek çok meseleyi anlama ve anlatmaya çalışma için parola olarak sunuyor. Dücane Cündioğlu, günümüzde bilgeliği, arif olmayı;
aşkı, sevgiyi; ilim ve irfanı; inancı ve siyaseti basit kurallara indirgeyen, kestirmeci, reçetelerle iş görmeye çalışan, söylediğinin tam tersini yapan ve yaşayan kimselere karşı; felsefenin, bilginin, sormanın, sorgulamanın, tutarlı ve bütünlüklü, kendini ve haddini bilerek yaşamanın zorlu yollarında okuyucuyla birlikte tüm samimiyetiyle yol alıyor. Yaşamla, kendi yaşamına dair pek çok şeyle ilgili sorgulamalarına dahil ediyor okuyucuyu ve şayet parolanın ne olduğunu anlayabilirlerse onlara da yol açacak aforizmalarıyla okuyucunun ufkunu geliştiriyor.

“İlim ile malumatı birbirine karıştırma: malumat sahibine bilgiç denir, ilim sahibine bilgin, irfan sahibine bilge.” (s.37)

“Bilmiyorum demek erdemdir.” (s.57)

“An insanın kaybedeceği tek şey, çünkü hakkını vermesi koşuluyla sahip olduğu tek şey.(s.57)

“Cehaletin telafisi kolay, gafletin telafisi çok zor.” (s.65)


Yazar, her cümlesi ayrı ayrı derin anlamlar içeren aforizmalarında, çok net ifade ediyor düşüncelerini, duygularını ve hayata dair pek çok meseleye değinip değindiği meseleleri irdeliyor. “En güzelin en çirkine dönüşebildiğini görebilecek kadar uzun yaşamakmış yazgım.”  (s.1) diye özetliyor yazgısını yazar.


Bazı aforizmalarında, bazı filozofların daha önce ifade ettikleri sözlere yakın ifadeler kullanan yazar, bazı aforizmalarında oldukça özgün bir bakış açısı ve düşünce ortaya koyuyor. “Yola çıkmak yoldan çıkmaktır.” (s.2) cümlesi hiç şaşırtmıyor beni okuduğumda. Herkesin gittiği yoldan giden, kendi yolunu bulamaz. Yoldan çıkılmadan, yol bulunmaz. Yoldan çıkmayı göze alamayıp konforlu yaşamından ödün vermek istemeyenler, herkesin gitti yolda kendilerini tekrarlayıp dururlar, kendilerine yabancılaşarak.

“Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmek.” (s.2) diyen yazar kendince ve yeniden yaşamı anlamlandırma çabası içine giriyor kitabıyla.

Bir felsefeciye yakışır bir şekilde “Gözlerini kapamazsan göremezsin.” (s.2) diyerek alışılmış düşünceleri alt üst eden yazar, gönül gözüne, sezgiye vurgu yapıyor.

“Yol bitmiyor, her adımda bildiklerimi yeniden öğreniyorum.” (s.112) diyerek yazar, Sokrates’in ,”Bildiğim tek şey, bir şey bilmediğimdir.” Sözünü hatırlatıyor okurlara.

“Erdem bir değere sahip çıkmak değil, o değere sahip olmaktır.” (s.4) diyen yazar, felsefenin zorlu yollarında erdemli olmanın, bir değeri içselleştirmenin yolunu, yöntemini ifade ediyor.

“Ölmeden olmak olmaz: filozof bildikçe ölür, derviş öldükçe bilir.”  (s.7) ifadeleri, dervişin ölmeden önce nefsini öldürme çabasını; filozofun da mecazi anlamda bildikçe kendini aşmasını, egosunu öldürmesini ya da Sokrates’in, “Atina’nın at sineği” olarak görülmesinden dolayı öldürülmesi gibi, kurulu düzeni bilgisiyle, gerçekleri sorgulamasıyla tehdit eden filozofun öldürülmesi durumunu ifade eder.

“Çoğu kez ahlaksızlığın üzerine serilen en kalın örtüdür ahlak.” (s.44)

“bilgiç: ya doğu ya batı
bilgin: hem doğu hem batı
bilge: ne doğu ne batı”
   (s.78)

“Düşünce inançtan üstündür, çünkü düşünce kanıt ister, inanç istemez.” (s.83)

“Devletlerin imanı arttıkça aklı azalır.” (s.96)

“Madenleri tanımıyorlar, bitkileri tanımıyorlar, hayvanları tanımıyorlar, insanı tanımıyorlar, güya Tanrı’yı tanıyorlar: fiziksiz metafizik.”    (s.100)

Filozof deyince yalnızlık kaçınılmaz bir durum. Düşünüp sorgulamaktan pek haz almayan kalabalıklar arasında düşünüp sorgulayan bir insanın varlığı yalnızlığı kaçınılmaz kılıyor.
Yazar da yalnızlıkla ilgili özgün düşüncelerini dile getiriyor aforizmalarıyla.

“Ah şu kahve çekirdeği koyuluğundaki yalnızlık!” (s.76)

“İdrakine varılmamış bir yalnızlık hakkında konuşabilirsin ama yalnızlığının idrakine varırsan sükût etmekten başka çaren kalmaz.”   (s.49)

“Zihninde yaşamayı sürdürdükçe insanın derinliği artar, genişliği azalır.”   (s.86)

“Yaşamdan payını eksiltmeyi göze alamayan ne düşünceden ne sanattan pay alabilir.”  (s.61)Formun Üstü

Bu ve bunun gibi yüzlerce veciz söz, aforizma var kitapta. Her biri insanı düşünmeye, sorgulamaya yönelten derin anlamlı ve dikkatle okununca kişide köklü zihinsel değişiklikler yaratabilecek güçte sözler.

Dücane Cündioğlu, kitaptaki sözlerinde, insanın en temel var oluş sorunsalını kendisini de meselenin dışında tutmadan ele almış. İnsanın var olma sancısına ve varoluşunu sorgulama çabasına kendi sözleriyle katkı sunmuş.

“Var olma savaşı veren varoluş sancısı çekmez, sadece yaşar ama idrak etmez.”  (s.83)

“Yaşamı seçmedik, ona maruz kaldık. Şaşkınız.”  (s.29)

“Yarım kalmışlık yaşamın özüdür.”  (s.25)

“İnsan bilinçsel varoluşunu unutma yetisine borçludur: nesne ve olguları dilde, dili ise düşüncede unutur; oysa asıl unuttuğu daima yaşamdır.” (s.117)

Kitaptaki hemen hemen her söz, okundukça kişinin kendisini sorgulamasını ve kendisiyle yüzleşmesini zorunlu kılıyor. Okur kitabı okurken, istese de istemese de felsefe yapıyor.

Okuyucunun alışılmış düşüncelerini, zihnindeki kalıpları, ezber düşünceleri sarsarak onu esnek düşünmeye yönelten, okuyucunun meselelere çok yönlü bakabilmesini sağlayan, bir kitap “Motto”.

“Abdal anlamak, aptal anlaşılmak ister, oysa ilkinin anlaşılmaya, ikincisinin anlamaya ihtiyacı vardır.”   (s.59)

Dücane Cündioğlu, düşünürlerin ve felsefenin temel konularından biri olan, insanın en güçlü, en karmaşık duygusu aşktan, aşkın farklı boyutlarından söz ediyor filozofça bir bakış açısıyla ve oldukça anlaşılır ifadelerle.

“Bir ah sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden, işitilir.”  (s.19)

“Aşk nedensizdir.”  (s.37)

“Sevmek inanmak demektir, aşkı sevgiden farklı kılan da budur, zira âşık’ ın inanmaya gereksinimi yoktur.” (s.90)
“Az -çok sevebilirsin, az-çok beğenebilirsin, az-çok hoşlanabilirsin ve fakat asla az-çok âşık olamazsın.”   (s.98)

“Mecnun olmayana Leyla görünmez.”  (s.106)

“Aşk bir ayrıcalıktır, seçilmiş olmak gerek.”   (s.108)

Bir düşünürün pek çok şeyden söz edip dilden, edebiyattan, sanattan söz etmemesi düşünülemez. Bir filozof felsefe yaptığı dili ve o dilin imkânlarını çok iyi bilmeli ve duygu ve düşüncelerini ustaca ve kıvrak bir şekilde dile getirebilmelidir. Dücane Cündioğlu bunu çok iyi başarıyor eserinde.

“Tutkun yoksa yoksun!” (s.10)                                     

“Yaşamdan payını eksiltmeyi göze alamayan ne düşünceden ne sanattan pay alabilir.”  (s.61)

“Dünyayı bir tek kendinden ibaret zanneden, sözcüklerin de bir tek anlamı olduğunu zanneder.”   (s.102)

“Çok kitap okuma, iyi bir kitabı çok oku!” (s.120)   

“Bazı fiillerin her iki hali de güzeldir. Sevmek-sevilmek, hatırlamak-hatırlanmak, bağışlamak-bağışlanmak. Güç olan ilkiyle yetinmektir.” (s.127)

Cümleleri alt alta yazıldığında bir bilgelikler metni oluşturabilecek olan, derin anlamlı cümleler, tıpkı bir yapbozun parçaları gibi, bir araya gelince insanı var ediyorlar ve insanın türlü hallerine giden yolun giriş izni, birer parola oluyorlar.

“Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder.”  (s.124)
“Sahilsizim.”     (s.130)
“Ne mutlu insanım diyene!”  (s.91)


Sormak bilgiye, bilmeye, bilgeliğe giden yolun ilk adımıysa, zihnini, nefsini terbiye etmek için yürümeye devam etmek, yolun insanı olgunlaştırıcı etkisine bırakmak gerek kendini. Hakikatin peşinden gidenin gemileri yakması, bilginin okyanusunda sahilsiz kalmayı göze alması gerek. Bir şey bilmediğini bildiğinde, o sonsuz ummana daldığında “İnsanım.” diyebiliyorsan kendine, ne mutlu sana.

 Dücane Cündioğlu, Motto, Kapı Yayınları, 2016

Edebiyat Daima
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Gönderiler

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.

En Son Gönderiler

Popüler Yazarlar